İçeriğe geç

Gökkuşağı Koruyucuları

Bölüm 5 · 8 dk okuma

Gökkuşağı Koruyucuları

Bölüm 5

Hançer Yarası

Neydi hayatta önemli olan?Para mı,güç mü yoksa lider olmak mı?Hayatta önemli olan şey gerçeklerdir.İnsan bilinmeze doğru sürüklendiğinde hiç bir şeye odaklamaz,ozaman ise ne paranın bir önemi kalır ne gücün...

Okuduklarımın şokunu yaşarken ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.İçimde bir kısım heyecandan ölürken diğer tarafım saçmalamamam gerektiğini,böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söylüyordu.Ama maalesef ki bunun doğru olduğunu kanıtlayabiliyordum.Sandalyeyi biraz geriye ittirdim ve gözlerimi kapayıp düşünmeye başladım.Bu durum da Sorcha benim kardeşim ve tanrıçanın kızıydı.Düşüncelerde boğulmak için gözlerimi açıp kendimi tekrar bilgisayara doğru çektim ve yazının devamına baktım ama devamı yoktu.Ekstra bilgi için aşağıdaki adrese gidip Boris ile görüşün yazıyordu.Sinirden gülmeye başladım "bir de Boris çıktı başıma"Kendimi zor da olsa durdurduğumda kütüphanedeki kişilerinin ters bakışlarına maruz kaldım.Muhtemelen deli olduğumu düşünüyorlardı, başımı hafifçe eğip özür dilermiş gibi yaptım ve başımı eğip önüme döndüm.Ne yapmalıydım?En iyi planı yapmam gerekiyordu.Daha çok düşündüm ve planı hazırladım.Benim en güçlü silahım buydu işte plan yapmak.O yüzden bu yeteneğimi kullanarak planı uygulamaya geçirdim.İlk önce bir şekilde Sorcha'nın evinin adresini bulup oraya gitmeli ve her şeyi anlatmalıydım.Tabii nasıl tepki vereceğini bilmiyorum ama bir şekilde yapacaktım işte.Daha sonra şu Boris denilen adamın adresine gidecek ve bu konu hakkında bütün bilgileri öğrenmek istediğimi söyleyecektim.Yanıma biraz para alsam iyi olurdu belki parasız anlatmamayı tercih ederdi.Her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıydım yoksa mentalim ciddi çöküşlerle karşılaşacaktı.

Planım biraz güven verici gözüktüğüden içime bir rahatlık çöktü.Hazır bilgisayarın başında iken arama motoruna belki bir şey çıkar diyerek Sorcha yazıp arattım ve ağzımdan çıkan sözcüklere engel olamadım"Yok artık ya!". Kütüphane halkının tatlış bakışlarına maruz kalmak umrumda olmadı ve ilk girdiğim sitedeki bütün bilgileri almaya çalıştım.

