Yasaklı dağları teker teker gezmelerine rağmen hiçbir şey yoktu. Kasadya boş araziye indi.
"Bu kadar şeyi Bahram'ın yaptığına inanamıyorum." Dedi. Azazel sırıttı.
"Canım benim, şimdi onu düşünmenin sırası mı sence." Azazel her zaman her şeyi şakayı vururdu ama görevleri asla. Konu görevlere gelince o her zaman büyük bir ciddiyetle görevleri yerine getirirdi.
Kasadya, Azazel'i hak verdi. Mamon dağın üzerinden geçip hiçbir şey olmadığına karar verince diğerlerinin yanına geldi.
"Çocuklar hevesinizi kaçırmak istemem ama fark ettiyseniz buraya kimse uğraşamamış." Dedi. Belia başıyla onayladı.
"Haklısın Mamon. Burda daha fazla birşey aramanın bu manası yok." Dedi. Şeytanların dördü yan yana durmuş ne yapabileceklerini düşünüyorlardı. Fikir ise Belia'dan çıktı.
"Bence cehennemin çıkışına doğru gidip oraları araştıralım." Dedi. Hepsi başıyla onayladı.
"Daha sonra da cehennemin alt katına ineriz. Orası da şüpheli bir yer." Dedi Kasadya. Cehennemin alt katında cehennem yaratıkları bulunuyordu. Azazel yüzünü buruşturdu.
"O yaratıklardan nefret ediyorum." Daha önce Azazel o yaratıklar tarafından ciddi bir yara almıştı.
"Ama o yaratıklar seni çok seviyor." Diyerek dalga geçti Mamon. Bunun üzerine cehennemin çıkışına doğru yürüdüler.
****
Samael gökyüzünde bir x görüşe sahip gözlükle dolanıyordu. Aynı şekilde Evil'de o gözlüklerden biriyle yeryüzünü kontrol ediyordu. Gözlükler Evil'in fikriydi bu gözlükler sayesinde daha önce yapılmış bir sihir varsa görebileceklerdi.
"Birşey bulabildin mi Samael." Evil'in sesini duyunca ayağı baktı ama onu göremedi.
"Hayır. Sen?" Evil etrafına çaresizce baktı.
"Hayır." Aramaya devam ettiler.
"Acaba diğerleri birşeyler bulmuşlar mıdır?" Dedi Samael kendi kendine. Ama Evil onu duymuştu.
"Umarım bulmuşlardır." Samael aslında bir yandan yakalanmalarını istemiyordu. Çünkü Captain yıllar sonra ilk kez özgürdü. O kadar işkenceden sonra bir kere daha zindana kapatılırsa kral onu öyle kolay bırakmazdı. Aklını kaybetmesinden ve delirmesinden korkuyordu. Şeytanlar ve melekler bazen aklını kaybedecek kadar kötü duruma gelebilirlerdi. Ama doğası gereği asla kolay kolay aklını kaybetmezlerdi. Ama Captain için artık Kolay sözcüğünü kullanmak bile çok zordu.
Öbür yandan Evil, Kasadya, Belia, Mamon, Azazel'de bir yandan onları aramasına rağmen hiçbiri bulunamamasını istiyordu. Hatta bütün şeytanlar şuanda bunu istiyordu.
"Samael şuna bak." Samael aşağı baktı ama birşey göremedi yine. Bulutlar çok fazlaydı.
"Ne buldun?" Diye sordu bu yüzden.
"Bir sihir ışını, bir iki gün önce yapılmış gibi çaprazlama olarak yukarıya çıkıyor biraz daha ilerle belki görürsün." Samael azıcık daha ilerlediğinde o da ışını görmüştü.
"Bir büyü. Büyük ihtimal uçma büyüsü." Dedi. Evil şaşırmıştı.
"Etkileyici. Büyü olduğunu nerden anladın?" Diye sordu. Samael bu konularda fazla bilgiliydi.
"Bizim sihirimizin bıraktığı etkiyle aynı değil." Dedi. Evil bir süre düşündü.
"İyi de cehennemde hiç büyücü yok ki. Olsa ilk biz bilirdik." Dedi. Samael buna katılıyordu ama ne diyeceğini bilmiyordu.
