İçeriğe geç

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 12 · 15 dk okuma

GÖKLERİN KEHANETİ

Bölüm 12

Rüyalar ve gerçekler

Eheres gece sebepsizce uyanmıştı yine. Piamon'a olan güvensizliği onun bu gece sürekli uyanmasına sebep olmuştu. Sonuçta o bir şeytandı. Herşeyi yapabilirdi. Ve Eheres onun neler yapabileceğini kestiremiyordu. Bu yüzden gece çok kez kalkıp Piamon'u kontrol etmişti. Yine o saatlerden biriydi.

Eheres ayağa kalkıp aynada üstünü başını düzeltti. Odasından çıkıp karşısındaki kapıya baktı. Koridoru kontrol edip Piamon'un kapısına yaklaştı. Sessiz olmasını beklediği odadan sesler geliyordu, bir süre bekleyerek seslere anlam vermeye çalıştı. Piamon uykusunda sayıklıyordu, Eheres belki uyanıktır diye nezaketen kapılı iki kez tıktıkladı. Ama Piamon hala sayıklıyordu.

Eheres kapıyı araladı. Piamon kabus görüyordu, ve gerçekten uykusunda sayıklıyordu. Bir süre ne yapması gerektiğini bilemedi. Daha sonra içeri girip kapıyı ardından kapattı. Piamon'a yaklaştı ama biraz tereddütteydi.

"Piamon." Piamon hala sayıklıyordu. Eheres en doğrusunun Piamon'u uyandırmak olduğuna karar verdi.

"Piamon uyan." Diyerek onu dürttü. Piamon nefes nefese uyandı.

"İyi misin?" Piamon konuşamayacak kadar hızlı nefes alıp veriyordu. Eheres elini omzuna koymuş sakinleşmesini bekliyordu. Piamon'un nefesi düzeni girdi.

"İyi misin?" Diye sordu tekrar. Piamon başını onaylayarak salladı. Sonra sırıttı. Eheres onun niye güldüğünü anlamamıştı.

"Sen her gece böyle gizli gizli odama mı geleceksin?" Dedi imzayla. Eheres göz devirerek konuştu.

"Sana iyilik yapanda kabahat. Bir işler çevirme diye kontrol ediyorum seni." Dedi dürüstçe. Piamon ilgilenmedi bile.

"Hazır gelmişken kapıyı da kilitleseydin." Dedi. Eheres yüzünü buruşturdu.

"Sapıksın." Piamon kahkaha attı.

"Cehennemde olsaydık hangimiz değiliz ki derdim ama şimdi diyemiyorum." Dedi.

Eheres kapının önüne gitti tam çıkacakken durdu. Piamon o konuşmadan önce davranıp yine Eheres'e takıldı.

"Hem sen niye reddettin ki şimdi beni. Erkeklerden hoşlanmaz mısın?" Dedi çapkınca gülümseyerek.

"Hoşlanmam." Dedi Eheres sertçe.

"Tüh yazık oldu. Sen diğer meleklere göre baya yakışıklısın."

"Evet genelde herkes böyle söylüyor." Dedi bastıra bastıra. Gerçekten de öyleydi. Eheres meleklerin en yakışıklı olanıydı. Meleklerden bir sürü kız ona hayrandı ama sert kişiliği yüzünden kimse onunla konuşmaya cesaret edemiyordu.

"Bana bak ben odama gidiyorum sende yat uyu sakın saçma sapan birşey yapma." Dedi Eheres sertçe. Tam Odadan çıkacakken Piamon onu durdurdu.

"Eheres." Eheres durdu. Piamon ciddileymişti. Bir süre lafı geveleyip durdu. Aslında söylemeye çekiniyordu biraz.

"Hayatım boyunca hep güçlü görünme çabasındaydım. Kabusların etkisinde olmak fazla çocuksu geliyor. Bu gece olanlar aramızda kalsa olur mu?" Dedi. Eheres bu duyguyu çok iyi anlamıştı. Kendisi de hayatı boyunca hep birilerine güçlü görünmeye çalışmıştı. Kimse zayıf yönlerini bilmesin diye uğraşmıştı.

"Tamam. Aramızda kalacak şeytan, sizin aksinize biz meleklere güvenebilirsin." Odadan çıkıp kapıyı kapattı. Dina tam odasından çıkacakken Eheres'i görünce Aralık kapıda durdu. Eheres hızlıca odasına gidip kapıyı kapattı. Dina bir süre anlam veremeyerek düşündü. Eheres niye gece gece Piamon'un odasına gitmişti ki?