'Sorcha Newland ünlü iş kadını Cordelia Newland'ın kızıdır...'Haber devam ediyordu ancak ben okuyamıyordum.Arama motoruna Sorcha yazınca en çok aratılanlarda çıkması beni zaten bir bozguna uğratmışken Newlandların kızı olması beni daha çok şaşırtmıştı,aynı zamanda bu kadar varlıklı birinin Newlandların plazasında yaşadığını düşünürsek niye bizim yerlilerin kutladığı Ay festivaline geldiğini de merak ediyordum.Ay festivali benim için çok önemli olsa da varlıklı kişiler Ay festivaline hiç gelmezdi.Resmen düşünceler içinde boğuluyordum, daha fazla şaşırmam derken hep daha fazla şaşırıp kalp krizleri geçiriyordum."Ay yeter artık gerçekten daha fazla şaşırmayacağım"Bağırdım için sanki kraliyet ailesi mensubuymuş gibi başlarını kaldıran kütüphane halkına bu sefer ters ters bakarak konuştum"Bir diyeceğiniz varsa bana değil arkadaşım Sorcha Newland'a söylersiniz"Newland'ı özellikle vurgulamıştım.Sözlerim üzerine bu sefer başını eğen ben değil onlar oldu.Demek ki benim dünyadan haberim yoktu bu saygı değer kütüphane halkı bile Newland'ı tanıyordu.Bunları düşünmeyecektim,internette Sorcha'nın evinin adresini bulup not aldıktan sonra bilgisayarı kapatıp aşağı kata indim.Kütüphaneden çıkarken sevgili kütüphanecime bakmadım bile.Kağıda not aldığım adresi navigasyon cihazına girerek yürümeye başladığımda telefonum çalmaya başladı.Douglas'ın aradığını gördüğümde telefonu açmamaya karar verdim, reddet tuşuna bastığımda ne olursa olsun Douglas'ı bu konudan uzak tutmaya kararlıydım.Daha sonradan işim olduğu için açmadığımı söylerim diye düşünüp kendimi Sorcha'nın adresine yaklaşmış olduğumu kısa katlı tatlı binaların yerini uzun sitelerin almış olmasıydı.Corcha evleri yazısını gördüğümde durdum.Sitenin adı bile Cordelia ve Sorcha'nın karışımıydı.Başta bir ön yargım oldu acaba bir kaç dakikalığına karşılaştığım bu kız kibir abidesi miydi?Ama bunları düşünecek vaktim yoktu,daha Boris'e gidecektim.Bu yüzden güvenliğe selam verip Sorcha'yı göreceğimi söyledim.Güvenlik bana kapıyı açıp,dairenin kaçıncı katta olduğunu söyledikten sonra iyi günler dileyip kulübesine geri döndü.Sitenin kapısından içeri girip asansöre doğru yürürken şaşkınlıkla etrafıma bakıyordum.İçerisi mükemmeldi,duvarlar siyah temiz mermerdi ve üzerlerinde rastgele daireler çizerek ilerleyen altın sarısı çizgiler vardı.Tavandaki büyük avize bir üzüm saçağı gibi dizayn edilmişti.Altın sarısı saçakların her birinin ucunda beyaz kristal küreler vardı.Elektrik düğmeleri amatist taşındandı,hem de her yeri.Asansöre doğru yavaş adımlarla yürümeye başladım çünkü asansör buradaki en değerli parçaydı.Muhtemelen akuamarin taşıydı ve asansörü çerçeveleyen kısım altın rengiydi."Sanırım Newlandların altın rengine zaafı var"diye mırıldanarak asansörün gene altın rengi olan düğmesine bastım.Buranın çok hoş bir ortamı vardı.Muhtemelen doğal taşlardan olacak içerisi huzur doluydu.İstemsizce gülümsedim, burası benim bütün huzursuzluklarımı götürmüştü.Asansör geldiğinde içine bindim ve gülümsemem daha çok büyüdü.İçeriside aynı dışı gibi akuamarin taşıydı ve yakından bakınca içindeki kristal yapılar gözüküyordu.Asansörden indiğimde daireye doğru ilerlerken aynı tasarımın buraya da uygulanmış olması beni şaşırtmadı çünkü tasarım bir ömür boyu heryerde kullanılabilecek kadar güzeldi.657 numaralı dairenin önünde durduğumda Sorcha ile nasıl konuşacağım konusunda hiç bir fikrim yoktu ama en azından Cordelia hanıma bunu duyurmamalıydım.Sonuçta kimse kızının yeni tanıştığı kişi ile kardeş olduğunu duymak istemezdi ve bu onun bir hayli kafasının karışmasına neden olurdu.Derin bir nefes alarak kapıyı çaldım, kapıyı açan hizmetçi kadına hiç şaşırmamıştım çünkü buralarda bizim teyzelerimiz yerine hizmetçiler olurdu.Fakat hizmetçi