İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 15 · 4 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 15

13. Bölüm

Gökçen’den

Gözlerimi açtığımda, “Ne oluyor ya, nasıl geldim ben buraya?” diyerek uyandım.

En son hatırladığım şey, 1 numara Cihan’la arabada eve geldiğimizdi.

Sonrası yok… Büyük ihtimalle arabada uyudum, o da beni odama çıkardı.

Yataktan kalkıp saate baktım.

Saat öğlen olmuş.

Hemen banyoya gidip işlerimi hallettim.

Sonra giyinme odasına geçip kıyafetlerimi seçtim.

Serpil Hanım’la sipariş ettiğimiz tüm kıyafetler gelmiş, yerleştirilmiş bile.

Bugün evdeyim diye eşofman takımı giydim, üstüme bir hırka aldım.

Saçımı ördüm, yüzüme nemlendirici sürdüm.

Telefonumu alıp odadan çıktım.

Bir an önce bir şey yemem lazımdı; dünden beri hiçbir şey yemedim.

Vücudumun bu kadar açlığa nasıl dayandığını bilmiyorum. Bayılmadım ya, şükür.

Önce salona girdim. Herkes içerideydi.

Herkese hitaben “Tünaydın.” dedim. Sabahı geçeli çok olmuştu.

Herkes bana döndü.

Serpil Hanım “Tünaydın kızım.”

Serhat Bey “Tünaydın babacım.”

Boş bir koltuğa oturdum.

3 numara Barış hemen konuştu:

“Anne, sevgili kızın da geldi. Hadi artık yemek yiyelim, açım ben.”

Hiçbir şey demedim; cevap verecek enerjim yoktu.

Serhat Bey “Hadi o zaman masaya, güzel bir yemek yiyelim.” dedi.

Hep birlikte yemek odasına geçip masaya oturduk.

Benim şansıma yine 1 numara Cihan’la 2 numara Mert’in ortasına düştüm.

Serhat Bey’in “Afiyet olsun.” demesiyle yemeye başladık.

Önce çorbamı içtim, sonra sevdiğim yemeklerden tabağıma biraz aldım.

Serpil Hanım,

“Kızım, bak sana çok güzel yemekler yaptık. Bunlardan ye hadi.” dedi.

“Serpil Hanım, eminim çok güzel olmuştur. Elinize sağlık ama ben et yemiyorum.” dedim.

Herkes değişik bakışlarla bana döndü.

Sağ tarafımdaki 2 numara Mert:

“Şaka yapıyorsun değil mi?”

“Hayır. Neden şaka yapayım? Et yemiyorum.

Neden bu kadar şaşırdınız anlamadım?” dedim.

4 numara Yavuz hemen lafa girdi:

“Baba tarafı Mardinli, anne tarafı Adanalı… Bir de sen et yemiyorum deyince şaşırdık tabii.”

Ben şok oldum.

Serhat Bey ve Serpil Hanım’a dönüp:

“Gerçekten Mardin ve Adanalı mısınız?” diye sordum.

Lütfen yanlış olsun… Hayır, buna hazır değilim.

Serhat Bey, “Evet kızım, ben Mardinli. Anneniz de Adanalı.

Babalarımız da en büyük aşiretlerden biri.” dedi.

“Bir de sülalede tek kız ben miyim, deyin de kalp krizi geçireyim.”

Biyo takımı gülmemek için kendilerini zor tutuyordu.

Serhat Bey ve Serpil Hanım ise gülüyordu.

“Yok ya! O kadar da değildir!

Koca iki sülalede tek kız ben… hayali bile korkutucu.” dedim tedirgince.

5 numara Ilgaz ve ikizler kahkaha attı.

Diğerleri hafifçe güldü.

Serpil Hanım:

“Yani kızım, iki sülalede tek kız torunun sensin.

Dedenler seninle tanışmak çok istiyorlar, en kısa zamanda.”

Ben içimden, “Tek kız ne demek ya…” diye düşündüm.

Bu aile böyle kalabalıksa sülaleyi hayal bile edemiyorum.

1 numara Cihan:

“Ne düşünüyorsun bakayım öyle?” dedi eğlenceli sesiyle.

Ben hiç çekinmeden:

“Nereye kaçsam da iki sülale beni bulamasa, onu düşünüyorum.” dedim.

Herkes kahkaha attı.

