İçeriğe geç

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 18 · 12 dk okuma

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 18

Yeniden

Sabah olmasına rağmen hala hava karanlıktı. Sidelya camdan dışarıya dalmış hala yaşadıklarını düşünüyordu.

"Birileri gitmek istemiyor galiba." Dedi Zeus gülümseyerek. Sidelya da karşılık vererek gülümsedi.

"Aksine. Gitmeyi herşeyden çok istiyorum. Ama aklım hala Rafael'in bana yaptığı ihanette." Diyerek itiraf etti. Zeus ciddileşerek Sidelya'ya yaklaştı ve bir elini güven vermek istercesine koluna koydu.

"Sevgili Sidelya sana şunu söyleyebilirim ki büyücüler sadece kendi menfaatleri için birilerine iyi davranırlar. Ve o kişiyle işleri bittiklerinde onu halatından çıkarırlar. Büyücüler birini sevmek, bağlanmak istemezler, çünkü eğer birini severse kendinden daha çok düşüneceği biri olur. Böyle bir şeyi hiçbir büyücü göze almas. Hele ki Rafael gibi akıllı ve kurnaz bir büyücü, asla. Bak sana şunun garantisini vermek istiyorum ama amarızda kalacak anlaştık mı?" Dedi. Sidelya başını salladı.

"Ben Rafael'in en yakın arkadaşıyım. Onunla beraber büyüdüm. Ve sana yemin edebilirim ki ben Rafael'in ilk defa birinin yanında bu kadar bulunmak istediğini gördüm. Rafael bana seni anlattı, ve ben ilk defa Rafael'in gözlerinin içinin parladığını gördüm. Rafael sana gerçekten aşık oldu Sidelya. Ve bundan kurtulmanın tek yolu senin onun hayatında olmamandı." Dedi Zeus. Sidelya can sıkıntısıyla konuştu.

"Ve bu yüzden beni öldürmeyi mi seçti?"

Büyücü sorula cevap vermeden heryeri sihirle mühürledi. Ne sihri yaptı bilmiyorum ama artık daha rahat gibiydi.

"Hayır Sidelya, Rafael seni hiçbir zaman öldürlek istemedi. Seni hayatından çıkarmak istedi. Evet ilk başta ölüm kararını verdi ve idamını sihirli kürede izledi ama yapamadı. Sevdiği kızın ölmesine, kendi yüzünden öldürülmesine razı olmadı kalbi. Rafael konu sen olunca sürekli duygularına yenik düşüyor. Yine düştü. Benden gidip idamı derhal durdurmamı ama kimseye Rafael'in emrettiğini söylemememi istedi. Rafael senin burada olduğunu biliyor Sidelya. Ama senden uzak durmak istediği için bir kere bile gelmedi." Diyerek Sidelya'ya doğru olan ama Rafael'in sakladığı her şeyi anlattı.

Sidelya tekrar gözlerini cama çevirdi ve Zeus'un söylediklerini düşünmeye başladı. O da Rafael'i seviyordu ama Rafael de Sidelya da çoktan kararını vermişti. Birbirlerinden uzak duracaklardı.

"vakit geldi Sidelya." Sidelya son kez camdan büyülü diyara baktı. Bir daha asla adımını atmayacağı o diyara. Rafael'i gördüğü son an aklına geldi. Sidelya'nın ölüm emrini verdiği an. Sidelya hayatında ilk kez aşık olmuştu, ve Rafael'i çok özleyecekti. Ama Rafael'in yaptıklarının artık bir telafisi yoktu. Rafael ne yaparsa yapsın artık kendini affettiremezdi. Sidelya Rafael'i tamamen silmişti, artık sadece kalbindeki ateşi söndürmesi gerekiyordu. Bir büyücüye aşık olmak hataydı, ve Sidelya'nın hatasını telafi etmesi gerekiyordu.

Camın önünden ayrılarak Zeus ile dışarı çıktılar. Başlarına pelerinlerinin şapkasını geçirip yüzlerini gizleyerek Rafael ile ilk geldikleri ormanın yakınına doğru yaklaştılar. Sidelya izleniyormuş gibi hissediyordu ama etrafta Zeus'tan başka kimsecikler yoktu. Zeus onu elinden tutarak bir ağacın arkasına getirdi.

