Yıllar öncesi...
Yağmurlu bir sonbahar sabahıydı. Tarih 6 eylüldü. Başak sırasında defterine bir şeyler yazıyordu. Yazmak güzel bir şeydi ona göre. İçini dökerdi. 13 yaşına girmişti o gün.
O gün Başak'ın doğum günüydü.
Defterine "Bugün benim doğum günüm, ama kimse kutlamıyor," yazmıştı.
Bir anda yanına bir çocuk geldi. Adını bilmiyordu. Onun sınıfından değildi. Soru soran gözlerle çocuğa baktı. Çocuk:
"Doğum günün kutlu olsun."
Ardından arkasında sakladığı elini açtı ve Başak'ın sırasına beyaz bir gül bıraktı. Başak şaşırmıştı. Çocuğu tanımıyordu bile. Nasıl doğum gününü biliyordu? Tam ağzını açacakken çocuk koşarak sınıftan çıktı. Başak refleksle ayağa kalktığında çocuk çoktan kaybolmuştu. Sırasında ki beyaz güle baktı. Arkadan bir ses geldi:
"Mert sana çiçek mi verdi, Başak? Çok şanslısın."
En azından adını öğrenmişti. Arkadaşına döndü.
"Beni nereden tanıyor."
Kız güldü. "O herkesi tanır ama seni sevmiş belliki," dedi. "Yoksa çiçek vermezdi." Başak çiçekleri severdi.
Özellikle beyaz gülleri...
~
Oyunu bir süre daha devam ettirdik. Eğlenceli geçmişti. Saat geç olunca herkes evine gitti. Alperen'in de Mertle yaşadığını öğrendim. Yani o da karşı komşumdu.
Herkes gittiğinde bulaşıkları yıkadım ve kendimi banyoya attım. Sıcak suyun altına girdiğimde çok rahatlamıştım. Mükemmel bir histi.
Banyodan çıkınca boynuma bir ağrı girdi. Evdeki ağrı kremini boynuma sürdüm biraz. Pijamalarımı giyer giymez ise kendimi yatağa attım. Telefonuma bile bakmadan uyumaya karar verdim çünkü çok uykum vardı. Yatağa girdiğimde kedim Mandalina ayak ucuma yattı. Bende başımı yastığa gömdüm. Hayatın en güzel anları uykuya dalacağımız sırada hayallere daldığımız andır. Çünkü o anlarda yoğun ve mantıklı düşünmemiz gerekmez. Kendimizi zorlamamız, hayatı kafamıza takmamız gerekmez. Sadece bizi mutlu edip güldüren hayaller vardır. Huzurlu olduğum tek an bu andır.
Hayallere daldığım sırada gözlerim kapandı.
☆
Annem? Annem nerede?
O benden nefret etmemiş miydi?
Babam, o nerede? Babama götürün beni!
O beni terk etmişti, doğru.
Kardeşim, ikizim? Beni onunla tanıştıramaz mısınız?
Doğru, o ben doğunca ölmüştü.
Ailem nerede?
Karanlık bana "Ailen yok!" diye bağırdı.
Ailem yok, ailem yok, ailem yok.
☆
Uyandığımda nefes nefeseydim. Üzerime bir ağırlık çökmüştü. Rüyam beni paramparça etmişti. Nefes nefeseyken aynı şeyleri tekrarladım.
"Ailem yok!"
Sesim boğuk çıkmıştı. Bu kez daha gür bir sesle bağırdım:
"Ailem yok!"
Defalarca çığlık attım. Boğuluyordum. Ben ölüyordum. Gözlerimi açtığımda bir yüz gördüm.
Küçük bir kız çocuğu. Bana tebessüm etti. Tebessümünde hüzün vardı. Çığlık attım.
"Uzak dur!"
Kız çocuğu daha net belirdi. Bu sefer fark ettim. Bu bendim. Bu benim küçüklüğümdü. Yavaşça doğrulup ayağa kalktım. Boğazımı tuttum. Boğuluyordum. Ölüyordum. Odamdan çıkıp banyoya ilerledim. Ama daha banyonun kapısına gelmişken gözlerim kararmaya başladı. Tam o an bugünün tarihini hatırladım.
6 eylül.
Gece yarısını geçiyordu saat.
Bugün benim doğum günümdü.
Gözlerim kararırken bilincimi kaybettim...
~
Mert ve Alperen salonda oturmuş konuşuyorlardı. Genelde iki kuzenin konuşmalarından kahkahalar eksik olmazdı. Ancak saat gece yarısına gelecekti. Komşular rahatsız olmasın diye sessizce gülüyorlardı. Ama gülüşleri yan daireden gelen seslerle bıçak gibi kesildi.
"Uzak dur!"
İkisi birbirine baktılar. Mert:
"Ne sesi sence?"
"Ne bileyim? Film filan izliyordur herhalde."
"Gidip bakalım mı?"
Tekrarlanan sesler Mert'i haklı çıkardı.
"Uzak dur!"
Alperen isteksizce başını salladı. Aynı anda ayaklandılar. Yan dairenin kapısına geldiklerinde zili çalacakları sırada üst kattan Harika'nın da geldiğini gördüler. Genç kadın yüzünde endişeli bir ifadeyle onlara baktı. Alperen:
"Sesler sizi de mi endişelendirdi?"
"Evet, zili çalsanıza."
Zili çaldılar. Uzun bir süre beklediler ama kimse gelmedi. Mert:
"Kapıyı mı kırsak?"
Alperen gözlerini büyüttü. Harika:
"Evet! Kıralım! Hadi!"
Alperen şaşkınlıkla ona baktı. İkisi bakışırken kapının kırılma sesi duyuldu. Mert düşünmeden kırmıştı. İçeri girdiklerinde ise korkunç bir manzarayla karşılaştılar.
Başak banyonun girişinde yerde yatıyordu. Nefes almıyor gibiydi.
Sessizlik. Gergin nefesler. Harika'nın çığlığı bunu böldü. Tüm komşular kapıya döküldü. Mert hızlı adımlarla yerde yatan kadının yanına gitti, nefes alışlarını kontrol etti. Sonra onu sarsmamaya dikkat ederek kaldırdı ve kadını kollarındayken dışarı çıkarttı.
O sırada Alperen neredeyse ağlamaktan nefes almayı unutan Harika'nın yanına gitti. Genç kadın yaşadığı şokun etkisiyle çığlık atarak ağlıyordu. Bahçeye gittiklerinde ambulans kapıdaydı. Mert ambulansa binerken Harika da Alperen'in yardımıyla bindi.
Saat gece yarısını geçmişti.
Tarih 6 eylüldü.
~
Luzianız geldi. Bugün benim ve Başak'ın doğum günü. İkimizin de doğum günü kutlu olsun Başak..
Oylamayı, beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın!


