İçeriğe geç

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 19 · 13 dk okuma

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 19

Yolunda gitmeyen şeyler

Yanlızlık... Hani bazen etrafınıza baktığınızda herşey yabancı gelir ya, kimsenin gerçekten olmadığını anlarsınız. İşte Sidelya bu odada tam da bunu yaşıyordu. Rafael ile beraber uyuduğu odada yapaynlızdı. Rafael'in büyü ile yaptığı yatak hala orada duruyordu ama Rafael yoktu. Sidelya, Rafael'i ne kadar özlediğini fark etti bir kere daha. Acaba Rafael de Sidelya'yı özlüyor muydu?

Sidilya, Rafael'in yatağına yatıp başını yastığına gömdü. Yorganı başına kadar örtüp Rafael'in kokusunu içine çekti. Yastığına yorganına Rafael'e ait herşeye ihtiyaş duyuyordu. Sidelya ilk defa kendini birine bu kadar muhtaç hissediyordu. Rafael olmadan nefes almakta bile zorluk çekiyordu.

"Ne zaman geçicek bu?" Diye mırıldandı dolu gözlerle. Genç kahinin bir şekilde yine Sidelya ile karşılaşması lazımdı. Bu böyle devam edemezdi. Sidelya Rafael'den başka bir şey düşünemez olmuştu.

"Yalvarırım bitsin bu hasret." Dedi. Gündüz olmasına aldırmadan Rafael'in yatağında uyuya kaldı.

*****

"Melekler cehenneme şeytanlar ise cennete girmemeli." Bunu diyen cennetin kraliçesi Madan'dı. Kral Logos, Kral Asmodeo, kraliçe Lilith ve kraliçe Madan bir masada oturmuş barıştan sonra alınan kararları düzenliyordu.

"Niye? Herkes istediği yerde gezsin işte." Dedi kral Asmodeo. Kraliçe Madan yine aynı uyarıcı ses tonuyla konuştu.

"Bakın biz meleklerin 5 günden fazla cehennemde durmaması gerektiğini, sizde şeytanların 5 günden fazla cennette durmaması gerektiğini biliyorsunuz. Sonuçlarının ne olabileceğini de biliyorsunuz." Dedi ve karşı tarafa kendi fikrine uymaları için üstünlük kurmaya çalışıyordu. Başarılı da oluyordu.

saçlarını geriye savurup kollarını göğsünde billeştirerek fikrinin onaylanmasını bekledi.

"Bahram 1 ay cehennemde kaldı. Bize verilen bu bilgi ne kadar doğru acaba?" Dedi kral Asmodeo. O da bu yandan haklıydı. 5 günden fazla kalmamalı denmişti onlara ama Bahram 1 ay cehennemde geçirerek hala eskisi gibiydi.

"Bahram'ı araya karıştırma. Sen hala Bahram'ın iyi olduğunu düşünecek kadar tanımıyorsun onu." Diyerek sert çıkıştı kral Logos.

Bunca zamandır cehennem kralının yanında sessiz duran baş yardımcı Pioman araya girmemesi gerektiğini bildiği halde araya girdi.

"Bahran zaten dünyaya düştüğünde aldığı darbeden dolayı hafızasını kaybetmişti. 3-4 gün sonra tekrar herşeyi hatırlamaya başladı. Arıca Alastor olmasaydı insanlar Bahram'ı çoktan öldürmüştü. Ve bunların hepsine rağmen Bahram cehennemde ki her gününde gayet normaldi." Dedi. Kral Asmodeo onu konuşmaması için özellikle uyarmıştı ama kurduğu cümleler hoşuna gitmişti.

Anafiel kollarını göğsünde billeştirip Piamon'a cevap verdi.

