Karan'dan
Karanlık bir odada uyanmıştım daha doğrusu bir depoyu burası. Oturduğum sandalyeye bağlıydım. Neden buradaydım? Burada ne işim vardı? Hangi düşmanım beni buraya getirdi?. Kapının açılmasıyla sorularımı kenara bıraktım. Bu Rauf'un adamıydı "nasılsın iyi uyudun mu, kafanın acısı geçtimi" dedi alayla. Şimdi hatırlıyorum şirketteki odamdan çıkıyordum en son, sonra başıma bir şeyle vurdular, ne olduğunu hatırlamıyordum. "ne oldu düşüncelisin bakıyorumda, dur tahmin edeyim paraların yerini söylememeliyim diyorsun içinden değil mi" bir kaç gün önce madde alacakları paranın olduğu depoyu soymuştum ve paraları yurtdaki çocuklara bağışlamak için sakladım masum bir kadının evine "bunu ben yapmadım inansanda inanmasanda" "nerden emin olabilirimki... Param nerde" "bende değil" yüzüme yumruğu indirmişti, eğef bağlı olmasaydım onu pişman ederdim. "param nerede?!" bağırarak ve alaycı şekilde soruyordu ama paranın yerini söyleyemezdim o masum kıza zarar gelmesine izin veremezdim. Parayı Baran'a emanet etmiştim, Baran parayı masum bir kızın evine saklamayı teklif edince önce karşı çıktım, bu kadın şirketimde Emir'in danışmanıydı daha yeni gelmişti şirkete bir yıl bile olmuyor daha. Kız ile hep karşılaştım sadece işi ile ilgilenen çalışkan bir kadın, Baran kadının herşeyini araştırmış, tek yaşıyormuş, ailesini dört yaşındayken kaybetmiş onun adına çok üzülmüştüm bende ailemi kaybetmiştim daha doğrusu beni bırakıp gittikleri için ben onları ölü kabul ettim. Karnıma yediğim sert darbe ile düşüncelerimi bir kenara koydum "paramın yerini söyle yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim" konuşmayacaktım ne olursa olsun o kadının başını yakmayacaktı "konuşmuyorsun... Tamam o zaman sen bilirsin" karşımdaki ekrana bir video yansıdı Emir, Baran, Mert, Efe, Onur, Yiğit, Bora hepsi bir kafede gülüşüyorlardı fakat ters giden bir şey vardı yan arka ve ön masalarında adam oturuyordu, şüphe çekmemeleri için yanlarında kız ve erkek arkadaşları da vardı. Bunlar Raufun adamlarıydı "arkadaşlarının ölmesini istemiyorsan söyle, nerde param" buna izin vermezdim, bir yanda tanımadığım masum bir kadın öbür yanda can yoldaşlarım arkadaşlarım vardı. "hadi süren azalıyor" "ben hiçbir şey yapmadım" "hadi ama" dedi alaylı sesiyle arkasını dönüp ekrana bakmaya başladı "ama nerde olduğunu biliyorum" bunu dememle bana döndü. "nerde" bunu yapmalıydım, şuan mesai saatleri içindeydik ve o bakır saçlı zümrüt gözlü kızın şirkette olacağına emindim. Kızın evinin adresini verdim.beni bırakacaklarından emindim çünkü yakında kaçırıldığım ortaya çıkar ve bunların yakalarından düşmezler ayrıca beni öldürürseler bu bütün dünyada yankılanır, bu adamlarda ölmekten korktukları ve hapse girmekten korktukları için benim yanıma çok yanaşmıyorlar ama bu yaptığım yani paralarını çalmam onlar için biberonu taşıran son damlaydı yinede beni öldürmeyi göze alamazlar. Artık odada tek kalmıştım 1 saat sonra gelebildi, kaplumbağalar parayı bulmuşlardı. "doğru söylemişsin bu seferlik sana ceza yok ama o kadına söz veremiyorum" "korkuyoruz demiyosunda" tam bana yumruk atacağı sırada kapı açıldı, Rauf gelmişti "hadisene istediğimizi aldık" dedi adamına, adamı da beni oradan çıkardı ve şirkete bıraktı. Bu süre içerisinde mesai bitmişti şirkette kadını aradım ama yoktu hemen odama çıkarak yedek telefonumdan Emir'i aradım "alo neredesin be Karan ara-" sözünü kestim "danışmanını ara bir bahane bul evine gitmesin" "ne oldu neden" sorma Emir dediğimi yap kadın tehlikede" Rauf o masum kızı öldürmek için evine adam dikmiş olmalıydı. Evine doğru yola çıktım 5 dakika sonra Emir beni aradı aradı "telefonu açmıyor hatta telefon çalmıyor bile" "tamam en son sinyal veren yeri bulun bana" ilk defa bir kadın için bu kadar endişeleniyorum sanırım vicdan yapıyorum ama onun başına birşey gelmesine izin veremem bir beş dakika sonra konum geldi ormanlık alanında gösteriyordu, konum geldikten sonrada Emir bizde geliyoruz diye mesaj attı.
