İçeriğe geç

Gizli Koruma

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Gizli Koruma

Bölüm 3

Yara

Karan'dan

Adamın yüzüne yumruklarını teker teker indiriyordum Lara'dan gelen çığlık sesiyle ona döndüm, o sırada kapı açılmış içeriye Boran ve diğerleri girmişti, hepsi kahkahaya boğuluyordu ne olduğunu anlamadığım için ayağa kalktım, Lara'nın kucağında parmağım kadar fare vardı ama benim bir parmağım kadar Lara'ya göre boyu farklıydı gülümsedim ama o korkuyordu yavaşça yanına yaklaşıyordum buradan o kadar tatlı duruyordu ki, gittiğim hızı ayarlayamıyordum ta ki zümrüt gözlerinden pırlanta değerindeki gözyaşları süzülünceye kadar, gözyaşları sanki içimi yakan bir ateşti, bu sefer daha çok hızlandım ve fareyi kucağından alıp yere bıraktım. Ona döndüm bir yere odaklanmış ters ters bakıyordu, baktığı yere döndüğümde Emir ve diğerleri oradaydı kısa bir uyarıdan sonra, eğilip Lara'nın ayaklarını çözdüm, Lara'nın beni dikkatle izlediğini hissediyordum, normalde izlemekten pek hoşlanmam yani dikkatle izlenmekten ama Lara'nın beni izlemesi hoşuma gidiyordu. Ellerinide çözdükten sonra bileklerini ovalamaya başladığını fark ettim, ipleri çözerken canınımı yaktım acaba diye düşünmeden edemedim, Emir ile konuşurken kendimi daha fazla tutamadım ve kolundan çekerek bileğini inceledim, ani hareketim onu korkutmuş olacakki irkildi. Şirkete gidip merhem sürmek istedim o da kabul etti, bugün onu tek bırakamazdım adamlar peşindeydi. Kapıya doğru ilerlerken elimi beline koydum o an kalbim bunu yapmamı söyledi, normalde kalbimin dediklerini yapan biri değilim ama nedense konu Lara olunca beynim bütün yetkisini kaybediyor, mantıklı düşünemiyorum. Gözüm diğerlerine kaydığında kaş göz işareti yaparak Lara'yı gösteriyorlardı, nedenini az çok tahmin ediyordum, 'aranızda bir şeymi var' demekti bu kaş göz işaretlerinin anlamı, onları dikkate almadan deponun eski kapısından dışarı çıktık. Duyduğum silah sesiyle Lara'yı arkama alacaktımki vurulduğunu fark ettim. Fuat ve adamları buradaydı ve benim yüzümden Lara'nın canını yakmışlardı onu kucağıma alıp arabanın arka koltuğuna oturttum bilinci kapalıydı. Emir ve diğerlerine seslendim "geri çekiliyoruz arabalara!" hazırlıklı olsaydık hepsini tek tek gebertirdik fakat hem hazırlıklı değildik hem de Lara yaralıydı. Arka koltuğa Lara'nın yanına bindim, ön koltukta Emir, şoför koltuğunda da Bora oturuyordu. Lara'nın başı bacaklarımın üzerindeydi bir elimle yarasına tampon yaparken diğer elimle saçını okşuyordum, saçının rengi boya gibi gözükmüyordu, Emir zihnimi okumuş gibi aklımdaki sorulara cevap verdi "doğalmış bende duyunca şaşırmıştım" Bora neyden bahsettiğini anlamamıştı "ney doğal" "saçları" dedi Emir "çok güzel" dedim, sesimin hayranlıkla çıktığını önemsemedim. Emir koltukta bana doğru döndü ama ben gözümü Lara'dan çekemiyordum, "oha oha oha!" "noluyo oğlum bana da birşey de" dedi Bora sitemle "oğlum Karan'ın Lara'ya bakışı görsen varya üff böyle bakış yok" "ne yemmin et bakıcam" bakıcam dediğinde içime bir korku düştü zamanla yarıştığımızı unutmuştuk "oğlum dön önüne, hızlı sür şu arabayı!" sesim yüksek çıkmıştı, içime bir korku düşmüştü, ya Lara'ya bir şey olursa, ben bu yükle nasıl yaşayacağım. İçimdeki kötü seneryoları