"Yukarı gel de ışını takip edelim. Bakalım bizi nereye götürecek."
Evil kanatlanıp yukarı Samael'in yanına çıktı. Aşağıda zaten birşey bulamamışlardı. Beraber ışını takip etmeye başladılar. Işın onları gizli bahçeye getirmişti ikisinde duraksayıp birbirine baktı. Gizli bahçeye sık girmezlerdi, çünkü hem cennette hem cehenneme, hem vampirlerin yaşadığı kasabalara hem perilerin dünyasına hemde dünyaya götürürdü.
"Ne yapacağız?" Diye sordu Samael. Evil bir süre durdu.
"Kendini korumaya al, içeri girip bi kontrol edelim başka ışın var mı içeride?" Dedi. Riskli olduğunu kendisi de biliyordu ama bunu yapmaya karar verdiler ve içeri girdiler.
****
"Hemen her yeri öğrendim, basit bir düzeni var çokda zor değil." Dedi Mira. Diğerlerine içeri girmesi için yolu gösteriyordu. Alastor, Pandora, Lucifer ve Satana buradaydı. Bende onlarla gitmiştim. Lucifer, Mira'ya yeni görevinini nasıl olduğunu sormuştu ve o da açıklama yapıyordu. Diğerlerinin zindanını araştırmadan önce Tamara'yı görmeye gidiyorduk.
Tamara'nın zindanının önüne geldik. Tamara ayağa kalkıp bize yaklaştı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu ve hala yanağında bir damla göz yaşı bulunuyordu.
"İyi misin güzelim." Dedi Satana. Tamara başını hayır anlamında salladı.
"Birşey bulabildiniz mi?" Diye sordu. Acaba bulunmasını mı istiyordu diye düşündüm.
"Yeni başlıyoruz araştırmaya. Önce seni ziyaret etmek istedik." Dedi Lucifer.
"Zor mu burda olmak." Dedi Satana tekrardan. Tamara acıyla gülümsedi.
"Captain burda 5 yıl kalıp hala karyımıza geçip gülebilmişken benim zor demem onun yaşadıklarına haklızlık olur." Dedi. Bu durumda bile aklında Captain vardı. Aşk ne garip birşeymiş ya.
"Onları bulacağız ve seni burdan çıkaracağız tamam mı? Biraz daha dayan güzelim. Bu akşam bu iş bitecek." Dedi. Çok kendinden emindi Satana. Tamara ile vedalaşıp Sidelya'nın olduğu zindana gittik. Yerde mor tozlar vardı. Pandora eğilip elini tozların üzerinde gezdirdi.
"Biri parmaklıkları yok etmek için büyü yapmış." Dedi. Alastor başını çevirip birkaç adımla Captain'in zindanının önüne gitti. Eğilip birşeylere baktı.
"Aynı büyü mü?" Diye sordum. Alastor onaylayarak başını salladı.
Lucfir de Alastor'a yaklaşıp orayı da görmek istedi. Captain'in zindanı hep kan lekeleri ile doluydu ve bu biraz mide bulandırıcıydı. Lucifer, bir kere daha Sidelya'yanın zindanın da ki tozlara baktı, kaşları çatılmıştı Satana bunu fark etti.
"Noldu?" Lucfir bir Sidelya'nın zindanına bir Captain'in zindanına baktı.
"Aynı değiller." Dedi. Satana anlamamıştı.
"Ne aynı değiller. Zindanlar mı?" Ama ben anlamıştım.
"Büyüler öyle değil mi?" Lucifer başını salladı.
Eğilip Sidelya'nın zindanının önündeki yerden biraz toz aldı. Daha sonra Captain'in zindanı önüne gidip birazda ondan toz aldı. Karıştırmadan yan yana avucunun içine koydu ve bize doğru geldi.
"Yaklaşın ve bakın." Dedi. Hepimiz Lucifer'ın etrafında toplanmış elindeki tozlara bakıyorduk.
"Şuna bakın." Diyerek Captain'in zindanının önünden aldığı tozu gösterdi ve devam etti.
"Şeytanlar bir şeyi yok ettiklerinde böyle kırmızı tozlar oluşur." Sonra Sidelya'nın zindanının önünden aldığı tozu gösterdi.
"Ama bunun rengi mor." Dedi. Ve devam etti.
