Keyifli okumalar dilerim. Luzianız gider..
~♡
Arabama gelen sert darbeyle bakışlarım arkama yöneldi. Arabayı Harika kontrol ediyordu. Baktığımda ikinci bir şok yaşadım.
Mert Ateş.
Yeni komşumda buradaydı. Mert bana baktığında gülümsedi. Göz kırptı ve bizim önümüzdeki arabaya doğru baktı.
Beni takip eden adamın olduğu araba.
Ben daha yaşadığım şokları atlatamamışken Harika'nın Mert'in arabasına arkadan vurup onu köşeye sıkıştırması daha çok sarsılmama neden oldu. Harika:
"Öyle değil böyle çarpılır!"
Kahkaha attığında Mert'in de güldüğünü gördüm.
"Tebrik ederim üst komşum, sen kazandın!"
O sırada arkadan bir araba da bize tosladı. O adamın arabası olduğunu tahmin etmek zor değildi. Adam bağırdı:
"Kuzenim kolay lokma, isterseniz beni de sıkıştırmayı deneyin."
Kuzen? Mert'in kuzeni bu adam mıydı? Benim günlerdir karşıma çıkan ve tebessümüyle beni ürkütüp giden kişi, bu akşam Mert'le birlikte çay içmeye davet ettiğim kişi miydi? Az kalsın bayılacaktım. Ama Harika'nın bağırması sayesinde kendime geldim.
"Demek kuzensiniz! Seninde onun kadar saf olduğunu biliyorum!"
Ben daha tek kelime edememişken Harika bizim arabamızı onu üstüne sürmeye başladı. Tam çarpacakken ise hızlıca yana çekildi. O ana kadar Mert'in bizi sıkıştırmak için arkadan geldiğini fark etmemiştim. Harika yana çekilince ise Mert'in ve kuzeninin çarpışmasını izledik. Ama bizde aniden yana çekilince sarsıldık. Tam o sırada çığlığı bastım:
"Ah!"
Harika, Mert ve kuzeni kahkaha attığında ben şaşkınlıktan bayılmak üzereydim. Mert:
"Bizi fena taklaya getirdin. Ama artık inelim isterseniz. Başak hanım bayılmak üzere."
Sonunda biri beni düşünmüştü!
~
Çarpışan arabalardan indiğimizde başım dönüyordu. Harika'nın desteğiyle yürüyordum. Benim diğer yanımda ise Mert ve kuzeni vardı. Konuşmalardan onun adının Alperen olduğunu öğrendim. Herkes hâlâ gülüyordu. Ama Alperen'den her zamanki ürkütücü gülüşü beklerken normal bir insan gibi güldüğünü görmek beni şaşırtmıştı.
Kendimize hamburger aldık ve bir yerde oturup yemeye koyulduk. Bu sırada benim gözlerim Alperen'in üzerindeydi. Adamda çözemediğim bir şey vardı. Tuhaf biriydi. Gözlerinde hepimizden daha farklı bir duygu vardı ama anlamlandıramıyordum. Mert, Alperen ve Harika baya tanışıp kaynaştılar. Bende sohbete katılıp adapte olmaya çalışsam da kendimi Alperen'e bakmaktan alıkoyamıyordum. Bende ki gerginlik Harika'nın dikkatini çekmişti. Beni dürtüp "Hamburgerini yesene" dedi. Ama bunun hamburgerimle değil, hiç konuşmamamla ilgili olduğunu gözlerinden anladım. En sonunda benim de ağzımdan birkaç söz döküldü.
"Saat geç. Benim size çay davetim var. Eve gitmeye ne dersiniz?"
~
Eve gelmiştik. Harika her zamanki gibi çay servisine yardımcı olmak yerine gidip Alperen ve Mert'le oturdu. Ben çayları salona götürdüğümde kimse konuşmuyordu. Herkese çay verdikten sonra kendime kahve aldım ve yerime oturdum. Mertle göz göze geldim. Bakışları beni rahatsız etmemişti. Aksine huzurlu ve güvenliydi. Göz temasını ikimizde bozmadık. Mert:
"Siz ne iş yapıyorsunuz?"
"İkimizde göz doktoruyuz. Aynı hastanede çalışıyoruz hatta."
Harika ekledi:
"Sizin mesleğiniz ne?"
İlk Alperen cevap verdi:
"Ben yazılımcıyım."
Benim bakışlarım tekrar Mert'e döndüğünde onun zaten beni izlediğini gördüm.
"Sen ne iş yapıyorsun?"
"Savcıyım."
Kaşlarım havalandı. Mert ise buna şaşırmış olacaktı ki "Ne o?" dedi. "Yakıştıramadın mı yoksa?" Hemen başımı iki yana salladım. "Hayır," dedim. "Ama sende hukukçu değilde mühendis tipi filan var." Gülümsedi. Mutluluktan uzaktı. Harika:
"Bence de mühendis tipi var. Ama boşversene. Hukuk iyidir."
Uzun bir süre ortama sessizlik hakim oldu. Sonunda Alperen:
"Oyun oynayalım mı?"
Mert:
"Oğlum çocuk gibisin. Ne oyunu Allah aşkına?"
Harika ellerini çırptı.
"Yaa! Evet! Doğruluk mu cesaret mi oynayalım mı?"
Ben bu oyunu pek sevmezdim. Ama Harika bayılırdı. Alperen onayladığında Mert ve ben kararsız kalmıştık. Sonunda bizde kabul ettik. Harika şu şişesini verdi. İlk Mert çevirdi.
Alperen bana soruyordu.
Yutkunduğumda beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu henüz anlayamamıştım. Alperen:
"Doğruluk mu cesaret mi?"
"Doğruluk."
Biraz düşündü.
"En mutlu olduğun an?"
Düşünmeden cevapladım. "Üniversite sınavını kazandığımı öğrendiğim an."
Alperen küçümseyen bir bakış attı. Bakışları "bu kadar basit mi" der gibiydi.
Bu sefer şişeyi ben çevirdim. Mert Harika'ya soruyordu.
"Doğruluk mu cesaret mi?"
"Doğruluk."
"En büyük pişmanlığın?"
Harika cevaplamak için pek düşünmedi. "Annemin cenazesine gitmemem."
Bunu biliyordum. Harika kötü bir çocukluk geçirmişti ve bunun sorumlusu annesiydi. Sadece bunu biliyordum. Geri kalanı anlatmıyordu. Alperen ve Mert'in bu konu hakkında soru soracağını düşündüm ama bir şey demediler.
~☆
Luzianız geldi. Yalnız Başak çarpışan arabalar kısmında arkadaş grubunda dışlanan kişi gibi durdu hsjsusn. Baya güldüm ama sonlara doğru üzüldük dimi? Neyse. Hepinizi seviyorum. Beğenip, oylamayı ve yorum yapmayı unutmayın🤍 seviliyorsunuzz

