İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 11 · 5 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 11

9. Bölüm

Gökçen’den

Telefonu açar açmaz Umut konuştu:

“Ooooo günaydın Gökçen Hanım. Siz beni arar mıydınız acaba?” dedi.

(Buranın yanlış olduğunu biliyorum ama değiştirmek istemedim.)

Haklıydı. En son cuma günü online derste görüşmüştük. Sonra yaşanan olaylardan dolayı ben aramamıştım.

Ben de,

“Sana da günaydın Umut, biliyorsun…” dedim.

Umut,

“Biliyorum çiçeğim. Ben senin yanındayım, bunu biliyorsun değil mi?” dedi.

Ben de gülerek,

“Biliyorum Umut. İyi ki varsın.” dedim.

O sırada Kaan’ın sesi geldi:

“Günaydın Gökçen kız! Sana çok kırıldım, beni hemen unuttun!” dedi.

Beni mutlu etmek için böyle konuştuklarını biliyordum.

Ben de devam ettim:

“Ben seni hiç unutur muyum Kaancım? Beni tanımıyor musun?” dedim, biraz da duygu sömürüsü yaparak.

Kaan hemen çözüldü:

“Ya sen üzülme Gökçen kız, tamam… İnandım! Vallahi inandım.” dedi.

Zaten bana kıyamazlardı.

“Tamam, ben de sana inandım yakışıklı.” dedim.

“Ateş ve Elanur yok mu?” diye sordum.

İkisi de sırf ben sordum diye ortaya çıktılar.

Ateş,

“Biz de buradayız, günaydın balım.” dedi.

Arkasından Elanur,

“Günaydın bebeğim, ben de buradayım. Hepimiz toplandık, senin aramanı bekliyorduk ve her zaman olduğu gibi Ateş’le uğraşıyorum.” dedi.

Güldüm. Birbirlerine atışmadan duramıyorlar.

“İyi yapmışsınız kuşum. Elçin ablaya selam söyle.” dedim.

Elçin abla, Elanur’un ablası. Çok tatlı biridir, beni Elanur’dan asla ayırmaz.

Elanur,

“Söylerim bebeğim. Ee, anlat bakalım… Nasılsın? Sana nasıl davranıyorlar?” diye sordu.

Bir süre sustum. Sonra konuştum:

“Serpil Hanım ve Serhat Bey çok iyi davranıyorlar. Onlar gerçekten çok iyi anne babalar.” dedim.

Umut sordu:

“Peki diğerleri? Gerçi sen hiç söylemedin… Kardeş var mı? Abin, ablan?”

Haklıydı, söylememiştim.

Konuşmaya başladım:

“Ben dışında 5 abi, 2 kardeş var. Toplam 8 oluyoruz.”

Karşı taraf sessizliğe büründü. Şok olmaları normaldi… Ben bile ilk duyduğumda şoka girmiştim.

İlk tepki Kaan’dan geldi:

“Yuh! O kadar abi mi olur Gökçen? Ben seni tanımıyorum, sen de beni tanımıyorsun, okey!”

Kaan’ın sözlerine güldüm.

Ateş araya girdi:

“Yok daha neler! Senin annenle baban futbol takımı kurmuş resmen.”

Haklıydı.

Elanur konuştu:

“Maşallah… Allah yardım etsin bebeğim. Seni tanımak onur verici.” dedi, yalandan hüzünle.

En son Umut konuştu:

“Sana iyi davranıyorlarsa sorun yok. Ama Gökçen, eğer sana kötü ya da önyargılı davranıyorlarsa söylüyorsun, gelip alıyorum. Kimse sana gereksiz yere kötü davranamaz.”

Ben,

“Herkes sakin olsun. Evet… Benim için çok zor, hem de fazla. Ama alışmaya çalışıyorum. Ne yapabilirim ki… En azından 18 yaşıma kadar.” dedim.

Biraz durdum. Onlar benim kardeşlerimdi, hiçbir şeyi gizlemezdim. Biz birbirimizden bir şey saklamayız.

“Umut, sakin olacaksın. Ateş, Kaan, Elanur… Siz de. Evet, bana sürekli laf sokup duruyorlar ama hemen sinirlenmeyin. Karşılığını elbette alıyorlar. Ben susar mıyım? Siz beni tanıyorsunuz.” dedim.

Umut tekrar konuştu:

“Gökçen, kendine çok dikkat edeceksin. İlaçlarını sakın aksatma. Bir şey olursa hemen ara.”

Ben de,

“Emredersiniz komutanım.” dedim gülerek.

Umut da güldü: “Aferin asker.”

Bir süre daha konuştuk. Dünkü yaşadığım olayı da anlattım.

Hepsi biyo takımına güzel bir saydırdı. Bir şey demedim, hak ettiler.

Sonra da “Bir daha en ufak şeyde bizi arıyorsun.” diyerek söz verdirdiler.

Hava çok sıcaktı, içeri girmek daha serin olacaktı. Telefonu kapatıp eve girdim.

Salona gidip Serpil Hanım’ın yanına oturdum.

O da bana dönüp:

“Kızım, kıyafetleri ve makyaj malzemelerini aldırdım. Odanda.” dedi.

“Teşekkür ederim Serpil Hanım.” dedim.

O da gülümsedi:

“Rica ederim birtanem. Alışveriş yapmadığını söyledin. Sürekli alışveriş yaptığım bir site var. İstersen oradan kıyafet bakalım. Beğendiklerini sipariş ederiz. Ne dersin annecim?”