****

Tamara saçlarını düzleştirirken Samanta odaya girdi.

"Hayırdır ne bu güzellik." Dedi gülümseyerek. Tamara şımararak cevap verdi.

"Ben her zaman güzelim." Dedi. Samanta sırıttı.

"Hadi ya kime bu süsün?" Dedi. Tamara'nın aklında bir isim vardı.

"Captain." Samanta aşk konularını dinlemeyi her zaman çok sevmiştir. Sırıtarak Tamara'ya yaklaştı.

"Niye bu gün özel olarak b kadar hazırlandın?" Diye sordu. Tamara heyecanla cevap verdi.

"Bugün onun doğum günü. Özel bir hazırlık yaptım onun için." Samanta heyecanla ellerini çırptı.

"Ayyy doğru bugün Captain'in doğum günü. Bahram'a söyleyelim sen gidip özel olarak kutladıktan sonra bizde yanına gidelim." Tamara başını salladı.

"Tamam olur." Samanta, Tamara'nın ne kadar heyecanlı olduğunu fark etti.

"Tamara." Tamara elindeki düzleştirici ile ona baktı.

"Sen onu bana ver. Saçlarını ben yaparım, sende makyajını yap." Dedi. Tamara böyle birşey bekliyor gibi gülümseyerek düzleştirici eline verdi. Makyaj çantasını alıp aynanın önünde geçti.

Tamara'nın hazırlığı tamamen bitince heyecanla odadan çıktı. Zindanın önüne geldi. Ters giden birşeyler var gibiydi ama o bozuntuya vermedi. Teker teker bütün zindanda ki şeytanlara dalga geçerek Captain'e doğru ilerledi. Sidelya ile tam dalga geçecekken Sidelya'nın zindanının boş olduğunu fark etti. Bunu hemen krala söylemesi gerekiyordu ama şuan değildi. Captain'in zindanının önüne geldi.

"Beni özledi-" cümlesi yarıda kaldı çünkü Captain'in zindanı da boştu. Tamara beyninden vurulmuşa döndü. Gözleri doldu bunca yıldır kavuşmayı beklemişlerdi şimdi ise sevdiği adam yoktu. Biri mi kaçırmıştı? Kendi mi kaçmıştı? Neden boştu?

Tamara koşarak kapıdaki muhafıza yaklaştı ve boynunu sıktı.

"Captain nerede?" Dedi. Muafoz ne olduğunu anlayamamıştı. Zar zor konuştu.

"İçerideydi efendim bilmiyorum." Tamara onun boğazını biraz daha sıktı.

"Ne oluyor burda?" Tamara'nın bileğini bir el kavradı ve hızla geri çekti. Tamara göz yaşlarına hakim olamıyordu elini tutan Satana, Tamara'nın ağladığını fark edince eli gevşedi.

"Tamara." Tamara hıçkıra hıçkıra ağlayarak Satana'ya sarıldı.

"Noldu?" Tamara başını kaldırıp Satana'ya baktı.

"Captain. Yok. Kaçmış." Dedi. Satana neye uğradığını şaşırmış gibiydi.

"Şimdi ne yapacağız?"

*****

Yüzüme dökülen suyla aniden uyandım. Islanan saçlarımı geriye atarak hızlı hızlı nefes alıp verdim. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Etrafa kahkaha sesleri vardı. Başımı kaldırıp şeytanlara baktım.

"Mal mısınız siz ya böyle uyandırılır mı?" Dedim sinirle. Elimle yüzümü sildim. Kahkaha atmayı bıraksalar belki konuşabileceklerdi ama gülmekten konuşamıyorlardı.

"Alastor hala uyanmadığını söylediğinde ben uyandırim dedim." Dedi Azazel. Bu Azazel bana cehennemde imtihan olarak gönderilmişti. Sonra yanında Levis konuştu.

"Yüzünü görmeyidin."

"Hııı." Sinirle cevap vermem daha çok gülmelerine sebep oluyordu.

"Neyse kral herkesi yarım saat içinde odasına bekliyor hazırlan." Dedi Kasadya. Başımı sallayarak onayladım. Şeytanlar hala gülerek dışarı çıktılar, içeride sadece Alastor kalmıştı.