"Hayır siz Bahram'ı değiştirdiniz. Onu çocukluğundan beri tanıyorum ve eski saygısı yerinde değil üstelik şimdi hiçbir şeye tahammülü yok, Bahram sabırlı biridir ama cehennemden döndüğünden beri öyle değil. Üstelik ara da bir keskin ağrılar hissettiğini söylüyor. Aynı uyarıldığımız gibi 5 günden fazla kaldığı için hem iyi kişiliğinden, hemde psikolojik sağlığı açısından kötü etkilenmiş. Kraliçe Madan haklı, bu maddeyi kaldırmanız lazım." Dedi. Kral Logos, Anafiel'e döndü. Anafiel uyarıyı almış gibi sustu. Ama haklıydı.

"Bahram cehennemdeyken bunların hiçbiri olmuyordu." Dedi Satana. Anafiel ters ters Satana'ya baktı.

"Zaten cehennemde çok kalmanın etkisinden dolayı cennete dönünce yaşadığı terslikler bunlar." Kraliçe Lilith masaya elini vurdu.

"Bu masada siz değil biz konuşacağız. Eğer bir dahaki toplantılarda kapının dışında kalmak istemiyorsanız kapatın çenenizi!" Baş yardımcıların hepsi sustu. Hagios onlara bakıp krala eğilerek kulağına birşeyler fısıldadı. Kral o konuyu unuttuğunu fark ederek başını salladı. Daha sonra tekrar söze girdi.

"Bir diğer rahatsız olduğum konu ise Pandora ile Bahram'ın ilişkisi." Kral Asmodeo konu Pandora'dan açılınca gerilmişti. Yıllardır Pandora'nın kızı olduğunu herkesten saklamaya çalışıyordu. Piamon ile Satana'ya baktı.

"Dışarı çıkın." Satana ile Piamon emri ikiletmeden dışarı çıktılar. Kral Logos açıklığa kavuşturdu.

"Cehenemin prensesi ve cennetin prensi bir ilişki yaşayamaz. Barış ilan ettik ama ne ben cehennemin prensesini cennetin kraliçesi yaparım, ne de sen cennetin prensini cehenemin kralı yaparsın. İkişise içindeki aşkı ve ateşi söndürmesi lazım." Dedi Logos. Elbette ki oğlunun bir ilişkisi olmasına karşı değildi ama Pandora bunnu için yanlış kişiydi.

"Hak veriyorum. Bence de ikisinin bir işilkisi olmamalı." Dedi kraliçe Lilith. Kral Asmodeo bir süre düşündü. Bu kızını çok üzecek bir karardı, ama bunu yapmak zorunda olduğunu biliyordu.

"Evet haklısınız. Bunu yapacağız. İkisiyle de konuşup bu ilişkiyi bitirmelerini isteyelim en iyisi bu." Dedi kraliçe Madan.

Ve bu toplantıdan sonra şeytanların cennete, meleklerin ise cehenneme girilmesine yine izin verilmedi. Bu toplantıda alınan kararlardan bir diğeri ise Bahram ile Pandora'nın ilişkisinin bitirilmesi üzerineydi. Ayrıca bir savaş durumunda cennet ile cehennem iş birliği yapmak zorunda da değildi. Bağımsız ama barış içinde olacakları bu anlaşma dördü tarafından da onaylanınca toplantı bitti.

****

Sabah uyanmıştım ama yatağımdan çıkma isteği hiç yoktu. Öylece uzanarak tülleri ve tavanı izliyordum. Bu odada uyuyup uyanmayı o kadar özlemişim ki, sabah uyandığımda üzerimde melek kıyafetleri olmasını, mavi gökyüzüne bakıyor olabilmeyi, herşeyi o kadar özlemişim ki.

Kapının tıktıklanması beni bütün düşüncelerimden uzaklaştırdı. Girin komutunu verdikten sonra yatakta hafifçe doğruldum. Rahdar her zamanki en özenli haliyle içeri girdi.

"Günaydınlar Bahram." Gülümseyerek cevap vermek istedim ama yapmak hiç içimden geçmedi.

"Günaydın." Diyerek ayağa kalktım. Rahdar kaşlarını çattı.

