Yazar’dan
Karahan ailesi odaya girer girmez donup kaldı. Kimse Ece’yi kolu ve bacağı alçıda görmeyi beklemiyordu.
Üstelik odada sadece Ece ve Doktor Kadir Bey değil, Köse ailesi de vardı.
Karahan ailesi ne olduğunu anlamadan şaşkın bir şekilde birbirlerine baktılar.
Kadir Bey, can dostu Serhat’ı görünce hemen ayağa kalkıp yanına gitti.
Kadir: “Serhat, şaşkın olduğunu biliyorum. Her şeyi anlatacağım ama önce oturalım.”
Serhat: “Tamam, oturalım ama hemen anlat. Ne oluyor burada?”
Kadir Bey aradığında Serhat’ın aklından binlerce ihtimal geçmişti ama Ece için acilen hastaneye çağrılmak… bunun ne anlama geldiğine dair hiçbir fikri yoktu.
Cihan ve kardeşleri öfkeyle Ece’ye baktılar. Ece’nin kimse umurunda bile değildi, aklında tek şey sevgilisiydi.
Serhat oturunca diğer aile üyeleri de sessizce oturdu ve Kadir’in konuşmasını bekledi.
Kadir bir süre dostuna baktı. Ne çok zaman geçmişti… Eskiden ayrılmazlardı, ta ki iki yıl öncesine kadar. O zamandan beri iki aile neredeyse hiç konuşmamıştı.
Kadir hem dostuna kırgındı hem de anlatacaklarının onları perişan edeceğini biliyordu.
Ilgaz daha fazla dayanamadı:
“Kadir amca, bizi neden apar topar çağırdın? Artık anlatır mısın?”
Kadir Bey dostunun çocuklarına baktı. En son Ece yüzünden yurtdışına gidecekleri haberini almıştı; ondan sonra hiçbirini bir daha görmemişti. Şimdi, aradan onca yıl sonra baktı, hepsi kocaman adam olmuşlardı.
Serhat da aynı şekilde:
“Evet Kadir, anlatacağını söyledin. Neler oluyor burada?”
Kadir derin bir nefes aldı:
“Öncelikle herkes sessizce beni dinlesin ve sakin olsun. Özellikle siz çocuklar… Duyduklarınız karşısında öfkelenmeyin. Unutmayın, o kız da sizin kadar masum ve suçsuz.”
Cihan ve kardeşleri, Kadir Bey’in kimden bahsettiğini anlamadı. Her şeyi duyduktan sonra o kızın Gökçen olduğunu anlayacaklardı.
Kadir Bey kısa bir sessizlikten sonra anlatmaya başladı:
“Dün akşam hastaneye bir kaza haberi geldi. Acile indiğimde ilk ambulanstaki hastaya müdahale ettim, durumu hafifti. Sonra ikinci ambulans geldi… ve içinde Ece vardı. Önce çok şaşırdım ama hemen müdahale ettim. Kafasına darbe almıştı, tomografi istedim, kan kaybettiği için kan takviyesi yaptım. Kolunu ve bacağını alçıya aldım. Tomografide bir şey çıkmadı ama her ihtimale karşı kan testi istedim.”
Odada herkes nefesini tutmuş dinliyordu. Köse ailesi dışında herkesin yüzü şaşkınlıktan donuktu.
Kadir Bey’in içinde, anlatması zordu. Karşısında can dostu ve ailesi vardı ama anlatmaktan başka
yapabileceği bir şey yoktu. Devam etti:
“İlk test sonuçlandı, bir gariplik vardı. Emin olmak için tekrar test istedim. Sonuç aynı çıktı. Serhat… Ece’nin kan grubu sizinle uyuşmuyor. Bunun tek açıklaması var: Ece sizin kızınız değil.”
Oda buz gibi oldu. Karahan ailesi şok içindeydi. Cihan ve kardeşleri şaşkınlıkla birbirlerine baktılar; bir yandan da içlerinden “O yüzden Ece bize düşman gibiydi…” diye geçirdiler.
