İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 19 · 4 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 19

17. Bölüm

Yazar’dan

Gökçen’in Sultan Hanım’a anlattıklarını en başından beri dinleyen Karahan ailesi şok olmuştu.

Serhat Bey ve Serpil Hanım, kızlarının kötü şeyler yaşadığını tahmin ediyordu ama acısının bu kadar büyük, derin olduğunu bilmiyorlardı.

Biyo takımı ise kendi içinde düşünüyordu: “Gökçen ne yaşamış olabilir ki?”

Ama hiçbirinin aklına, en büyük acıyı Gökçen’in yaşadığı gelmiyordu.

Peki şimdi ne olacaktı?

Gökçen, Karahan ailesine yaşadıklarını anlatacak mıydı?

Biyo takımı bundan sonra ona nasıl davranacaktı?

Serhat Bey ve Serpil Hanım kızlarının geçmişini unutabilecek miydi?

Herkesin kafasında binlerce soru vardı.

Tek bildikleri şey, bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağıydı.

Gökçen olduğu yerde donup kalmıştı.

Karahan ailesi de öylece ona bakıyordu.

Duyduklarıyla herkes neye uğradığını şaşırmıştı.

Kimse konuşamıyordu… Zaten konuşsalar ne diyeceklerdi ki?

İlk kendine gelen Gökçen oldu.

Masadan kalkıp, “Ben odama çıkayım.” dedi.

Tam mutfaktan çıkacaktı ki 4 numara Yavuz kolundan tuttu.

“Bekle. Ne demek istedin sen az önce?” dedi.

Gökçen, “Kolumu bırakır mısın? Odama gitmek istiyorum.” dedi.

Yavuz sertçe,

“Hiçbir yere gidemezsin! Az önce söylediklerin doğru mu, Gökçen?”

Gökçen yalan söylemek istemedi.

“Ne duyduysanız o.” dedi.

Kaç gündür tanıdığı ama haklarında hiçbir şey bilmediği insanlara ne diyebilirdi ki?

Bu defa 5 numara Ilgaz konuştu:

“Bırak abi ya! Acı çekmişmiş… Yalan söylüyor. El bebek gül bebek büyümüş. Ne yaşamış olabilir ki? Kendini bize acındırmaya çalışıyor.”

Yavuz sinirle döndü:

“Kes sesini Ilgaz! Bilip bilmeden konuşma.”

Bu kez 3 numara Barış bağırdı:

“Sen kes sesini Yavuz! Bu kız yüzünden kardeşime bağırma!”

Ortam bir anda gerildi.

Herkes birbirine bağırmaya başladı.

Gökçen şok içinde kalmıştı.

Serhat Bey ve Serpil Hanım ne dese boştu.

2 numara Mert araya girdi:

“Haddini aşma Barış!”

Barış öfkeyle devam etti:

“Bakıyorum bir anda hepiniz Gökçenci oldunuz! Bu kız da Ece gibi ailemizi dağıtmaya geldi ama ben izin vermeyeceğim!”

Barış gece ılımlı olmaktan bahsederken şimdiki yaptıkları saçma. Bir de avukat olmuş.

Ortalık iyice karıştı, kardeşler birbirine girdi.

Serpil Hanım, “Oğlum sakin ol.” dese de artık kimse onu duymuyordu.

Barış devam etti:

“Ne sakini anne! Kim bilir bu zamana kadar kimlerle ne haltlar karıştırdı da ailesi bile istemedi! Masum kız rolü yapıyor! Herkesi inandırabilir ama beni asla! Ne mal ne para göz olduğunu ben iyi bilirim!”

Gökçen şokla dondu.

Sonra hiç düşünmeden ileri atılıp Barış’ın karşısına geçti ve sert bir tokat attı.

Tokadın sesi bütün konağı doldurdu.

Herkes bir Gökçen’e, bir Barış’a bakıyordu.

Barış bağıracaktı ki Gökçen konuşmaya başladı:

“Kes sesini! Sen nasıl bir insansın? Karşında bir kadın var! Kadın!

Nasıl böyle iğrenç konuşabiliyorsun?

Benim şimdiye kadar yaşadıklarımdan ne biliyorsun?

Sen bir avukatsın! Binlerce kadını böyle iğrenç imalarla mı savunuyorsun?

