Gökçen’den
Hâlâ benden cevap bekleyen Serhat Bey ve Serpil Hanım’a baktım. Gözlerini kırpmadan ne söyleyeceğimi bekliyorlardı. Ben ise ne cevap vermem gerektiğini bilmiyordum… Ama artık bir şey söylemek zorundaydım.
“Serhat Bey, Serpil Hanım… Ben sizinle gelmek istemiyorum ama…” dedim. Derin bir nefes aldım. “Reşit değilim, sizinle gelmek zorundayım. Yani sizinle gelirim… tek bir şartım var.”
Serpil Hanım ağlarken bile kocaman gülümsedi. Serhat Bey de öyle… Ama biyo kardeş takımı hâlâ nefretle bakıyordu. Onları umursamadım. Yalnız Cihan’ın bakışları kardeşlerinden biraz farklıydı; çözemedim. Ne olursa olsun, bana nasıl davranırlarsa ben de öyle davranacaktım.
Serhat Bey konuştu:
“Kızım, bize bir şans verdiğin için teşekkür ederiz. Asla pişman olmayacaksın.”
Serpil Hanım da ekledi:
“Evet kızım, zamanla çok mutlu bir aile olacağız.”
Ben içimden “Ben hiçbir zaman mutlu bir aile olsun istemedim ki…” diye geçirdim. Üç yaşında her şeyi öğrenmiştim. Hem neden bu kadar sevindiler ki? Sadece onlarla yaşayacağımı söyledim.
Tam o anda iç sesim Haşmet belirdi:
‘Gökçen salak mısın sen?’
“Bir dakika! Bana salak mı dedin?”
‘Evet dedim, salaksın.’
“Ne salaklığımı gördün acaba?”
‘Bugün sana hiçbir şey demiyorum.’
“Aaa! Fikriye bana trip atıyor! Ben ne yaptım şimdi?”
‘Sen ne yaptığını çok iyi biliyorsun.’
“Sürekli beni suçluyorsun!”
‘Sus Gökçen. Gidiyorum ben.’
“Git be! Nasıl olsa yine gelirsin.”
Tam o esnada bir ses duydum:
“Şartın ne?”
Biyo takımından 2 numara —Mert. Masadaki herkes bana döndü. Konuşmaya başladım:
“Ortada test sonucu var. İstemesem bile beni yanınıza alabilirsiniz, çünkü reşit değilim. Şartım şu: 18 yaşıma geldiğimde gitmek istersem, buna engel olmayacaksınız. Bu şartla sizinle gelirim. Son karar sizin.”
Herkes şok oldu. Cihan ve kardeşleri, Gökçen para için gelmiş diye düşünürken şimdi söylediklerime iyice afalladılar.
Mutlulukları bir anda hüzne döndü ama yapacak bir şey yoktu.
Serpil Hanım ağlayarak,
“Serhat… Kızım bizi istemiyor…” dedi.
Serhat Bey eşine sarıldı:
“Serpil’im sakin ol. Kızımızın bizi kabul etmesi için elimizden geleni yapacağız.”
Tam o sırada biyo takımından 5 numara Ilgaz bağırdı:
“Anne! Üzmeye hakkı yok! Gelir gelmez ailemizi dağıttı! Defol git nereye gidersen!”
Mert de destekledi:
“Şimdiden huzurumuzu bozdu. Keşke hiç tanımasaydık.”
Onlara sakince döndüm:
“Ben de size bayılmıyorum. Ama masum insanların üzülmesini istemem. Sizin için değil; Serhat Bey ve Serpil Hanım için bir şans verdim. Altında başka bir şey aramayın.”
1 Saat Sonra
Ben konuşmayı bitirdikten sonra herkes sustu. Ardından Serhat Bey ve Serpil Hanım, “Evimize gidelim artık,” dedi. Hep birlikte kalkıp arabalara bindik.
Benim olduğum arabada Serhat Bey, Serpil Hanım ve ikizler vardı. Diğerleri arkamızdan geliyordu.
Aklıma bizimkilere haber vermediğim geldi. Guruba yazsam herkes konuşurdu. En mantıklısı Umut’a yazmaktı.
Gökçen: Umut kısa özet: Ben kök ailemin kızı
değilmişim. Hastaneye DNA için geldik, sonuçlar çıktı.
Gökçen: Şimdi biyolojik aileyle onların evine gidiyorum.
Gökçen: Bizimkilere sen anlatırsın. Yarın ararım.
Gökçen: Seni seviyorum kahramanım.
Umut: Tamam birtanem. Bizimkilere ben anlatırım.
Umut: Kendine dikkat et. En ufak bir şey olursa beni ara, hemen gelirim.
Umut: Ben de seni seviyorum.
Mesajlaşma bitti. Araba durdu, indiğimde dev gibi bir konak gördüm. Bahçesi büyük, havuzlu, salıncaklı… Samimi bir havası vardı.
Serpil Hanım sordu:
“Sevdin mi yeni evini, Gökçencim?”
“Evet, güzel. Şimdilik favorim bahçe.” dedim.
Kapıyı tombik, tatlı bir teyze açtı.
“Hoş geldiniz.”
“Hoş bulduk Sultan abla.” dedi Serpil Hanım.
En son ben girdim. Sultan Teyze bana bakıp,
“Hoş geldiniz efendim.” dedi.
Şaşırdım. “Bana mı dediniz?”
“Evet efendim.”
Elini öptüm. Herkes yine şokta.
“Sultan teyzem, ne efendisi? Ben senin torunun yaşındayım. Bana efendim deme, üzülürüm.”
Gülümsedi:
“Peki kızım, demem.”
İçeri geçtik. Salonda herkes bir yerlere dağıldı. Ben Serhat Bey ve Serpil Hanım’ın yanına oturdum.
“Aç mısın kızım?”
“Değilim Serpil Hanım.”
Serhat Bey:
“Kendinden bahseder misin?”
“Bahsedilecek bir hayatım yok. İsterseniz siz sorun.”
Sorular başladı:
Serhat Bey: “En sevdiğin renk?”
Ben: “Siyah, beyaz, gri, lacivert.”
Serpil Hanım: “Favori şarkıcın?”
Ben: “Barış Aktaş. Bütün şarkıları.”
Yavuz: “Hangi takım?”
Ben: “Beşiktaş.”
Bu cevaptan sonra Serhat Bey gelip yanaklarımı öptü. Şaşırdım.
Atahan: “En sevdiğin film?”
Ben: “Aybüke Öğretmen: Oldum Ben.”
Cihan: “Sevgilin var mı?”
“Hiç olmadı.”
Barış alayla güldü:
“Yalan söylemen komik.”
“Ben yalan söylemem Barış Bey. Yalan üzerine ilişki kurulmaz.”
Cihan bakınca sustu.
Sonra ellerim titremeye başladı. Şeker hastalığım stresle birleşince hep böyle olur. Saklamaya çalıştım ama Cihan gördü.
“Ben çok yorgunum, odama geçebilir miyim?” dedim.
Serpil Hanım beni üst kata çıkardı. Odam sade ve güzeldi.
Yanaklarım
dan öptü, çıktı.
Banyoya girip hazırlığımı yaptım. Sonra kendimi yatağa attım.
Hiçbir şey düşünmek istemiyordum. Çok geçmeden uykuya daldım.
Son.