"Noldu? Gergin gibisin." Dedi Zeus. Sidelya yere bakarak başını salladı. Sırtını yasladığı ağaçtan arkayı kontrol etti. Daha sonra Zeus'a döndü.

"Biri bizi izliyor gibime geliyor." Dedi Sidelya. Zeus ağacın arkasından bütün diyara göz gezdirdi.

"Fazla stresli olduğun içindir. Kimse yok dışarıda." Dedi Sidelya'yı rahatlatmak ister gibi.

Zeus'un sırtına keskin bir şey deyince rahaket etmeyi bıraktı.

"Cassiel." Diye mırıldandı Sidelya. Zeus ellerini havaya kaldırdı.

"Lazai, büyücünün üzerini ara." Diye emretti Cassiel. Lazai, Zeus'a yaklaşarak üzerini aradı.

"Silahı yok." Cassiel kılıcını indirdi.

"Güzel anlaşmaya uymuşsun Zeus." Dedi Cassiel gülümseyerek. Zeus da gülümseyerek karşılık verdi. Sidelya'nın anlaşmadan haberi olmadığı için kaşları çatıldı.

"Sevgili Sidelya, melekler seni cennete götürmek için benimle bir anlaşma yaptılar. Artık onlarla gidebilirsin." Dedi Zeus. Sidelya Cassiel'e baktı.

"Bana kızgın mısınız?" Dedi mahçup bir sesle. Sonuçta Rafael'i zindandan kaçırmıştı melekler ona sinirlenmiş olabilirlerdi.

"Hayır değiliz. Hadi cennete gidelim de herkes kendi hayatına dönsün." Dedi Cassiel.

Herkes kendi hayatına dönebilecek miydi peki? Bahram cehennemde ki günlerini ve en yakın arkadaşının ihanetini unutabilecek miydi? Dina, Piamon ile yakınlaşmalarını hafızasından atabilecek miydi? Captain'in psikolojisi eski haline dönebilecek miydi? Sidelya Rafael'i unutabilecek miydi? Peki Rafael, Sidelya olmadan yaşayabilecek miydi? Kral Asmodeo, Piamon'a eskisi gibi güvenebilecek miydi? Bahram ile Pandora sık sık ayrı kalabilecek miydi? Hayır. Belki bazı şeyler eskiye dönmüş gibi olabilirdi, ama asla herşey tamamen düzelemezdi. Sidelya da meleklerle cennete doğru ilerlerken aklında bu soru vardı. Herşey eskisi gibi olabilecek miydi?

****

"Sence bunlar benim ne kadar umrumda." Diye bağırdı kral Asmodeo. Bütün şeytanlar pür dikkat kralı dinlerken sus pus olmuşlardı. Kral sinirle sürekli bağırıyor bütün şeytanlara hesap soruyordu.

"Sen benim baş yardımcımsın Piamon. Kafana göre iş yapamazsın." Diye bir kere daha bağırdı kral. Piamon başını eğdi.

"Haklısınız kralım özür dilerim, bağışlayın." Dedi. Kral derin bir nefes aldı ama aldığı hiçbir nefes onu sakinleştirmeye yetmiyordu.

"Çok güzel ya. Şeytanlarım kendi arasında gizli ilişki yaşasın, şeytanlarım meleklerle gizli ilişki yaşasın, şeytanlarım arkamdan iş çevirsin, derdinik ne lan sizin. Hepinizi zindana kapatıp Captain'in düştüğü duruma mı düşüreyim, bunu mu istiyorsunuz?" Yine Captain'in küçümseyerek konuşmuştu kral.

"Tekrarlanmayacak majesteleri üzgünüz." Dedi Satana genel anlamda konuşarak. Kral sinirle gülerek bağırdı.

