İçeriğe geç

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 26 · 17 dk okuma

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 26

Pes etmemek

Masaya hakim olan yüklü sessizlik sinir bozucuydu. Ama kimsenin konuşmaya cesareti yoktu. Daha doğrusu kimse diyecek birşey bulamıyordu. Rafael yapmaması gerektiği halde Sidelya'nın gitmesine engel olmuş Zeus ise sözünü tutmamış hiçbir şey yapmamıştı ve Sidelya'nın Rafael ile kalmasına izin vermişti. Herkes iyi mi birşey yaptık kötü mü? Diye düşünse de bunu kimse dışından söylemeye cesaret edemiyordu.

"Tamam bu kadar sustuğunuz yeter Sidelya neden gitmek zorundaydı biri bana bunu söyleyebilir mi? Benden birşeyler saklamanızdan sıkıldım." Dedi Roselna yüksek sesle. Rafael iki saattir yere kilitlediği gözlerini kaldırıp Zeus'a baktı. Zeus da Rafael'in kızarmış gözlerine bakıp Roselna'ya açıklama yapma gereği duyduğu için ona döndü.

"Roselna, Sidelya bir kahin. Kahinlerin her zaman peşinde binlerce düşman vardır çünkü hepsi kahinlerin elindeki kehanete sahip olmak ister. Sidelya'nın burada kalması onun da büyülü âlemin de güvenliği açısından tehlikeliydi. Bu yüzden gitmesi gerekiyordu ama işler istediğimiz gibi ilerlemedi." Son cümleyi söylerken özellikle Rafael ile Sidelya arasında gezinmişti bakışları.

Sidleya burada kalmasının hata olduğunu düşünerek ayağa kalktı. Zeus haklıydı kendi ile birlikte herkesi tehlikeye atmaya hakkı yoktu.

"Sidelya lütfen." Dedi Rafael. Sidelya olduğu yerde mıhlanmış gibi durdu. Rafael'in sesini duyduktan sonra nasıl gidebilirdi ki? Rafael Sidelya'nın önüne geçip ellerini tuttu.

"Bu sefer seni bırakmadım, gitmene izin vermedim. Lütfen sen de beni bırakma." Dedi. Zeus Rafael'in hayatı boyunca kemsiyle böyle konuştuğunu görmemişti. Onun ilk defa duygusal yönünü görüyordu. Zeus da Roselna da.

"Rafael, Zeus haklı. Ben kendimle birlikte sizi de tehlikeye atıyorum. Hatta ben bütün büyülü âlemi tehlikeye atıyorum. Bencil değilim bunu yapamam." Dedi.

"Ben bencilim ama. Büyücülük gereği yapacak bir yok. Senin yanımda kalman için bütün büyülü âlemi tehlikeye atabilirim." Daha sonra arkasını durup Zeus'a baktı.

"Sende bir daha mantıklı tek kelime edersen seni..."

"Şşşştttt kızlar var." Diyerek Rafael'in cümlesini tamamlamasına izin vermedi Zeus.

Bakışları tekrar Sidelya'ya döndü.

"Sidelya yalvarırım kal." Dedi. Sidelya uzun uzun Rafael'in gözlerine baktı. Bunu göze alabilecek miydi? Sonuçta Rafael'in de hayatı kendisi yüzünden tehlikeye girecekti.

"Kalacağım ama bir şartım var." Dedi Sidelya.

"Emrin olsun kızım ne şartı." Dedi Rafael gülerek.

"Yalakalık yapma Rafael ciddiyim ben." Rafael gülüşünü sildi yüzünden.

"Tamam ne yaparsam kalırsın." Dedi. Sidelya derin bir nefes aldı.

"Eğer büyülü alem tehlikeye girerse ilk kendini ve diğer büyücüleri kurtaracaksın. Hiçbir zaman kurtarma konusunda önceliğin ben olmicam." Dedi kesin bir şekilde. Rafael'in bakışları ciddileşti.

"Olmaz. Başka bir şey dile."

"Rafael bana söz ver kapı hemen yurda çeker giderim." Dedi tehdit edercesine.

Rafael Sidelya'nın arkasında duran Zeus'a baktı. Yorumsuz gibi duruyordu.

"Tamam söz veriyorum." Sonuçta o bir büyücüydü. Büyücüler hiçbir zaman sözlerini tutmazdı. Şimdi Sidelya'yı burada tutmak için söz verebilirdi sonuçta tutmalacaktı.