"Sende hemen dahil ol." Dedim Alastor'a. Alastor sırıttı.

"Ama çok komikti ya." Dedi gülerek. Ayağa kalkıp elimi yüzümü yıkamaya gittim. Gerçi şeytanlar her yerimi yeterince yıkamıştı ama.

"Bunları giyseni bugün." Dedi Alastor yatağın üzerinde ki kıyafetleri göstererek. Alastor dolabindan istediğim kıyafetleri alıp giyebileceğimi söylemişti ama yine de çoğu zaman kombinlerimi o ayarlıyordu.

"Niye?" Diye sordum. Daha sonra yatağın üzerindeki kıyafetler ile Alastor'un üzerinde ki kıyafetlerin aynı olduğunu fark ettim.

"Arkadaş kombini mi yapacağız?" Dedim gülümseyerek. Alastor da güldü.

"İstemez misin?" Dedi.

"İsterim." Diyerek Alastor'un ayarladığı kıyafetleri giydim.

Dışarı çıkıp kralın odasına doğru yürürken Pandora yanımıza geldi.

"Vay kombinler çok iyi bugün." Alastor övünerek konuştu.

"Biz her zaman çok iyiyiz bebeğim." Alastor'a ters bir bakış attım.

"Ne Bahram'ın bebeği mi diyeyim." Bakışlarını tekrar önüme çevirdim.

"Sen yine de bebeğim deme." Dediğimde Alastor Ufak bir kahkaha attı.

"Kral niye herkesi odasına çağırıyor." Dedi Pandora. Alastor omuz silkti.

"İnan bana bu sefer bende bilmiyorum." Dedi.

Kralın odasına girdik. Bütün şeytanlar buradaydı. Kral benle Alastor'u özel olarek incelemişti. Niye bilmiyorum ama oğluyla yakın olmam hoşuna gidiyordu. Herkes içerideyken kraliçe Lilith gösterişli elbisesiyle içeri girdi. Herkes saygıyla eğildi. Ben yine eğilmeyerek krala baktım.

"Niye eğilmediğimi soramyacaksın heralde yine." Dedim. Kral sırıttı. Kraliçe Lilith yerine geçince kral konuştu.

"Evet Tamara öne çık." Tamara baya kötü görünüyordu. Zaten garip bir şekilde şeytanların arkadaş grubunda herkes üzgün, sinirli, telaşlıydı.

"Sizinkiler nolmuş böyle?" Dedim Pandora'nın kulağına doğru. Pandora da benim kulağıma doğru fısıldadı.

"Çok kötü şeyler olduğu kesin. Hem Piamon nerede?" Gözlerim etrafta Piamon'u aradı ama bende bulamadım.

Tamara kralın huzuruna geçip konuşmaya başladı.

"Kralım iblislerden Captain ile cennetin kahini Sidelya zindanda yoklar. Ya kaçmışlar..." Kral cümlesini tamamladı.

"Ya da birileri kaçırdı." Dedi. Tamara konuşurken çok nadiren kafasını kaldırıp krala bakabiliyordu.

"Umarım Tamara, Captain'i kaçırmak gibi birşey yapmamıştır." Diye mırıldandı Alastor. Bu ihtimal benim hiç aklıma gelmemişti.

"Ayrıca cehennemin kahini Rafael de cehennemden çıkmış kralım." Dedi Satana. O sarayın düzeninden sorumluydu. Lucifer içindın konuşmak gelmiyormuş gibi konuştu.

"Ayrıca baş yardımcınız Piamon da yok." Kral en çok buna sinirlenmiş gibiydi.

"Aranızda Piamon'un kaçacağına inanan var mı?" Diye sordu kraliçe Lilith yüksek sesle. Kimseden ses çıkmadı.

"Bence birileri dördünü de kaçırdı." Diyerek karla döndü. Kral Asmodeo, kraliçe Lilith'nin fikrini benimsedi.

"Captain'in arkadaş grubu burada kalsın diğerleri çıkabilir." Dedi kral. Captain'in arkadaş grubu duruyordu. Ben tam çıkmak için öne adım atmıştım ki kral beni durdurdu.

"Sen kal Behram." Olduğum yerde durup krala döndüm.

"Niye lazım mı?" Dedim. Kral başını salladı.

"Captain ile senin de arkadaş olduğunuzu biliyorum bunların grubunda herkesle takıldığına göre sende şüpheli listesine giriyorsun." Dedi. Alastor'un yanına geri geçtim. Kral ilk olarar Tamara'nın üstüne geldi.

