"çok yoruldum yeter ya. Sürekli susmak zorunda kalıyorum, sürekli birşeyleri saklamak zorunda kalıyorum kendimi yabancı gibi hissediyorum. Sıkıldım. Benden birşey saklamamı istemesen kimse artık. Ben bu sırları taşıyamıyorum yoruldum." Diyerek kapıyı Alastor'un suratına çarptı Pandora. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak kapıya yaslanıp yere diz çökerek içini döktü. Göz yaşları taşıdığı yüklere aitti. Ve o kadar çok yük taşıyordu ki ağlamasını durduramıyordu.
Alastor kapının ardından çıkmadan ne yapacağını bilemeyerek kapının önünde durdu. Pandora gerçekten haklıydı bu sefer. Hayatı boyunca herkes ondan birşeyler saklamasını, birşeyleri söylememesini istemiş, her zaman onu susturmuştu. Ama Alastor'un elinden gelen hiçbir şey yoktu. Bu sefer de yanına gelip Pandora Bahram'a meleklerin onun hafızasını sildiğini söyleyeceğini söylediğinde Alastor ona susmasını bunu saklamasını söylemişti. Ve Pandora patlama yaşayarak Alastor'a bağırmış kavga çıkarmıştı.
Alastor onu yanlız bırakmanın daha doğru olduğuna karar vererek oradan uzaklaştı. Aşağı indiğinde diğer bütün şeytanlar yemek masasında oturmuş birşeyler atıştırıyorlardı. Alastor bıkkınlıkla bir nefes vererek onalara yaklaştı.
"Oooo günaydın Alastor bakıyorum da bugün pek keyiflisin." Dedi Piamon alayla. Alastor'un canı sıkkınkan an çekemeyeceği kişiydi Piamon.
"Piamon bugün söyleyeceğin bütün cümleleri ikiye bölerek söyle." Dedi ve masala oturdu. Piamon Alastor'un canının sıkkın olduğunu anlamıştı ama birşey demedi.
"Bugün yemekten sonra birşeyler yapar mıyız?" Dedi Azazel. Canı eğlenceli birşeyler yapmak istiyordu. Cennet ile cehennem arasında olan savaştan sonra hiçbiri birbiriyle eskisi gibi olmamıştı. Herkes kendini birşeye kapatmış çok sık konuşmamışlardı.
"Azazel haklı uzun zamandır herkes kendi kendine takılıyor biz böyle miydim oğlum? Azıcık eskisi gibi eğlenceli şeyler yapalım." Dedi Mamon elindeki çatalı masaya sertçe bırakarak. Captain gizleyemediği ani korkuyla yerinden sıçradı.
"10 kere dedim ki size ani hareket yapmayın." Dedi şikayet eder gibi. Mamon çatalı eline geri aldı.
"Haklısın kusura bakma." Dedi yalancıktan özür diliyor gibi.
"Ateş çemberi oyununu oynayalım mı uzun zamandır oynamıyoruz." Dedi Satana. Şeytanlar içinden bu fikri değerlendirdiler.
"Olabilir oynayalım bence de." Diyerek destek çıktı Samantha.
"O nasıl bir şey?" Diye sordu Alastor. İlk defa duymuştu bu oyunu ve bugün ilk defa oynayacaktı.
"Bahçeye çıkalım öğretirim." Dedi Azazel. Böylelikle şeytanlar ateş çemberini oynamak üzere bahçeye çıktılar.
******
Rafael yemek boyunca sessizliğini bozmuyordu. Apaçık gergin olduğu belliydi. Sürekli ayağını sallıyor, saçlarını karıştırıyor, parmaklarıyla oynuyor, çok az yiyor, hiç konuşmuyor ve bir büyücüden beklenmedik şekilde bu duyguları içinde saklayamayarak dışarıda yaşıyordu. Zeus ve Roselna birşeylerden bahsediyor Sidleya da bildiği konularda yorum yapıyordu. Ama Rafael ağızını açıp tek kelime etmemişti. Doğru düzgün yemek yememesi sofradaki herkes tarafından farkedilmişti ama sadece Zeus nedenini biliyordu. Elini Rafael'in omzuna koyduğunda Rafael'in bakışları Zeus'a döndü. Zeus ona gülümseyerek önünü döndü.