bir kenara bırakıp Bora'ya döndüm "malikaneye gidelim hastane tehlikeli" tamamen ciddiydim hastanede Fuat'ın adamları Lara'ma zarar verebilirdi. Ama ameliyat olması gerekiyordu, ameliyatı malikhanede halledebilirik "Emir doktor cerrah ne varsa arayın korumaları malikaneye getirmelerini söyleyin" "hallettim bile" dedi Emir. Bende Lara'ya baktım gözleri hafif hareket ettiğini görünce heyecanlandım "Lara" diyebildim sadece, gözlerini yavaşça açarken aynı zamanda kalkmaya da çalışıyordu, bir anda yüz ifadesi değişti, canının yandığını anladığımda benimde canım yandı, "kalkma dur" diyerek geri dizlerime yatırdım. Gözleri tekrar gözlerimle buluştuğunda gülümsedim, bu gülümseme sebepsiz yerdeydi belki Lara'yı rahatlatmak içindi belki de kendimi bilmiyorum, tek bildiğim onun beni her koşulda güldürebileceği olmasıydı ve bu benim hoşuma gidiyordu. "ne oldu ba-na" zar zor konuşuyordu "hişt kendini yorma" diyebildim sadece, benim yüzümden vurulduğunu anlatamadım. Zihnim benden izinsiz bütün bilgileri sildi uyumasını gerekiyordu yoksa uyumamasımı. Malikaneye geldiğimiz anda Emir inip kapımı açtı, bende arabadan indikten sonra Lara'yı kucağıma aldım. Koşar adımlarla malikaneye girerken kucağımda zümrüt gözleri kapalı olan kızıl prensese baktım bana bir prensesi andırıyordu ama hangi prenses onu çıkaramıyordum. Korumalar kapıyı açtığı anda içeriye girdim ve kendi odama çıktım, Lara'mı yatağa bıraktım, ben yarasına baskı uygularken doktor girdi içeri, kullanacağı bütün malzemeleri getirmişti. "siz isterseniz çıkın burada beklemeniz bir şeyi değiştirmez" dedi doktor, ama güvenemezdim, Bora bana döndü "sen çık ben buradayım dinlen biraz" dedi. Hiç istemesemde çıktım odadan çünkü Bora'ya güveniyordum, doktor Lara'ya bir şey yapmaya kalkarsa adamı çiğ çiğ yerdi buna eminim. Aşağı indim, ben Lara'yı yukarıya çıkarırken Zeynep abla görmüştü (Zeynep abla benim ablam gibidir Mert'in annesidir o da benim evimde kalıyor çünkü ben sevdiklerime karşı korumacıyımdır ve bu 7 tane adam yüzünden Zeynep abla tehlikeye girebilirdi) bana doğru geldi "oğlum o kız kimdi ne oldu ona" hepimize oğlum der bizi oğlundan ayırt etmez "sevgilisi Zeynep abla sevgilisi" ben sinirli bir şekilde Emir'e dönerken herkez şaşırmış bir şekilde Emir'e dönüyordu "ne" ilk aydınlanan Baran oldu "yanlış duymadım değilmi" dedi Onur "ben şimdi size yanlış duymayı öğreticem" dedim sinirli olduğumu belli ettiğim sesimle "oğlum sen demedin mi çok güzel kadın diye, istersen danışmanlarımızı değiştirelim, ne dersin daha yakın olursunuz hem" "oğlum elimin tersindesin" "bir şey demedim tamam ama varya arabada Karan'ın Lara'ya attığı bakışı görecektiniz, böyle bir aşk y-" kafasına vurmamla cümlesini tamamlayamadı "oğlum ne vuruyorsun bırak zaten yarım aklı var onuda elinden alma" Yiğit'in bu sözüyle gülmeye başladık. Aslında çok gülen insanlar değildik (bazıları hariç) ama bir araya gelince, dışarıya ördüğümüz duvarlar yıkılıyor. Merdivenden gelen sesle o tarafa döndüm bu doktordu "durumu nasıl" diye sordum meraklı şekilde "şuan lık iyi 1 kaç saate uyanır, kendini çok yormaması lazım ve pansuman yapmayı unutmamalısınız" başımı tamam anlamında salladı kan sonra korumalar dan birine doktoru evine bırakması söyledim...