"Evet Tamara seni dinliyorum." Tamara başını kaldıramıyordu.

"Söyleyebileceğim herşeyi söyledim. Ben hiçbir şey yapmadım." Kral şüpheyle konuştu.

"Yani Captain'in kaçmasına yardım etmedin." Dedi. Tamara hayır anlamında başını salladı.

"Levis senin bu konu hakkında yorumun nedir?" Dedi. Levis krala döndü.

"En son görüşme izninde gördüm Captain'i. Yemin ederim." Dedi. Kral bana baktı. Zaten kral bana kafayı takmıştı.

"Senin bir bildiğin var mı Bahram?" Diye sordu. Bu krala gerçekten sinir oluyordum.

"Yok."

"Emin miyiz?"

"Ben eminim sizi bilemem." Dedim. Alastor koluma vurdu hafifçe.

Kral ayağa kalktı. Şeytanlar dikkat kesilmişti.

"Öncelikle sen Tamara. Zindan senin sorumluluğundaydı başarısız oldun bu yüzden cezalandırılacaksın. Muhafızlar."

"Hayır ya bir dakika." Diyerek kralın sözünü kestim.

"Çok fazla konuşuyorsun Bahram." Dedi kral.

"Piamon'da sizin himayenizdeydi ama şuan yok bunun için Tamara'ya ceza vermelecek siniz herhalde." Dedim. Kral bu sefer beni dinlemedi.

"Cehennemde şeytanlarımla arama gidme Bahram. Ben onların kralıyım istediğimi yaparım." Dedi. Tam konuşucakken Alastor kolumu tuttu.

"Bahram lütfen sus." Kral bunu fark etmişti ama görmemiş gibi yaptı. Bende Alastor'un hatrına sustum.

Kral tekrar size girdi.

"Evil ile Samael, biriniz yeryüzünü biriniz gökyüzünü iyice incelesin." Dedi. Onların ikisi odadan çıkarken kral tekrar konuştu.

"Kasadya, Belia, Mamon ve Azazel. Cehennemin dağlarını ve yasak bölgelerini inceleyin." Dedi. Daha sonra kalanlara döndü.

"Alastor, Pandora, Satana, Lucifer sarayın kamera kayıtlarını ve zindanı inceleyin." Daha sonra sona kalan Mira'ya döndü.

"Ve Mira. Tamara'nın cezası bitene kadar zindanda sen görevlisin." Mira zindana gitti. Kral bana döndü.

"Sana da görev vermemi ister misin?" Dedi dalga geçer gibi.

"Versindi yapmam ki." Dedim.

"Canın sıkılmasın diye demiştim." Diyerek alay etti kral.

"Teşekkür ederim çok düşüncelisiniz. Ama Alastor nereye ben oraya." Dedim. Alastor gülümseyerek bana baktı.

Hep beraber dışarı çıktık. Herkes kralın verdiği görevleri yerine getirmek üzere görev yerlerine dağıldı.

"Captain'i bulmak hiç içimden geçmiyor açıkçası." Dedi Lucifer. Bir an duraksadım.

"Dijle nerede?" Dile sordum. Herkes sorumla düşünceli bir hal almışken Satana cevapladı.

"O zaten gizli bahçedeydi. Oradaki hayvanlarda konuşacak." Pandora gülümsedi.

"Desene en hızlı o bulacak izini diye."

****

bu sırada cennet;

Anafiel bahçede dolaşan melekleri izliyordu. Aksine hava alma bahanesiyle şeytanları ve iki kahini gözetliyordu. Sidelya çekingen ama tecrübeli, kibar, yerine ve kişisine göre davranan, insanlara çok yakın davranmayan biriydi. Rafael ise konuşkan, insan canlısı, kurnaz, zeki, yetenekli, herkesle bir samimiyet kurmaya çalışan ve birazda çıkarcı birine benziyordu. Piamon güçlü, cesur, karamsar, insanları gıcık etmeyi seven biriydi. Ayrıca kötülüğe şeytanlığa ve belli ki cehenneme çok düşkündü. Onun hala cennette olmasına anlam verememişti. Captain ise biraz daha içine çekilmiş kapalı bir kutu gibiydi, diğerlerinin aksine belli etmesede içten içe korkak bir kişiliği vardı. Karamsar, fazla düşünen, dikkatli, güvensiz, dürüst biriydi. Aynı zamanda bir intikam peşinde gibiydi. Onun cennette olması biraz daha normaldi. Ama Anafiel yine de şeytanların yanlış birşey yapmasından korkuyordu.