"Birşey mi canını sıktı?" Bir süre Rahdar'ın anlamsız sorusunu düşündüm. Cennetteydim artık canımı kimse sıkamazdı.

"Hayır. Niye sordun?" Rahdar birkaç adım atıp yanıma yaklaştı.

"Biraz sinirli gibi gördüm seni." Dedi. Rahdar'ı baştan aşağı süzerek dolabımın kapağını açtım. Bu beyaz kıyafetleri görmeyi bile özlemiştim.

"Gayet iyiyim. Sen ne için gelmiştin?" Diye sorarkan bütün dikkatim kıyafetlerimin üzerindeydi. Nedense içimden hiçbirini giymek gelmiyordu. Aklıma cehennemde bütün kombinlerimi Alastor'un hazırladığı gelince istemsizce sinirlendim. Alastor'a nasıl inanıp bu kadar değer verebilmiştim bilmiyorum ama bu saflığımdan dolayı kendime kızgındım.

"Kral Logos seninle görüşmek istiyor." Dedi Rahdar. Başımı onaylayarak sallamakla yetindim.

"Sen ayarlasana kombinimi." Dedim Rahdar'a ve banyoya girip elimi yüzümü yıkadım.

Dışarı çıktığımda yatağın üstünde ki kıyafetleri elimi alıp Rahdar'a bakmaya başladım.

"Üzerimi değiştireceğim." Diyerek işarek parmağımla kapıyı gösterdim. Rahdar başını sallayarak dışarı çıktı. Hızlı hızlı üstümü giyip saçlarımı düzelttim. Kapıyı açtığımda Rahdar hala oradaydı.

"Hadi gidelim." Diyerek önden yürümeye başladım. Rahdar çaprazımda arkama geçerek peşimden ilerledi. Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyordum. İyice uyuyup dinledindiğim halde yorgundum, ayrıca başım ağrıyordu ve kafamda binlerce ses ve düşünce dönüyordu. Bunlar neden oluyordu bilmiyorum ama sorgulamayacaktım. Acaba Pandora da uyanmış mıydı?

Kralın odasına girip önünde saygıyla eğildim. Cehennemde Asmodeo'nun önünde zorla eğildiğim ve bilerek kralın beni aşağıladığı o an aklıma geldi. Sinirli bir şekilde başımı kaldırdım.

"Nasılsın Bahram?" Dile sordi babam. Etraftaki diğer meleklere baktım. Daha önce bunların varlığını pek umursamamıştım ama şimdi ne kadar fazla kişinin burada durduğunu fark ettim.

"İyiyim. Siz nasılsınız?" Diye sordum ama bu siz sözcüğünü salgı eki olarak değil çoğulluk eki olarak söylemiştim.

"Gayet iyiyim." Dedi babam.

"İyiyiz. Seninde iyi olmana çok sevindik." Dedi annem. Kısa bir süre süren sessizliğin ardından ben konuştum.

"Benimle ne konuşmak istemiştiniz?" Diye sordum. Babamla annem bir süre birbirine bakıp nasıl konuya gireceklerini düşünüyor gibi durdular. Bahram ise bu konunun hiç hoşuna gitmeyeceğini şimdiden anlamıştı.

"Pandora ile ilgili." Dedi annem. İşte bu cümleyi duyduğum anda merak duygusu yerini endişe duygusuna bırakmışti. Kalbimin ritminin değişmesine karşı koyamadan ikisine de dikkat kesilip söyleyecekleri tek bir cümleyi bile merakla bekliyordum. Ama ikisi de susuyordu, sesimi yükselterek konuştum.

"Söyleseniz ya ne olmuş Pandora ile ilgili." Dedim. Sanırım sesim biraz fazla çıkmış olacak ki babam beni hemen uyardı.