Serhat şaşkınca kalkmaya çalıştı:
“Ne diyorsun Kadir? Bu… nasıl olur?”
Kadir: “Sakin ol Serhat. Testi defalarca yaptım, sonuç aynı. Araştırmaya başladım. Serpil’in doğum yaptığı gün Ezgi Hanım da doğum yapmış. Bebekleri temizlemek için aldıklarında yangın alarmı çalmış, bir karışıklık olmuş. Bebekler istemeden karışmış.”
Karahan ailesi ne düşüneceğini bilemiyordu. Cihan ve kardeşleri yeni bir kardeşi kabullenmeye hazır değildi; Ece yüzünden tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorlardı.
Serhat ve Serpil’in tek düşüncesi gerçek kızlarına kavuşmaktı. Yıllarca kızları bildikleri Ece’ye anne babalık yapmak istediler ama Ece her seferinde bağırıp çağırdı, olmadı. “Belki bu sefer olur.” dediler.
Kadir Bey devam etti:
“Diğer aileyi buldum. DNA testi için buraya çağırdım. Onlar da geldi. Sonuçlara göre hareket edeceğiz.”
Serpil’in gözleri doldu:
“Ben… benim kızım nerede Serhat? Gerçek kızımı istiyorum. Bunca yıl kızımızdan ayrı kalmışız… Bundan sonra kızımdan ayrı yaşamam.”
Serhat, eşini teselli etmeye çalıştı. Böyle bir acının ne kadar tesellisi olurdu ki? Serhat Bey, Kadir Bey, Cihan ve kardeşleri Serpil Hanım’a üzüldüler; ellerinden başka bir şey gelmedi.
Kadir, Köse ailesine döndü:
“Kızınız nerede?”
Ezgi: “Birazdan gelir doktor bey.”
O sırada kapı çalındı. Kadir “Gel.” dedi ve içeri Gökçen girdi. Hem Gökçen hem Karahan ailesi birbirine bakarken adeta zaman durdu.
Serhat ve Serpil donup kaldılar. İçlerinden aynı şeyi geçirdiler:
“Ne kadar bize benziyor…”
Gerçekten de Gökçen, Serhat ve Serpil Hanım’a çok benziyordu. İkisinin de özelliklerini almıştı.
Cihan ve kardeşleri de aynı şaşkınlıkla bakakaldı.
Gökçen anne babalarına o kadar benziyordu ki hiçbirinde bu kadar benzerlik yoktu.
Gökçen de aynı şekilde kardeşlere baktı. Uzun uzun… İçinden “İnşallah bunların hepsi kardeş değildir.” dedi.
Kadir boş koltuğu işaret etti:
“Geç kızım, otur.”
Gökçen yerine oturdu. Kadir konuşmaya devam etti. Önce kısaca Gökçen’e durumu anlattı ardından:
“Kızlardan ve babalardan kan alalım. Ece, önce sen gel.”
Ece kalkamayınca Köse ailesinden Ezgi hemen yardım etti. Gökçen umursamadı bile. Bunu fark eden Cihan ve kardeşleri şaşırdılar: “Neden böyle umursamaz davranıyor?” diye düşündüler.
Ece’nin kanı alındıktan sonra sıra Gökçen’e geldi.
Kadir: “Gel kızım, sıra sende.”
Gökçen oturdu. Kolundaki morlukları gören Kadir telaşlandı:
“Kızım, koluna ne oldu?”
Gökçen sakince:
“Önemli bir şey değil, düştüm. Sakar biriyim biraz.”
Barış bunu duyunca içinden “Bir de sakarımız çıktı başımıza.” diye söylendi.
Kadir iğneyi çıkarırken Gökçen gözlerini kapattı.
Kadir: “İğneden mi korkuyorsun?”
Gökçen: “Hayır, hobim var sadece.”
Kadir gülerek:
“Panik yapma, canın çok acımayacak. Elim hafiftir.”
Gökçen derin nefes alarak sakinleşti.
Kadir: “Bitti küçük hanım, geçmiş olsun.”
