İçeriğe geç

Gizli Koruma

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Gizli Koruma

Bölüm 4

Ekip

Lara'dan

Utanmıştım hemde fazlasıyla, yüzümün kıpkırmızı olduğunu anlamak zor değildi kafamı yerden kaldırmazken Emir beyin sesini duydum "Lara bir sorun mu var kıpkırmızısın" işin düşmediği zaman yüzüne bakmadığı kadına neden bakarsın ki, başka zaman bulamadın mı? "Karan sen Lara'ya ne dedin? En son onu kıpkırmızı gördüğümde sinirden delirmek üzereydi, şirketin dosyalarının toplantıya ulaşması gerekiyordu ve sinirinden dosyaları getiren adamı dövmüştü" "ona dövmek demeyelim Emir bey" "ne diyelim o zaman Lara, adamın yüzü gözü kan içindeydi, inanır mısın adamı hastaneye götürdük sağ kolu kırık, adamın yüzünü görseniz tanınmayacak halde, bunu Lara'nın yapacağını kimse düşünmez hatta kanıt ister" herkez hayret içinde bana bakıyordu "ne yani olabilir böyle şeyler, insan hayatında onu zorlayan birçok engelle karşılaşabilir" cümlemi kurarken elimden geleni kadar ciddi olmaya çalıştım. Cümlemin sonunda Emir bey büyük bir kahkaha attı "o gün- o gün şey demiştin, topuklu giymiyor olsaydım daha beterini yap-ardım pişman değilim demi-ştin" gülerek kurduğu cümleyi tamamladığında herkez gülmeye başlamıştı, aralarından biri konuşmaya başladı "bu kız mı, bu bücür mü adam dövdü sahiden? Asla inanmam" ban taktığı lakap ile yüzümü buruşturdum, Karan bey canımın acıdığını düşünerek sordu "Lara iyi misin? Canın mı yandı?" "hemde çook" Karan bey bu sözümle kaşlarını çatarken diğerleride gülüşmelerini bitirmiş bizi izliyordu, içimden dizimi izliyonuz lan demek geçsede sustum "ağrı kesici ister misin?" Karan bey ciddilik ile sormuştu sorusunu "hayır ağrı kesici ile geçmez" evet şuan duygu sömürüsü yapıyordum, artık herkesin kaşları çatılmış beni dinliyordu "nasıl geçer?" dedi bana bücür diyen adam, bekletmeden cevapladım "özürün ile" adamın bana ne yaptığını düşündüğü her halinden belliydi "ne yaptım ya ben sana anlamadım" "çok ileriyi düşünüyorsunuz şimdiki zamanı düşünün" kafasını salladı ve düşünmeye başladı, bir anda aydınlanma yaşamış gibi bana döndü "sana bücür demiştim" "çok şükür sorunu buldu, bakalım çözebilecek mi?" Emir bey cümlesini bitirdikten sonra lafı bana bücür diyen adam aldı "sana bücür dediğim için özür dilemeyeceğim, pişmanda değilim, demeyede devam edeceğim" ben özür dinleyeceğini zannederken çok pis ters köşe olmuştum, daha önce utançtan kızaran yüzüm şimdi sinirden kızarmıştı. Yaramı unutup bir hışımla ayağa kalktıktan sonra canımın acımasıyla iki büklüm oldum. Karan bey başımda biterken Emir bey alaycı bir şekilde konuştu "oğlum bak Lara yaralı olmasaydı işin bitmişti, Lara iyileşince ilk işin bu dağ ayısını dövmek olsun daha kadınlarla nasıl konuşacağını bilmiyor, Beyza ablaya üzülüyorum ve sana nasıl katlandığını anlamıyorum" Ben Emir beyin tabirine gülerken o adam Emir beyin ensesine bir tane patlatmış ve konuşmaya başlamıştı "yengen hakkında doğru konuş, hemde ben şakacı biriyim sadece siz anlamıyorsunuz" "Emir bey çok ama çok uygun bir tabir kullandınız tam olarak dağ ayısı, ya da... neyse bu da bana kalsın" cümlemi tamamlamak istiyordum ama saygısızlık olacağı için devam etmedim ama Emir bey ve arkadaşları cümlemin devamanı getirmemi bekliyordu "Lara söz, seni bu dağ ayısından korurum lütfen cümleni tamamla" "oğlum o nasıl söz lan, ben ne zaman bir kadına zarar verdim, hemde bence sen kendini koru" Emir bey itiraz eden sesiyle konuşmaya başladı "benim ne suçum var Lara konuşuyor cezasını ben niye ödüyorum" "Lara senin danışmanın değil mi?" "evet ama konumuzla ne ilgisi var" söze dahil olup vereceği cevabı bekledim "insan bir danışmanını korur değil mi?" sorusunu bana yöneltmişti, bekletmeden cevap verdim "benim korunmaya ihtiyacım yok" "bak gördün mü" o adam derin bir iç çekti "tamam sen bunu söyleyeceksin ve konu kapanacak, Emir'i de dövmeyeceğim söz" "tamam o zaman cümlemi devam ettiriyorum" hepsi sabırsızlık ile beni