--- 3. Bölüm – “Aras koruyucu mu ?” Okulun ikinci haftası başlamıştı ama 9-B sınıfında her şey hâlâ yeni, hâlâ tam yerli yerine oturmamış gibiydi. Lina gizemli rüyalarla boğuşuyor, Elara sürekli bir şeylerin değişeceğini hissediyor, Atlas Lina’daki garipliği anlamaya çalışıyor, Melissa ise her zamanki enerjisiyle dersi bölmeye devam ediyordu. Okulun arka bahçesindeki bankta Melissa, Atlas ve Aras, her zamanki gibi teneffüsü birlikte geçiriyordu. Melissa sırt çantasını dizlerine çekmiş, Aras ayaklarını sallayarak çimenlerle oynuyor, Atlas ise dizlerinin üzerinde açık bir kitap tutuyordu. Kitap, koruyucuların eski kayıtlarından derlenmiş kalın bir el yazmasıydı; Atlas onu okul çantasından gizlice getirmişti. Melissa sık sık kitabı elinden almasını istiyor, Atlas ise her seferinde “Bir dakika daha” diyerek okumaya devam ediyordu. Aras başını çevirip kitabı süzdü. “Yine mi o gizemli kitap? Ne var onda bu kadar ilginç?” Atlas omuz silkti. “Bilmiyorsun ama… bazı şeyler düşündüğümden farklı çıkıyor. Sanki bazı kurallar tam yazıldığı gibi değilmiş.” Melissa kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?” Atlas kitabın bir sayfasını parmağıyla işaret etti. “Burada diyor ki: ‘Bir kişi koruyucuların sırrını öğrenir ancak hafızası kapanmazsa, o kişide uyuyan bir yetenek olabilir.’” Aras güldü. “Uyuyan yetenek mi? Hadi ama Atlas, bana mı gönderme yapıyorsun? Ben tamamen normal bir insanım.” Melissa sessiz kaldı. Çünkü o da Aras’ın sırrı öğrendiğinde hafızasının kapanmamasını hâlâ anlayamamıştı. Kurala göre, Aras’ın o an her şeyi unutması gerekirdi. Ama unutmadı. Hiçbir şey olmadı. Aras çimen koparıp havaya attı. “Sormak istediğim şu: Madem kural böyle… ben neden unutmuyorum? Siz ikiniz koruyucusunuz, ben değilim. Mantıklı olan benim hatırlamamam, değil mi?” Atlas kitabı kapattı, bakışları ciddileşti. “İşte tam da bunu anlamaya çalışıyorum.” Aras, Melissa’ya baktı. “Bu arada… size bir şey söylemek istiyorum. Biliyorum çoğu kişi bilmiyor ama artık saklamanın anlamı yok.” Melissa bir an gerildi. Çünkü bu konu, aralarında kimsenin bilmediği en büyük sırdı. Aras devam etti: “Melissa’yla… üvey kardeşiz.” Bankın üzerindeki sessizlik bir anda ağırlaştı. Atlas şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Ne?! Bunu bana niye hiç söylemediniz?” Melissa derin bir nefes aldı. “Çünkü bizi aynı aile gibi görenlerin sorularından bıkmıştık. Üvey olmak… bazen gereksiz drama çıkarıyor. Biz gerçek kardeş gibiyiz, o yeterli.” Aras başını salladı. “Aynen. Hem bizim için bir şey değişmiyor. Sadece… artık saklamayalım dedik.” Atlas ikisini de birkaç saniye izledi. “Peki… bu durum koruyuculukla ilgili olabilir mi?” Aras kaşlarını kaldırdı. “Ne alaka?” Atlas kitabı tekrar açtı ve okumaya başladı: “Bazı aile bağları, kan bağı olmasa bile ruh bağıyla birleşebilir. Böyle durumlarda koruyucu enerjisi bir kardeşten diğerine geçebilir.” Gözlerini kitabından kaldırdı. “Belki… sen de o yüzden hafızanı kaybetmedin.” Aras güldü. “Atlas, ben sıradan bir lise öğrencisiyim. Üvey kardeş olduk diye süper güç mü kazanacağım?” Melissa bile tereddüt etmişti. “Belki de… Atlas bir şeyin peşindedir. Bir ihtimal.” Atlas parmağını sayfada gezdirdi. “Burada bir şey daha var… ‘Eğer birinin içinde uyuyan bir güç varsa, bu kişi koruyucu kitabının eski metinlerine dokunduğunda enerjisi tepki verebilir.’” Aras, merakla kitabı eline aldı. “Buna mı tepki verecekmişim?” Atlas onu dikkatle izledi. “Sadece denemek istedim.” Aras kitabı tutar tutmaz sayfanın uçları hafifçe titreşti. Melissa nefesini tuttu. Aras gözlerini kısıp kitaba baktı. “Bu… hep böyle miydi?” Atlas fısıldadı: “Hayır.” Aras şaşkınlıkla kitabı bıraktı. “Ne oluyor?” Melissa yanına yaklaştı. “Aras… belki gerçekten—” Aras elini kaldırdı. “Bekleyin. Ben koruyucu filan olamam.” Atlas sessizce söyledi: “Belki de çoktan oldun, ama henüz bilmiyorsun.” Aras’ın gözlerinde beliren karışıklık, aslında hikâyenin yeni başladığını gösteriyordu. ---
Bölüm 4
Aras koruyucu mu?
Bölüm sonu
3 yorum
Çok iyi
1YanıtYazı dilini beğendim baya güzel olmuş Arasın koruyucu olduğuna şaşırdım
1YanıtYazı dilini beğendim baya güzel olmuş Arasın koruyucu olduğuna şaşırdım