"Senin karşında hem bir kral hemde baban var. Ses tonuna dikkat et." Sinirle bir nefes alıp verdikten sonra sebırlı kalmaya çalışarak onların konuyu anlatmasını bekledim. En son annem sonunda duymayı istediğim cümleyi kurdu.

"Biz Pandora ile olan ilişkini onaylamıyoruz ve o kızdan ayrılmanı istiyoruz." Dedi. Kaşlarımı çatarak bir anneme bir babama baktım.

"Sen demedin mi ya bana Pandora ile olan ilişkini karışmayacağım ama dikkatli ol diye. Nereden çıktı şimdi bu?" Dedim sinirle. İyice saçmalamaya başlamışlardı. Pandora'yı benden kimse alamazdı. Bizi kimse ayıramazdı. Derdi neldi bunların?

"Evet dedim, ama artık eski fikrimde değilim. O kızdan ayrılmanı istiyorum." Kan beynime sıçramıştı ve sinirlerim fena halde bozulmuştu.

"Benim isteğim ne olacak peki?" Dedim. Babam kararlılıkla konuşmaya devam etti.

"Seninki sadece ilk defa aşık olmanın verdiği anlamsız bir istek Bahram. O kızdan ayrılacaksın ve kendine daha uygun cennetten birini bulacaksın." Dedi baskın bir ses tonuyla. Ne olmuştu şimdi birden bire. Zaten cennet ile cehennem arasında barış ilan edilmemiş miydi? Niye şimdi sevdiği kızı bırakmak zorunda kalmıştı?

"Pandora'dan ayrılmayacağım, ve yeni birini de istemiyorum. Kararlarıma saygı duyman gerekir bu benim duygularım sen önüne geçemezsin." Dedim. İlk defa konu Pandora olunca babama ne kadar karşı çıktığımı fark ettim. Babamda bunu fark etmiş gibi biraz şaşkın birazda sinirliydi.

"Bahram sen cennetin prensi, kehanetin meleğisin. Duygularını bir kenara bırakıp mantığınla hareket etmen gerekir." Dedi. Öyle birşey yoktu. Sırf cennetin prensiyim diye duygularımı görmezden gelemezdim. Elbette ki mantıklı kararlar vermem gerekirdi ama burada aşk söz konusuydu ve karar verilecek birşey yoktu.

"Hareket etmem gereken bir konu yok Pandora'yı seviyorum ister iste ister isteme. Ben o kıza aşık oldum ve sen bizi ayrımayacaksın." Dedim. İlk defa bu kadar bir şeli üstelemiştim ve ilk defa babama bu kadar sert çıkışmıştım ama bunlar doğruydu.

"Kral Asmodeo ile anlaştık. Bundan sonra melekler cehenneme, şeytanlar ise cennete giremezler. Cehhennemin prensesi bir daha cennete adımını atamaz, ve sende cehenneme gidemezsin. Onu bir daha göremeyeceksin bu yüzden kendi iyiliğin için o kızı unut." Hala anlayamıyordum. Bunların hepsi çok anlamsızdı. Barış ilan edilmişti, ben başarmıştım. Ne oldu da şimdi birden bire eski yasaklar geri döndü. Kafam zaten yeterince karışmıştı birde bunlarla daha çok karıştı. Hızlıca kralın odasından çıkıp kapıyı çarptım.

Temiz hava almaya ihtiyacım vardı. Bahçeye çıkıp gökyüzüne baktım. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım ama kafamda engel olamadığım düşünceler ve üzerimde büyük etkisi olan olayları düşünmekten kafayı yemek üzereydim. Temiz hava, gökyüzü ve binbir güzelliklere sahip cennet kafamdaki beynimi kemiren bu düşüncelere mani olamıyor.

Omzuma dokunan elle başımı hafifçe arkaya çevirip cenette kırmızı elbiselerle dolaşan tek melek olan Eros'a baktım.

"Aşk vazgeçilmesi en zor duygudur. Seni anlıyorum, ne de olsa aşk meleğiyim." Dedi. Başımı tekrar önüme çevirip ona bakmadan cevap verdim.

