İçeriğe geç

GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA

Bölüm 16 · 3 dk okuma

GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA

Bölüm 16

DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI

Yıllar öncesi...

Başak Sönmez yetimhanenin bahçesindeki bankta oturuyordu. Elinde kalemi önünde defteri vardı. Her zamanki gibi hikayeler yazıyordu. Ama defterinin son sayfasına yaklaşmıştı. Yirmi sayfası kalmıştı en fazla ve kısa zamanda bitecekti. O yazı yazarken yetimhanenin hemen önünde içeri giremeyen bir çocuk olduğunu fark etti. Çocuğun onu izlediğini anlaması zaman almadı. Tatlı birine benziyordu ve oldukça masumdu. Kocaman bir tebessümle Başak'ı izliyordu. Başak ilk başta tepki vermedi ama üzerinde bakışların olması hoşuna gitmemişti. Sonunda bakmaya karar verdi. Güvenlik yüzünden dışarı çıkamıyordu. Dışarı çıkmadan bir adım geride durdu. Çocuğun tam önünde. Aralarında çıkış kapısı vardı sadece. Çocuk güzelce tebessüm etti. Başak soru soran bakışlar attığında "Doğum günün kutlu olsun," dedi.

Başak şaşkınlıkla ona bakarken çocuk ona kırmızı bir verip koşmaya başladı. O gün aldığı ikinci çiçekti. İki tanımadığı çocuk onun doğum gününü kutlayıp çiçek vermişti ve kaçmıştı. Biri kırmızı, biri beyaz...

~

Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda kendimi bir hastane odasında başımda üç kişi beklerken buldum.

Ağlamaktan gözleri şişmiş Harika.

Endişeli bir ifadeyle beni izleyen Mert Ateş.

Ve oldukça rahat ve umursamaz bir havada uyanmamı bekleyen Alperen.

Ne olmuştu? Hiçbir şey hatırlamıyordum. Sadece başım ağrıyordu. Yavaşça doğrulmaya çalışıp "Harika," diye sayıkladım. Üçünün de gözleri bana dönünce midem bulanmaya başladı. Harika hemen yaklaştı.

"İyi misin, Başak?"

Başımı olumlu anlamda salladığımda konuşmaya gücüm yetmedi. Mert bana baktığında endişeli ifadesinin yerini bir tebessüm aldı ve "Geçmiş olsun," dedi. "Daha iyi misin?" Soru soran bakışlarla "Evet," dedim ve dün gece neler olduğunu sordum. Harika:

"Uyku felci geçirmişsin ve banyoya giderken bayılmışsın."

Ah! Hatırlamıştım.

"Doğum günün az kalsın ölüm günün ölüyordu."

Bunu Alperen söylemişti. Ters ters baktığımda "Alt tarafı uyku felci ve baygınlık," dedim. Alperen güldü ve oldukça rahat bir tavırla "Geçmiş olsun," dedi. Bir saniye.. Alperen benim doğum günümü nereden biliyordu? Harika:

"Bugün mükemmel bir parti vereceğim. Doğum gününü en iyi şekilde kutlayacağız!"

Başımı iki yana salladım. "Gerek yok." Alperen:

"Bence var. Doğum günü kutlamak için vardır."

Gülümsedim.

~

Taburcu olmuştum. Hastaneden eve gittiğimde Harika benimle kalıp bana sıcak bir çay yaptı ve çorba yaptı. Yemek yapmayı sevmemesine rağmen.

Partiye gerek olmadığını söylesemde beni dinlemedi. Tüm arkadaşlarımızı aradı. Kendi evinde benim için parti verecekti. Harika cidden Harika'ydı.

Ne kadar ısrar etsemde kabul etmedi ve beni dinlenmem için odama gönderdi. Evi batıracağından emindim. Yemekleri benim evimde yapacak ve partiyi kendi evinde verecekti.

Odama gittiğimde yatağıma uzandım. Kendi hayallerim beni her şeyden uzaklaştırıyordu. Bazen hayattan bile. Yavaşça uykuya daldım.

☆

Küçük bir çocuk gördüm. Bir erkek çocuğu. Elinde beyaz ve kırmızı gül tutuyordu. Daha önce gördüğüm yüzlerin karışımı gibiydi. Sanki çok sevdiğim biriydi. Çocuk bana doğru yürüdü ve ikisini de bana uzattı.

"Birini al."

"İkisini de çok severim. Neden seçmek zorundayım?"

"Çünkü iki kişiye aynı anda aşık olamazsın."

"Kimseye aşık olmak istemiyorum."

Çocuk gülümsedi. "Bu istemsizce olur."

Elime ikisini de verdi. Şaşkınlıkla ona baktım. Çocuk:

"Vakti gelince karar verirsin."

Uzaklaşmaya başladı. Peşinden gitmedim, gidemedim.

☆

Uyandığımda neler olduğunu anlamamıştım. Günlerdir çok tuhaf rüyalar görüyordum. Anlamı neydi bunun?

Düşünmeye fırsatım olmadı çünkü odama aniden giren Harika beni çağırıyordu. Yüzünde bir tebessüm vardı. Kaç saattir uyuyordum acaba? Harika:

"Koltuğunun üzerindeki beyaz elbiseyi giy ve üst kata gel canım."

Kaşlarımı kaldırdım. Rüyanın etkisiyle her şeyi unutmuştum. Harika gittiğinde yataktan kalktım. Koltuğun üzerinde çok güzel, beyaz bir elbise vardı. Üzerinde kırmızı güller olan bir elbise. Kıyafetlerimi çıkartmaya başladım.

~

Harika'nın kapısı açıktı. İçeriye girdiğimde zifiri karanlıkta kaldım. Işıkları bulamayınca salona yürümeye başladım. Bir yandan da Harika'ya sesleniyordum. Salona girdiğimde ise birden patlayan bir alkış ve konfetilerle irkildim ve yerimden sıçardım. Işıklar açılmıştı. Tüm tanıdıklarım oradaydı. Herkes beni gülen yüzlerle izliyordu. Gözlerim doldu. İlk baktığım üç kişi ise Harika, Mert ve Alperen'di.

Tekrar hatırladım, bugün benim doğum günümdü.

Bölüm sonu

5 yorum