Lara'dan
Mesai bitmişti bende taksiye binmiş evime gidiyordum fakat taksici yolu kaçırarak ormanlık bir yola girdi "yanlış yola girdin" dedim ama önemsemedi elim telefonuma gitti sinyal çok az çekiyordu hemen Duru'yu aradım telefonu açtığında adam fark edip telefonumu elimden aldı "siz kimsiniz benden ne istiyorsunuz?!" araba durmuştu beni eski bir depoyu götürdü içeriye girmem için beni zorladı, en sonunda silah çekince girmek zorunda kaldım. Depo çok kirliydi duvarlar kapkaraydı, içerdeki tek ses damlayan su sesiydi ve bu beni oldukça geriyordu, adam arkadan ellerimi bağlayıp beni sandalyeye oturttu ayaklarımıda bağladı ve dışarı çıktı "siz kimsiniz?! beni neden buraya getirdiniz?!" delicesine bağırıyordum ama beni duymuyordu, bir süre sonra etrafımdan su sesinden başka seslerde geliyordu bir dakika faremiydi o bana doğru geliyordu ayaklarım dümdüz bir şekilde bağlansa kaldırırdım fakat sandalyeye bağlamıştı. Fare ayaklarıma kadar geldi çığlık atsam gidermiydi denemekten zarar gelmez "agagagga" adam sesimi duyup içeri girdi, beni böyle görünce kahkaha attı "birşey olduğunu zannetmiştim" dedi alaycı bir şekilde "komik mi hemde evet birşey oldu, al şunu ayaklarımdan" bana doğru yaklaştı, eğilip fareyi eline aldı "ıyyy kuşu am şimdi çek şunu gözümün önünden" "bana emir mi veriyorsun sen" alaycı ses tonuyla, sonra yaklaşıp fareyi kucağıma koydu "al-al-al şunu kucağımdan" ben bunu derken o kahkahalar içinde gülüyordu "rica et bakayım" "lü-lütfen al şunu ku-kucağımdan" gülümseyerek aldı, sonunda rahat bir nefes verdim "tanıştırayım bunun adı Fındık, Fındık bu da Lara bence çok iyi arkadaş olacaksınız" "sen benim adımı nereden biliyorsun ve sen ne tür bir psikopatın da bir fareye işim verdin?!" "aaa yakışıyormu sana öyle kötü laflar" "delircem ya delircem siz kimsiniz beni neden kaçırdınız?" "Bizi tanımadığına emin misin" "sizi tanımıyorum, benden ne is-" lafımı bölen şey kapının kırılmasıydı "ne olu-oooo Karan bey sizin burada ne işiniz var" bu çalıştığım şirketin sahibiydi ama onun burada ne işi vardı, ben bunları düşünürken Karan bey o adama kafa atmıştı, adam yere düşünce üst üste yumruklar atmaya başlamıştı, full odakım onlar olmuşken kucağımda bir hareketlilik hissettim, hayır hayır hayır fare yani fındık kucağımdaydı onu gördüğüm an çığlık attım. O sırada kapı yeniden açılmış Emir bey ve arkadaşları gelmişti, benim kucağımdaki fareyi ve benim tepkimi gördüklerinde kahkaha krizine girdiler, aralarındaki en sakin gülmesini en beklemediğim Karan bey bile gülüyordu "gülüncek bi-bir şey y-yok a-alın şunu kucağımdan!!" Karan bey yavaş adımlarla hatta o kadar yavaş adımlarla yanıma gelmek üzereydi hala gelmemişti "biraz hız-lı olursan sev-indirim" farelerden ve karanlıktan çok korkarım başka hiçbir şeyden bu kadar çok korkmam. Asla istifini bozmuyordu ya kaplumbağamısın demek içimden ğeçsede o benim patronum olduğundan hiçbir şey diyemedim. Gözümden bir yaş firar etti fareler benim travmamdı, 5 yaşındayken yurttaki temizlikçiler tarafından depoya kilitlenmiştim, bir hafta tam bir hafta boyunca ne yemek ne su verdiler orada karanlıkta farelerin arasında bıraktılar beni. Ağladığımı görünce hızlandı o kadar çok hızlandıki 2 saniyede yanıma vardı, keşke daha önce ağlasaymışım. Kucağımdan fareyi aldı, ne ara tuttuğumu bilmediğim nefesimi bıraktım. "iyimisin" dedi ciddiyetle, sanırım farenin bana zarar verdiğini düşündü kafamı aşağı yukarı salladım, arkada hala gülüyorlar hatta kahkaha atıyorlardı onlara ters bir bakış attım Karan bey onlara döndü "komik bir şeymi var?!" sanki kendisi hiç gülmemişti. Karan bey bunu dedikten sonra hafiften gülmeyi bıraktılar. Karan bey bana döndü bende zaten ona baktığımdan göz göze geldik, gözleri buz mavisiydi deniz gibi, önceden maçı renkli gözler gördüm fakat bu aralarından en güzeliydi. Eğildi ve ayaklarımı çözdü, bense sadece onu izliyordum sonra arkama geçip elimi çözdü. Acıyan bileklerimi ovdum Emir bey yanıma geldi "iyimisin Lara" dedi arkadakiler hala kıkırdıyordular kafamı yine evet anlamında salladım, bileklerimi ovuyordum ve yaşadıklarımı düşünüyordum ki güçlü bir el bileğimi tuttu kendine doğru çekip kontrol etti. İrkildim, Karan beydi bileğimi incelerken nazikdi asla sıkmıyodu sanki incitmek istemez gibi "şirkete gidip krem sürelim" ben hala olayın etkisiyle şoktaydı konuşmuyordum sadece başımı sallıyordum, bunada başımı salladım. Belimde Karan beyin elimi hissettim, kapıya doğru ilerledik ve depodan çıktık. Duyduğum silah sesiyle Karan beyin beni arkasına çekmesi bir oldu ama çok geç kalmıştı, karnımda hissettiğim acıyla Karan beyin kucağına da yere düştüm...