İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 18 · 4 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 18

16. Bölüm

Yazar’dan

Gökçen gece salonda uyuyordu. 1 numara Cihan ve 3 numara Barış, yemeklerini yedikten sonra mutfaktan çıkıp odalarına gideceklerdi. Tam o sırada salondan sesler geldi. Merak edip baktıklarında, koltukta uyuyan Gökçen’i gördüler.

Cihan, koltuğun üstündeki pikeyi alıp Gökçen’in üzerine örttü.

İki kardeş karşısına geçip onu izlemeye başladılar. İlk konuşan Barış oldu:

“Abi… sence göründüğü gibi masum mu? Hep bir kız kardeşimiz olsun istedik. Ece’nin yaptıkları yüzünden olmadı. Şimdi Gökçen bir anda geldi, ailemize dahil oldu. Nasıl davranmalıyım bilmiyorum. Sürekli ‘acaba Ece gibi ailemize zarar mı verecek’ diye düşünmeden duramıyorum.”

Cihan kardeşine döndü:

“Haklısın Barış, ben de düşünüyorum. Ama bir şeyi net biliyorum kardeşim… O Ece değil. O Gökçen. Önce hepimizin bunu kabul etmesi lazım. Ece bize acı çektirdi, kötüydü. Ama herkes kötü olacak diye bir şey yok. Gökçen bu hikâyedeki en masumu. Belki de zamanla hepimizin yarasına merhem olacak, kim bilir… Çok mutlu bir aile olabiliriz.”

Barış başını salladı:

“Evet abi… Haklısın. Herkes aynı değil. Gökçen söylediklerinde samimi. Gözlerinden belli. Bundan sonra ben de daha ılımlı davranacağım ona.”

Tabii becerebilirse… Cihan dışında diğer kardeşleri Gökçen’in masum olduğunu düşünmekte zorlanıyor, inanmak istemiyorlar; “Ece gibi.” deyip kestirip atıyorlar.

Cihan ayağa kalktı:

“Doğru olan da bu kardeşim. Hadi artık yatalım, neredeyse sabah oldu.”

İkisi de odalarına gidip uyudular.

Gökçen’den

Uyandığımda birkaç saniye nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Dün gece salonda dizi izlediğimi hatırlayınca hemen doğruldum. Karşımda oturan ikizleri ve 5 numara Ilgaz’ı görünce şaşırdım.

“Günaydın.” dedim.

İkizler “Günaydın.” dedi, Ilgaz da aynı şekilde karşılık verdi. Bu sefer benimle konuşmaları beni daha çok şaşırttı.

Odama gidip hızlıca duş aldım. Giyinme odasında rahat bir şeyler giydim. Sonra aynanın karşısında yüzüme nemlendirici sürüp salona çıktım.

Herkes oradaydı. “Günaydın.” dedim, hepsi karşılık verdi.

Biyo takımı bugün beni bayağı şaşırtıyor, kim bilir hakkımda ne düşünüyorlar yine.

Serhat Bey konuşmaya başladı:

“Çocuklar, gece bir ses duydum. Mutfaktan geliyordu. Bu sefer kimdi?” dedi gülerek.

Ne demek istediğini anlamasam da şöyle cevap verdim:

“Bendim Serhat Bey. Gündüz çok uyudum, odaya çıkar çıkmaz test çözdüm. Gece yarısı acıkınca bir şeyler hazırlamak için mutfağa indim.”

Serhat Bey güldü:

“Demek sen de bizim eşek sıpaları gibi gece yemek yiyenlerdensin kızım.”

“Anlamadım?” dedim.

Serpil Hanım araya girdi:

“Kızım, küçükken hepsini gecenin bir yarısı mutfakta bulurdum. Buzdolabında ne varsa alıp yerlerdi. Büyüdüler ama hiç değişmediler. Cihan abin dışında hiçbiri yemek yapmayı bilmez.”

“Anladım. Ben her gece kalkıp yemem. Öyle alışkanlığım yok. Ama yemek yapmayı çok severim, özellikle tatlı.” dedim.

Gerçekten çok yemem ama yapmayı çok severim; mutfak bana iyi geliyor.

Serpil Hanım:

“Öyle mi? O zaman senin ellerinden bir tatlı yeriz kızım. Yalnız şimdiden söyleyeyim, bizimkiler tam bir tatlı canavarı.”

“Seve seve yaparım Serpil Hanım. Ben de az yapmak gibi bir huy yok zaten. Ne yaparsam yapayım çok yapıyorum.” dedim gülerek.

Kahvaltıdan sonra Serpil Hanım ve Serhat Bey’le sohbet ettik. Sonra izin isteyip odama çıktım. Günlerdir ders çalışmıyordum, bugün üç saat aralıksız çalıştım. Dinlenmek için salona indiğimde kimse yoktu. Mutfağa geçtim.

Sultan Teyze yemek yapıyordu. Canım sıkıldığı için “Yardım edeyim.” dedim.

Birlikte yemek yaptık. O çorba, ana yemek ve zeytinyağlıyı yaptı; ben de birkaç meze ve tatlı hazırladım.

İşimiz bitince oturup kahve içtik.

“Kızım sağ ol, sen yardım etmeseydin yetişmezdi.” dedi.

“Severek yaptım Sultan Teyze, bana da iyi geldi. Ne zaman istersen yardım ederim.” dedim.

Sultan Teyze derin bir nefes aldı ve konuştu:

“Bu aile çok şey yaşadı kızım. Ece, bu aileye çok acılar çektirdi. Ama sen… sen eve huzur getirdin. Herkes mutlu, huzurlu. Farkında değiller ama ben her şeyin farkındayım. Cihan oğlum düne kadar gülmezdi. Sen gelince gülmeye başladı. Diğerleri de öyle. Bu aileye bir şans ver kızım. Emin ol, birbirinize iyi geleceksiniz. Gözlerinde acıyı görüyorum Gökçen kızım. Belli ki sen de çok şey yaşamışsın. İyileşmek için önce kendine, sonra bu aileye kalbini aç. Aç ki herkes mutlu olsun. Benden sana bir anne tavsiyesi… Sonradan pişman olursun.”

Sözleri beni derinden etkiledi. Haklıydı… ama kolay değildi.

“Söylediklerinde haklısın Sultan Teyze ama bilmediğin, kimsenin bilmediği çok şey yaşadım. Hani derler ya; ‘gülüşü güzel olanın acısı çok olur’ diye… Ben de onlardan biriyim. Ece bu aileye çok acı çektirmiş, üzgünüm. Kimse acı çekmeyi hak etmez. Ben onları anlıyorum ama kimse beni anlamıyor. Bana ‘bu aileye şans ver’ diyorsun… söylemesi kolay ama yaşaması zor. Ben daha kendime bile anlatamadığım acılarla doluyum. Peki söyle Sultan Teyze… benim acılarımı bu aile kaldırabilecek mi?”

Sultan Teyze tam bir şey söyleyecekti ki bakışları kapıya kaydı. Ben de döndüm.

Kapıda bütün Karahan ailesi duruyordu.

Konuşmalarımızı duydular mı?

Peki ya duydularsa… şimdi ne olacak?

SON

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.