"Size afiyet olsun." Diyerek ayağa kalktı Rafael. Roselna endişeli gibi bir sesle konuştu.
"İyi de hiçbir şey yemeden doğru düzgün." Rafael ne uydursam diye düşünürken yemek boyunca özellikle göz teması kurmamaya çalıştığı Sidelya'ya baktı. Hızlıca gözlerini kaçırıp Roselna'ya bir yalan uydurdu.
"Aç değilim yorgunum. Odamda biraz dinleneceğim." Diyerek hızlıca merdivenlere yöneldi.
Sidelya Rafael'in niye böyle davrandığını anlamaya çalışsa da hiçbir şey düşünemiyordu. Dün gayet normal davranan Rafael sabah bir anda nasıl böyle davranmaya başlamıştı ki?
"Ona bakmam gerekiyormuş gibi hissediyorum." Dedi Zeus. Ayağa kalkıp son bir kere daha kızlara gülümsedi.
"Kızları baş başa bırakayım." Diyerek merdivenlere yöneldi.
"Abim çok garip davranıyor." Dedi Roselna yemeğini yemeye devam ederken. Sidelya ise düşünceleri boğulmuş bir şekilde Zeus'un arkasından bakakaldı.
Zeus her zaman olduğu gibi yine Rafael'in yanında olacaktı ama planı iptal edecek herhangi bir şey olmasına izin veremezdi. Rafael'in de bunu yapmayacağını umuyordu. Kapıyı hiçbir zaman çalmadığı gibi yine çalmayarak odaya girdi. Rafael yatağa uzanmış boş boş tavanı izliyordu. Kapı açıldığında dönüp kimin geldiğine bakmadı bile. Zeus onun ne kadar dalgın olduğunu fark ettiğinde kapıyı kapatıp yatağının yanına oturdu.
"Mal gibi davranıyorsun." Dedi Zeus.
"Malım çünkü." Diyerek sinirli bir cevap verdi Rafael. Zeus gözlerini devirdi.
"Kendine gel oğlum ne bu halin? Bi oturup ağlamadığın kaldı." Dedi ama Rafael oralı bile değildi.
"En başından beri Sidelya'dan uzak dursaydım bunların hiçbiri olmayacaktı." Dedi. Zeus ne diyeceği konusunda çok tereddütte kalmıştı. Rafael'in Sidelya'yı sevdiğinin farkındaydı. Ne kadar Rafael bunu hiçbir zaman dile getirmemiş olsa bile.
"Dün Sidelya ile aranda birşeyler geçti mi?" Diye sordu Zeus. Arkadaşını iyi tanıyordu asla böyle birşey yapmayacağını biliyordu ama yine de bunu ona sorma gereği duydu.
"Hayır." Dedi Rafael. Doğrularak Zeus'un karşısına geçti. Zeus Rafael'in ona birşeyler anlatacağını yaptığı bir hareketten bile hemen anlamıştı. Pür dikkat Rafael'i dinledi. Ama Rafael kendine bile zor itiraf ettiği şeyleri Zeus'a nasıl anlatacağını şaşırmıştı.
"Zeus ben bu kızı seviyorum. Hayır diyemeyecek kadar çok seviyorum, itiraz edemeyecek kadar çok seviyorum, inkar edemem. Bu kısa sürede ona nasıl bu kadar aşık oldum bilmiyorum ama hayatımda ilk defa böyle hissediyorum. Oğlum ben nasıl göndereceğim bu kızı. O her defasında ona yaptığım bütün şeylere rağmen ölümü göze alarak bana gelmişken ben ona nasıl git diyeceğim." Dedi. Rafael'in sesi güçsüz çıkmıştı ve Zeus onu ilk defa böyle görüyordu. Bir kız nasıl Rafael gibi birini bu.hale getirmeyi başarmıştı ki? Elini Rafael'in omzuna koydu.
