İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 7

5. Bölüm

Yazar’dan

Kadir Bey test sonuçlarını okuduktan sonra Karahan ailesi şaşkın, Köse ailesi ise çok mutluydu.

Gökçen mi? Gökçen, duyduklarıyla ne hissetmesi gerektiğini bilmiyor, kendini boşlukta gibi hissediyordu.

Ekrem hemen konuşmaya başladı: “Ben gerçek kızımı istiyorum, bu da ne yaparsa yapsın,” dedi.

Karahan ailesi şaşkınlıklarını bırakıp Ekrem’e baktı. Gökçen ise sanki hiç kendisinden bahsedilmiyormuş gibi sessizce oturmaya devam ediyordu. Ne diyebilirdi ki?

Gökçen, Köse ailesinden kurtulduğu için mutluydu ama Karahan ailesinin nasıl bir aile olduğunu bilmediği için üzgündü. Şimdi ne yapacağını hiç bilmiyordu.

Ezgi, kocasına dönerek “Haklısın hayatım, bunca yıl bizim olmayan bu kıza baktık. Artık gerçek kızımızı istiyoruz,” dedi.

Ece de hemen destekledi: “Evet, ben de sizi istemiyorum. Gerçek ailemle yaşamak istiyorum.”

Emel, Karahan ailesini göstererek “İşte benim kardeşim ya!” dedi ve gidip Ece’ye sarıldı.

Erkan da “Canım kardeşlerim!” diyerek ikisine birden sarıldı.

Peki Gökçen ne yaptı?

Hiçbir şey.

Köse ailesine sadece nefret besleyen Gökçen ne yapabilirdi ki? Ayağa kalktı ve onların tam karşısına geçti. Karahan ailesi, Gökçen’in ne yapacağını merakla bekliyordu.

Gökçen sakince konuştu:

“Ben de sizi çok meraklıyım sanki… Asıl bu saatten sonra ben sizinle yaşamam. Ben sizin ne mal olduğunuzu bilmiyor muyum? Burada şov yapmayın. Kızınız da size çekmiş, belli oluyor. Defolup gidebilirsiniz,” dedi.

Karahan ailesi de Kadir Bey de Gökçen’den böyle bir çıkış beklemiyordu. Köse ailesi bile bugüne kadar Gökçen’in kafa tutmasını işkenceyle bastırırdı; şimdi ise karşılarında dimdik durmuştu.

Ekrem dişlerinin arasından “Sen kime güveniyorsun? Bu hiç tanımadığın gerçek ailene mi? Çok güvenme derim. Sonra kapıma gelirsin,” dedi.

Ezgi küçümser bakışlarla “Sakin ol hayatım, değmez şunun için sinirlenme,” dedi.

Gökçen yüksek bir sesle:

“Beni iyi dinleyin Köse ailesi… Bu iyi aile rolleriniz bana sökmez. Ben sizin ne olduğunuzu çok iyi bilirim. Ayağını denk alması gereken varsa onlar da sizlersiniz. En ufak bir hatanızda sizi bitiririm. Anladınız mı?” dedi.

Erkan bağırarak “Saygısız! Doğru konuş bizimle!” diye üstüne yürümeye başladı.

Karahan ailesi şaşkınlık içinde izliyordu. Kimse bir şey anlayamamıştı. O anda Serhat Bey hemen Gökçen’in önüne geçti.

Cihan ve kardeşleri, Gökçen’in kötü biri olabileceğini düşündüler.

Serhat sert bir sesle:

“Sen kimin kızının üzerine yürüyorsun? Karşında bugün Gökçen Karahan var!” dedi.

Gökçen şaşırdı. ‘Beni tanımıyor ama beni korudu…’ diye düşündü.

İçindeki küçük Gökçen sevindi.

Ekrem yüzü asılarak “Ne hâliniz varsa görün! Biz kızımı alıp gidiyoruz!” dedi. Odadan çıkarken Gökçen’e dönüp:

“Sakın bir daha evime gelme!” diye ekledi.

Gökçen durur mu?

“Asıl ben senin evine çok meraklıyım…” dedi gözlerini devrerek.

Ilgaz hafifçe güldü. Cihan kardeşine bakınca hemen toparlandı.

Köse ailesi çıkınca odada sadece Karahan ailesi ve Kadir Bey kaldı.

Kadir Bey sakince “Herkes çok gergin. Bir kafede oturup konuşalım,” dedi.

Serpil Hanım samimi bir tonda:

“Gökçen, bizimle gelmek ister misin?” diye sordu.

Gökçen “Doktor Bey haklı, bir kafeye gidip konuşmak daha uygun,” dedi.

Kadir Bey gülerek “Doktor Bey mi? Aşk olsun Gökçen kızım, Kadir amca diyebilirsin,” dedi.

Gökçen net bir sesle “Sizi tanımıyorum. Tanımadığım insanlarla samimi olmayı sevmem. Kadir Bey daha uygun,” dedi.

Cihan ve kardeşleri, anne babaları varken konuşmak istemiyorlardı. Aynı zamanda Gökçen’i dikkatle gözlemliyorlardı.