"Elbette tekrarlanmayacak. Ayrıca üzgün olmanız da umrumda değil. Bir daha en ufak yanlışınızda kendinizi zindanda bulursunuz. Yıkımın karşımdan." Şeytanlar sırayla kralın odasındar çıktılar. Hiçbiri yol boyunca tek kelime konuşmadı ama hepsi nereye gideceklerini biliyordu. Tek kelime etmeden bahçeye çıktılar. Volkan dağlarının oraya gelerek lav çukurlarının etrafına ayaklarını sarkıtarak yan yana oturdular.

"Ne yapacağız şimdi?" Diye sordu Alastor. Onu cevaplayan tek isim ise Lucifer oldu.

"Her zaman ne yapıyorsak aynısını yapacağız. Kral yine bir işi düşünce hiçbir şey olmamış gibi görev dağılımları yapacak. Her zaman böyle olur." Dedi. Alastor sessizliğe büründü. Aklına Bahram ile buralarda geçirdiği zamanlar geldi. Bahram'a yine ihanet etmek zorunda kalmıştı. Bahran yine onu güvenilmez olarak biliyor, yaptığı son ihanetle hatırlıyordu. Alastor en başından beri kendini suçlu hissetti. Bahram'a bu kadar bağlanacağını tahmin edememişti ama onu ilk kez cehenneme getirdiği günü hatırladı. Hiçbir şey hatırlamıyor ve fazla savunmasızdı. Alastor Bahram'ı o gün buraya getirmemeliydi. Bir meleğin cehennemde 5 günden uzun kalması ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğinin farkında olduğu halde onu bir ay burada tutmalarına müsade etmemeliydi. Alastor her zaman ki gibi arkdaş olmanın bile iyisini yapamamıştı. İşte Alastor'un kalbi bu kadar kötülük doluydu. Arkadaşlık ve aşk gibi kavramlar ona çok uzaktı ve o da bunlardan uzak durmalıydı. Artık asla Bahram'ın en yakın arkadaşı olamayacaktı. Ve o da Bahram da bunun farkındaydı. Şeytanyar arasında ki tek ses lavların hareket sesiydi. Ve onlar hiçbir ses çıkarmadan bu sesi dinlediler.

****

Bir sayfa daha, bir sayfa daha, ve bir sayfa daha. Sayfaların hepsinde yazılan şeyler farklıydı ama Rafael'e hepsi aynı gibi geliyordu. Kafasını dağıtmak için biraz kitap okuma kararı almıştı ama çevirdiği her sayfa da tek bir kelime bile okumadan diğer sayfayı çeviriyordu çünkü canı kitap felan okumak istemiyordu. Aklı hala güzel kahındaydi. Ne olurdu şimdi burada olsa? Rafael onu sinirlendirsi o da Rafael'e kızsa, Rafael ona iltifat etse o da beklenmedik iltifat karşısında kendisi fark etmese de kızarsa, bir kere daha onunla istediği kadar yakınlaşıp dudaklarının tadına baksa. Çok mu şey istiyordu?

Rafael elindeki kitabı bir hareketle fırlattı. Okumayacaktı, vazgeçti. Masasından kalkarak odasından dışarı çıktı. Kız kardeşi Roselna'nın ne yaptığına bakmak için onu rahatsız etmeden ona yaklaştı. Roselna değişik ritimlere sahip bir müzik dinliyordu. Rafael daha önce böyle bir müzik hiç duymamıştı.

'Kalbim senden, senden vazgeçmeyecek,

Korkma içimde aşkın hiç dinmeyecek,

Eğer istersen sonsuza dek sürecek,

İnan bu adam hep seni, seni sevecek'

Rafael duyduğu her bir kelime de ona Sidelya'yı hatırlatan şarkıyı dikkatle dinledi. Roselna arkasını dönüp abisini görnüce bir an yerinden sıçradı.

"Abi niye gizli gizli geliyorsun korktum." Dedi. Rafael, Sidelya'nın hayalinden kendini kurtarıp kız kardeşine gülümsedi.

"Sende görmeyeli fazla korkaklaşmışsın sevgili Roselna." Dedi. Roselna saçlarını geri attı.

"Alakası yok. Hala yeterince cesur bir kızım." Dedi. Rafael eliyle müziğin geldiği yeri işaret etti.