"İkisinin sinirini yapan kişi aynı değil." Dedi. Şimdi herkes herşeyi anlamıştı.
"Bu durumda iki ihtimal var demektir. Ya iki ayrı kişi kaçırdı onları. Ya da iki kişi beraber planlı kaçırdılar." Dedi Pandora. Lucifer göz devirdi.
"Hala olayı anlamadınız değil mi?" Hepimiz anlamsız ifadelerle Lucifer'a baktık.
"Bir şeytan yapmış bunu. Anlasanıza işte Piamon, Captain'i kaçırmış." Dedi. Hepimizin jeton yeni düşmüştü. Piamon ciddi ciddi Captain'i kaçırmış olabilir miydi?
"İyi de bunu niye yapsın ki? Cehennemde çok yüksek bir konuma ve çok üstün bir güce sahip, ayrıca bütün şeytanlar ona saygı duyuyorlar ve ondan korkuyorlar. Böyle bir şey yapıp bütün imkanları hiçe saymak Piamon'un yapacağı cinsten birşey değil." Dedi Alastor. Bu da çok mantıkmıydı. Hangi aptal böyle birşey yapardı ki. Belki de vampirler felan yapmıştır.
"Vampirlerin büyüsü olabilir mi?" Dedi Pandora hafızamı okumuş gibi. Satana başını olumsuz anlamda salladı.
"Onların ki siyah, Perilerin ki de mavi, meleklerin ki beyaz, büyücülerin ki mor olur." Dedi. Hepsi şaşkınlıkla Satana'ya bakıyordu.
"Daha önce hepsinin yok ettiği şeyleri gördüm çünkü." Dedi. Helal olsun bu kıza, fazla dikkatli.
"O zaman Piamon, Captain'i kaçırmış demek oluyor bu." Dedi Pandora. Lucifer bir sihirme yumruğunu sıktı ve sertçe duvarlardan birine vurdu. Duvar çatlamıştı, Satana, Lucifer'ın yanına gidip omzuna dokundu.
"Bunu nasıl yapmış olabilir ya. Onu uyarmıştım Satana, sakın bensiz birşeye kalkışma diye yüz kere söyledim ona. Bunu nasıl yapabilir ya, ben onun en yakın arkadaşıyım. Nasıl fikirlerimi hiçe sayabilir? Kral onu öldürebilir, buna nasıl göz yumabilir." Dedi sertçe. Lucifer'ın sabahtan beri ellerinin titremesinin sebebi buymuş demek ki. Lucifer, Piamon'a sinirliymiş.
"Henüz kesin bir delil yok elimizde. Sadece olasılığı yüksek bir tahmin bu." Dedi Pandora. Satana bir süre yere bakıp düşündü.
"O zaman kesinleştirelim."
****
Satana hepimizi biryere götürmüştü. Saraydaki uzun koridorların birine girdik. Koridorun sonuna doğru yürüdük daha sonra Satana bir anahtar çıkarıp duvara taktı.
"Vay sarayda gizli bir oda he." Dedi Alastor. Satana ters ters Alastor'a baktı.
"Tamam demedim birşey." Diyerek sustu Alastor. Odaya girdiğimizde heryerde sarayın kamera görüntüleri vardı.
"Demek her anımız izleniyor, kötü oldu." Dedi Pandora bana bakarak. Sırıtarak yere baktım.
Satana kamera kaydının başına geçti. Sandalyeye oturduğunda sihirle bir klavye oluştu. Sanata hızlı hızlı birkaç işlem yapıp biryerlerle ilgilendi ve zindanı olduğu kayıt büyüdü. Daha sonra başa sarmaya başladı. Hızlıca geriye gidiyordu, hepimiz kameraya kilitlendik dikkatlice bakarken arkadan Piamon'un geldiğini gördük. Lucifer gözlerini kapatıp elini sertçe masaya vurdu.
"Sakin ol sevgilim." Dedi Satana. Kayıtı başlattı.
"Demek ki arkadan gizli bir giriş var." Dedim sakin bir sesle. Satana başını salladı.
"Öyle görünüyor." Dedi. Sessizce kaydı izlemeye başladık.
Piamon bir sihirle parmaklıkları yok etti bir sihirle.