Kadir Bey: “Peki, bu seferlik böyle olsun. Bu konuyu seninle daha uygun bir zamanda konuşuruz küçük hanım,” dedi.

Gökçen anında “Bana küçük hanım demenizden hiç hoşlanmıyorum, haberiniz olsun,” dedi.

Serhat Bey ve Serpil Hanım bu hâline güldü.

Az önce “Bu kızı istemiyoruz, evden göndermek için her şeyi yapacağız,” diyen Cihan ve kardeşleri bile Gökçen’i tatlı bulmaya başlamıştı ama asla kendilerinden ödün vermediler.

Serhat Bey “Tamam Gökçen, kabul ettiğine göre hadi hastanenin karşısındaki kafeye gidelim,” dedi.

Herkes onaylayınca kafeye geçtiler. En uzun masaya oturdular. Büyükten küçüğe doğru dizildiler. Gökçen, Serhat Bey ve Serpil Hanımın tam karşısına oturdu. Sol tarafı boştu; sağ tarafına ise Kadir Bey oturdu.

Garson gelip siparişleri aldı.

Herkes bir şey isterken Gökçen sadece “Su,” dedi.

Garson gidene kadar kimse konuşmadı.

Siparişler gelince Gökçen nazikçe “Teşekkür ederim,” dedi.

Garson “Afiyet olsun,” deyip uzaklaştı.

Kadir Bey konuşmaya başladı:

“Ben sana bizi tanıtayım kızım

Baban Serhat Karahan, 56 yaşında, kendi şirketi var.

Annen Serpil Karahan, 54 yaşında, takı tasarımcısı, uzaktan ilgileniyor.

En büyük abin Cihan, 32 yaşında, yurtdışında kendi şirketi var, bekâr.

İkinci abin Mert, 30 yaşında, polis, bekâr.

Üçüncü abin Barış, 28 yaşında, avukat, bekâr.

Dördüncü abin Yavuz, 26 yaşında, doktor, bekâr.

Beşinci abin Ilgaz, 24 yaşında, araba galerisi var, bekâr.

İkizler Atahan ve Atakan 14 yaşında, liseye gidiyorlar.

Ve son olarak ben, Kadir Pusat, 57 yaşında uzman doktorum. Aile dostlarınızım.”

Gökçen şaşkınlıkla dinledi.

Bu kadar insan tek aile olamaz…

Bir de 5 abi, 2 tane ikiz kardeş…

Bir an bunun şaka olmasını bile düşündü.

İç ses: “Kız Gökçen, sen bittin. Bu abilerin seni pert ederler.”

Gökçen iç sesi Haşmet’e cevap dahi vermedi.

Kadir Bey heyecanla “Kızım, şimdi biraz da sen anlat,” dedi.

Gökçen sakince “İsmimi biliyorsunuz. 17 yaşındayım, lise ikiye gidiyorum. Bu kadar. Sormak istediğiniz sorular varsa sorabilirsiniz,” dedi.

Herkes sessiz kaldı. Bir süre sonra Serhat Bey konuştu:

“Kızım, bizimle gelmeni istiyoruz. Yıllar sonra kızımı buldum. Kavuşmak istiyoruz. Bize bir şans versen…”

Ardından Serpil Hanım konuştu, gözleri dolmuştu.

“Evet kızım, bize bir şans ver. Seni zorlamak istemiyoruz ama seni bulmuşken tekrar kaybetmek istemiyoruz. Lütfen bizimle gel.”

Gökçen kardeşlere baktı…

Hepsinin gözlerinde aynı şey vardı:

Öfke. Nefret. Kabul etmeme.

Sadece Cihanın gözlerinde ufacık bir merak gördü ya da gördüğünü sandı.

Sonra anne babaya baktı.

“Benden bir şans istiyorsunuz Serhat ve Serpil Hanım… Ama çocuklarınız sizinle aynı fikirde değil. Ben istemediğim bir yerde kalmam,” dedi.

Serpil Hanım nazik ama kararlı bir tonda konuştu:

“Kızım, onlar seni tanımadan biraz önyargılılar. Ama tanıdıkça birbirinizi seveceksiniz. Bundan hiç şüphem yok. Senden tek isteğimiz bize bir şans vermen.”

Kadir Bey, can dostları üzülünce dayanamadı. Ece aralarını bozmadan önce yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi.

Kadir Bey:

“Bak kızım… Yaşadıkların çok büyük şeyler. ‘Anlıyorum,’ deyip geçemem. Burada hayatı alt üst olmuş biri varsa o da sensin. Ama Serhat ve Serpil’i de anla. Onlar kızlarını on yedi yıl sonra buldular. Şimdi onlardan anne baba olarak arkalarını dönüp gitmelerini istemek bencillik olur.

Son karar senin kızım… İyi düşün. Pişman olacağın bir karar verme.”

Serhat ve Serpil gözleri dolu dolu baktı.

Gökçen ise ne diyeceğini bilmiyordu. Cihan ve kardeşlerin bakış

larından rahatsız olmuştu ve gitmek de istemiyordu.

Kadir Bey’in sözleri doğruydu.

Ama karar çok büyüktü.

Son karar Gökçen’indir.

Son

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.