"O nedir?" Diye sordu. Roselna gösterdiği şeye bakıp cevapladı.

"Müzik çalıyor, dünyada insanlar kullanırken gördüm. Adı neydi ya R ile başlıyordu." Dedi. Bir süre düşündükten sonra aklına gelmiş gibi parmaklarını şıklattı.

"He hatırladım radyo diyorlar bu alete. Üstelik bizim gibi sadece melodi yok bunlarda. Baksana melodi gibi konuşuyorlar. İnsanlar çok güzel müzikler yapıyor." Rafael bir kere daha çalan müziğe dikkat kesildi.

"Çalan şeyin adı ne?" Diye sordu. Roselna bir süre düşündü.

"Bilmiyorum ama çok hoş. Keşke başa sarıp dinleyebilsem ama bir daha ne zaman çalar bilmiyorum. Bir sürü farklı müzik çalıyor." Dedi. Rafael melodiyi aklında tutmaya çalıştı. Büyüyle bunları çalmak zor değildi sadece hatırlaması gerekiyordu. Hem belki Sidelya'yı tekrar gördüğünde ona bunu dinletirdi.

"Yiyecek birşeyler hazırladım. Yemek ister misin?" Diye sordu Roselna. Ama Rafael'in pek de iştahı yoktu.

"İstemiyorum. Odamdayım ben." Dedi ve tekrar odasına döndü. Masasına oturdu ve bir süre camdan dışarıyı izledi. Daha sonra küresi yanıp sönmeye başladı. Elini kürenin üzerinde gezdirerek onunla iletişime geçmeye çalışan kişinin kim olduğuna baktı. Küre de görünen kişi en yakın arkadaşı Zaus'tu.

"Evet sevgili dostum seni dinliyorum." Dedi Rafael. Zeus pelerinini çıkarıp sandalyesinin arkasına asarak sandalyeye oturdu.

"Melekler Sidelya'yı cennete götürdüler, artık güvende." Rafael Sidelya'nın adını bile duyunca hızlanan kalbini hissedebiliyordu.

"Birşey demeyecek misin?" Diye üstelidi Zeus. Rafael derin bir nefes aldı.

"Ne diyebilirim ki?" Dedi kısaca. Zeus onun en yakın arkadaşıydı ve Rafael'in Sidelya'ya nasıl kapıldığını fark etmişti. İkisi de bir süre sessiz kaldılar.

"Zor olacak farkındayım, ama alışacaksın Rafael. Alışamadığın her dakika yanında olacağım." Dedi Zeus. Rafael zayıf noktalarını belli etmeyi sevmeyen biriydi. Ama Zeus onun en yakın arkadaşıydı ve onun bütün zayıf noktalarını bilirdi. Rafael her zaman Zeus'a her koşulda güvenebileceğini biliyordu.

"Dışarıda buluşmak ister misin?" Diye sordu Zeus. Rafael keyifsizce mırıldandı.

"Ne yapacağız oğlum dışarıda?" Diye sordu. Zeus sırıttı.

"Gel seni dünyala götüreceğim. Biraz insanları gözlemleyelim, insanların yerlerini gezelim, insanların yemeklerini tadalım, insanların eğlence anlayışlarına bakalım, insanların müziklerini dinleyelim." Diyerek heyecanla sıraladı. Rafael hiç hali olmasa da insanların yaptıklarını deneme fikri hoşuna gitti. Üstelik Zeus bunları anlatırken çok heyecanlıydı, uzun zamandır beraber birşeyler yapmıyorlardı bu yüzden reddettmedi.

"Tamam yapalım." Dedi. Zeus heyecanla ayağa kalktı.

"Bir büyü yapalım da biraz insanlara benzeyelim o zaman." İkisi de kalkıp dünyaya gitmek üzere insan gibi hazırlandılar. Rafael insanların giyim tarzını çok garip, sade ve gösterişsiz bulmuştu. Ama yüzlerini de insan yüzüne benzetince kıyafetlerin hoş durduğunu fark etti. Üstelik kendi kıyafetlerinin aksine acayip rahattı. Zeus, Rafael'in odasına geldi.

"Hazır mısın?"