Captain ile Piamon biryerde oturmuş kendi halinde takılıyordular. Sidelya kitap okuyordu Rafael ile birlikte ama Rafael kitaptan daha çok Sidelya ile ilgileniyor gibiydi.

"Bence de onlarla tanışma zamanı geldi." Dedi Tarot Anafile'in arkasından. Anafiel gülümsedi.

"Doğru zamanı en iyi sen bilirsin Tarot." Dedi. Tarot gülümseyerek yeri baktı. Bugün diğer günlere göre biraz daha iyi hissediyordu kendini. Anafiel ile kombinleri fazla uyumlu olmuştu.

"Kombin için fikir mi çaldın?" Dedi Tarot. Anafiel güldü.

"Benden sonra hazırlandığını göz önünde bulundurursak sen bu konuda daha iyi gibisin."

"Laf mı soktun şimdi sen bana?" Eros arkadan geldi. Ve kolunu Tarot'un boynuna attı.

"Hava da aşk kokusu alıyorum." Tarot ile Anafiel sinirle aynı anda konuştular.

"Saçmalama."

"Saçmalama." Eros şaşkınlıkla bir Anafile'e bir Tarot'a baktı.

"Sizden bahsetmiyorum be, Rafael ile Sidelya'dan bahsediyorum." Dedi onları işaret ederek. Tarot ellerini saçlarının arasında gezindirdi, Anafiel ise utanarak gülümsedi.

"Neyse... Şey yapalım biz... Şeytanlara tanışalım." Dedi Anafiel.

"Rahdar, Cessiel geliyor musunuz?" İkisi de düşman gibi şeytanlara baktılar.

"Biz birini gayet iyi tanıyoruz ama neyse." Dedi Cassiel.

"Bir dakika ya bizi de bekleyin beraber gidelim." Diye söylendi Michael. Hepsi durup Michael'in kimlerle geleceğini bilmeyerek gelmelerini beklediler. Bu sırada Rafael ile Sidelya'yı izliyorlardı.

Rafael kitabı kapatıp Sidelya'ya birşeyler söylemeye başladı. Sidelya, Rafael'i susturmaya çalışıyordu ama başarısız oluyor gibi görünüyordu. Rafael ayağa kalkarak Sidelya'ya ayakta birşeyler söylemeye başladı. Sonra kendisini izleyen melekleri fark etti. Ne melekler bakışlarını kaçırdı, ne de Rafael görmemezlikten geldi. Büyücü şapkasını çıkarıp eğilerek melekleri selamladı.

"Çok iyi malüpiyasyoncu." Dedi Manu. Anafiel başını salladı.

"Aynen öyle. Bu kahinden korkulur." Dedi. Manu şüpheyle baktı.

"Çok merak ediyorum, acaba bu kahin Sidelya'yı nasıl kurtardı o zindandan?" Manu'nun sorduğu sorular hepsinin kafasında soru içaretleri bırakmıştı.

Michael, Uriel, Leliel ve Lazai ile dışarı çıktı. Rafael de Sidelya'yı kitabı kapatmaya ikna etmeyi başarmıştı. Elinden tutarak şeytanların yanına götürdü.

"Tanışalım bakalım kimmiş bunlar." Dedi Tarot. Ve hepsi beraber şeytanların yanına gittiler. Yaklaştıklarında Captain, Piamon'un koluna vurarak melekleri işaret etti. Rafael ve Sidelya da arkalarını dönmüştü. Melekler yanlarına gelip birinin söze girmesini beklediler. Baş melek olarak ilk atağı Anafiel yaptı.

"Cennete hoşgeldiniz Şeytanlar." Dedi. Sonra devam etti.

"Kendinizi tanıtmaya ne dersiniz?" Rafael sırıttı. Ayağını Captain'in oturdunu yere koymuştu. Doğrularak Anafiel'in karşısına geçti. Aralarında baya bi boy farkı vardı.

"Ne kadar tatlı bir karşılamaydı bu böyle." Dedi Rafael gülümseyerek. Daha sonra elini uzattı.

"Ben Rafael." Anafiel şeytanların böyle garip hareketlerine hiçbir zaman anlam veremiyordu elini sıktı.

