Baba sen yokken ben katil oldum ve kimsede beni savunmadı sen olsaydın bunları yaşamazdım. Neden beni geçmişimin yarasıyla bırakıp kaçtın? Ben sana ne yaptım ki, masum bir bebek değilmiydim ben?
Canım yanıyordu. Öyle bir yanıyordu ki sanki ölecekmişim gibi...
Alçin, Baler'in kızıymış hemde kandan olmayan. Ben onun kanıydım. O beni seçmek yerine çoktan onu seçmiş.
Ben peki bana ne olacaktı? O gün karakoldayken çektiğim o acı...
Yalnızlık duygusu. Ben hep yalnız olacaktım başta beni yarı yolda bırakan adam neden şimdi de bırakmayasındı?
O benim çocukluğumun katiliydi onu asla affedemezdim.
Alice'den sonra çok yalnız kalmıştım. Hiçbir arkadaşım ya da bir uğraşım yoktu. Hatta bana zorbalık yapanlar çoğalmış beni aralarından atmak istiyorlardı.
Katil olduğuma çoktan inanmışlardı herkes gibi.
Bebekken pusetime bir ayıcık bırakmışlardı hergece onunla yatardım. Ona sarılırdım onunla uyurdum o Alice'den sonra tek arkadaşımdı.
Gece ben uyurken Ella bebeğimi almış ve ayıcığımı paramparça etmişti.
Sabah kalktığımda yanımda parçalanmış ayıcığımı görünce çok kötü olmuştum. O ailemden kalan tek şeydi. Saatlerce ağladım.
Ve ağladığım için tokat yedim.
Müdire hanım ağladığım için susmamı emretmişti ama ben ağlamaya devam edince yüzüme tokat attı.
Bu beni daha çok ağlatmıştı ve daha çok ağlamaya başlamıştım.
Müdire hanım daha da sinirlendi ve beni yere doğru fırlattı. Sırtımın acısını şuan bile hissedebiliyordum.
Sırtıma tekme atmaya başladı ve heryerim morarana kadar dövmeye devam etti.
En son zorla kapıdan kaçıp odaya girdiğimde herkesin bana güldüğünü gördüm.
Ben acı çekerken onlar bana gülüyordu.
Bu birgün benim başıma gelip başka gün onların da başına gelebilirdi. Nasıl böyle davranabiliyorlardı?
Çocukluğum acılarla doluydu. Büyümeyi beklemiştim hep kendimi korumak için. Ama aslında hiç de koruyamamıştım.
Arkamdan çevrilen hiçbir şeyi anlayamamıştım.
Yine de onu sevmeye devam etmiştim.
Alçin'in anlattıkları kafamı bulandırmıştı. Düşünmekten yorulmaya başlamıştım. Kriz geçirmekten de korkuyordum.
Onunla konuştuktan sonra eve gelmiş ve bir çare aramaya başlamıştım.
Aşağı kata indim ve annemin yeni geldiğini gördüm.
Ağladığımı görmüş bana sorar halde bakıyordu.
"Kızım neden ağlıyorsun sen bir şey mi oldu?"
"Anne Aden benim babammış."
Annemi Aden'i sürekli anlattığım için onu tanıyordu ve ne kadar sevdiğimi de biliyordu.
"Ne, nasıl oldu bu kızım bunu nasıl öğrendin?"
"Nasıl yani sen bunu biliyor muydun neden bana söylemedin?"
Annem ağzından bir şey kaçırmış gibi ağzını kapattı ve bana bakmaya devam etti.
"Neden susuyorsun anne?"
"Kızım Aden senin baban."
"Bunu biliyorum zaten ama bunu sen nereden biliyorsun?"
"Kızım şimdi herşeyi anlatacağım ama bana kızma lütfen."
Sakinleşmeye çalıştım ve kendime biraz zaman tanıdım.
"Evet dinliyorum."
