İçeriğe geç

Gizli Kapı

Bölüm 6 · 1 dk okuma

Gizli Kapı

Bölüm 6

Kale

Kaleye doğru ilerlerken, gökyüzünde süzülen adaların arasından hafif bir fısıltı geliyordu. İlk başta rüzgâr sandık; ama ses, tıpkı yankılanan bir çağrı gibiydi ve adeta isimlerimizi söylüyordu. Sözler havada kayboluyor, ama tüylerimizi diken diken ediyordu. Merdivenlerden indikçe taş zemin altında titrek bir ışık belirmeye başladı. Her adımda, eski semboller bir önceki gibi değil, farklı bir ritimde parlıyordu. Bir yanımızda güvenli bir yol olduğu hissi vardı; diğer yanımızda ise bir boşluk, adeta yutacak gibi açılmış. Fakat ilerlemekten başka seçeneğimiz yoktu; büyü, merak ve korku birbirine karışmıştı. Tam o sırada gökyüzünde dev bir gölge belirdi. Ama bu gölge bir bulut veya kuş değildi. Kanatları yoktu, fakat şekli insan gibiydi; ve yaklaşırken, yüzü… bizimkine benzemiyordu. Ama bir şekilde tanıdık hissi veriyordu. “Bu… bizden biri olmalı!” dedim, kalbim deli gibi atıyordu. Kaleye vardığımızda, kapının önünde yalnızca taşlardan yapılmış bir yol yoktu. Yol, parlayan aynalardan oluşuyordu ve her ayna, geçmişimizin farklı bir anını gösteriyordu. Ama tuhaf olan, aynalardaki anların bizim hatırladığımız gibi olmamasıydı. Bazı sahneler hiç yaşamadığımız anları gösteriyor, bazılarıysa geçmişimizi ters yüz ediyordu. “Burası… hafızamızı test ediyor,” dedi eski arkadaşım, sesi titriyordu. Tam aynalardan geçmeye karar verdiğimizde, arkamızda kapı sessizce kapanıp kayboldu. Artık geri dönüş yoktu. Bir yandan büyülenmiş, bir yandan ürperiyorduk. İçimizde bir his, bu dünyanın sadece güzellik veya keşif için yaratılmadığını söylüyordu; burası, geçmişimizi, seçimlerimizi ve göremediğimiz korkularımızı yüzümüze çarpacak bir labirentti. Ve işte o anda, kalenin kapısı kendiliğinden açıldı… Ama içinden çıkan şey, bizim düşleyebileceğimizden çok daha tuhaftı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.