"Rafael neden kalmamı istiyorsun?" Dedi Sidelya.

"Aşığım." Dedi Sidelya'nın gözlerinni içine bakarak. Sidelya o an Rafael onun ruhuna bakıyormuş gibi hissetti. Bakışlarının yoğunluğu sözlerini destekler gibiydi.

"Fazla mı etkileyiciydi?" Dedi Rafael sırıtarak. Sidelya utanarak gözlerini kaçırdı. Rafael memnun bir şekilde Sidelya'nın kendine çekip sıkı sıkı sarıldı. Başına bir öpücük kondurdu.

"Rafael." Sidelya Rafael'in yüzünü görmek için başını kaldırdı.

"Buyur."

"Biz şimdi seninle sevgili miyiz gerçekten?" Diye sordu. Rafael gülerek baktı.

"Çıkma teklifi etsem kabul edeceğinin garantisini mi almış oldum ben şimdi?" Dedi. Sidelya Rafael'den uzaklaştı.

"Soru sordum öyle bir şey söylemedim."

"Yanlız sevgilisi olmayanlar var kıskanıyoruz." Dedi Roselna.

"Şüpheli." Diyer mırıldandı Zeus gülerek. Roselna ona gözlerini kocaman açarak baktı.

"Herşeyi kıskanma." Dedi Rafael Roselna'ya. Daha sonra yine Sidelya'ya döndü.

"Edecek misin ki çıkma teklifi?" Diye sordu Sidelya umrunda değilmiş gibi yaparak. Rafael sırıtışını yüzünden silemiyordu.

"İster misin? Yapim mi?" Dedi gıcıklık olsun diye.

"Umrumda değil ne yaptığın." Dedi Sidelya gıcık olmuş gibi. Rafael çok uzatmamak gerektiğini düşündü. Sidelya yeterince gıcık olmuştu artık en büyük hayalini gerçekleştirme zamanıydı.

Sidelya'nın elinden tutarak önünde diz çökü. Sidelya Rafael'in ne yaptığını daha anlayamadan Rafael Sidelya'nın o bir yüzük kutusu uzattı. Mavi değerli taştan olan yüzüğe şaşkınlıkla baktı Sidelya.

"Sidelya benimle evlenir misin?" Bu teklif Zeus'un bile beklemediği birşeydi. Sidelya'ya yüzük aldığını biliyordu ama böyle bir evlilik teklifi yapacağını tahmin edememişti.

"Rafael sen ciddi olamazsın." Dedi Sidelya yüzündeki aptal sırıtışı silemeden.

"Hayatımda hiçbir zaman bu kadar ciddi olamadım ben." Dedi Rafael Sidelya'nın tepkisini gerçek bir gülümseme ile izlerken.

"Evet." Dedi Sidelya şaşkınlığını üzerinden atınca. Rafael'in parmağına taktığı yüzüğe baktı. Hala gerçek gibi gelmiyordu hiçbir şey. Birkaç saat önce Rafael'den ayrılacağı için hıçkıra hıçkıra ağlarken şuan Rafael Sidelya'ya ciddi ciddi evlenme teklifi etmişti. Sıkı sıkı sarıldı Rafael'e.

"Rafael sen beni göndermeyecek miydin? Neden bir yüzük aldın?" Diye sordu Sidelya şaşkınlıkla gülümserken.

"Bu yüzüğü aslında sana dün hediye olarak verecektim. Ama gitmediğin için ve seni asla bırakmayacağın için evlilik teklifine daha uyumlu olacağını düşündüm." Dedi.

"Hadi bunu kutlayalım dünyaya gidip dağıtalım azıcık." Dedi Zeus.

"Olur." Dedi Rafael.

"İstediğimi giyebilirim bence abiciğim." Rafael Roselna'ya ve Zeus'a baktı. Ne kadar ikisini aynı ortamda bulundurmak istemese de Sidelya Roselna ile iyi anlaşıyordu ve o gelmezse Sidelya da gelmek istemezdi.

"Bugüne özel tamam. Bir dahakine böyle birşey yapmam." Roselna mutlulukla ayağa kalkıp hazırlanmaya gitti. Zeus Roselna'nın mutlu olduğunu görünce yüzünde istemsizce oluşan gülümsemeye engel olamayarak Roselna'nın arkasından baktı.

