Yazar’dan
Gökçen “Hangi hastane?” diye sorduktan sonra herkes panikle ona baktı.
Kime ne olmuştu da Gökçen bu kadar korkmuştu?
Karşı taraf, “Karahan Hastanesi,” dedi.
Gökçen telefonu kapattığı gibi Serhat beye döndü:
“Benim… benim hastaneye gitmem gerek,” diyerek kapıya doğru koşmaya başladı.
Herkes apar topar peşinden gitti.
Serhat bey arkasından seslendi:
“Kızım, sakin ol, biz de seninle geliyoruz. Seni bu hâlde yalnız bırakmam. Hangi hastane babacım?”
“Sizin hastane…” dedi Gökçen.
Serhat bey hemen emir verdi:
“Herkes arabalara!”
Hızla yola çıktılar.
Kısa süre sonra hastaneye vardılar.
Gökçen daha araba durmadan kapıyı açıp koşmaya başladı.
Arkasından biyo takımı, en arkadan ise Serhat bey ve Serpil hanım geliyordu.
Gökçen soluğu sekreterde aldı:
“Elanur Yalçıner… Bu hastaneye getirilmiş. Nerede?”
Sekreter bilgisayara baktı:
“3. kat, sağdan 2. oda.”
Gökçen merdivenleri neredeyse uçarak çıktı.
Odaya yöneldiğinde kapının yanında Elçin ablayı gördü. Hemen yanına koştu:
“Elçin abla! Elanur nasıl? Doktor ne dedi? Neyi varmış? Doktorlar ne dedi?”
Elçin abla sadece ağlayıp Gökçen’e sarıldı:
“Koruyamadım Gökçen… kardeşimi koruyamadım…” diyerek daha çok ağladı.
Gökçen’in gözleri doldu.
“Abla gel, otur şöyle,” dedi.
Elçin ablayı oturttu.
“Ben sana su getireyim abla,” diyecekti ki, 5 numara Ilgaz elinde suyla çıkageldi ve uzattı.
“Teşekkür ederim,” dedi Gökçen ve suyu Elçin ablaya verdi.
“Abla… daha iyi misin? Bana en baştan anlat, ne oldu?”
Elçin abla gözyaşlarını silip konuşmaya başladı:
“Bugün hep birlikte seninle konuştuktan sonra evden çıktılar. Saatler geçti, gelmediler. Aradım, açmadılar. Diğerlerini aradım, onlar da açmadı. Polise gitmek için evden çıkacaktım ki telefon çaldı. Bir kadın açtı… ‘Kardeşiniz yerde baygın yatıyor, ambulansla hastaneye kaldırdık,’ dedi. Koşa koşa geldim. Ama hâlâ kimse bir şey söylemedi… kardeşim iyi mi kötü mü bilmiyorum Gökçen…”
Elçin abla yine ağlamaya başladı.
Gökçen onu teselli etti, elini bırakmadı. Kendisi de sessizce ağladı.
Saatler geçti…
Herkes deliye döndü.
4 numara Yavuz birkaç kez bilgi almaya çalıştı ama hiçbir şey öğrenemedi.
Gece yarısı olmuştu.
Karahan ailesi Gökçen’i bir an bile yalnız bırakmadı.
Sonunda ameliyathanenin kapısı açıldı.
Doktor Kadir bey çıktı.
Gökçen, Karahan ailesi ve Elçin ablayı görünce şaşırdı.
Elçin abla koşarak yanına gitti:
“Doktor bey! Kardeşim nasıl?!”
Kadir bey ciddiyetle konuştu:
“Elanur hastaneye getirildiğinde iç kanaması vardı. İç kanamayı durdurduk ama ameliyat zordu. Üç kez kalbi durdu… fakat her seferinde geri döndürdük. Şu an herhangi bir hayati riski yok. Odaya alacağız, uyanmasını bekleyeceğiz. Geçmiş olsun.”
Gökçen hemen Elçin ablaya döndü:
“Abla! Kurtuldu! Elanur kurtuldu!”
Elçin abla ağlayarak sarıldı:
“Kurtuldu Gökçen… kardeşim kurtuldu, şükürler olsun.”
Karahan ailesi o an anladı…
Elanur’un Gökçen için ne kadar önemli olduğunu.
1 numara Cihan konuştu:
“Anne, baba… siz eve gidin isterseniz. Ben kalırım.”
Serpil hanım hemen karşı çıktı:
“Oğlum, kızımız böyleyken ben hiçbir yere gitmem.”
Serhat bey de onayladı:
“Annen doğru söylüyor. Bu hâlde nasıl gideriz?”
Cihan mecburen sustu.
Sabaha kadar herkes kapının önünde bekledi.
Elçin abla, Gökçen, Karahan ailesi, doktor Kadir…
Gökçen Umut, Ateş ve Kaan’ı defalarca aradı ama ulaşamadı.
İçi içini yedi ama beklemekten başka yapacak bir şeyi yoktu.
Elçin abla da perişan oldu, sormak istemedi.
Sabaha karşı hemşire odadan çıktı ve Kadir beye seslendi:
“Hocam, hasta uyandı.”
Gökçen ve Elçin abla ayağa fırladı.
“Önce ben muayene edeyim,” dedi Kadir bey.
“Sonra sizi içeri alırım.”
On dakika sonra kapı açıldı.
“Hastamız gayet iyi. Geçmiş olsun, girebilirsiniz.”
Elçin abla ve Gökçen hemen içeri girdiler.
Elanur gözlerini açmış, tavana boş bir ifadeyle bakıyordu.
Elçin abla yaklaşarak, “Ablam…” dedi.
Elanur ablasına döndü.
“Abla… ağlama,” dedi kısık bir sesle.
“Mutluluktan,” dedi Elçin abla. “İyi misin? Ağrın var mı?”
“Biraz var… abla, sadece biraz…”
Gökçen yanına geldi, elini tuttu:
“Eloşum… iyi misin?”
Elanur Gökçen’e baktı…
Uzun uzun… tanımıyormuş gibi… yabancı gibi…
Gökçen şaşırdı:
“Eloşum? Ne oldu? Niye
öyle bakıyorsun?”
Ve Elanur konuştu:
“Siz kimsiniz?
Beni nereden tanıyorsunuz?”
Oda bir anda buz gibi oldu.
Son