Hiç de komik değil… İki sülalede tek kız ben ne demek ya? Ne demek? Ağlayacağım.

“Hiç komik değil. Ben gayet ciddiyim.

Ayrıca ben kimseyle tanışmak istemiyorum.

O kadar kalabalığı görmeye hazır hissetmiyorum.” dedim.

Herkes anlayışla başını salladı.

Serhat Bey:

“Sen ne zaman istersen o zaman gideriz babacım.”

Ben:

“Peki… hiç gitmek istemesem ne olacak?”

Herkes tek kaşını kaldırıp bana baktı. Biyo takımı şüpheli…

Serpil Hanım:

“O ne demek kızım öyle?”

“Ben yeni insanlar tanımayı ya da kalabalık ortamları sevmiyorum.

O yüzden hiç istemesem ne olur diye sordum.”

Onlar ikna olmamış gibi bakmaya devam ettiler.

Gerçek sebebi söylemedim:

Kalabalık görünce fenalık geçiriyorum.

Çok insan görmek beni kötü hissettiriyor.

Üstüne bir de ben şeker hastasıyım.

Mardin ve Adana gibi sıcak yerlere gidemem.

Ama şimdilik söylemek istemiyorum.

Hâlâ kimseye güvenmiyorum.

Tamam, Serhat Bey ve Serpil Hanım iyi insanlar ama oğullarının söylediklerine sessiz kalmaları…

Tabii bir de biyo takımının bana olan tutarsız davranışlarından yoruldum.

Bir iyi, bir kötü…

O kız, yani Ece, bu aileye çok acı çektirmiş.

Anladım o kadarını… Görüyorum bunu.

Ama artık benim Ece olmadığımı, Gökçen olduğumu kabullenmeleri gerekiyor.

Yemekten sonra herkes bir yere dağıldı.

Serhat Bey ve 1 numara işe gitti.

2 numara Mert ve 3 numara Barış dışarı işlerini halletmeye çıktı.

4 numara Yavuz ve 5 numara Ilgaz arkadaşlarıyla buluşmaya gitti.

İkizler oyun odasına geçti.

Serpil Hanım, mutfakta Sultan teyzeye yardım etmeye gitti.

Ben de odama çıkıp müzik dinlemeye karar verdim.

Saatlerdir müzik dinliyordum.

Müzik bana her zaman iyi gelir; kendimi daha enerjik hissetmeye başladım.

Bugün çok uyuduğum için gece uyuyamam muhtemelen.

Testlerimi bilgisayar masasına koyup hazırladım; gece çözerim.

Odamda biraz daha vakit geçirdikten sonra Elçin ablayı aradım, Elanur’u sordum.

Bugün hastaneden çıkacaklarını, eve gideceklerini, durumunun çok iyi olduğunu söyledi.

Geleyim desem de Elçin abla kesin ve net:

“Gerek yok kuzum, sen dinlen.” dedi.

Sonra diğerlerini aradım; onlar da parkta oturuyorlarmış.

Biraz sohbet ettik, kapattım.

Şimdi mandala boyuyorum.

“Senin yaşın kaç?” demeyin; mandala boyamayı çok seviyorum.

Tek tek almak yerine set halinde alıyorum.

Biraz daha boyadıktan sonra saate baktım, akşam yemeğine çok az kalmış.

Hemen üstüme çeki düzen verip odadan çıktım.

Merdivenlerden aşağı indim, ev sessizdi.

Herkes salonda olabilir diye salona doğru yürüdüm.

Salona girdiğimde adımlarım durdu.

İçeride sadece biyo takımı; Serhat Bey ve Serpil Hanım yoktu. Misafirler sanırım.

Serpil Hanım, tanımadığım bir kadınla sohbet ediyordu.

Serhat Bey ise bir adamla iş konuşuyordu.

Yüzlerini göremiyordum.

1 numara Cihan da tanımadığım biriyle konuşuyordu.

Son olarak, ikizlerin yanında benim yaşlarımda bir çocuk oturmuş, onlarla oyun oynuyordu.

Beni ilk fark eden Serpil Hanım o

ldu:

“Kızım, gelsene. Seni misafirlerimizle tanıştırayım.”

Herkesin bakışı bana döndü.

Ben içimden “Allah’ım, bugün bir an önce bitsin.” diye dua etmeye başladım.

SON

Bölüm sonu

1 yorum