Isabella, Alexandra'nın teklifinden sonra buluşmaya karar verdi. Şehrin gizli köşelerinden birinde, iki kadının yüz yüze geldiği bir kafede soğuk bir hava hakimdi. İkisi de birbirini tartarken, dışarıdan sakin görünen bu buluşmanın altında bir güç savaşı yatıyordu. Alexandra, çantasından bir dosya çıkardı ve Isabella’nın önüne bıraktı.
“Bunlar,” dedi Alexandra, sesi alaycı bir tonda, “Patronun karanlık geçmişine dair bazı bilgiler. Görünüşe göre, onu sadece biz değil, başkaları da avlamak istiyor.”
Isabella dosyayı dikkatle açtı ve içindeki belgeleri inceledi. İçinde, patronun geçmişteki yasa dışı anlaşmaları, yaptığı tehditler ve düşmanlarını alt etmek için kullandığı acımasız yöntemler vardı. Ancak dosyadaki en dikkat çekici şey, patronun en yakınındaki kişilerin bile ona ihanet etmeye çalışmış olmasıydı.
“Bu bana ne kazandıracak?” diye sordu Isabella, bakışlarını Alexandra’dan ayırmadan.
Alexandra, hafifçe eğilerek masanın üzerine doğru yaklaştı. “Patronun zayıflıklarını öğrenmek, seni bu oyunda bir adım öne çıkarır. Ama daha da önemlisi… Benimle iş birliği yaparsan, onu birlikte yok edebiliriz.”
Isabella’nın yüzünde bir gülümseme belirdi. “Ve sonra ne olacak? Bu oyunu sen mi kazanacaksın, ben mi?”
Alexandra’nın bakışları sertleşti. “Bu bir kazanan kaybeden meselesi değil, Isabella. Bu bir hayatta kalma meselesi. Patron kontrolü kaybetmeye başladığında, hepimizi teker teker harcar. Eğer bir adım önde olmazsak, bu hikayenin sonunda hiçbirimiz kalmayız.”
Isabella, Alexandra’nın sözlerini tarttı. Kadın haklıydı. Patron, kontrolü kaybetmeye başladığında onu durduracak olan tek şey güçtü. Ve bu güç, ya Isabella’nın eline geçecek ya da Alexandra’nın. Ama bir şey kesindi: Bu ittifak geçici olacaktı.
“Peki,” dedi Isabella, dosyayı çantasına koyarken. “Birlikte çalışmayı kabul ediyorum. Ama sakın unutma, Alexandra. Eğer beni sırtımdan bıçaklamaya çalışırsan, seni ilk fark eden ben olurum.”
Alexandra hafifçe gülümsedi. “Aynı uyarı sana da geçerli.”
---
Patron, bu sırada yeni planlar peşindeydi. Damien’ın uyarılarından sonra Isabella ve Alexandra’yı daha yakından izlemeye karar vermişti. Ofisindeki güvenlik kameralarını kontrol ederken, Alexandra’nın Isabella ile buluştuğunu fark etti. Onların konuşmalarını duymasa da, bu buluşmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini tahmin edebiliyordu.
Damien içeri girdiğinde patron, ona işaret ederek kamerayı gösterdi. “Görüyor musun? İki aslan, bir kaplanı avlamak için iş birliği yapıyor. Ama unuttukları bir şey var: Kaplan, daima avını izler.”
Damien, patronun bu sözlerini dikkatle dinledi. “Eğer onlara karşı harekete geçmek istiyorsanız, şimdi tam zamanı. Ama unutmayın, patron. Eğer onları doğrudan tehdit ederseniz, ittifaklarını daha da güçlendirmiş olursunuz.”
Patron, Damien’a doğru döndü ve derin bir nefes aldı. “Haklısın. Bu oyunu onların düşündüğünden daha farklı oynayacağım.”
---
O gece, Isabella ve Alexandra’nın ittifakı resmi olarak başlamıştı. Ancak ikisi de birbirine güvenmiyordu. Alexandra, Isabella’nın patronla olan bağını zayıflatmaya çalışırken, Isabella da Alexandra’nın arkasındaki sırları çözmeye çalışıyordu.
Bu sırada patron, onların oyunlarını boşa çıkarmak için kendi planını hazırlıyordu. Isabella ve Alexandra’nın ittifakı bir tehdit oluştursa da, patron için bu aynı zamanda bir fırsattı. Onları birbirine düşürmek, hem kontrolü yeniden ele geçirmesini hem de oyunu kazanmasını sağlayabilirdi.
Sabaha karşı, patron ofisinde yalnız otururken gözleri birden parladı. “Eğer düşmanların birlikte çalışıyorsa, onlara kendi kurallarını unuttur,” diye mırıldandı. Ve o anda, patronun aklında şeytani bir plan şekillenmeye başlamıştı.