"Hayır beni anlamıyorsun çünkü kimseye aşık değilsin." Dedim. Kendimce haklıydım ama Eros'un onaylayan bakışlarından anladığım kadarıyla onun gözünde de haklıydım. Gerçi ben cennetin prensiydim elbette ki hepsinin gözünde haklıyımdır.

"Bahram." Anafiel'in sesini duyunca arkamı dönüp tamamen ona baktım. Beni anlayabilecek tek melek olan Anafiel'i görmek bütün sinirlerimi düzeltmişti.

"Anafiel bak ben..." Cümlemi bitiremeden Anafiel bana şok üstüne şok yaşatıcak o cümleyle lafımı böldü.

"Bahram babanın sözünü dinlemeyerek herşeyi zorlaştırdığının farkında mısın?" Diye sertçe çıkıştı. Niye nolmuştu ki şimdi? Ben gittikten sonra babam birşey mi demişti? Üstelik Anafiel beni hep en iyi anlayan kişi olmuştur. Şimdi niye babamın tarafını tutuyordu?

Tarot, Anafiel'i kolundan tutup hafifçe geriye çekince Anafiel, Tarot'un gözlerindeki uyarıcı bakıyı görüp benimle daha sakin konuştu.

"Baban haklı bu sefer Bahram. Ne yapmayı planlıyorsun? Cehennemin prensesini cennete kraliçe olarak mı getireceksin? Cenneti terk edip cehenneme mi kral olacaksın?" Dedi. Derin bir nefes alarak elimi kaldırıp tane tane konuşmaya başladım.

"Cehennemin kralı Alastor olacak ben değil bu bir, ikincisi ise zaten barış içinde değil miyiz? Neden Pandora cennetin kraliçesi olamıyor?" Cümlemi bitirmemle hazır cevap Anafiel'in cevabı yapıştırması bir oldu.

"Çünkü o bir şeytan Bahram. Barış antlaşması yapmış olsak bile bir şeytan cennetin kralı veya krayiçesi olamaz." Dedi. Bu saçmalıktı. Bu kurallar çok saçmaydı.

"Kim koyuyor ya bu kuralları? Üstelik Pandora cennete ihanet edecek bir şeytan değil." Dedim Pandora'yı savunarak. Bu sefer ise şuana kadar sessizliğini koruyan Tarot konuştu.

"Öyle mi? Emin misin Bahram? Çünkü o kız en son sen cehennemdeyken boynna kılıç dayadı." Diyerek gerçekten yaşanan birşey söyledi.

O an ise aklıma cehennem geldi. Orada geçirdiğim bütün günler gözümün önünden saniyeler olarak geçti. Başıma ağrı girmişti. Alastor'un ihaneti bir kere daha aklıma gelince zaten bozuk olan sinirlerim iyice bozuldu. Oflayarak elimle saçlarımı karıştırıp düzenli saçlarımı dağıttım.

"Beni yanlız bırakın." Diyerek adımı taşıyan Bahram bahçesine gidip kafamdaki düşüncelerden kurtulana kadar çıkmamaya karar verdim.

****

"İyi." Dedi Alastor kısaca. Bahram ile ilgili sorup soruşturması bitmişti. Artık yapılacak hiçbir eylem, söylenecek hiçbir söz yoktu. Barış ilan edildiği günden beri cehennem durgundu. Herkes birbirlerini bırakıp gidebilen şeytanların ve taraf değiştiren, yapmaması gereken şeyleri yapan, istemediği şeyleri yapmaya zorlanan şeytanları düşünmekle meşguldu. Bunlardan biri de Alastor'du.

Alastor, Bahram'ı özlemişti. Bir ayda en yakın arkadaşı olmayı başaran, ona kibarlığı, saygıyı ve hoşgörüyü öğreten arkadaşını özlüyordu. Onunla beraber yatıp, beraber kalkıp, beraber yemek yemeği özlüyordu. Ama yapılacak hiçbir şey yoktu. Herşey olması gerektiği gibi olmuştu ve bitmişti. Alastor arkadaşı olmadan da devam edebilirdi.