"Biliyorum zor olacak, ama olmalı Rafael. Biliyorsun o kız burada kalamaz eğer gerçekten ölmek istemiyorsa burada durmamalı. Bu onun içinde bizim içinde büyük sorun olur. Büyülere sahip olmayan birini büyülerin âleminde tutamazsın. Babanı hatırla, annen kaç kez ölümden döndü. Baban neler çekti annenin sihirli güçleri yok diye. Aynılarını mı yaşayalım? Sidelya annen kadar güçlü bir kadın değil, narin bir kız o annenin zamanında yaptığı gibi kendini koruyamaz eğer onu korumak istiyorsan buradan gitmesi gerekiyor." Rafael bunun farkındaydı, zaten içini kemiren şey de tam olarak buydu.
"Rafael bak biliyorum senini için çok zor görüyorum. Ben senin en yakın arkadaşınım, kardeşin sayılırım. Benim yanımda güçlü görünmek zorunda değilsin, olmadığın biri gibi davranmak zorunda değilsin, acını gizlemek zorunda değilsin, birşeyler saklamak zorunda değilsin, benim yanımdayken hiçbir şey olmak zorunda değilsin çünkü seni olduğun hiçbirşeyle yargılamam. Biliyorum Sidelya'yı unutmak çok zor olacak ama ben her zaman yanında olacağım. Bunu unutma olur mu? Şimdi hazırlan biraz normal davran. Bir iki saat içinde herşey bitmiş olacak." Diyerek ayağa kalktı.
Rafael de Zeus ile birlikte ayağa kalktı. Zeus kapıya yaklaşıp bir sorun çıkmamasını umarak kapının kolunu tuttu ama Rafael onu aniden durdurdu.
"Zeus."
"Efendim." Rafael tereddüt etmeden konuştu.
"Eğer bugün orada ben 'götürün kızı' diyemezsem, sen der misin?" Diye ricada bulundu. Çünkü bunu yapabileceğini sanmıyordu. Zeus Rafael'den sonra burada en sözü geçen büyücü olduğu için diğerleri Zeus'u dinleyecekti.
"Söylerim." Kapıyı açtı.
"İyi ki varsın." Dedi Rafael mırıldanarak. Zeus gülümseyerek yanıt verdi.
"Sende iyiki varsın dostum." Dışarı çıkıp kapıyı kapattı.
*******
Etrafta gerginlik vardı çünkü Rafael ile Zeus kapıda Sidelya ile Roselna'nın çıkmasını bekliyordu. Gerginlik vardı çünkü o an gelmişti. Rafael stresliydi Zeus ise planın bozulmasından korkuyordu. Sidelya ile Roselna dışarı çıktılar.
"Bu olmuş mu ya?" Dedi Roselna. Rafal cevap vermeyerek önden ilerlemeye başladı.
"Bence çok şık olmuş." Dedi Zeus, Roselna'ya göz kırparak. Sidelya adımlarını hızlandırıp Rafael'e yetişti. Rafael kolunda hissettiği el ile durdu çünkü Sidelya istese de onu durduracak kadar güçlü değildi.
"Neyin var senin?" Diye sordu Sidelya kaşlarını çatarak. Rafael Zeus'un bilerlediği alana gelebilmek için cevap vermek yerine yürümeyi tercih etti. Sidelya Rafael'in arkasından yürümeye başladı.
"Niye cevap vermiyorsun?" Diye sordu. Zeus ile Roselna onların arkasından ama biraz daha uzak kalacak şekilde yürüyorlardı.
"Rafael seninle konuşuyorum yüzüme bakar mısın?" Rafael olduğu yerde durarak Sidelya'ya döndü. Asıl durmasının sebebi ise Zeus'un belirlediği alanın burası olması.