"Ben seni evlatlık aldığımda aslında babanla anlaşma yapmıştık. Senin koruyucu ailen olacaktık. Aden bizi çok iyi tanıyordu bu yüzden de bize güveniyordu. Seni korumamız için bir belge imzalattı ve seni evlatlık almamızı sağladı. Yıllar sonra bir okulda işe başladığını duydum. Ama senin okulunda olduğunu bilmiyordum. Sen bana Aden hakkında bir şeyler anlatmaya başladığında baban olduğunu düşünmedim. Ama zamanla bir şeylerin yanlış olduğunu anladım çünkü sen onu çok seviyordun. Sonra bir gün evimize geldi sen yokken ve bize seni anlattı. Senin onun yanında olmamana dayanamadığını söyledi. Bu yüzden senin okulunda işe başladı. "
Biraz soluklandı ve tekrar konuşmaya başladı.
"Senin onun baban olduğunu bilmeyecektin. Ama onun diğer kızı sana dayanamayıp bir şeyler anlatmaya başlamış ve sende onun senin baban olduğunu anlamışsın. Herşey böyle oldu."
Bağırmaya başladım.
"Yani herkes arkamdan iş çevirmiş anladım şimdi, ne kadar safmışım öyleyse."
"Kızım ben seni her zaman çok sevdim seni canımdan bile daha çok seviyorum ben. Sana sevgim hiç yalan olmadı."
"Bana bakman için para da aldın mı ha!"
"Saçmalama kızım ben asla böyle birşey yapmam ben sana seni sevdiğim için seni istediğim için baktım."
"Daha fazla konuşmak istemiyorum."
Hızla yukarı odama çıkmaya başladım.
"Camelia dur kızım beni dinlemen gerek."
"Seni dinleyecek hiçbir şeyim kalmadı anne."
Odama girip kapıyı kilitledim ve bavulumu hazırlamaya başladım. Bir süre bu eve gelmek istemiyordum. Bu eve her baktığımda anılarım gözlerimin önüne geliyor ve istemsizce anne ve babama hak veriyordum. Bu evi görmemeliydim.
Öfkem sevgimden fazla geliyordu. Şu an onların yüzüne bütün nefretimi kusmak istiyordum.
Haykırmak istiyor ama bunların daha fazlasını içimde tutuyordum. Haykırmak ne güzel bir lütuftu oysaki.
Bavulumu hazırlayıp kapıyı açtım ve aşağı indim.
Annem büyük bir üzüntüyle bana bakıyor ve ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. Yüzündeki şaşkınlık ifadesi istediğimi veriyordu. Artık o şaşırmalıydı.
"Camelia yavrum lütfen gitme, ben seni çok seviyorum kendimden bile çok seviyorum. Yalvarırım gitme kızım."
"Kafamı toparlamam lazım."
Annem arkamdan bağırırken hızlıca dış kapıdan çıktım ve yolda bomboş yürüdüm.
Peki ne yapacaktım şimdi? Bu kadar hızlı karar vermek zorunda mıydım? İçimden kendime lanetler okurken bir çözüm yolu,gidilecek birini arıyordum.
Parla'ya gidemezdim ailesi ile kavgalıydık. Gökmen desem o da erkek arkadaşlarıyla kalıyordu.
Baler. Baler'e gidebilirdim. Yolumu Baler'in evine çevirdim ve evine gidene kadar yürüdüm.
Baler tek yaşıyordu. Ailesi yurt dışında çalıştığı için burada kendi hayatını kurmuştu. Ailesi her ay ona para gönderiyor ve oda ona göre idare ediyordu. Ailesi zaten zengindi para meselesi onlar için bir dert değildi.
Kapıyı çaldım. Ve karşımda Baler'i buldum. Başka kimi bulabilirim ki.
Şaşkın ifadeyle bana bakıyordu. Ağlayan suratımı görünce şaşkınlığı daha da arttı.
"Camelia bir şey mi oldu?"
Beni içeri aldı. İçerideki bir koltuğa oturduk.
"Baler her şey çok kötü. Neler oldu anlamadım. Her gün bir gerçekle yüzleşiyorum."
Baler yanıma geldi ve bana sıkıca sarıldı.
Bende ona sıkıca sarıldım. Baler bana iyi geliyordu.
Olan her şeyi ona anlattım. Her bir anlattığımda suratı geriliyor ve öfkesi artıyordu.
" Anlayacağın herkes bana yalan söylemiş Baler. "
" Ben dışında."
Hafif bir tebessüm oluştu yüzümde.
"Sen dışında Baler."
"Böyle ağlayarak halledemessin ama bunca şeyi. Biraz gül neşen yerine gelsin ki kafanı toparla."