"Zeus önüne dön." Dedi Rafael sertçe. Zeus yüzündeki gülümsemeyi hızlıca silip, Rafael'in kötü bakışları altında ayağa kalktı.

"En iyisi bende gidip hazırlanim. Her zamanki yerde buluşuruz." Diyerek dışarı çıktı Zeus.

"İyi ki hızlı çıktı yoksa onun Roselna'ya bakan gözlerini oyacaktım." Dedi Rafael sinirle. Sidelya'nın da elinden tutarak odasına çıktı. İçeri girip kapıyı kapattı.

"Evet bugün ne giymek istersin?" Dedi Rafael Sidelya'ya.

"Bilmiyorum pek anlamam insan kıyafetlerinden sen seç." Dedi Rafael'e. Rafael memnuniyetle asayı eline aldı.

"Zeus'un Roselna'ya yaklaşması bu kadar mı büyük sorun?" Diye sordu Sidelya merakla. Rafael ikisinin adını yan yana duyunca bile sinirlenmişti.

"Büyücüler kimseye gerçekten aşık olamazlar Sidelya. Zeus Roselna'ya mutlu edebilecek bir erkek değil." Sidelya'nın içine bir kurt düşmüştü.

"Ama sen bana aşık olduğunu söyledin." Dedi morali bozulmuş gibi.

"Doğru bazı istisnaları saymazsak." Sidelya memnun bir şekilde bakışlarını yere çevirdi.

"Peki büyücülerde bazı istisnalar var mı böyle?" Diye sordu.

Rafael gözlerini Sidelya'nın üzerinde gezdirip yere baktı. Yine canı sıkılmıştı.

"Babam." Dedi. Derken bile zorluk çekiyor gibiydi. Bakışlarını yerden kaldırıp Sidelya'ya baktı.

"Babam anneme çok aşıktı. Babam çok zeki bir adamdı ama annemin yanında affallıyordu. Onun anneme karşı aşkının azaldığı tek bir gün görmedim." Sidelya gülümseyerek dinledi hikayeyi.

"Umarım babana çekmişsindir." Diye bir espri yaptı. Rafael hiç hali olmadığı halde gülmeye başladı.

"Maalesef güzel kahinim. Babam kötü bir insandı. Ben babama çekmedim, onun kadar vicdansız ve insafsız değilim." Dedi.

Sidelya'yı elinden tutarak ayağa kaldırdı.

"Rafael baban ne yaptı? Adını bile söylerken zorlanacağın kadar, her hatırladığında nefret edecek kadar ne yaptı?" Diye sordu. Rafael sorudan kaçmak ister gibi sihirle Sidelya'nın üzerine kırmızı kısa bir gece elbisesi ile kırmızı topuklu ayakkabılar yaptı. Ama Sidelya'nın bakışları hala yanıt bekler gibi üzerinde geziniyordu.

"Sidelya gökleri ne kadar iyi biliyorsun?" Diye sordu Rafael. Sidelya anlamsızca baktı.

"Melekler, şeytanlar, vampirler, periler ve büyücüler." Diyerek kısa bir açıklama yaptı.

"Yanlış." Dedi Rafael. Sidelya Rafael'in ne saçmaladığını anlamaya çalışırken Rafael sihirle kendi kıyafetlerini de ayarladı. Sidelya'nın elinden tutup yatağa oturttu ve hikayeyi anlatmaya başladı.

"Sidelya bir zamanlar cadılar da vardı." Sidelya bunu bilmediği için şaşkınlıkla Rafael'e baktı.

"Nasıl?" Rafael derin bir nefes alıp istemese de anlatmaya devam etti.