"Bende maş melek Anafiel." Dedi ve Rafael'in elini sıktı. Piamon da Anafiel'in elini sıktı, ama gözlerini Dina'dan ayırmıyordu.

"Piamon." Dedi kısaca. Anafiel Dina'ya olan bakışlarını fark edince biraz sinirlenmişti ama belli etmedi.

"Captain." Son şeytanında elini sıktı. Daha sonra Sidelya'ya döndü.

"Seninle de hiç yüz yüze tanışma imkanımız olmamıştı. Memnun oldum Sidelya." Sidelya gülümsedi.

"Bende." Daha sonra Tarot konuştu.

"Bende Tarot, zaman meleğiyim." Hepsinin elini teker teker sıktı. Sonra Rahdar geldi.

"Beni galet ili tanıyorsunuz ama yine de kendimi tanıtayım." Piamon gülümsemişti.

"Rahdar, yönetim meleğiyim."

"Evet seni ve savaşçı sevgilini hatırlıyorum." Dedi sırıtarak.

"Cassiel adım, cennetin yöneticilerinden biriyim." Dedi sertçe. Dina Captain'e elini uzattı ilk olarak Piamon bunu pek beğenmemişti.

"Dina ben, sessizlik meleğiyim." Captain dan sonra Rafael ile sonra da Sidelya ile el sıkıştı. Piamon'a sıra geldiğinde ise elini bile uzatmadı.

"Sen beni gayet iyi tanıyorsun şeytan bozuntusu." Dedi. Piamon buna sırıtarak karşılık verdi.

"Bu arada arkadaşınız her saat bir laf koyarak sessizlik meleği olmanın fazlasıyla hakkını veriyor." Diyerek dalga geçti. Dina saçlarını savurarak arkasını döndü ve en arkaya geçti. Piamon onu gülerek izlemişti.

"Beni de bazılarınız gayet iyi tanıyor ame yine de tanıtayım kendimi. Eheres adım, öfke meleğiyim." Captain'in elini sıktı.

"Oğlum çok karizmatikmiş lan bu." Dedi Piamon'a dönerek. Hiçde gizli söylememişti. Eheres yere bakarak yarı utangaç bir şeklide güldü.

"Genelde öyle söylerler." Dedi. Rafael de bir süre Eheres'i inceledi.

"Yakışıklıymış." Dedi o da. Eheres bir tek Piamon'un elini sıkmadı.

"Seni zaten yeterince tanıyorum." Dedi. Captain Piamon'a baktı.

"Nerden tanıyorsun bunu?" Diye sordu. Piamon sırıttı.

"Dün gece odamdaydı." Meleklerin hepsi gözlerini kocaman açarak Eheres'e bakıyordu. Hiçbiri Eheres'in bunca zamandır kızları reddetmesinin sebebinin bu olduğunu anlamamıştı.

"Şaka." Dedi Tarot şaşkınlıkla. Eheres öne çıktı.

"Mal mısın lan sen. Doğru düzgün anlatsana o ne biçim cümle." Piamon yüzünden şeytani gülümsemesini silmedi.

"Anlamadın ne anlatmamı istiyorsun?" Dedi. Captain şok olmuş bir şekilde gülerek bakıyordu ikisine. Piamon'un kulağına eğildi.

"Bana bak onu da elden geçirmedin heralde." Piamon hayır anlamında başını salladı.

"Siz ikiniz dün gece..." Dedi Uriel. Ama Eheres direk sözünü kesti.

"Saçma sapan konuşma öyle birşey yok." Dina kafası karışmış gibi düşündü.

"Dün seni Piamon'un odasından çıkarken gördüm." Dedi. Galiba biraz fazla sesli düşünmüştü.

"Bu sessizlik meleği işini hiç beceremiyor." Dedi Piamon sırıtarak.

Eheres sinirden patlamak üzereydi. Birşeyler anlatmak istiyordu ama Piamon'a söz vermişti hiçbir şey söylemeyecekti. Bu yüzden Piamon'un birşeyler demesini bekliyordu. Eheres, Piamon'a, Piamon da Eheres'e bakmaya başladı. Piamon sadece meleğin sözünde durup durmayacağını deniyordu, onun damarına basıyordu.

"Ya aramızda birşey geçmedi dedim iyi misiniz siz?" Dedi Eheres. Leliel bu sefer söze girdi.