Yazık… çok yazık.

Bir daha bana böyle konuşmaya kalkma!”

Serhat Bey ve Serpil Hanım, oğullarının sözleri yüzünden kızlarına karşı mahcup ve üzgündü. Oğullarını tekrar kaybetmemek için bir şey demediler.

Biyo takımının hepsi — Cihan hariç — Barış’ın söylediklerinin doğru olduğunu düşünüyordu.

Gökçen gitmek üzereyken bu kez Ilgaz durdurdu:

“Abilerimi birbirine düşürdün! Şimdi hiçbir şey olmamış gibi nereye gidiyorsun?

Her şey senin bu eve gelmenle başladı!

Her şey senin yüzünden!

Keşke ölseydin!”

Cihan öfkeyle Ilgaz’ın yakasına yapıştı:

“SEN NE DIYORSUN LAN?!

O SENİN KARDEŞİN!

ONU GEÇTİM, KARŞINDA BİR KADIN VAR!

NASIL BÖYLE KONUŞURSUN?!

DEFOL GİT ILGAZ!

ELİMDEN BİR KAZA ÇIKACAK!”

Serpil Hanım korkuyla çığlık attı.

Serhat Bey Cihan’ı sakinleştirmeye çalışıyordu ama çok zordu.

Barış araya girdi:

“Abi, kardeşime bağırma! Söylediklerinde haklı! Yakında hepiniz o kızın gerçek yüzünü göreceksiniz!”

Cihan daha da öfkelendi:

“Kes sesini Barış!

Bu söylediklerine pişman olacaksın!

Ama o gün geldiğinde, Gökçen seni affeder mi, onu Gökçen bilir.”

İkizler ağlayarak abilerine bakıyordu.

Biyo takımı hâlâ tartışıyordu.

Ilgaz’ın sözleri Gökçen’i paramparça etti.

Bir anda aklı o güne gitti.

Mutfağın bir köşesine çöktü, ellerini kulaklarına kapatıp sayıklamaya başladı.

Bunu fark eden Sultan Teyze bağırdı:

“Gökçen kızım!”

Herkes dönüp baktı.

Gökçen köşeye sinmiş, elleri kulaklarında, titreye titreye sayıklıyordu.

Serpil Hanım yaklaştı.

Ama Gökçen onu fark edince çığlık attı:

“YAKLAŞMA!

DOKUNMA BANA!

GİTTİ!

GİTTİ!”

Cihan, Serhat Bey ve Serpil Hanım dışında herkes bunun numara olduğunu düşündü.

Az önce savunan Mert ve Yavuz bile.

Serhat Bey yavaşça yaklaştı:

“Kızım… babacığım… kendine gel.”

Gökçen daha da panikledi:

“YAKLAŞMA!

BİR DAHA OLMAZ!

DOKUNMA BANA!

YARDIM EDİN!”

Herkes artık bunun bir kriz olduğunu anlamıştı.

Cihan yumuşak bir sesle konuştu:

“Gökçen… abicim… bak ben Cihan abinim. Ben varken kimse sana dokunamaz kardeşim.”

Ama Gökçen inanmıyordu:

“YALAN SÖYLÜYORSUN!

DOKUNDULAR BANA!

KİRLİYİM BEN!

UZAK DUR!”

Bu sözler Karahan ailesini alabora etti.

O an herkes gerçeğin ne olduğunu anlamaya başlamıştı ve Gökçen’in numara yapmadığına inandılar.

Cihan sakin kalmaya çalışarak yaklaştı:

“Bana bak Gökçen… sadece bana.”

Ama Gökçen başını sağa sola sallıyordu.

Geri geri gidip tezgâha çarptı.

“HAYIR!

GELME!

GİTTİ! GİTTİ!”

Nefesi hızlandı, krize girdi.

Yavaş yavaş nefesi kesilmeye başladı.

Bunu ilk fark eden Yavuz oldu:

“Abi! Kriz geçiriyor! Nefes alamıyor! Bir şey yapmalıyız!”

Cihan dayanamadı, Gökçen’e doğru ilerledi.

Gökçen tam bayılmak üzereyken Cihan onu tuttu.

Bayılmadan önce Gökçen’in söylediği son cümle herkesin yüreğini parçaladı:

“Ölmek istiyorum…”

SON

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.