Gökçen’den
Kendime geldikten sonra — buna kendine gelmek denilirse — odama çıkıp üstümü giymeye başladım.
Dolabı açıp elime ne geldiyse alıp giyindim.
Bir de süslenip püslenecek hâlim yok. Gerçi ben normalde süslenen ve püslenen biri değilim de neyse.
Üstümü giyindikten sonra bugün giydiğim hırkayı tekrar üzerime aldım ve odamdan çıktım.
Aşağı indiğimde herkesin kapının orada beklediğini gördüm. Hiçbir şey demeden direkt arabaya geçtim.
Hastaneye doğru yola çıktık. Ne hissetmem gerekiyor bilmiyorum.
Ben hiçbir şey hissetmiyorum, neden hissetmiyorum onu da bilmiyorum.
Üzgün müyüm? Hayır.
Mutlu muyum? Hayır.
Ne hissetmem gerektiğini bile bilmiyorum. Sadece boş boş camdan dışarı bakıyorum, öylece dışarı…
Aklıma bizimkileri haber vermediğim geldi. Hemen telefonumu çıkarıp grubumuza yazdım.
Siz şimdi “Bizimkiler kim?” dersiniz. Hemen anlatayım. Kısaca, tek ailem onlar. Benim her şeyim.
Kardeşlerim, dostlarım, arkadaşlarım… Onlar benim için o kadar kıymetli ki, bu anlatılmaz.
Umut, Ateş, Kaan, Elanur ve ben… Kan bağı olmayan, kalpten bağlı olan beş kardeş, dost, arkadaş, aile.
BOŞ İŞLER DEĞİL, HOŞ İŞLER GRUBU
Umut: Gökçen’le konuşan oldu mu?
Umut: Sabah aradım, açmıyor.
Umut: Nerede bu kız? Bizi haber vermemezlik yapmazdı.
Ateş: Yok, ben de aradım birkaç kez.
Ateş: Geri dönmedi.
Ateş: Merak ettim şimdi, gidip bakalım en iyisi.
Kaan: Ben en son cuma günü derste gördüm.
Kaan: Sonra hiç konuşmadık.
Kaan: O pislik ailesi bir şey yapmamıştır inşallah.
Kaan: Yoksa onları elimden kimse alamaz.
Elanur: Ben de hiç konuşmadım.
Elanur: Belki ders çalışıyordur, panik yapmayalım.
Elanur: Durup dururken…
Elanur: Hepiniz sakin olun, biraz daha bekleyelim.
Elanur: Gökçen cevap vermezse gideriz.
Gökçen: Merak etmeyin, kimse bir şey yapmadı. İyiyim.
Gökçen: Ben hastaneye gidiyorum.
Gökçen: Kötü bir şey yok, gelince anlatacağım her şeyi.
Gökçen: Umut, sende toplanalım. Konuşuruz, olur mu?
Umut: Sen nasıl dersen çiçeğim. Kendine dikkat et. Bir şey olursa hemen ara, geliriz.
Ateş: Dikkat et. Ters giden bir şey olursa araman yeter, merakta bırakma bizi.
Kaan: Sen iyi ol yeter bize, Gökçen.
Elanur: Tamam bebeğim, haber bekliyoruz.
Gökçen: Tamam, haber vereceğim. Görüşürüz.
Telefonu cebime koydum. O sırada araba durdu; hastaneye geldiğimizi anladım. Kapıyı açıp indim. Derin bir nefes aldım… ya da aldığımı sandım.
Her şeyi düşünmeyi bir kenara bırakıp kendime gelmeye çalıştım. Başımı kaldırıp hastaneye baktım: Karahan Hastanesi.
Ben etrafa bakarken…
Ekrem: “Hadi, daha ne bekliyorsun? Acele et, bizi bekliyorlar.” dedi.
Hastaneye yürümeye başladı, ben de arkasından gittim.
Hastaneye girince direkt sekreterin olduğu yere doğru ilerledik. Sekreterin yanına gelince:
Ekrem: “İyi günler.” dedi.
Sekreter: “İyi günler efendim, nasıl yardımcı olabilirim?”
Ekrem: “Ben Ekrem Köse. DNA testi için gelmiştim.”
Sekreter hemen ayağa kalktı.
Sekreter: “Haberiniz var efendim, buyurun. Doktor Kadir Pusat Bey sizi bekliyor.”
Ekrem: “Odası nerede acaba?”
Sekreter: “Altıncı kat, soldan üçüncü oda efendim.”
Ekrem: “Teşekkür ederim, kolay gelsin.”
Sekreter: “Sağ olun efendim.”
Bak bak… Nasıl da nazik. Gören de cennetlik sanacak.
Asansöre yöneldiler. Ben merdivenden çıkacağım için diğer tarafa yürüdüm. Tam merdivenlere adım atıyordum ki…
Ekrem: “Çabuk gel! Seni bekleyemeyiz!”
Başımı sallayıp çıkmaya başladım. Olay çıksın istemiyorum, bir an önce bu saçmalık bitsin istiyorum.
İlk kata geldiğimde durdum; şeker hastası olduğum için hemen yoruluyorum.
Biraz dinlendikten sonra devam ettim.
İkinci kata geldiğimde yine durdum, sonra devam ettim.
Üçüncü kata geldiğimde nefes nefese kalmıştım. Biraz soluklandım. Ne vardı yani doktorun odası birinci ya da ikinci katta olsaydı? İnsan biraz düşünür…
Söylene söylene altıncı kata ulaştım. Soldan üçüncü kapıyı buldum. Kapıdaki isme baktım.
Tam o sırada insanların bana tuhaf tuhaf baktığını fark ettim. Yüzümde bir şey mi var? “Ne bakıyorsunuz, dizi mi çekiyorum?” demek vardı ama işte…
Tekrar kapıya döndüm.
Uzman Doktor: Kadir Pusat
Yazıyordu. Kapıya yaklaşıp derin bir nefes aldım. İki kez tıkladım.
İçeriden “Gel” sesi gelince kapıyı yavaşça açtım
.
Ve gördüklerim karşısında neye uğradığımı şaşırdım. Biri bana gördüklerimin şaka olduğunu söylesin…
SON.