İçeriğe geç

GÖKYÜZÜ SESSİZ KALDIĞINDA

Bölüm 2 · 3 dk okuma

GÖKYÜZÜ SESSİZ KALDIĞINDA

Bölüm 2

YERYÜZÜ İLE GÖKYÜZÜ ARASINDA

"Savaşı durdurmak için Tanrı tarafından indirilen iki tanrıça insanlar ile aeralynları birbirinden ayırmış. İnsanlar yeryüzünde kalırken aeralynlar gökyüzünde sihirli bir evren olan zephyreath'e gönderilmiş." sözümü bitirdiğimde notlarımdan beni takip eden Serath'a baktım.

Bugün seçmeli dersim olan efsaneler ve destanlar dersimin vizesi vardı. Tekrardan notları aklımdan anlatmak son çalışma için gayet iyi bir yoldu. Serath sonunda kağıtlardan başını kaldırdı ve bana baktı.

"Bunların gerçek olduğuna inanmak tamamen saçmalık." dedi kağıtlara tekrar bakarak. Yanına yaklaştım ve ona verdiğim notları elinden çekerek, üstünde yazanlara tekrardan göz gezdirdim. "Gerçek olduğuna inananlar da var inanmayanlar da var. İnanmak eğlenceli olsa da bu benim sınavım. Senin deyiminle gerçek olmayan sihirli varlıkların özelliklerini ezberlemem gerek."

Serath gülerek başını iki yana salladı ve oturduğu yerden ayaklandı. "Pekala, öyle olsun. Seni okula bırakmamı ister misin? Sınav bittikten sonra da bu akşam olan tutulmayı izlemek için okulun oradaki tepeye çıkarız." başımı notlardan kaldırarak onun ela gözlerine baktım.

"Olur ama Elrion ile Nesyra bize katılacak mı?"

"Geleceklerini söylemişlerdi."

İkimizde kafenin önündeki arabasına doğru yürümeye başladık. Önümden geçerek arabanın kapısını benim için açtı.

"Çok centilmensiniz Serath Bey ama ellerimi kullanabildiğim sürece buna gerek yok." dediğim şeye güldükten sonra o da arabanın içine yerleşti. Yol boyunca tekrar tekrar notlarımı okudum.

Zephyreath ve aeralynlar her ne kadar fazlaca ilgimi çekse de ben de onların varlığına inanmıyordum. Gerçek olsalardı ne olurdu bilmiyorum ama gerçeklerse onlardan biri olmamak sanırım beni üzerdi.

"Avenra?" yani aralarında en sıradan kişi bile olmak insan olmaktan daha iyi diye düşünüyordum. Her neyse onlar gerçek olmadığına göre böyle şeyler düşünmek mantıksızdı.

"Avenra!" Serath ismimi bağırır şekilde söylediğinde hafifçe yerimde sıçradım. Ona baktım.

"Efendim."

"İsmini bir kaç kez söyledim. Ne düşünmeye daldın?" gözlerini yoldan kısa bir süreliğine bana çevirdi.

"Dalmışım." diyerek kestirip attım.

"Okula yaklaştık istersen çantanı topla diyecektim." başımı sallayarak onu onayladıktan sonra notlarımı çantama tıktım. Tek istediğim bu sınavların hemen geçmesi ve bu lanet okuldan mezun olarak tarih öğretmeni olmaktı.

Okulun önüne geldiğimizde çantamı koluma geçirerek arabadan çıktım. Kapıyı kapatmadan Serath'a döndüm.

"Teşekkürler, getirdiğin için." Serath gülümsediğinde kapıyı kapattım. Derin bir nefes aldım ve okula döndüm. Sınavın yapılacağı yere telefonumdan baktıktan sonra ilerlemeye başladım.

Sınav kağıdı önüme geldiğinde ilk soruları güzelce cevapladım son soruda kadim ruhların yok oluşunu anlatmamız isteniyordu. Notlarımı aklımdan geçirdim ama böyle bir şey anlatılmamıştı. Kendi aklımdan mantık yürüterek bir şeyler yazdım.

Sınav bitikten sona rahatlamış bir nefes verdim. Kağıdı teslim ederek kampüse çıktım. Serath'ı arayarak ona haber verdim. Telefonuma bakarak onu beklemeye başladım.

Serath geldiğinde arabanın içinde Elrion ile Nesyra'nın da olduğunu gördüm. Yolcu koltuğuna oturduktan sonra arkaya bakıp ikisine gülümsedim.

"Sizi de uzun zamandır görmüyordum. Güzel oldu." beraber konuşarak tepeye vardık. Tepenin en yüksek noktası çoktan kalabalık olmuştu. Bu gece yaşanacak tutulma nerdeyse bir aydır konuşuluyordu.

İçeceklerimizi alıp, güzel bir yere oturduk ve beklemeye başladık.

"Bu tutulma neden önemliydi?" diye orataya bir soru yöneltti Elrion.

"Sanırım bir efsaneyle alakalıydı." Nesyra'nın dediğini onaylayan bir ses çıkardım.

"Dün sınava çalışırken görmüştüm. Aeralynlar ile ilgili bir tutulmaymış. Anma günü olduğu yazıyord-" daha sözümü tamamlayamadan çok büyük bir gürültü etrafta yankılandı. Ben ne olduğunu kavrayamadan etraftan çığlık sesleri duyulmaya başlandı. Sağ tarafıma döndüğümde Serath ve diğerlerinin orada olmadığını görmek beni daha da gerginleştirdi.

Oturduğum yerden ayaklanırken etrafa bakınmaya başladım. Arkamda bir ağırlık hissettiğimde o tarafa döndüm ama benim dönmemle üstüme düşen ceset yere devrildi. Bu manzara boğazımdan bir çığlık kopmasına sebep oldu. Tepeden inmek için var gücümle koşmaya başladım.

Etrafıma ölü bedenler yığılırken, onlara bakmadan koşmaya devam ettim. Nefeslerim birbirine karışıyordu, ciğerlerim yanmaya başlamıştı.

Koşarken yerde yatan ölü bir bedene takılarak yere düştüm. Kalkmaya çalıştığımda takıldığım kişinin Elrion olduğunu fark ettim. Bunun şokuyla tekrardan çığlık attım ve ayaklanmaya çalıştım ama kafamın arkasında hissettiğim acıyla yere yığıldım. Elimi kafamı gerisine attığımda sıcak bir sıvı ellerimi ıslattı. Elime baktığımda ise kanımla kirlendiğini gördüm.

Neler oluyordu? Hiç bir şey anlamıyordum. Saldırı mı düzenlenmişti yoksa ben mi deliriyordum? Çığlıklar hala yankılanıyordu ve bedenler yere yığılıyordu. Koşan insanlar yanımdan geçiyordu. Yerden güç alarak ayaklanmaya çalıştım ama başaramadım. Güçsüzlükle tekrardan yere düştüm.

Gökyüzüne baktığımda gecenin karanlığının yerini kırmızı bir gökyüzünün aldığını gördüm. Yanımdan kılıçlı bir adam geçtiğini görmemle birlikte kendi içimde delirdiğimi onayladım. Kan kaybına ve yorgunluğuna dayanamayarak gözlerimi kapattım. Bayılmadan önce son duyduğum Serath'ın ismimi haykırışıydı.

Bölüm sonu

4 yorum