"Büyücüler ve cadılar barış içindeydi. Çünkü büyücüler istedikleri üstünlüğe sahiplerdi. Cadıların gücü büyücülerin gücünden azdı. Daha sonra babam büyülü âlemin en güçlü büyücüsü seçildi. Acımasızdı benim babam. Büyücü olmanın hakkını fazlasıyla veriyordu. Cadıların zamanla büyülerini ve sinirlerini geliştirmesi onların büyücülerin gücüne ulaşmasına neden oldu. Ve babam bu durumdan hiç memnun değildi. Cadıları kendine tehdit olarak görmeye başladı ve cadılara habersiz bir savaş açtı. Bütün cadıları öldürdü. Kadın, çocuk, gerç, yetişkin hiçbirine acımadı. Cadıları tamamen yok etti. Daha sonra ise büyülü âlemin sınırlarını genişletip artık büyülü âlemin en güçlü büyücüsü olmak istemediğini dile getirdi durduk yere. Annemi de alarak büyülü âlemi tek etti. Yıllar sonra ise bana ve Roselna'ya bizim buraya değil büyülü aleme ait olduğumizu söyleyerek ikimizi de buraya getirip izini kaybettirdi. Roselna ne kadar babamı dinleyip büyülü alemden bir saniye bile ayrılmadı. Ben ise babamın bana yaşatmadığı özgürlüğü yüşümük için heryere gidip herşeyi yaptım. Babam saçma sapan kararlar verdi ve hiçbir açıklama yapmadı. Hiçbir zaman mantıklı bir açıklaması olmadı onun." Sidelya Rafael'in sözlerinden bile babasına karşı olan nefretini anlayabiliyordu.

"Rafael sizi bıraktığı için mi ona sinirlisin?" Rafael başını olumsuz anlamda salladı.

"Babam bizi bıraktığında yeterince büyüktüm. Ama yine de bu yüzden de sinirliyim. Ama ona asıl sinirli olmamın sebebi hiçbir şey olmamasına rağmen cadıları yok etmesi ve yine hiçbir açıklaması olmamasına rağmen büyülü âlemi bırakıp gitmesi." Dedi. Sidelya kafasını karıştıran soruyu yöneltti bu seferde.

"Rafael şuanda büyülü âlemin en güçlü büyücüsü sen misin?" Diye sordu. Rafael yine başını oluzmus anlamda salladı.

"Zeus ile ben. Sadece Zeus benim olduğumu daha sık dile getirdiği için çoğu kişi benim ondan daha güçlü olduğumu düşünüyor. Zeus da bu durumdan rafatsiz değil zaten. Ama kurallar gereği 2 hafta sonra Zeus ile herkesin gözünün önünde rekabet edeceğiz ve kazanan taraf büyülü âlemin en güçlü büyücüsü olcak."

"Bi nevi kral gibi mi?" Diye sordu Sidelya. Rafael olumlu anlamda başını salladı.

"İkimiz içinde fark etmez sonuçta aldığımız bütün kararları her zaman birbirimize danışırız ve her zaman birbirinimizin dediklerini yaparız." Dedi. Daha sonra Sidelya'nın elinden tutarak ayağa kaldırdı.

"Gidelim mi artık?"

"Gidelim."

*******

"Bahram kalkmayı düyünüyor musun?" Yatakta arkamı döndüm.

"Sapık mısın ya sen her zaman odama gizli gizli giriyorsun?" Dedim şikayet ederek. Alastor sabah sabah yanıma konuşmaya gelmiş ve uykumu bölmüştü. Normalde uykula düşkün biri değildim ama bugün uyumak istiyordum.

"Mal mısın kalk iki dakika konuşalım gideceğim zaten." Yorganı başıma çektim.

"Ya ben hergün seninle konuşmak zorunda mıyım git sonra konuşuruz." Alastor en yakın arkadaşım olduğuna göre onunla istediğim gibi konuşabilirdim.

"Tamam Alastor kalkmıyorsa bırak uyusun. Belli ki yorgun." Pandora'nın sesi miydi o?

"Yok değilim yorgun." Diyerek yorganı yavaşça üstümden atıp yatakta doğruldum.

"O zaman niye kalkmıyon?" Alastor'un sorusuyla Pandora'nın üzerindeki gözlerimi ondan ayırıp Alastor'a baktım.

"Sanane ya." Diyerek tekrar Pandora'ya döndüm.

"Seninle birşey konuşmam lazım." Dedi Pandora. Yatağa yaklaşıp karşıma yatağın kenarına oturdu. Bugün çok mu güzel olmuştu? Ne diyorum ben ya?

Alastor da masanın önündeki sandalyeyi alarak yanıma çekti.

"Bahram sen beni neredeyse üç aydır tanıyorsun aslında." Diyerek direk konuya girince şaşkınlıkla ona baktım. Şaka mı yapıyordu.

"Ne?" Dedim şaşkınlıkla. Alastor Pandora'ya baktı.

"Alıştıra alıştıra söyleseydin." Dedi hayıflanarak.

"O kadar sabrım yok benim." Dedi Pandora ve bana geri döndü.

