Gecenin karanlığı, İstanbul’un arka sokaklarını yutan dev bir mürekkep lekesi gibiydi. İzel, Alaz ve Gece’yi şehrin çeperindeki terk edilmiş bir dokuma atölyesine sürükledi. Burası, İzel’in merkeze bildirmediği, acil durumlar için sakladığı kişisel "güvenli eviydi".
İçerisi tozlu makineler, paslanmış iplik makaraları ve küf kokusuyla doluydu. İzel, köşedeki eski bir jeneratörü çalıştırdı. Titrek sarı ışık odayı doldurduğunda, Alaz’ın yüzündeki o yıkılmış ifade daha net ortaya çıktı.
"Babamı öldürecekler," dedi Alaz, sesi boş atölyede yankılanarak. "Bunca zaman o adamlarla ne işler çevirdiğini bilmiyordum ama ölmesini de izleyemem."
İzel, ceketini çıkarıp masanın üzerine attı. Altındaki taktik yelek ve kemerindeki ekipmanlar artık tamamen görünürdeydi. Alaz ve Gece’ye dönüp buz gibi bir sesle konuştu:
"Ağlamayı ve şaşırmayı bırakın. Şu andan itibaren siz benim için sadece lise öğrencisi değilsiniz. Siz benim sahadaki birimimsiniz. Eğer babanı kurtarmak istiyorsan Alaz, profesyonel gibi davranmayı öğreneceksin. Gece, senin zekan bizim gözümüz ve kulağımız olacak."
Gece, gözlüklerini silip yerine taktı. "Eğitim mi göreceğiz? Bir gecede ajan mı olacağız?"
"Ajan olmayacaksınız," dedi İzel, masanın üzerine üç tane eğitim tabancası ve bir avuç dolusu izleme cihazı bırakarak. "Sadece hayatta kalmayı ve hedefi vurmayı öğreneceksiniz. İlk ders: **Zayıf Noktalar.**"
İzel, saatlerce durmaksızın onları çalıştırdı. Alaz’a, kendisinden daha iri birini nasıl etkisiz hale getireceğini, eklem yerlerini nasıl kilitleyeceğini gösterdi. Alaz’ın içindeki öfke, her yumrukta bir disipline dönüşüyordu.
Gece’ye ise şebekenin kullandığı "Gölge Ağı"na nasıl sızacağını, güvenlik kameralarını dondurmak yerine nasıl "döngüye" sokacağını öğretti.
"Bak Gece," dedi İzel, laptop ekranındaki kodlara işaret ederek. "Eğer sistemi tamamen kapatırsan alarm çalar. Ama onlara her şeyin yolunda olduğu eski bir görüntüyü izletirsen, kapılarından içeri girdiğimizi ruhları bile duymaz."
Sabaha karşı saat dört sularında, Gece’nin bilgisayarı tiz bir sesle öttü.
"Buldum!" dedi Gece heyecanla. "Alaz, babanın telefon sinyali en son Tuzla tersanesindeki eski bir hangardan gelmiş. Ama sinyal orada kesilmiş. Hangarın sahibi... müdür yardımcısının paravan şirketlerinden biri."
Alaz yerinden fırladı. "Gidiyoruz."
İzel, Alaz’ın göğsüne elini koyup onu durdurdu. "Hazırlanmadan gitmiyoruz. Onlar profesyonel katiller, Alaz. Biz ise sadece bir ajan ve iki stajyeriz. Ama bizim bir avantajımız var: Onlar hala sizin korkmuş çocuklar olduğunuzu sanıyor."
İzel, duvardaki gizli bölmeyi açtı. İçinden üç tane siyah, teknolojik kumaştan yapılmış hafif zırhlı yelek çıkardı. "Gölge Sınıfı’na hoş geldiniz. Şimdi, babanı o cehennemden çekip alacağız."