İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 20 · 4 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 20

18. Bölüm

Yazardan

Gökçen, bayılmadan hemen önce “Ölmek istiyorum.” dedikten sonra kendinden geçti. Herkes şoktan ne yapacağını bilemez durumdaydı. İlk kendine gelen Cihan, kucağındaki kardeşine bakarken bir yandan da hemen Yavuz’a seslendi.

Cihan: “Yavuz! Kendine gel çabuk!”

Yavuz, abisinin sesiyle irkilip hemen Gökçen’in yanına çöktü, nabzını kontrol etti.

Yavuz: “Abi, nabzı çok yavaş! Hemen hastaneye gitmeliyiz, hemen!”

Cihan, kardeşini bir hamlede kucağına aldı.

Cihan: “Kenan! Kemal! Arabaları hazırlayın!”

Herkes telaşla dışarı koştu. Cihan, Gökçen’i kucağına bastırarak arabaya doğru koşarken diğerleri peşlerinden geldi. Hızla arabaya bindikleri gibi hastanenin yolunu tuttular.

Bir süre sonra hastaneye vardılar. Yavuz kapıyı açar açmaz bağırdı:

Yavuz: “Sedye! Acil sedye!”

Hemşireler koşup sedyeyi getirdi. Cihan, kardeşini dikkatlice sedyeye yatırdı.

Hemşire: “Hastanın nesi var?”

Yavuz: “Kriz geçirdi. Nabzı çok yavaş. Hastalığı var; ne olduğunu, neye alerjisi olduğunu bilmiyoruz.”

Hemşire: “Tamam. Hemen doktor beye haber verin, acil!”

Gökçen’i içeri aldılar. Hemşire: “Burada bekleyin lütfen.”

Karahan ailesi kısa süre sonra nefes nefese hastane kapısından içeri girdi.

Serhat Bey: “Gökçen nerede? Kızım iyi mi?”

Yavuz: “Müdahale ediyorlar baba… Henüz bir şey demediler.”

Serpil Hanım ağlamaya başladı.

Serpil Hanım: “Ben daha kızıma yeni kavuştum Serhat…”

Serhat Bey eşini teselli etmeye çalışsa da kendisi de perişandı.

Barış ve Ilgaz ise bir köşede sessizce duruyor; hem çok üzgün hem de söyledikleri için paramparça haldeydiler.

Herkes farklı yönlere dağılıp haber beklerken Gökçen’in telefonu çalmaya başladı. Telefon, ikizlerden Atakan’ın elindeydi. Hastaneye gelirken de defalarca çalmıştı.

Atakan: “Abi, Gökçen’in telefonu sürekli çalıyor. Ne yapayım?”

Cihan tahmin etmişti kimin aradığını: Umut.

Cihan: “Ver bana, ben konuşurum.”

Atakan telefonu uzattı. Cihan ekranda “Umut” yazdığını görünce derin bir nefes aldı ve açtı.

Umut: “Gökçen? Çiçeğim, neredesin sen? Meraktan öldüm burada! Alo? Gökçen?”

Cihan: “Alo Umut, ben Cihan. Gökçen’in en büyük abisi.”

Bir anda sessizlik oldu… sonra panik.

Umut: “Gökçen’in telefonu neden sende?! Ona ne oldu?!”

Cihan, Umut’un “kardeşim” deyişinden sonra gerçekleri söylemekten başka seçenek olmadığını düşündü.

Cihan: “Umut, sakin ol. Gökçen hastanede. Kriz geçirdi. Durumunu henüz—”

Umut (bağırarak): “Hangi hastane?!”

O anda diğerleri de yerlerinden fırladı.

Cihan: “Karahan Hastanesi.”

Umut cevap bile vermeden kapattı. Yanındaki Ateş, Kaan ve Elanur’la birlikte hastaneye doğru koşarcasına yola çıktılar. Aileleri de arkadan geliyordu.

Karahan ailesi hâlâ haber bekliyordu. Gerginlik dayanılmaz seviyedeydi.

Haberi duyan Kadir Bey de acile koştu. Dostunun halini görünce hemen sarıldı.