"Bahram sen 1 ay cehennemde kaldın, biz seninle sevgili olduk, daha sonra cennete geri geldin ve ikimizi de birbirimizden uzak durmamızı söylediler sonra ne olduysa beni hatırlamıyorsun şuan." Beynimde şimşekler çakarken sürekli içimde bir boşluk hissettiğimi hatırladım. Başıma giden anlık baş dönmesi ile başımı geriye duvara yasladım.

Cehennemdeydem kırmızı gökyüzü, yağmur yağıyordu, ben... Ben Pandora'yı öpüyordum.

Anlık hatırladığım şey ile şiddetli baş ağrısını bastırmaya çalışarak Pandora'ya döndüm. İkisi de endişeyle bana bakıyordu.

"İyi misin?" Diye sordu Pandora. Bu sefer farkındalığın verdiği sinirle iyiyim demedim.

"Hafızamı sildiler." Dedim kendimden emin bir şekilde. Eğer bunu bana Alastor ve Pandora söyleseydi melekleri kötülediklerini düşünürdüm ama bunnu kendim farkına varmıştım. Pandora ile ilgili her anım hafızamdaki yerini geri alırken bana ciddi bir işkenceydi bu.

"Kim hafızanı sildi." Dedi Pandora kaşlarını çatarak.

"Melekler." Dedim. Melekler benim hafızamdan Pandora'ya ait olan kısmı silmişlerdi. Başka bir şekilde Pandora'ya hatırlamamam imkansızdı. İyi de melekler iyi değiller mi? Niye böyle birşey yaptılar ki? Melekler neden kötülük yapsın ki? Çok saçma bunun mantıklı bir açıklaması olmalı.

Beynimde şimşekler çakıyordu ve ben içimdeki sinir duygusuna hakim olamadığımı hissediyordum. Kırıp dökmek, bağırıp çağırmak, hesap sormak istiyordum. Hayır, hayır, hayır bunlar bir meleğin hissedebileceği türden duygular değil yapmamalıyım, duygularıma hakim olmalıydım.

"Bahram iyi misin birşey söylesene oğlum." Dedi Alastor. Başımı kaldırıp Alastor'a baktım. İkisi de merakla ve beklentiyle bana bakıyordu.

"Seninle ilgili herşeyi hatırlıyorum Pandora. Sadece ani bir farkındalık ve sihirin etkisi geçmeye başladığı için başıma ağrı girdi yine." Dedim. Sinirliydim de ayrıca.

"Sinirli misin?" Dedi Pandora zihnimi okumuş gibi.

"Ne alaka." Dedim sorudan kaçmak ister gibi.

"Elini sıkıyorsun." Yumrumuğu sıktığımı bu ana kadar fark etmemiştim. Saçlarımı ellerimle geriye attım.

"Bilmiyorum içimde büyük bir sinir duygusu var, zalimce bir sinir duygusu. Kırıp dökmek, bağırıp çağırmak, hesap sormak istiyorum." Dediğimde Alastor ve Pandora birbirlerine baktılar.

"Biliyorum sizde bir meleğin hissedemeyeceğim duygular olduğunu düşünüyorsunuz." Alastor elini omzuma koydu.

"Bahram şeytanlaşıyorsun." Dedi. Telaşla elini ittirip bağırarak cevap verdim.

"Saçma sapan konuşma gerizekalı. Ne şeytanı ne şeytanlaşması." Diyerek ayağa kalktım.

"Pandora eve git." Dedi Alastor ayağa kalkarken.

"Ama..."

"Eve git dedim."

"Hiçbir yere gitmiyorum."

"Pandora gitmezsen babama buraya geldiğini söylerim eve git." Pandora sinirle kalkarak hızla buradan uzaklaştı. Alastor kolumu tuttu.

"Bahram aşırı tepkiler vermeyi kes. Düzelmek istiyorsan önce farkında olmun gerekiyor." Dedi sakince.

"Benim düzelmem gereken bir mavzu yok." Dedim. Vardı ve bunu bende biliyordum ama kabul etmek zor geliyordu.

"Bahram düzelmen gereken bir mevzu var şeytani düşünüyorsun, şeytani davranıyorsun, şeytani duygular besliyorsun. Bir ay cehennemde kaldın bak bunlar olabilir şeyler senin yerinde olan herkes 5 günden fazla dayanamamış delirmişler. Sen güçlüsün bunu atlattın, atlatıcaksın." Söylediği şeyler aslında çok mantıklıydı ama bana çok saçma geliyordu. Bun sinir duygusu bütün bedenimi ele geçirmişti.