kadının bile ekstra bakımlı olması utanmama neden oldu,zira ben hâlâ festival kıyafetleri içerisindeyim.Festivalden çıkıp eve gitmek yerine kütüphane sonra ise buraya geldiğimden saçım başım darmadağındı.Hizmetçiye Sorcha Newland'ın arkadaşı olduğumu ve onu görmeye geldiğimi söylediğimde Sorcha'yı çağırmak için içeri gitti.Ben de o sırada ellerimle elektrikten trafoya dönen saçlarımı düzeltmeye çalıştım."Hizmetçi bile böyle ise Sorcha'yı düşünemiyorum"Hafifçe mırıldandığım sırada kapı açıldı ve Sorcha'yı gördüm.Mavi saçlarını dağınık topuz yapmış,mavi gözleri ile uyumlu mavi bir elbise giymişti.Benden bin kat daha iyi görünüyordu.Hafifçe tebessüm ederek konuştum"Merhaba Sorcha ben festivalden Persophone seninle bir şey konuşmalıyım"Festival gecesindeki korkak halinden eser yoktu omuzları dik ve kendinden emin bir şekilde duruyordu."Tabii konuşalım içeri gel". İçeri girdiğim anda hayranlık dolu bakışlarım her yerde dolaşıyordu.Duvarlar gene doğal taş idi,hangi taş olduğunu bilmesem de sarı çok yakışmış.Büyük gösterişli avize girişte gördüğünün aynısıydı.Ben görmemiş gibi etrafı incelerken Sorcha'nın kıkırdayan sesini duydum.Açıklama yapmak istemiş olacak ki konuşmaya başladı "Annem aslen iç mimardır ama iş kadınlığı yapıyor tabii bazı yerlerde yeteneğini konuşturuyor". Anladığımı belirtmek için başımı salladım ve Sorcha'nın gösterdiği odaya girdim.Odayı incelemedim çünkü artık aklım tamamen konuşacaklarımdaydı.Tekli mavi koltukların birine yanaşıp kibarca oturdum Sorcha karşıma geçti ve mor tekli koltuğun üzerine oturarak lafa girdi."Evet ne konuşacağız, geçen gün ki aptal sorum yüzünden ise özür dilerim"İyiden iyiye gerilmiştim.Konuya yavaşça başlamak adına ilk lafı söyledim"Öncelikle Sorcha biliyorum bunu sormam garip ama konuşacağım konu için gerekli, saçının rengi doğal mı?". Sorduğum soru karşısında Sorcha kahkaha attı."Bende sen ciddi ciddi konuşunca gerilmiştim bu kadar basit bir şey söyleyeceğini söyleseydin ya, merakını giderecek ise söyleyeyim;evet saçım doğal.Annem bebekken saçım mavi çıkmaya başlayınca korkup beni hastaneye götürmüş,doktor ise anlam veremediği bir şekilde doğuştan olduğunu söylemiş."Bu cevabı almak beni mutlu mu etmişti mutsuz mu etmişti karar vermedim.Bu durumda gerçekten benim kardeşim di.Kendim de konuşacak gücü bulamadığım için telefonumu açıp haberi okuduğum siteye girdim."Şunu okuman gerek lütfen bir şey söylemeden önce sadece oku"Uzattığım telefonu aldı,tepkim yüzünden tekrar gerilemeye başlamıştı.Yazılanları okumaya başladığında yüz ifadesinin nasıl değiştiğini, yüzünün nasıl önce renkten renge girip sonra kireç gibi olduğunu görmek hiç ama hiç eğlenceli değildi.Yazıları bitirmiş olacak ki başını aniden kaldırdı.Öyle düşünmüştü değil mi? Her şeyin bir yanılsama olduğunu, bunların hiç birinin gerçek olmadığını düşünmüştü değil mi.Gözlerinin dolduğunu gördüğümde daha fazla yüzüne bakamadım ve yüzümü eğdim.Annesinin gerçek annesi olmamasının şoku dalga dalga Sorcha'ya vuruyor olmalıydı.Daha fazla kendini tutamadı ve sesli bir şekilde ağlamaya başladı.Yanına gidemedim,teselli edemedim çünkü şimdiye kadar kendimi iyiyim diye oyalalıyordum ama şimdi artık ben de içime tutamıyordum.Yaşadığım hiç bir şeyin gerçek olmaması beni çok büyük bir boşluğa ve üzüntüye sürülüyordu.Mümkünmüş gibi başımı daha çok eğdim.Gözümden düşen damlaları saklamaya çalışıyordum.Yerdeki kırmızı halı göz yaşlarımdan ıslanırken güçlü kalmam gerektiğini düşündüm ve başımı kaldırıp göz yaşlarımı sildim.Konuşmak büyük bir güç gerektiriyordu "Saçımın rengi doğuştan mor"söylediklerim Sorcha'nın hızlıca başını kaldırmasına sebep olmuştu."Yani...sen benim...Benim kardeşim misin?"Yavaşça başımı onaylarcasına salladım.Gözlerinde gördüğüm büyük ve ani kabulleniş oturup hıçkıra hıçkıra ağlamama sebep olacak türden di.Ama yapmadım.