1 Saat Sonra Lara'dan

Uyandığımda bir odadaydım, duvarlar koyu griydi yatağın sağ ve sol tarafında komodinler varken sağ taraftaki komidinin yanında balkona açıldığını düşündüğüm kapı vardı. Odada tam tamına dört tane kapı vardı, bu kapılar balkona, giyinme odasına, lavaboya, ve koridora açılan kapılardı tahminimce. Yaram beni zorlasada yataktan kalkarak yatağın tam karşısındaki kapıyı açtım koridora girmiştim. Ev çok büyük gözüküyordu, peki ben kimin evindeydim? Koridorun sonunda gördüğüm merdivenle oraya doğru ilerledim, ben ilerledikçe aşağıdan kahkaha sesleri geliyordu. Nereye gittiğimi bilmeden seslere doğru ilerledim. Kapının önünde durduğumda Emir beyin ve Karan beyin arkadaşlarıyla şakalaştığını, gülüştüğünü gördüm bir dakika Karan beyin gamzesi vardı! İzlediğini hissetmiş gibi benim olduğum tarafa doğru dönünce göz göze geldik,gözleri okyanus gibi beni içine çekerken "sen niye kalktın dinleseydin" diyen Emir beyle düşüncemi kenara bıraktım. Diğerlerinde beni fark etmiş olacakları gülüşmeler kesildi, ne diyeceğimi bilmiyordum 8 adamın gözüde benim üzerimdeydi, Karan bey tedirgin olduğumu anlamış gibi ayağa kalkarak yanıma geldi "gel Zeynep abla çorba yapmıştı iyi gelir hem acıkmışsındır" diyerek beni mutfağa yönlendirdi. Mutfaktaki sandalyelerden birine oturttu beni, oturttu diyorum çünkü ne kadar yemeği ben ısıtırım dediysemde laf anlatamadım, beni kolumdan nazikçe tutup sandalyeye oturttu ve "doktor kendini fazla yormamanı söyledi ama sen hemen ayaklanmış, çorbanı içtikten sonra ağrı kesicini vereceğim ve sonra dinleneceksin anlaşıldı mı" dedi çok bilmiş tavrıyla, sitem dolu sesimle "Karan bey siz benim annem değilsiniz" bu dediklerimi anlayınca annemi özledim, ben daha çok küçükken ölmüşlerdi, büyürken annemin ben hasta olduğumda bana yapacağı çorbanın tadını merak ettim hep, annemin çorbasının tadı ve kokusunu unutmuştum. Oysa şuan ne kadarda ihtiyacım vardı. Karan bey önüme çorbayı koydu, daha fazla dayanamadım ve zihnimdeki bütün soruları sordum Karan beye "burası kimin evi? Neredeyim ben? Benim burada ne işim var? O adamlar kimdi? Benden ne istediler? Sizin onlarla bağlantınız benimle nerden kesişiyor? Ya da kesişiyormu? Dövdüğün adama ne oldu? Zeynep abla dediğiniz kadın kim? Ve sonuncusu bana ne oldu?" şaşırmıştı "sakin ol anlatacağım hepsini, burası benim evim, yaralandın bende hastaneye yetişemeyeceğim için seni buraya getirdim, o adamlar düşmanımız senden istediklerini söyleyemem, dövdüğüm adam son gününü yaşadı, Zeynep abla içerideki arkadaşlarımdan birinin annesi, soruların bittiyse sana afiyet olsun" bende çorbamı içmeye başlayacaktımki içeri 7 tane cüsseli adam girdi zaten birini tanıyordum Emir bey diğerlerini tanımıyordum aralarından biri konuştu "Karan sen ne zaman bu kadar çok konuşmaya başladım" bir diğer tanımadığım konuştu "oğlum ne yapsın kadın durmadan soru sordu" bunların kim olduğunu bilmiyordum tek bildiğim Karan beyin ve Emir beyin arkadaşları olduğuydu. Aralarından biri öne çıktı "merhaba güzellik benim adım Yiğit dışarıda bir yemek yemeğe ne dersin?" Karan bey söze girmeden önce ben girdim "yeterince yakışıklısın" dediğim şeyle sırıttı diğerleride şaşırdı ama ben cümlemi bitirmemiştim "ama benim tipim değilsin" bu cümlem onun yüzünü düşürürsen Emir bey ve diğerleri kahkaha attı "oğlum bir kız bile sana bakmıyor" dedi biri, bende ayağa kalkmış bulaşıklarımı makinaya koyduğumda kahkahaları en sonunda bitmişti "tipsizsin işte kabul et" Karan bey demişti, bunu hakaret sayarım adam yakışıklı "yooo bence gayette tipi var" bunu dememle Karan beyin küfür etmişim gibi bakması bir oldu "o zaman sen niye bakmadın" dedi adamlardan biri "dedimya tipim değil diye, hemde benim tipim olmasa da başka kızların tipi olabilir" "ne oldu lan ne oldu kızın devam etmesine izin vermiyorsunuz ki" masamdaki yerime oturdum Emir bey ve arkadaşları aralarında konuşup tartışırken Karan bey bana döndü "senin tipin nasılmış?" bunu neden merak ediyordu ki "sarışın mavi gözlü yakışıklı yani klasik" "klasikmi? Ne yani ben klasik miyim?" güldüm "siz klasik değilsiniz olağanüstüsünüz" bu dediklerimin ne anlama geldiğini anladığımda duraksadım "senin tipin ne?" diye sormadan edemedim "sen" dedi bir dakika sen dedi,

benden bahsediyordu,

Bir kaç dakika şoku atlatamadan ciddi mi diye yüzüne baktım, ciddi olduğunu fark edince yüzümün kızardığını hissederek göz temasından kaçının ve başımı yere eğdim, saçlarım yüzümü kapatsa da yanaklarımın bir kısmı görünüyordu, bu adam benim yanaklarımı kızarttı, hayatımda ilk defa biri beni böyle utandırarak yanaklarımı kızarttı. Diğerlerinin mutfakta olduğunu ve bizi dinlediğini tamamen unutmuştuk, yüzümde istem dışı gülümseme vardı, bu benim niye hoşuma gitti ki...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.