"Niye getirdin o zaman beni cehenneme? Madem böyle olacağını biliyordun niye benim cehennemde 1 ay kalmama izin verdin? Bana neden ordayken yardımcı olmadın da şimdi cennete gelmiş bana yardım etmeye çalışıyorsun." Alastor haklıymışım gibi sustu. Aslında haksız da sayılmazdım. Sonuçta Alastor beni cehenneme getirmesiydi şuan bu halde olmayacaktım.

"Haklısın özür dilerim. Ben senin benim en yakın arkadaşım olacağını tahmin edemezdim. Bana görev verdiler bende yaptım. Şuanda bu durumda olmanın sorumlusu benim biliyorum ama ben senin en yakın arkadaşınım ve bundan kurtulmana da yine ben yardımcı olacağım." Diyerek elini tekrar omzuma koysa da kolumu sertçe çekip elinden kurtuldum.

"Hiçkimse bana yardımcı olamaz, ne sen ne de o diğer melek bozuntusu arkadaşlarım. Hiçbiriniz bana yardımcı olamazsınız Alastor. Beni rahat bırakın, hepiniz." Diye bağırdım. Alastor beni cehenneme getirmesiydi bunlar olmayacaktı, ve o diğer melekler ise benim hafızamı silerek beni olmayan birşeye inandırmışlardı. Onlar benden daha da şeytanice davranıyordu. Ben şeytanlaşmamıştım zaten herkes kötüydü. Kendini iyi sanıyorlardı. Hiçbir şey göründüğü gibi değildi, hiçbir şey.

"Bahram bunları sinirinden söylüyorsun. Aslında böyle olmadığını sende biliyorsun." Sinirle iki adım daha geri gittim.

"Ben hiçbir şey bilmiyorum Alastor. Benim tek bildiğim şey herkesin herşeyi yanlış öğrettiği oldu. Beni rahat bırak." Dedim camı göstererek. Şuanda gitmesi ve beni sakinleşmem için yanlız bırakması gerekiyordu ama o yanımda kalmayı tercih etti.

"Bahram böyle yapma bu duygu seni delirtir yardımcı olmama izin ver. En azından Pandora'nın yanında olmasına izin ver." Pandora'nın adını duyduğum anda sinirim hızlıca silinmiş gibiydi. Camı işaret eden elimi indirip Alastor'a baktım. Pandora'yı işe karıştırana kadar kimsenin bana yardım edemeyeceğini düşünsem de Pandora'nın adı bile ilaç gibiyken kendisi nasıl şifa olmayabilirdi ki?

"Pandora... Hayır onu bu işe karıştırmicam." Dedim. Niye reddetmiştim bilmiyorum şuan içten içe vazgeç kabul et diye bağıran bir ses vardı.

"Niye Bahram? Niye herşeyi reddediyorsun?" Sinirle derin bir nefes aldım.

"Çünkü istemiyorum Alastor. Düzelmek istiyorum neye dönüştüğümün bende farkındayım ama kabullenemiyorum. Alastor farkında bile değilsin ben bunu saklamaya çalışıyorum. Kimse zayıf yönümü görsün istemiyorum, güçlü bir izlenim bırakmak istiyorum. Kimseden yardım isteyemem, kimseden birşey bekleyemem ben buyum. Kendim çözmek istiyorum melekler zayıf yönümü bilmesin istiyorum. Ben herşeyi saklamaya çalışıyorum." Dedim.

"Ama saklayamıyorsun." Diye bağırdı bu sefer Alastor. Şuanda sinirlenen taraf oydu. Saklayamasam illa ki birileri benimle bu konuyu konuşur diye düşünüyordum oysaki ben. Saklayamıyor muydum gerçekten?

"Hiçbir şey saklayamıyorsun Bahram. Sadece ben değil şeytanlar da o diğer meleklerde senin şeytanlaştığının farkında. Sana belli etmeden seni normal melek hayatına alıştırmaya çalışıyorlar çünkü biz sana belli etmeden seni şeytanların hayatına alıştırdık onlar da seni aynı yolla düzeltmeye çalışıyor. Farkında değilsin sadece aç gözünü artık herkes herşeyin farkında. Bahram sana diyecek tek bir şeyim var, en yakın arkadaşın olarak söylüyorum eğer birazcık hatrım varsa git ve meleklerden biriyle konuş bu konuyu eğer sana yardım edecek kimse kalmazsa emin ol ki her arkanı döndüğühde arkanda olacağım. Her elini uzattağında yanında olacağım. Her kaybomduğunu düşündüğünde seni bulacağım. Ne zaman düştüğünü hissetsen kaldıracağım ama lütfen çabala. Ben senin şeytan olmanı istemiyorum seni melek olarak tanıdım ve öyle kalmanı istiyorum. Herkesin iyiliği için dediğimi yap." Dedi ve camdan çıkıp gitti.