"Tam tahmin ettiğimiz gibi." Dedi Pandora. Piamon, Captain'in zincirlerini kırıp onu dışarı çıkardı. Ve arkadaki gizli geçitten geri çıktılar.
"Bakalım bahçeden nasıl çıkmışlar." Dedi. Tam bahçenin kaydını açacakken bir hareketlilik oldu.
"Sanata dur!" Diyerek onu durdurdum. Ekranı gösterdim.
"Şuna bakın." Birinin sihirle Sidelya'nın parmaklıklarını yok ettiğini gördük.
"Bir büyücü." Dedi Alastor. Zindanın içinde birşeyler oldu ama kamera orayı net çekmiyordu. Sadece mor bir pelerin gördük. Kime ait olduğu ise soru işaretiydi. Uzun bir süre izledikten sonra dışarı Sidelya ile Rafael çıktı. Hepimizin gözleri kocaman açılmıştı. Rafael bir büyücü müydü?
"Oha Rafael büyücü müymüş?" Dedi Satana şaşkınlıkla. Herkes ekrana şaşkınlıkla bakıyordu.
"Bunca yıldır kahin sandığımız adamın büyücü olduğunu öğreniyoruz şaka gibi." Dedi Lucifer sinirle.
"Kral duyunca çok sinirlenicek." Dedi. Sidelya ile Rafael arka çıkıştan çıktılar. Satana hızlıca bahçenin kaydını atıp hızlı çekimde izledi.
"Gizli bahçeye gitmişler." Dedi. Sidelya ile Rafael bu sırada gizli bahçeye girdiler ve gözden kayboldular.
****
Evil ile Samael gizli bahçeye girdiler beraber. Dikkatli bir şekilde her yeri inceliyorlardı. Evil önden Samael ise arkasından yürüyordu.
"Sizi burda görmek ne güzel." Samael hızlıca arkasına döndü. Dijle'yi görünce ikisi de rahatlamıştı.
"Napıyorsun burda?" Dedi Evil. Dijle gülamsedi.
"Evcil hayvanım kayboldu onu arıyorum. Buraya girdi." Dedi. Samael şaşırmıştı.
"İki gündür onu mu arıyorsun?" Dedi. Evil Samael'e baktı.
"Sen nerden biliyorsun iki gündür onu aradığını?" Dedi. Samael bir an duraksadı.
"İki gün önce gizli bahçeye geldi evcil hayvanım kayboldu dedi ordan biliyorum." Diyerek açıklama yaptı. Evil birazcık kıskanmış olabilirdi ama bunu Samael'e belli etmedi.
"O hayvanı çoktan yemişlerdir boşuna arama daha Dijle." Dedi Evil. Dijle buna sinirlenmişti.
"Saçmalama ya yemediler kedimi hem benim kedim kendini koruyabilir." Dedi mızmız bir sesle. Evil sırıttı.
"Niye pençelerinde bıçak mı var?" Dedi alay ederek. Dijle alay etmesine sinirlenmişti.
"Hissediyorum işte yaşıyor." Evil yine dalga geçti.
"İyi hissetseydin iki gündür aynı kediyi aramazdın tatlım." Dedi. Samael araya girdi.
"Hey hey kızlar, sakin olun azıcık. Kız kavgası izlemeye gelmedim." Dedi. Evil sinirle önüne döndü.
Bir adım atmıştı ki önüne birşey atladı. Evil çığlık atarak geri çekildi.
"Kedim." Dedi Dijle sevinçle. Evil önüne birden atlayan şeyin sadece yavru kedi olduğunu gördü. Evil sinirle arkasını döndüğünde Samael'in alttan alttan güldüğünü gördü.
"Ne gülüyon lan." Dedi sinirle. Samael gülüşünü bastırdı.
"Gülmüyorum, tamam." Dedi.
"Komik değil." Dedi Evil sinirle. Samael hala sırıtıyordu.
"Evet bence de komik değil. Alt tarafı yavru bir kediden korktun." Dedi. Evil göz devirdi.
"Samael bu bahçeden sağ çıkmak istiyorsan kapat çeneni."
"Selam gençler." Bahram, Alastor, Satana, Lucifer ve Pandora onların yanına gelmişti.
"Evil sizin burda ne işiniz var." Dedi Satana. Evil, Satana'ya yaklaştı.