Piamon odaya girip ikisine de göz gezdirdi.

"Ne oldu?" Diye sordu Alastor'a. Alastor cevap vermedi. Cevap vermeye mecali yoktu. Savaştan sonra hem fiziksel olarak hemde psikolojik olarak çok yıpranmıştı.

"Sen ne için geldin?" Diye sordu Pandora Piamon'a. Piamon gözlerini Alastor'dan ayırıp Pandora'ya döndü.

"Kral seni görmek istiyor Pandora." Dedi. Pandora başına gelebilecek herşeyi kafasından geçirip tedirginliği gizlemeye çalışarak Alastor'a döndü. Alastor'un da gözleri Pandora'ya kaymıştı.

"Neden?" Diye sordu Alastor.

"Bilmiyorum söylemedi." Pandora odadan çıkıp kralın odasına doğru ilerledi.

Kralın karşısında durdu. Bir süre ikisi de konuşmadı. Ama Pandora bu sessizliğe daha fazla katlanamadı.

"Benimle ne konuşmak istiyorsunuz?" Diye sordu. Etrafta kimse yoktu ama dinlenme ihtimalini göz önünde bulundurup baba demedi.

"Seninle Bahram ile olan ilişkiniz hakkında konuşmak istiyorum Pandora." Dedi. Pandora gözlerini sımsıkı kapattı. Bu konuşmanın bir gün geleceğini biliyordu. Ama beklediğinden erken olmuştu.

"Seni dinliyorum." Dedi konuşmanın devamını bilmiyormuş gibi. Kral Asmodeo bir süre durup kızının hazır olduğundan emin oldu. Ne kadar o da böyle olmasını istemese de açıklamaya başladı.

"Bahram ile olan ilişkinizin bitmesi taraftarıyız. Sen cennetin kraliçesi olamazsın, o melek ise cehennemin kralı olamaz. Bu ilişkinin bitmesi gerekiyor." Dedi. Pandora anlıyordu ama anlamak istemiyordu. Neden kendisi de melek olmamıştı ki?

"Bahram'ın sana olan aşkını kullanıp gücünden yararlanabilirdik ama imkanımızı kaybettik." Dediğinde dolu olduğunu yeni fark ettiğim gözlerimi devirdim.

"Hala güçten bahsediyorsun, sevgilimi sana kullandırtmayacaktım elbet ki." Dedi Pandora sertçe. Hala anlayamadığı şeyler vardı.

Pandora zaten gizli gizli gidip bu konuyu Bahram ile konuşmayı planlıyordu şuan. Ama Bahram direk kabul mu etmişti? Pandora için savaşmamış mıydı? Pandora elinni tersiyle göz yaşını sildi.

"Başka söyleyeceğin birşey var mı?" Kral Asmodeo kızı adına gerçekten üzüldüğünü hissetti ama bunu ona belli etmedi.

"Hayır çıkabilirsin." Dedi. Pandora hızlı adımlarla kralın odasından çıkıp abisinin odasına geri girdi.

Alastır telaşla gözleri dolu bir şekilde odaya giren Pandora'ya baktı.

"Ne oldu ne dedi babam?" Diye sordu. Pandora yatağa abisinin yanına oturup boynuna sarıldı. Tuttuğu bütün gözyaşlarını boşalttı.

"Bahram'dan ayrılmamı istiyor." Dedi gözyaşları içinde. Alastor kaşlarını çattı.

"Niye?" Pandora ağlamakmı sesiyle konuşmaya devam etti.

"Çünkü ben bir şeytan mışım ve cennetin kraliçesi olamaz mışım, o ise bir melekmiş ve cehennemin kralı olamazmış." Dedi. Alastor aslında içten içe bunu mantıklı bulsa da Pandora'ya söyleyerek onu daha fazla üzmemeye karar verdi. Kız kardeşine sıkı sıkı sarılıp onun bugün ki tesellisi oldu.