dinliyordu "dağ ayısı lakabını başkasına vermeyi düşünüyorum o yüzden senin lakabın direk" hepsi şaşırmıştı "direk evet devam et" "bu kadar direk" adamın sinirlendiğini anlamak zor değildi "kötü niyetli değildim aslında, ama kızdır-" "direk ne alaka?" sinir ile kurdu cümlesini "hem boyunuzdan hemde aralarında en büyükleri olmanızdan yani buradan bakılınca böyle gözüküyor babaları gibi olmanızdan, hani evimin direği diye bir söz vardır ya siz oradaki direk oluyorsunuz yani baba figürü, Beyza demiştiniz oda anne figürü" cümlemin gayet açıklayıcı olmasını umuyordum "Lara iyiki açıklama yaptın" dedi Emir bey "Yoksa beni çiğ ciğ yerdi" diyerek de devam etti. Söze o adam girdi "çok mu uzunum" dedi alayla "benim açımdan bakarsanız evet ama sizin açınızdan ne kadar uzunsundur bilemem" "sandalyeye çıkıp oradan bak bakalım, bizim açımızdan nasıl gözüküyormuş" "yok ben almayayım, ben böyle gayet iyiyim" "neden ya bunlar uzun olup olmadığımı söylemiyor" "işte gayet uzunsun yetmezmi" kafasını hayır anlamında salladı "bende başkası yok mu ya.. Zeynep abla demiştiniz ona sorsana" bıkkınlık ile bana bakarak cevap verdi "o da hep aynı şeylerı söyleyip duruyor, boylu poslusun daha neye soruyorsun diyor" "çok haklı Zeynep ablayı onaylıyorum" aradan sıyrılarak kaçmaya çalıştım ancak kolumdan tutup beni aniden durdurdu "oha ben sana direk dedim ama kelepçe deseymişim keşke" beni tam önüne çekti "hadi bücür bir şey rica ediyorum" yüzüne bakabilmek için kafamı kaldırmam lazımdı "sana bakabilmek için kafamı kaldırıyor olmam yetmezmiş direk bey" dedim ellerimi göğsümde birbirine bağlarken "inanırmısın yetmez" ofladım. "ya benden başkasını bulamadın mı ya" diğerlerinin bizim didişmelerimizi kahkahalar eşliğinde izliyor olduklarını duyuyordum "yok bu günlük kurbanım sensin" umut ile kafamı Emir beye döndüm yardım istediğimi anlamış olacak ki cevap verdi "hani korunmaya ihtiyacın yoktu" bütün umudumu Emir bey söndürdükten sonra tekrar direğe döndüm "ne olur başkasından iste ya" "kızım alt tarafı sandalyeye çıkmanı istiyorum podyum yürüyüşü yap demiyorum" "biliyormusun şu sandalyeye çıkmamak için onu bile yaparım" herkez şaşkınlık ile bakarken bakışlarında merakı ve neden sorusunun cevabını verebileceğimi pek düsünemesemde konuşmak için dudaklarımı araladım "benim yükseklik korkum var" hepsi gülmeye başlamıştı, sinirlenmeye başladım resmen korkularım ile dalga geçiyorlardı "bu komik bir durum değil!" direk bey gülerek cevapladı "s-sen ciddi misin" asık olan yüzümle sandalyeye geri oturdum. 8 tane ayı kadar adam gelmiş bana bulaşıyor, eğleniyorlar. "tamam ne güldünüz ya, sizin hiç korkunuz yok mu?" Karan bey bana dönünce onunda gülmediğini ve sert yüzüyle diğerlerine baktığını fark ettim. "onlarında korkusu, travması, fobisi var tabiki de" Karan beyin cümlesini duyduklarına taş kesildiler. "umarım anlatmayı düşünüyorsundur" dedi Emir bey. Onun cümlesinden sonra Karan bey konuşmaya başladı "Emir'in korkusu kadın, kadınlardan gelebilecek zararlardan acayip korkuyor, bu yüzden 3'den fazla sevgilisi olmadı. Efe, boğulmaktan korkuyor. Bora, kan görünce bayılabilir. Yiğit, kurşun ile ölmekten korkuyor. Onur, senin tabirinle direk Beyza ablanın gazabından Allaha sığınıyor. Mert, dar alana fobisi var, nefesi tıkanıyor. Baran, toplum önünde asla konuşamaz acayip stres olur" Karan bey konuştukça ben kahkaha atıyordum. Diğerleri ise bana ve Karan beye sert bakışlar atıyordu. "bana diyenlere bak" kahkahalarımın arasında konuşmuştum. "Lara sen doyduysan odana çık" bana emir veren Onur direk beye baktım. Sanırım konuşacakları şeyler vardı bu yüzden ikiletmeden odaya çıktım. Bu ekibe nedensiz bir şekilde bağlanmış, kendimi onlardan biriymiş gibi hissetmiştim. Peki evime ve düzenime ne zaman geri dönebilecektim,bu konu hakkında hiç bir fikrim yoktu, olsa bile, beni bir günde bu kadar güldüren insanlardan kopmak istemezdim, yani sanırım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.