"Dünyaya inmeyecek miydik niye buraya geldik?" Dedi Roselna kafası karışmış gibi. Plandan kimsenin haberi olmadığı için Zeus onun elinden tutarak çaktırmadan Rafael'in çaprazına geçti. Rafael'in arkası dönüktü ve Zeus'un olduğu yere fazla uzaktı.
"Ne oluyor?" Diye sordu Roselna. Zeus artık saklamanın bir anlamı olmadığını düşündü.
"Sidelya bugün buradan gidecek." Dedi. Roselna kaşlarını çatarak Zeus'a döndü.
"iyi de neden?"
"Çünkü herkes için en iyisi bu." Roselna anlamsızca bakıyordu. Artık yapabileceği bir şey yoktu ama yine de Zeus ile tartışıyordu.
"Ne bu tavrın?" Dedi Sidelya Rafael'e. Rafael ilk defa Sidelya'nın gözlerinin içine bile bakamadığını fark etti.
"Birşey yok Sidelya olay çıkarmaz mısın durduk yere." Dedi Rafael umursamaz bir şekilde.
"Kalktığından beri bir garipsin. Bir şey var." Dedi Sidelya. Rafael Zeus'un ona anlattığı gibi davranmaya başladı.
"Sanane Sidelya." Diyerek tersledi. Sidelya anlamayarak Rafael'e baktı.
"Ne demek sanane." Dedi Sidelya şaşkınlığını gizlemeyemerek. Rafael daha önce hiç onunla ters konuşmamıştı.
"Seni ne ilgilendiriyor ki benim hayatım 3-4 aydır hayatımdasın diye herşey başka mı olmalı? Sanane seni ilgilendirmez." Dedi sertçe.
İçinden kendi ses tonuna bile küfür ederken yüksek çıkan sesi Sidelya'ya daha da şaşırtmıştı.
"Ben yanlış bir şey söylemedim." Dedi kendinden emin bir şekilde. Rafael içinden 'tabi ki söylemedin.' demek istese de bunun yerine;
"Doğru birşey de söylemedin." Dedi. Sidelya kafası karışmış bir şekilde Rafael'e baktı.
"İyi de birden bire ne oldu? Niye durduk yere sinirlisin? Birşey mi oldu? Konuşur musun?" Dedi Sidelya sakin ses tonuyla.
"Birşey oldu yada olmadı. Bu beni ilgilendirmez." Dedi Rafael.
"Ama ben-..."
"Sen ne Sidelya?" Sidelya'nın cümlesinin devamını getiremedi.
Rafael bunun üzerine derin bir nefes aldı.
"Sidelya seni yanımda istemiyorum artık." Dedi. Sidelya bunların hepsinin bir oyun olması için dua etti.
"Ne demek istemiyorum?" Dedi şaşkınlıkla. Rafael bakışlarını kaçırdı çünkü bunları söylemek bile zoruna gidiyorken Sidelya nasıl kaldıracaktı bu cümleleri bilmiyordu.
"Duydun işte. Seni yanımda istemiyorum Sidelya. Zaten seninde azıcık aklın olsaydı ölüm emrini veren bir adamın yanında uyumazdın. Dönüp dolaşıp yanlış yola giriyorsun. Artık yanlış yol bile gelmen gerektiğinin farkına vardı ama bir sen varamadın." Sidelya'nın gözleri dolmuştu ve Rafael ona sarılmamak için kendini zor tutuyordu.
"Rafael sen neler diyorsun?" Dedi Sidelya ağlamaklı ses tonuyla. Rafael Sidelya'nın ağlamaklı ve güçsüz ses tonunu duyduğunda oturup ağlayası geldi onunda ama yapamadı. Bunun yerine gözlerini dolmasına engel olmaya çalışarak Sidelya'nın bakamadığı gözlerine bakmaya çalıştı.
"Duyman gereken herşeyi duydun." Dedi Rafael sert bir sesle.