Yatağa oturup Alastor'un sözlerini düşündüm. Biriyle konuşsam düzelir miydi? Artık eskisi gibi olabilir miydim? Alastor doğru söylüyor olabilir mi? Başımı kaldırdığımda aynada kendi yansımamı gördüm. Ben olmayan beni... Gözlerimde eski masumluktan eser yoktu. Oysaki ben bu değildim. Benim kendimi bulmam gerekirdi. Ben kendimi kaybetmiştim ve kendimi bulmük için bir adım atmam lazımdı Alastor haklıydı. Hızlıca üstümü giyip aşağı indim.

"Günaydın. Aç mısın?" Diye sordu Anafiel.

"Rahdar'ı gördün mü?" Diye sordum telaşla. Anafiel kaşlarını çatarak bana baktı.

"Evet bahçede kitap okuyordu." Dedi. Hızlıca tek kelime etmeden Anafiel'in yanından ayrılıp bahçeye çıktım. Anafiel benim çocukluk arkadaşımdı onunla da konuşabilirdim aslında ama garip bir şekilde Rahdar ile konuşma ihtiyacı hissetmiştim. Bahçeye çıktığımda Rahdar kitap okuyor, Eros ile Tarot da başında birşeyler hakkında konuşuyordu. Eheres de Rahdar'ın yanında oturmuştu. Hızlı adımlarla yanlarına gelince hapsinin bakışları üzerimde gezindi.

"İyi misin? Endişeli görünüyorsun." Dedi Eheres.

"Yoksa sabah kalkıh kapında Rahdar'ı bulamayınca korktun mu küçük prens?" Diyerek güldü Eros. Sinirle ona döndüm.

"Bi boş boş konuşma ya." Eros ile Tarot birbirine bakıp önlerine döndüler. Eheres de onlara susmasını işaret eder gibi bir bakış attı. Sanırım Alastor bu konuda da haklıydı. Herkes herşeyin farkındaydı.

Rahdar elindeki kitabı kapatıp başını kaldırarak bana baktı.

"Rahdar konuşabilir miyiz?" Diye sordum.

"Tabi." Diyerek ayağa kalktı.

"Ya oturun kardeşim biz yabancı mıyız?" Dedi Eros. Bugün galiba bütün sinirimi Eros'dan çıkarıcaktım.

"Kardeşin felan değilim ben senin." Diyerek kapıya yöneldim. Rahdar da arkamdan beni takip etti. Sinirimi birde kapılardan çakırmık ister gibi kapıyı sertçe açtım. Kapınını duvara çarpmasına aldırmadan odaya girdim ve kapıyı yine çarparaka kapattım. İstemsizce oluyordu ciddiyim. Sinirli olduğum için bilerek hızlı açıp kapatmıyordum.

"Ne konuşmak istiyorsun?" Diye sordu Rahdar büyük bir ciddiyetle. Nereden başlayacağımı düşünsem de bunu düşünmek saçma geldi bir an.

"Rahdar ben 1 ay cehennemde kaldım biliyorsun."

"Evet." Derin bir nefes aldım.

"Ve cehennemde 5 günden fazla kalanların genelde akıl sağlığını kaybettiğini çünkü şeytanlaştığını ve adaptasyon zorluğu çektiği için aklını kaybedip sonunda intihara kadar gittiğini de biliyorsun." Dedim. Rahdar onaylayarak kafasını salladı.

"Madem biliyorsun bana niye söylemiyorsun." Diye sordum sinirle. Rahdar bana şaşkınlıkla bakarken sinirlenmemem gerektiğini hatırlayıp sakinleştirmek devam ettim.