"Ya neden onun odasındaydın o zaman söylesene." Eheres, bir süre Leliel'e baktı. Daha sonra Piamon'a döndü. Piamon sırıtarak onu izliyordu. Piamon'un gülmesi Eheres'i daha çok sinirlendiriyordu. Ama o bir melekti. Ve melekler asla sözünden dönmezdi. Bir süre yine Piamon ile bakıştıktan sonra sinirle saraya döndü Eheres. Piamon o giderken kahkaha atmaktan kendini alıkoyamamıştı.

"Aramızda hiçbir şey olmadı. Biraz fesat düşüncelere sahip olduğum için yanlış birşey yapmim diye gece sürekli gelip odamda olup olmadığımı kontrol etti." Dedi. Dina göz devirdi.

"Eheres buradayken niye söylemedin?" Dedi. Piamon omuz silkti.

"Canın on sinirlendirmek istedi. Git şimdi uğraş sevgilinle." Dina sinirle Piamon'u saçından tutup başını geriye yaslandırdı.

"Bana bak Eheres benim sevgilim değil tamam mı? Arkadaşlık diye bir kavram var. Tabi sen arkadaşlarının hepsiyle bir çarşaf değiştirdiğin için arkadaşlık nedir bilmiyorsun." Piamon çok ciddi bir şekilde Dina'yı izliyordu. Daha sonra sırıttı.

"Sende benimle bir çarşaf değiştirmek ister misin? Bakalım sessizlik meleği olmak, benimle aynı yataktaykin de işe yarayacak mı?" Dedi. Dina, Piamon'un saçlarını sertçe bırakarak Eheres'in arkasından gitti.

"Buradaki kızlarla böyle konuşamazsın. Cehennem değil burası." Dedi Micheal. Sonra elini uzattı.

"Ben Michael bu arada Yardım meleğiyim." Dedi. Piamon elini sıktı.

"Çok saçık bir tanışmaydı." Dedi. Daha sonra Eros kendini tanıttı.

"Ben Eros aşk meleğiyim." Dedi. Rafael sırıttı.

"Benim seninle konuşmam gerekn iki şey var aşk meleği." Eros ciddileymişti. Rafael, Sidelya'ya bakarak sırıtarak konuştu.

"Bir daha oklarını Sidelya'ya verme." Sidelya yüzünü buruşturdu.

"Ben ne alaka ya."

"Sonra beni tam kalbimden vuruyor." Eros gülümsemişti.

"Oooo bu iyiydi." Sidelya ile Rafael gözlerini bir süre birbirinden ayırmadılar." Daha sonra Captain'in elini sıktı. Captain da çok güçlü bir enerji hissetmişti Eros gözlerini kapatıp enerjiyi daha iyi algılamaya çalıştı.

"Sen aşıksın." Dedi kısık bir sesle. Captain yere bakıp gülümsedi.

"Çok aşığım. Cehennemde bir sevgilim var Tamara." Dedi. Acaba Tamara şuan ne haldedir diye düşünmeden edemedi.

"Sende kendini aşık olamamak için zorlamasan aşkta kazanacak çok şeyin var Sidelya." Dedi göz kırparak. Sidelya direk Rafael'e baktı. Rafael Sidelya'nın ona baktığını görmemişti ama hissetmişti.

"Bana hiç bakma ben aşka inanmam." Dedi Piamon. Eros kaşlarını çattı.

"Niye lan?" Dedi. Piamon güldü.

"Ben hiç aşık olmadım, hiçbir kısa o kadar bağlanmadım, aşka inanmıyorum, geçici bir heves." Dedi. Eros bina bozulmuştu ama sesini çıkarmadı. Daha sonra Manu elini uzattı.

"Ben Manu, Kader meleğiyim." Şeytanlar gün içerisinde bütün meleklerle teker teker tanıştılar. Ama hala eksik şeyler vardı. Captain Tamara'yı, Piamon, eski düzenini ve arkadaşlarını özlemişti. Burda herşey fazla yabancıydı. Melek kıyafetleri giymek çok rahatsız ediciydi. Heryerin beyaz, sarı, yeşil, mavi olması can sıkıcıydı. Heryer cehennemi aratıyordu. Piamon bir an kaçtığı için pişman oldu ama artık bunun geri dönüşü yoktu. Bir kere herşeyi göze almıştı artık sonuna kadar gidecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.