--- BÖLÜM 2 – İlk Çatlaklar Lina okula başladığı ilk günden sonra eve döndüğünde kendini garip bir yorgunluk içinde buldu. Oysa çok büyük bir şey olmamıştı… ama içinde bir ağırlık vardı. Sanki gün normal başlamış ama normal bitmemişti. Odası her zamanki gibiydi ama odaya girince buz gibi bir ürperti hissetti. Işığı açtı, derin bir nefes aldı. “Saçmalama Lina,” diye mırıldandı. “Sadece ilk gün heyecanı.” Ama gecesi pek öyle olmadı. O gece rüyasında gökyüzünü gördü. Karanlık bir gökyüzü… ama yıldızların arasında mavi bir çizik vardı. Sanki biri kalemle gökyüzünü yarmış gibi. O çizikten hafif bir ışık çıkıyor, ışık Lina’ya doğru eğiliyordu. Işık yaklaştıkça bir fısıltı duydu: “Uyan… zaman geliyor.” Lina irkilerek uyandı. Kalbi hızlı hızlı atıyordu, alnı ter içindeydi. Odada hiçbir şey yoktu ama rüya gerçek gibiydi. Çok gerçek. Sabah kahvaltıya indiğinde mutfak gerilimliydi. Annesi ve babası birbirine kısa, sert cümlelerle konuşuyordu. “Ben sana kaç kere dedim—” “Hayır, sen anlamıyorsun. Böyle gitmez.” Lina sandalyesine oturdu, kaşığını eline aldı ama iştahı yoktu. Onlara baktığını fark eden annesi gülmeye çalıştı. “Bir şey yok tatlım, sadece yorgunuz.” Ama Lina artık küçücük bir tartışmayı bile anlıyordu. Son zamanlarda aralarında hep bir şeyler vardı. Fısıldamalar… kapı kapanma sesleri… kısa bakışmalar. Kahvaltıyı hızlıca bitirip okul yoluna çıktı. Belki Elara’yla konuşmak iyi gelirdi. Parkta buluştuklarında Elara hemen fark etti. “Yüzün solmuş. İyi misin?” Lina tereddüt etti. “Biraz kötü uyudum. Tuhaf rüyalar görüyorum.” “Elara” ciddileşti. “Dün söylediğim şeyi hatırlıyor musun? Bir şey olacak gibi demiştim…” Lina başını salladı. “Evet ama rüya işte.” Ama ikisi de rüyanın rüyadan biraz fazla olduğunu hissediyordu. Okula vardıklarında sınıfları artık oturmuştu. 9-B sınıfına girdiklerinde Melissa onları el sallayarak karşıladı. Atlas da masasına dayanmış, telefonuna bakıyordu. Derin kapıdan seslendi: “Bugün çok enerjik hissediyorum! Yeni sınıf, yeni hayat!” Sınıf gülümsedi ama Lina gülümseyemedi. Gözleri bir an tavana kaydı. Tavanda ince bir ışık çizgisi gördüğünü sandı ama tekrar baktığında yoktu. “Sanırım uykusuzluktan görüyorum,” diye düşündü. Dersler başladığında Lina konsantre olmakta zorlandı. Öğretmenin sesi bazen uzaklaşıyor, bazen yakınlaşıyor gibiydi. Bir ara camdan dışarı bakınca gökyüzünde rüyasındaki mavi çizginin minik bir izini gördü. Bir anlığına sadece o çizgi belirginleşti… sonra bulutlar arasında kayboldu. Ders bitince Elara hemen yanına eğildi. “Yine mi gördün?” Lina dudaklarını ısırdı. “Evet… ama bunu kimseye söyleme.” Öğleden sonra kantine indiler. Atlas sütünü içerken Lina’nın dalgınlığını fark etti. “İyi misin? Dünden beri bir garipsin.” Lina kaçamak bir gülümseme verdi. “Uyumadım pek.” Ama Atlas bırakmadı. “Bir şey olursa söyle.Aynı sınıftayız artık.” Lina şaşırdı. Atlas’ın bu kadar dikkatli olduğunu bilmiyordu. Gün bittiğinde herkes evine dağıldı. Lina yolda yürürken rüyayı tekrar düşündü. O ışık… o fısıltı… “Uyan… zaman geliyor.” Gece olunca yatmadan önce perdeleri kapatırken tam dışarı baktı. Gökyüzünde bir yıldız aniden parladı. Normal bir parıldama değildi. Kısa, keskin, mavi bir ışık… Lina’nın boğazı düğümlendi. O an içinden bir ses geçti: “Bu sadece başlangıç.” ---
Bölüm 3
İlk Çatlaklar
Bölüm sonu
2 yorum
Ama çok kısaa.
1YanıtAma çok kısaa.