Serhat Bey: “Kadir… kızım içerde. Bilmiyoruz… hiçbir şey bilmiyoruz…”

Kadir Bey, Serhat’ı omuzlarından tuttu.

Kadir Bey: “Sakin ol dostum. Beni de içeri almazlar biliyorsun… ama Gökçen güçlüdür kızım. Bir şey olmayacak.”

Tam o sırada Umut ve diğerleri hastaneye koşarak girdi. Acilin yerini öğrenip hızla kapıya ilerlediler. Karahan ailesi merakla onlara döndü.

İlk konuşan Umut oldu.

Umut: “Gökçen nerede?!”

Kadir Bey: “İçeride müdahale ediyorlar delikanlı.”

Bu kez Ateş sinirle öne çıktı.

Ateş: “Gökçen’e ne oldu?! Kriz geçirecek kadar ne yaşadı?!”

Barış öfkeyle ayağa kalktı.

Barış: “Sana ne lan?! Size ne Gökçen’den?! Kimsiniz, nesi oluyorsunuz?!”

Kaan tam cevap verecekti ki acil kapısı açıldı ve bir hemşire çıktı.

Hemşire: “Hastaya müdahale ediliyor. Doktor bey birazdan detay verecek. Ancak birkaç bilgi almam gerekiyor.”

Karahan ailesi birbirine baktı… Kızlarıyla ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyorlardı.

Bu yüzden Elanur öne çıktı.

Elanur: “Sorun hemşire hanım.”

Hemşire sorulara başladı.

Hemşire: “Hastanın herhangi bir hastalığı var mı?”

Umut: “İleri düzeyde şeker hastası. Fazla panik, korku, heyecan yaşadığında kriz geçiriyor.”

Karahan ailesi donakaldı. Bu daha başlangıçtı.

Hemşire: “Peki kullandığı ilaçlar?”

Aylin Hanım (Ateş’in annesi): “Burada. Bunlar dışında başka ilaç kullanmıyor.”

Hemşire: “Herhangi bir alerjisi?”

Kaan: “Sakinleştiriciye karşı alerjisi var. Serum görünce korkudan kriz geçirir. Bir de iğne fobisi var.”

Karahan ailesi başları eğik şekilde dinliyordu. Serhat Bey ve Serpil Hanım, kızları hakkında hiçbir şey bilmiyor oluşlarının ağırlığı altında eziliyordu.

Hemşire bilgileri aldı ve geri çekildi.

Umut bu defa öfkeyle Karahan ailesine döndü.

Umut: “Gökçen neden bu halde?! Anlatın artık!”

Barış bağırdı:

Barış: “Sanane lan?! Sana ne?!”

Uğur Bey oğlunu uyardı.

Uğur Bey: “Umut, sakin ol. Burası hastane.”

Serhat Bey de Barış’a çıkıştı.

Serhat Bey: “Barış! Sus artık!”

Barış hırsla devam etti:

Barış: “Baba, kim bunlar? Gökçen’in nesi oluyorlar? Hangi sıfatla burdalar?!”

Tam o anda Kaan öne çıktı. Sesinde öyle bir kararlılık vardı ki herkes sustu.

Kaan:

“Biz kim miyiz?

Biz Gökçen’in ailesiyiz.

Kardeşiyiz.

Babasıyız.

Annesiyiz.

Abisi, ablasıyız.

Asıl biz sormalıyız:

Siz kimsiniz?

Belki de kardeşim sizin yüzünüzden burada!”

Barış, Kaan’ın haklı olduğunu biliyordu… ama duyunca daha çok öfkelendi. Bir anda Kaan’a yumruk attı. Kaan tam karşılık verecekti ki…

Acil kapısı hızla açıldı.

Bir doktor dışarı çıktı.

Yüzündeki ifade herkesin yüreğini ağzına getirdi.

Umut öne atıldı.

Umut: “Doktor! K

ardeşim iyi mi? Bir şey söyle artık!”

Doktor derin bir nefes aldı.

Doktor:

“...Hastanın durumu kritik.

Müdahale sırasında kalbi durdu…”

SON

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.