Gökçen: “Ben küçük değilim. Siz çok büyüksünüz, ayrıca küçük falan değilim ben.”
Bu konuşma Karahan ailesinin gülümsemesine sebep oldu. Herkes o an Gökçen’i tatlı ve sevimli buldu. Tabii Cihan ve kardeşleri hemen eski hallerine döndüler.
Kanlar alındıktan sonra Kadir:
“Test sonuçları iki saate çıkar.” dedi.
Karahan ailesi Gökçen’e bakıyordu ama o başını kaldırmıyordu. Köse ailesi ise Ece’yi ortalarına almış sohbet ediyordu.
Gökçen ne yapacağını, bundan sonra ne olacağını düşünürken tam o sırada telefonu çaldı. Arayan Umut’tu. Gökçen gülümsedi. Nasıl gülümsemesin? Kardeşlerinin yanında her zaman…
Cihan ve kardeşleri merakla ona baktı. Kendilerine itiraf etmezlerdi ama bir gerçek vardı ki Gökçen’i şimdiden kıskanmaya başlamışlardı.
Kadir Bey nazikçe, Gökçen’i korkutmak istemeden:
“İstersen aç, önemli olabilir.”
Gökçen: “Hayır, daha sonra ararım.”
Ama telefon tekrar çaldı. Bu kez Gökçen, Kadir Bey’e baktı.
Gökçen: “Rahatsız olmazsanız konuşabilir miyim?”
Kadir: “Olur kızım, aç konuş.”
Telefon açılır açılmaz Umut panikle konuşmaya başladı:
“Gökçen iyi misin? Niye açmıyorsun? Gelelim mi? Merak ediyoruz. Bir şey de anlatmadın.”
Gökçen sakin bir sesle:
“İyiyim Umut, gelince her şeyi anlatacağım. Gelmeyin boşuna.”
Herkes merakla dinliyordu. Özellikle Cihan ve kardeşleri… “Kim bu Umut?”, “Neyi oluyor?”, “Sevgilisi mi?” diye kendi kafalarında kuruyorlardı.
Umut devam etti:
“Tamam… sakinim. Biz toplandık, hepimiz buradayız. Senin gelip anlatmanı bekliyoruz.”
Gökçen gülerek:
“Hepiniz kim acaba, Umut Bey?”
Umut yalandan sinirle:
“Dalga geçme! Bizimkiler işte… Ateş, Kaan, Elanur…”
Gökçen güldü:
“Tamam tamam. Yanında mı hepsi?”
Umut: “Yanımda, hatta bir şey diyecekler.”
Ateş’in sesi geldi:
“İyi misin bal Gökçen? Merakla seni bekliyoruz.”
Gökçen: “Her şey yolunda Ateş, geleceğim.”
Cihan ve kardeşleri yine içlerinden “Ateş kim lan?” diye geçirdi.
Kaan: “Ben de buradayım Gökçen. Haber vermeyi unutma, sakin ol.”
Elanur: “Tamam bebeğim, senden haber bekliyoruz. Dikkat et.”
Ateş devam etti:
“Tamam bal Gökçen. Bir şey olursa gelir alırız seni. Seni seviyoruz.”
Gökçen’in gözleri doldu. Kalpten birbirlerine o kadar bağlılardı ki…
“Tamam, ben de sizi seviyorum yakışıklı beyler ve güzel hanım.”
Kadir Bey ve Karahan ailesi anlamadı. Gökçen gülümseyerek konuşurken sonra gözlerinin dolmasına kimse anlam veremedi.
Koca bir sessizlik oldu. Cihan ve kardeşleri “Gökçen nasıl biri? Ailemizi dağıtmak isteyecek para göz biri hemen gelmeyi kabul eder.” diye düşündüler.
İki saat sonra…
Kapı çaldı. Hemşire sonuçları getirdi.
Kadir Be
y zarfı açıp yüksek sesle okudu:
“Ekrem Köse ve Ece Karahan arasında %99.99 kan bağı bulunmaktadır.
Serhat Karahan ve Gökçen Köse arasında %99.99 kan bağı bulunmaktadır.”
SON.