Şimdi değildi,burada değildi onun yanında olamazdı birimizin güçlü kalması gerekliydi.O kişi ben olacaktım.Burnumu sertçe çekip ayağa kalktım ve konuşmaya başladım"Kabullenmesi çok zor biliyorum ama bu konuyla ilgili her bilgiye ihtiyacımız var.Sitenin sonunda birinin adresi var buradan sonra oraya gideceğim ve bu konuyla ilgili bütün bilgileri öğreneceğim."Sözlerimi tamamladığımda kendine gelip düşünmeye ihtiyacı olduğunu anlamış gibiydi.Göz yaşlarını silip benim gibi ayağa kalktı."Ses kayıdı al, böylece orada konuşulanları duyabilir aksi bir durum olduğunda seni korumaya gelebilirim,sonuçta kime gideceğini bilmiyoruz."Sözlerini tamamladığında aslında çok zeki biri olduğunu düşündüm.Benim aklıma bunlar gelmemişti.Tamam anlamında başımı salladım.Sorcha geriye doğru dönünce gideceğini zannettim fakat duvardaki dolabın çekmeceleriden birini açtı.Çekmecenin içinden bir şey alıp avucumu açmamı istedi ve avuzuma bıraktığı şeyden sonra konuşmaya başladı"Aksi bir durum olduğunda bunu o Boris denilen adama sıkmaktan çekinme,biber gazı gözlerini yakacağından kaçmak için biraz vaktin olur."Kız gerçekten zekiydi ve beni korumak istemesi kalbimi sızlatıyordu.Buruk bir tebessüm ettim ve akşam olmadan gitmem gerektiğini söyledim.Sorcha beni kapıdan geçirip uğurlarken arkandan bağırdı "Persophone!"ona doğru döndüm "Dikkatli ol... kardeşim" Yüreğimin sızısı zonklamaya dönüşüp gözlerim dolduğunda başımı salladım ve siteden çıkmak için asansörün yolunu tuttum.Asansöre bindiğimde yapacağım işe odaklanma vakti olduğunu düşünüyordum.Telefonumdan adresi ayarladım,ve asansörden inip siteden çıkış yaptım.Yaklaşık bir saatlik yürümenin ardından ormanlık bir bölgeye geldiğimde telefonum varış yerine beş dakikalık bir mesafede olduğumu söylüyordu.Akşam karanlığı hiç istemememe rağmen çökmeye başlamıştı.Bende adımlarımı hızlandırarak beş dakikalık yolu iki dakikaya düşürdüm.Nefes nefese durduğumda telefonumdaki hedefinize ulaştınız yazısını gördüm.Kendi etrafımda döndüğümde tam karşımda küçük kulübe gibi tahta bir ev gördüm.Evin etrafını sarmaşıklar sarmış köhne bir evdi ama diğer yandan sevimli de bir tarafı vardı.Ormandan bir çıtırtı geldiğinde hızlıca eve yanaştım,çantamdan biber gazını çıkarıp telefonumun ses kaydını açtıktan sonra telefonu çantama koydum ve elinde biber gazıyla kapıya yaklaşıp çaldım.Uzun bir bekleyişin ardından kapının açık olduğunu fark ettim.Belki içeridekinin yani Boris'in işi vardır diyerek kapıyı ittirip içeri girdim.Kapıyı ittirdiğimde çıkan gıcırtıdan yüzümü buruşturmuştum."Kimse varmı?Kısık sesle sorduğum sorunun üzerine de ses gelmeyince içeriye doğru ilerleyeceğim sırada ileriki sandalyede bir karaltı gördüm.Normalde korkmazdım ama bu gerici ortamda hareket edemedim onun yerine ise seslendim"Bay Boris siz misiniz?"Sesim titremişti yani geriye dönüp kaçacak durumdaydım spreyi kaldırdım belki sıkarsam sesinden nerede olduğunu tam olarak anlayabilirdim.Tam o esnada havada bana doğdu gelmekte olan iki karaltı gördüm, kırmızı parıltıları olan iki karaltı...Biri yanımdan geçip duvara saplandı.Bu bir hançerdi ikincisinden kaçmadan mide bulandırıcı bir ses duydum.Başımı yavaşça aşağı doğru eğdim ve göbek deliğimin olduğu yerin hemen üstüne saplanmış hançeri gördüm.Ayakta duracak gücüm kalamazken dizlerimin üstüne yığılıp kaldım.Yanıma yaklaşan ayak seslerini duyduğumda görüşüm karardı.Son duyduğum kalın bir sesin kahretsin diyerek yanıma gelişi oldu.

Hayatta hep vardır hançer yaraları.Bazılarıda insanın kalbindedir ve en çok da o acıtır.Bugün iki hançer yaram olmuştu biri kalbimde biride bedenimde.İkisininde izini ömür boyu taşıyacaktım...

Bölüm sonu

37 yorum