"Evet." İkisi de dünyaya inip biraz insan olmanın tadını çıkardılar. "Ve gariptir ki onlar faniler, ama hiç ölmeyecek gibi yaşarlar"

****

Eheres Dina ile sahbet etmeyi her zaman seviyordu. Ama gecenin bu saatinde Eheres'in gitmesi gereken yere geç kaldığı zamanlarda şuan olduğu gibi panik yapıyordu.

"O yüzden bilmiyorum işte. o şeytan benim hayatımı kurtardı. Hiç düşünmeden yaptı bunu. Sanırım yanlış kişiye bağlandım." Dina, Piamon'un etkisinden çıkamamıştı ve bunu Eheres'e anlatmaya karar vermişti. Ne kadar Eheres abisi gibi davrandığı için vereceği tepkiden korksa da anlatabileceği tek kişi de Eheres'di. Ama Eheres ona hiç kızmadı. Çünkü tek yanlış kişiye kapılan Dina değildi.

"Sorun değil güzelim, bazen yanlış insanlara aşık olabiliriz, herkes olabilir. Şuan ateşkesteyiz bu onunla arana mesafe koymana gerek olmadığını gösterir. Ama yine de o şeytana karşı dikkatli ol." Dedi. Dina Eheres'e sarıldı.

"Sen niye hiçbir kıza yüz vermiyorsun?" Diye sordu Dina şikayet eder gibi.

"Valla benim yüz vermek istediğim tek kız şuanda bir şeytana aşık." Diyerek Dina ile imalı imalı konuştu.

"Hemen vazgeçiyorum." Dedi Dina. İkisi de kahkaha atarak güldü. Daha sonra Eheres gerçek bir açıklama yaptı.

"Ben henüz kendime uygun kızı bulamadım." Aslında bulmuştu ama bunu Dina'ya şuanda anlatamazdı.

"Eheres meleklerin neredeyse hepsi sana aşık. Yanından geçerken iç çekiyorlar. Bir kere bakan dönüp bir daha bakıyor. O kadar kızın içinden nasıl doğru kişiyi bulamamış olabilirsin ki?" Dedi Dina. Gerçekten meleklerin neredeyse hepsi Eheres'e aşıktı ama Eheres herkese karşı sert mizacını koruyordu. Çünkü onun beğendiği kız meleklerden biri kesinlikle değildi. Sevdiği kız hariç diğer bütün kızlara karşı sert olmasının sebebi de buydu. Sevdiği biri varken kimseye umut vermiş gibi davranmak istemiyordu. Zaten sert bir kerektare olduğu için kimse de bunu sorgulamıyordu.

"Çok geç oldu. Artık odama dönmeliyim." Dedi Dina ayağa kalkarak. Eheres de ayağa kalkıp Dina için kapıyı açtı.

"Bana bak, sakın rüyanda şu Piamon şeytanını görme." Dedi Eheres gülümseyerek. Dina da ona gülerek cevap verdi.

"Söz veremem." Daha sonra kapıdan çıktı.

"İyi geceler dilerim Dina." Dedi Eheres. Dina da odasına girmeden Eheres'e döndü.

"İyi geceler." Eheres kapıyı kapatıp bir saat gibi bir süre bekledi.

Bir saatin sonunda pencereyi açıp kimse olmadığına emin olduğu zaman gökyüzüne yükseldi. Gizli bahçenin kapısına gelip Cassiel'e ne uyduracağını düşündü. Sürekli uyku tutmadığı için buraya dolaşmaya geldiğini söylüyordu.

"Hayırdır Eheres, yine ne işin var burada?" Eheres aynı yalanı söylemeye karar verdi. Zaten Cassiel Eheres'e güvendiği için çok sorgulamayacağını biliyordu.

"Uyku tutmadı yine. Biraz dolaşıp döneceğim." Cassiel, Eheres'in çıkmasına izin verdi.