"Bir sihir ışınını takip ederek geldik buraya siz niye geldiniz?" Satana gülümsedi.
"Ay zeki şeytanlara bayılıyorum aferin kız size. Bizde kamera kayıtlarını inceledik. Bundan çıkmışlar." Dedi Satana gülümseyerek. Samael onalara yaklaştı.
"Eee kim kaçırmış?" Diye sordu. Sorarken sesi titremişti. Lucifer uzun uzun Samael'e baktı. Samael o an Piamon'un yaptığını anlamıştı.
"Piamon, Captain'i kaçırmış." Dedi Alastor. Samael yine Lucifer'a döndü. İkisi de olacakları biliyorlardı. En iyi ikisi biliyordu olacakları. Kral Piamon'u asla affetmezdi. Öldürürlerdi onu. Kral onu Captain'den beter hale getirirdi. Ve bütün şeytanlar bundan korkuyordu.
"Şimdi ne yapacağız?" Dedi Samael. Lucifer başını salladı.
"Bilmiyorum, kahretsin ki bilmiyorum." Dedi. Pandora söze çekinerek girdi.
"Bunu krala söylememiz gerekiyor." Dedi. Hepsi o anlık sinirle Pandora'ya ters ters baktılar.
"Yapma ya." Dedi Lucifer sinirle gülerek. Bahram Pandora'nın önüne geçti.
"Tamam herkes şokta ama biraz sakin ol Lucifer." Dedi. Lucifer Bahram'ın üzerine yürüdü.
"Noldu sevgiline laf dokundurmuyorsun bakıyorum da." Dedi. Alastor ikisinin arasına girdi.
"Lucifer, dokunulmazlığı var Bahram'ın. Geri dur çünkü sonuçları ağır olur." Bahram o an bir yey daha öğrenmişti. Kral şeytanlar ona birşey yapmasın diye Bahram'a dokunma yasağı koymuştu.
"Piamon, Captain'i kaçırmış. Rafael de Sidelya'yı." Dedi Bahram, Evil ile Samael'e bakarak. Evil'in aklı karışmıştı.
"Nasıl yani?" Dedi. Bahram, Rafael'in nasıl Sidelya'yı kaçırdığını sorduğunu anlamıştı.
"Rafael aslında kahin değilmiş büyücüymüş. Herkesi kandırmış." Dedi. Samael, Alastor'a baktı.
"O zaman Alastor'un kehaneti de mi yalan?" Diye sordu. Alastor başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissetti. Bunca zamadır boşuna mı hapis kalmıştı bi odaya? Herşey yalan mıydı?
"Hayır onun kehanetini başka bir kahin krala sunmuştu. Rafael ile alakası yok." Dedi Bahram. Alastor rahatlamıştı.
"İyi de nereye kaçmış olabilirler ki?" Dedi Evil. Bunun üzerine Dijle elindeki kediyle bize döndü.
"Cennete." Herkes Dijle'ye baktı. Dijle ise elindeki kedinin anlattıklarına şok olmuş bir vaziyetteydi. Hayvanlarla konuşabilmesi en çok bugün işine yaramıştı. Çünkü bu kedinin ona anlattıkları inanılır gibi değildi.
"Ne saçmalıyorsun sen?" Dedi Lucifer. Satana onun elini sıkı sıkı tuttu. İkisi birbirine baktı, Lucifer biraz daha sakin davranmaya çalıştı.
"Melekler dördünü de yakalamışlar. Piamon, Captain, Rafael ve Sidelya şuan cennetteler." Dedi. Bahram öne çıkıp Dijle'ye yaklaştı.
"Nerden biliyorsun?" Dedi. Dijle elindeki kediyi gösterdi.
"Herşeyi görmüş." Bahram arkasını dönüp bir Alastor'a bir Pandora'ya baktı. İkisinin de bir korkusun vardı şuan. Bahram cennete mi dönecekti?
"Herkesin elinde sonunda döneceği yerdir evi. Öyle değil mi? Artık yuvana dönme vaktin gelmişti Bahram. Geç bile kalmıştın. Ama seni oraya gönderecekler mi? Gidebilecek misin? Artık gerçekten özgür olabilecek misin?"
"Hiç sanmıyorum"