****

"Bahran beni asla affetmeyecek." Dedi Anafiel telaşlı bir sesle. Tarot ile Anafiel'in odasında baş başaydılar. Tarot Anafiel'in yatağına oturmuş onu izliyordu. Anafiel ise odanın içinde volta atıp duruyordu.

"Sen doğru olanı yapıyorsun, sadece Bahram bunu anlamayacak kadar psikolojisi kötü şuanda ona biraz zaman tanı seni anlayacaktır." Dedi Tarot sakin bir ses tonuyla. Anafiel saçlarını geriye atıp söze tekrar girdi.

"Ya çocuğun aşık olduğu kızı hafızasından silmek ne demek ya. Ayırmaya hiç uğraşmadılar bile, bir kere ayrıl dediler yok dedi tamam o zaman hafızasından Pandora'yı silelim dediler. Hiçbir yol aramadılar başka." Dedi. Tarot ayağa kalkıp odanın içinde dolanın Anafiel'in kollarına elini koyup onu kibarca durdurdu.

"Anafiel, Bahram Pandora'yı unutunca herşey biraz daha normale dönücek. Belki de herkes için en iyisi budur." Dedi. Anafiel gözlerini Tarot'un gözlerinden ayırmadan onu ilgiyle dinledi.

"Öyle mi dersin?" Diye sordu Anafiel. Tarot onaylarayarak başını salladı.

Anafiel'in ellerinden tutup yatağın kenarına oturttu. O da yanına oturup konuşmaya devam etti.

"Sen sadece Bahram'ın iyiliği için küçük birşey yapıyorsun, belki biraz kızar ama öğrenemeyeceği için sorun yok." Dedi. Anafiel, Tarot'un dediklerine inanmayı seçti. Bir süre ikisinin arasında geçen sessiz bakışma kalp ritimlerini yükseltmişti. Anafiel birden ayağa kalktı.

"Şey o zaman gideyim ben artık." Tarot ayağa kalkarken Anafiel kapıya yöneldi. Tarot Anafiel'in bu şaşkınlığını gülerek başını eğdi.

"Anafiel burası senin odan." Anafiel olduğu yerde durdu. Heyecanlandığını çok belli etmişti ve şuan çok büyük utanç duyuyordu.

kapıyı açtı.

"Doğru ya burası benim odam." Tarot kollarını göğsünde billeştirip gülümsemesini bastırmaya çalışarak Anafiel'e baktı.

"Beni mi kovuyorsun?" Dedi. Anafiel eli ayağı birbirine dolanmış gibi saçmalamaya başladı.

"Eve- yani hayır, şey- ö-öyle değil." Diyerek birşeyler gevelemeye başladı. Tarot Anafiel'in bu kadar heyecanlanmış olmasını bir şeye yormuştu. Anafiel de anlaşılan Tarot'tan hoşlanıyordu. En azından Tarot böyle olmasını umuyordu.

Tarot kollarını çözüp ağır adımlarla kapıya yaklaştı.

"Tamam tamam, sadece şaka yapıyordum." Diyerek Anafiel'in yanına geldi. Boy farkından dolayı bir süre Anafiel'in aşağıdan bakan bakışlarını izledi. Daha sonra ellerini Anafiel'in yanaklarına koyarak alnına bir öpücük kondurdu. Anafiel'in yüzü kızarırken Tarot Anafiel'in yüzünü avuşlayıp gözlerine bakmasını sağladı.

"Benim için çok değerlisin Anafiel. Bunu asla unutma olur mu?" Diyerek kapıdan çıktı. Anafiel ana öyle bir kapılmıştı ki kapıyı kapatmayı unutmuştu. Sanırım zaman meleği bu sefer gerçekten zamanı durdurmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.