Haklıydı, sürekli aynı kıyafetleri giyemem.

“Olur.” dedim.

O kadar mutlu oldu ki,

“Ay hemen tableti alıp geliyorum!” diyerek koşarak gitti.

Kısa süre sonra elinde tabletle geri geldi. Yanıma oturdu.

Tam o sırada Serhat Bey konuştu:

“Kızım, senin kaydını ikizlerin gittiği okula aldırmak istiyorum. Tabii sen de istersen.”

Durdum. Ne diyeceğimi bilemedim. Ben bu yaşıma kadar hiç okula gitmemiştim.

Ekrem Köse okula gitmeme izin vermezdi.

“Sözde” okulda çok erkek varmış.

Beş yaşımdan beri kendim öğrenmeye başlamıştım.

Sonra her şeyi bizimkilere anlattım.

Okula gitmek isteyip Ekrem izin vermeyince ağlamıştım

Ateş, Kaan ve Elanur beni teselli etmişti.

Tam o sırada Umut,

“Benim biraz işim var, gidip gelirim. Burada beni bekleyin.” demişti.

Ben anlamamıştım. Onlar da anlamamıştı.

Bir süre sonra ağlamam durmuştu. Oturup Umut’u beklemiştik.

Kısa bir süre sonra Umut geri döndü, yüzünde büyük bir mutlulukla.

Kaan sordu: “Umut, ne oldu? Güzel haber mi?”

Umut,

“Yani… sayılır.” dedi ve yanıma gelip önümde diz çöktü.

Ellerimi tuttu.

“Gökçen, sen öyle ağlayınca dayanamadım. Babamla konuşmaya gittim. Özür dilerim, sana sormadan her şeyi anlattım. Babam, okula gidemiyorsan online derslere katılabileceğini söyledi. Kızdın mı?”

O zamanlar bile Umut beni düşünürdü. Sadece Umut değil, hepsi.

Ben hemen sarıldım ona.

“Çok teşekkür ederim Umut! Bana dünyaları verdin! Yaşasın, ben de okuyacağım!” dedim.

Herkes geldi, ikimize sarıldı.

Umut devam etti:

“Babam kabul ettiğini duyunca çok sevinecek. Bu arada, seni yalnız bırakmamak için hepimiz babama okula gitmek istemediğimizi, online ders görmek istediğimizi söyledik. O da kabul etti. Her şeyi ayarlayacak, 2–3 güne başlarsınız.”

Herkes kabul etmişti.

Kimse benim yalnız olmamı istememişti.

Evlere dağıldılar ve hepsi ailelerine anlattı. Aileleri de kabul etti.

Ben ve Elanur o zaman 5, Umut–Ateş–Kaan ise 6 yaşındaydı.

O gün birbirimizden hiç ayrılmamaya, sonsuza kadar kardeş kalmaya yemin etmiştik.

O günden bugüne kadar bir gün bile ayrılmadık.

Asla birbirimize yalan söylemedik, sır saklamadık.

Gerçek kardeş değildik belki ama manevi kardeştik.

Serhat Bey’in sesiyle geçmişten çıktım.

“Kızım, sana sesleniyorum.”

“Kusura bakmayın, dalmışım. Ne diyordunuz Serhat Bey?”

“Önemli değil kızım. Eğer istiyorsan okul kayıt işlemlerini hallederim.” dedi.

Derin bir nefes aldım, konuşmak için.

YAZAR’DAN

“Serhat Bey… Ben kendimi bilddim bileli okula gitmedim. Küçüklükten beri online okudum. Eğer sizin için sorun değilse böyle devam etmek istiyorum.” dedi Gökçen.

Herkes şaşırmıştı.

Gökçen hiç okula gitmemişti.

Bunun nedenini merak ediyorlardı.

5 numara Ilgaz,

“Nasıl ya? İnsan neden okula gitmez ki?” diyerek aklındakini söyledi.

Herkes gözlerini Gökçen’e çevirdi.

Gökçen,

“Gitmek istemedim ve gitmedim. Hepsi bu kadar.” dedi, 5 numaraya bakarak.

Serpil Hanım,

“Kızım, sen nasıl istiyorsan öyle olsun. Online devam edebilirsin. Bizim için hiçbir sorun yok.” dedi.

Ben de gülümsedim.

Bu sefer ikizlerden Atahan konuştu:

“Peki ders saatleri nasıl? Sadece merak.”

“Her gün 6 saat ders görüyorum. İlk 3 ders sabah 08.00–11.00 arası. Bir saat öğlen arası. Sonra 12.00–15.00 arası 3 ders daha.” dedim.

Atakan,

“Yuh! Okuldan daha zor! Biz bile günde 7 ders görüyoruz ama her ders 40 dakika, en az 15 dakika teneffüs var. Seninki her ders 1 saat, teneffüs yok. Dayanamazdım!” dedi.

Cevap verdim:

“Benim için zor değil. Gayet keyifli geçiyor. Size okul kolay geliyorsa, bana da online ders kolay geliyor.”

Serpil Hanım,

“Kızım, hadi sana güzel kıyafetler sipariş edelim.” dedi.

Ben de “Olur.” dedim.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum.

Hâlâ Serpil Hanım’la oturmuş kıyafet bakıyorduk.

Kendimi çok yorgun hissediyordum.

Başımı koltuğa koyup bakmaya devam ettim.

Çok geçmeden uyuyakalmışım… Serpil Hanım’la birlikte.

Son

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.