"Rahdar ben iyi değilim. Şeytanlar gibi düşünüyor, şeytanlar gibi konuşuyor, şeytani duygular besliyorum. Rahdar ben diğer melekler gibi olmak istemiyorum. Deliremem, şeytanlaşamam, intihar felan da etmem. Ben bir prensim, tahtın tek varisiyim. Ve cennetin kralı olmak istiyorsam eski melek duygularıma geri kavuşmam lazım. Bana yardım et ne yapacağımı bilmiyorum." Dedim. Rahdar ciddi bir şekilde birkaç saniye düşündüktan sonra konuşmaya başladı.

"Bahram bunun farkında olman bile büyük bir şey. Delirmeyeceksin, ama dediklerimi kesinlikle yapacağına şerefin ve tacın üzerine yemin et." Dedi. Bir an ne diyebileceğini düşünsem de eskisi gibi olabilmek için herşeyi yapardım. Ne gerekiyorsa harfiyen yerine getirecektim.

"Şerefim ve tacım üzerine yemin ederim ki ne dersen yapacağım." Dedim. Rahdar zor bir şey isteyeceğini belli ederek derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.

"İlk olarak gizli işler yapmayı bırakacaksın. Herşeyi benimle konuşabilirsin babanın tarafını tutmam, ve seni yargılamam. İkinci olarak ise cehenneme gidip gelmeyi bırakmalısın." Şaşkınlıkla bakışlarımı ona çevirdim.

"Sen benim cehenneme gittiğimi biliyor musun?" Rahdar başılma onayladı.

"Seni birkaç kez gelirken gördüm, cehennemden başka bir yeri bilmediğini göz önünde bulundurursak tahmin etmek çok zor değil." Dedi. Daha sonra konuşmaya devam etti.

"Son olarak ise cehennemeki bütün şeytanlarla iletişimini kesmen gerekiyor." Telaşla baktım yüzüne.

"Rahdar benim en yakın arkadaşım bir şeytan, sevgilim bir şeytan, ben onlarla nasıl konuşmayı kesebilirim ki?" Rahdar kaşlarını çatarak bana baktı.

"Ne dedin sen?" Cümlelerini tekrar içimden düşünmeye başladım. Ne demiştim ben?

"En yakın arkadaşım bir şeytan." Rahdar eliyle sonraki der gibi bir işaret yaptı.

"O değil diğeri." Tekrar düşündüm.

"Sevgilim bir şeyt..." Diyecekken sustum. Çok fena pot kırmıştım yine.

"Aramızda kalacak Rahdar söz verdin." Dedim. Rahdar şaşkınlığını üzerinden atamamıştı.

"Hatırlıyorsun." Dedi. Yine sinirlenmiştim.

"Dimi ne kadar kötü. Sizde o kadar uğraşıp hafızamdan silmiştiniz." Dedim.

Rahdar yere bakıp birşeyler düşündü.

"Bahram tek amacımız cenneti korumak için hakkettiği bir kraliçeye, melek bir kraliçeye sahip olması için birşeyler yapmaktı. Bizi de anlamalısın." Anlıyorum canım anlamaz olmaz mıyım? Şuanda daha önemli mevzularım olmasa ben ortalığı birbiren katmasını bilirdim ama daha önemli şeyler olduğu için şimdilik susuyordum.

"Konumuz şuanda bu değil. Bir kere yemin ettim dediğin herşeyi yapacağım Rahdar." Dedim. Benim için çok zor olacaktı. Uzun bir süre Pandora'yı görememek cehennemden beterdi. Ama düzelmek için buna katlanmak zorundaydım. Üstelik şuan kimsenin bilmesine gerek olmasa da düzeldikten sonra Pandora ile çıkmaya devam edecektim ve Kral olduğumda onu kraliçem yapacaktım. Ama dediğim gibi şimdilik sadece benim bilmem yeterliydi.

"Tamam o zaman. Gel aşağı birşeyler ye güçsüz düşeceksin." Başımı iki yana salladım.

"Hayır bayım ağrıyor ayrıca yorgunum yatıp uyumak istiyorum akşam yemeğinde gelirsin beni kaldırırsın." Dedim. Rahdar çok üstelemeyerek başını onaylarcasına salladı. Odamdan çıkıp kapıyı benim aksime sakince kapattı. İçimin rahatladığını hissediyordum biraz da olsa. Şu baş ağrım olmasa belki de içimin tamamen rahatladığını hissedecektim ama başımın ağrısı izin vermiyordu. Yatağa yatıp gözlerimi sıkıca kapattım. Biraz daha uyumak iyi gelecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.