"Elimde değil ki. Düşünmeden duramıyorum bunu sen de biliyorsun."
"Biliyorum yıldızım."
Yüzümde çarpık bir gülümseme oluştu.
"Yıldızım mı?"
"Evet yıldızım. Bundan sonra sen benim yıldızım ol. Etrafını aydınlatki hem gerçekleri görebilelim hemde onlarla savaşalım."
"Beraber miyiz yani?"
"Tabiki. Bu yolda senin için ölmeye hazırım leydim."
"Yıldızdan leydiye atlayış ha. Bir sonraki ne olacak acaba."
"Bilmem daha iyisini bulursam söylerim."
Gülümsedim. Beni nasıl güldüreceğini iyi biliyordu.
"Peki ne yapacağız?"
"Ev arkadaşı olmaya ne dersin?"
Şaşırdım. Bu beklediğim bir cevap değildi. Ama ciddiydi. Yüzünden anlaşılıyordu.
" Olur aslında. Bende nerede kalacağımı düşünüyordum. Birdaha o eve gitmeye niyetim yok."
"Çok iyi o zaman bende tek çok sıkılıyorum. Hem böylece daha da iyi planlar yapabiliriz ha. Tabiki önce bu işe gözyaşlarını silmekten başlamalıyız."
Parmaklarını yanağıma getirdi ve akan gözyaşlarımı sildi.
" Baler iyiki varsın. "
" Sende iyiki buradasın. "
Kendime gelmek için lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım ve tekrardan Baler 'in yanına geldim.
" Peki ben o okula tekrar nasıl gideceğim Aden varken. Ona nasıl bakacağım?"
"O sana nasıl bakabiliyorsa sende öyle bakacaksın. Onun o okuldan gitmesi gerekiyor senin değil. Ayrıca dik duracak ve güçlü olacaksın. Onun seni yıkamadığını gösterecek ve eski hayatındaymış gibi davranacaksın. Aden 'i önemsemeyecek ve ona değersiz olduğunu hissettireceksin. "
Mantıklı gelmişti. Onun gitmesi gerekiyordu. Benim değil.
" Tamam bende öyle davranırım o zaman. "
" Camelia ve Aden savaşı başlıyor mu diyelim ozaman. "
" Diyelim. "
" İşte benim yıldızım. "
İkimizinde telefonuna aynı anda bir mesaj geldi. Baler kaşlarını çatmış telefona bakıyordu. Bende telefonumu aldım ve mesajlarıma girdim.
Sayın Okul Öğrencileri :
Yarın okulumuzda bir motivasyon partisi düzenlenecektir. Bu partiye bütün öğrencilerin katılmasını istiyor ve motivasyon açısından çok önemli buluyoruz. Parti yarın 18.00 'da başlayıp 23.00' da bitecektir. Sizin için katılımı zorunlu tutuyorum.
Kaşlarımı çattım. Neydi şimdi bu? Tamda zamanını bulmuştu.
"Kesinlikle katılıyoruz. İtiraz yok. Öğretmenler de gelir zaten ve senin üzüldüğünü belli etmemen gerekiyor. Buyüzden mutlaka gidiyoruz."
"Cidden tam zamanını buldu bu da."
"Çok şanslısın işte. Evren sana mutluluğu çağırıyor sense kaçmak istiyorsun."
"Kaçamaz mıyım."
"itiraz yok dedim."
Uykum geliyordu. Bünyem bu kadarını kaldırmamıştı. Hastalığım ağır basınca sürekli uykum geliyordu.
Gözlerim kapanırken başım Baler 'in omzuna düştü. Bu koku çok güzeldi. Koku beni mayıştırırken bir şeyler mırıldandım ama bende ne dediğimi anlamadım. Uyku beni tamamen içine çekmişti.
DERS 4 :
Hayat bir kimseyi çok fazla önemsememem gerektiğini defalarca öğretti. Bense umursamayıp buna devam ettim ve kalbim paramparça oldu. Ve ben bunu hak ettim.
Hayat kimseyi çok fazla önemsememen gerektiğini öğretir. Çok fazla inanmamayı ve güvenmemeyi öğretir. Sense hep bunları çiğner ve duygularını hiçe sayarsın.
Yapma! Kendini parçalamaya değmez. Bırak da biraz onlar parçalansın.