Eheres bir süre gizli bahçede ilerleyip her zamanki gölün kenarında durdu. Gelecekti yine biliyordu. Dolunay gökyüzünde parlıyor, yıldızlar ışıl ışıl ayın yanında kendini belli ediyordu. Eheres gökyüzünü izleyip bir büre huzura bıraktı kendini. Dolunayn yansıması göle vuruyor, göküyüzünün lacivert rengi ağaçların ve çiçeklerin renklerini belli ediyordu. Burası çok huzur verici bir yerdi. Ama Eheres asıl huzuru beklediği kişi gelince bulacaktı.

Adım sesleri onu irkitmedi. Çünkü kimin geldiğini anlamıştı.

"Çok beklettim mi?" Diye sordu kızıl saçlı kız. Eheres gülümsedi.

"Hayır. Seni beklerken geçen hiçbir saniye çok gelmiyor." Dedi. Sıkı sıkı sarıldılar birbirine. Sık sık göremiyorlardı birbirlerini bu yüzden Eheres onu çok özlüyordu. Beraber gölün kenarına oturup sırtlarını taşa yasladılar. Kızıl saçlara sahip kız başını Eheres'in omzuna yasladı. Bir süre beraber gölü ve gökyüzünü heyrettiler. Huzurlu bir sessizlik oluşmuştu. Eheres sessizliği böldü.

"Amelinda, cennet ve cehennem arasında barış ilan edildi." Amelinda buna biraz bozulmuş gibi oldu. Eheres Amelinda'nın saçlarıyla oynayarak devam etti.

"Artık şeytanlar istediği gibi cennete girebiliyor ve melekler de istediği gibi cehenneme girebiliyor. Ama biliyorsun 5 gün kuralını, bu yüzden fazla kalamıyorlar." Dedi. Amelinda hoşnutsuz bir sesle konuştu.

"Biz ise hala gizli bahçede cennetin önünden bile geçemiyoruz." Dedi. Eheres, Amelinda'nın saçlarına bir öpücük kondurdu.

"Elbet bir gün o da olacak." Amelinda başını kaldırarak Eheres'e baktı.

"O gün geldiğinde aşkımızı gizlemeden yaşayabileceğiz öyle değil mi?" Diye sordu umutla. Eheres'in, Amelinda'ya bakan gözleri parlıyordu resmen.

"Elbette. Kimseden birşey saklamak zorunda kalmayacağız." Dedi. Amelinda Eheres'in güzel gözlerini ve derin bakışlarını inceledi.

"Bana öyle bakmaya daha ne kadar devam edeceksin?" Diye sordu Amelinda gülümseyerek.

"Bana böyle güzel gülümsemeye devam edersen ömürümün sonuna kadar." Dedi Eheres.

"Yıldız kaydı gördün mü?" Diye sordu Amelinda. Eheres gözlerini bir saniye bile Amelinda'nın gözlerinden ayırmadan başını olumsuz anlamda salladı.

"Senden başka hiçbir şeyi görmüyor gözüm." Dedi. Amelinda utangaç bir şekilde saçlarını düzeltti. Eheres Amelinda'nın saçlarının bir tutamını kulağının arkasına sıkıştırdı ve yüzünü ona yaklaştırdı. Dudaklarını dudaklarına değdirerek uzun uzun öptü. Nede olsa uzun bir süre görüşmeyeceklerdi. Eheres dudaklarını ayırınca Amelinda konuşmaya başladı.

"Ben yıldız kayınca dilek tuttum." Dedi Amelinda. Eheres, Amelinda'nın saçlarıyla oynamaya devam etti.

"Eğer kabul olursa benimle evlenir misin?" Dile sordu Eheres. Amelinda şaşkın bir şekilde Eheres'e baktı.

"Bu bir evlenme teklifi mi?" Diye sordu. Eheres gülümseyerek konuştu.

"Sayılır. Barış ilan edilirse daha iyisini yapacağım." Dedi. Amelinda da gülümsedi.

"Söz mü?"

"Söz."

Gece gökyüzü karanlıktı. Cehennemde derin bir huzursuzluk, cenette sessizlik, dünya da gürültü, gizli bahçede ise huzur vardı. Herkes bulunduğu yerin hissettirdiği şeylere esir olmuş bir şekilde günü bitirdi. Aslında herşey şimdi balşıyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.