Birkaç saniye sonra iki tane adam Sidelya'nın kollarından tutunca Sidelya tahmin ettiği şeyin olmamasını umarak Rafael'e baktı.
"Artık burada durmanın hiçbir anlamı yok." Dedi Rafael Sidelya'nın tutamağıdı göz yaşlarına bakarken. Elini yumruk yapıp gücünü toplayarak ona en zor gelen cümleyi kurdu.
"Götürün onu." Dedi. Adamlar Sidelya'yı götürmeye çalışırken Sidelya akan gözyaşlarını gizlemeyerek büyük mücadele veriyordu.
"bırakın beni hiçbir yere gitmeyeceğim." Diyerek adamların elinden kurtulmaya çalışıyordu.
Rafael arkasını dönüp gitmek için yeltenmişti ki Sidelya'nın sesi onu durdurdu.
"Rafael dur gitme nolur." Dedi. Rafael gözlerini sımsıkı yumup gitmek için kendini ikna etmeşe çalıştı. Ama ayakları ona itaat etmiyordu.
"Rafael beni bırakma nolur, beni bir kere daha sensizlikle sınama lütfen." Diye ağlayarak yalvardı. Rafael kalbinda hissettiği hızıyı bastırmaya çalıştıkça Sidelya'nın ağlayan sesi kulağına doluyordu. Rafael dolan gözlerini saklamaya çalıştıkça Sidelya'nın sesini daha derinden hissediyordu.
"Rafael lütfen uzaklaştırma beni kendinden ben sensiz güvende değilim nolur." Rafael yumduğu gözlerini açtığında sol gözünden bir damla yaş aktı. Rafael onu bile silemedi.
"Rafael konuşalım beni böylece bırakma, Rafael nolur, yalvarıyorum birazcık hatrım için nolur." Hıçkıra hıçkıra ağlıyor bir yandan da son umuduyla Rafael'e yalvarıyordu.
Rafael için Sidelya'nın kendisine yalvardığı şu dakikalar onun hayatında ki en zor anlardı.
"Rafael seni seviyorum, seni çok seviyorum Rafael yalvarırım beni bir kere daha bırakma." Sidelya ilk defa Rafael'e onu sevdiğini söylemişti ve bu Rafael için bardağı taşıran son damla olmuştu. Zeus'un gözlerinin içine baktı. Yapamazdı. Zeus da yapamayacağını anlamıştı. Rafael arkasını dönüp yüksek sesle emretti.
"Bırakın onu." Dedi. Rafael Sidelya'nın o halini görünce kendini tutamadı. Hızlı adımlarla Sidelya'nın yanına varıp sıkı sıkı sarıldı ona. Sidelya hıçkıra hıçkıra ağlarken Rafael de akan birkaç damla göz yaşına karşı koyamadı. Ama kararını vermişti. Sidelya hiçbir yere gitmeyecekti.
Rafael Sidelya'nın alnından öptü.
"Özür dilerim. Özür dilerim. Çok özür dilerim Sidelya." Diyerek bir kere daha ona sıkı sıkı sarıldı. Saçlarını okşadı, başını öptü, tekrar sarıldı. Uzun uzun sarıldı ona.
"Gitmeyeceksin, hiçbir yere gitmeyeceksin Sidelya." Dedi. Rafael bu sırada içten içe bir söz verdi kendine. Sidelya'dan asla ayrılmayacaktı ve ne olursa olsun onu koruyacaktı. Rafael olabilecek herşeyi göze almıştı tıpkı babası gibi. Ama Rafael'in göz ardı ettiği şeyler vardı. Babasının buradan gitmek herşeyi bırakmak zorunda olduğu gibi.
"O kız gitmeleydi, herkes için en iyisi buydu. Naptığını sanıyor ki? mantıklı davranmıyor onun gibi zeki biri için bu yaptığı fazla aptalca."
"Onu seviyor."
"Biliyorum, o da babasının yolundan gidiyor ama buna pişman olacak."