İçeriğe geç

GERİDE KALANLAR

Bölüm 8 · 10 dk okuma

GERİDE KALANLAR

Bölüm 8

7.BÖLÜM :YÜKSELEN DUMANLAR

Hayat bütün zorlukları üstüme yıkmış gibiydi. Şimdi tek gereken bunlarla savaşmaktı. Ve en önemlisi ben yalnız değildim.

Hayat bazen çok ağır gelir. Yaşayacağına değmeyeceğini düşünürsün. Sanki sen yokken daha iyiymiş gibi gelir. Ama hayat her şeyiyle iyi veya kötü değildir ki. Her zorlukta yaşamaktan vazgeçmemeliyiz.

Hayatta kötülüklerin olduğu kadar da yaşanacak güzel şeyler de var.

Güneşin ışığı yüzüme vuruyor beni rahatsız ediyordu. Göz kapaklarım yavaş yavaş açılmaya başladı. Koltukta uyuyakalmıştım. Üzerimde bir örtü vardı. Baler örtmüş olmalıydı.

Oturur pozisyona geçtim.

"Günaydın yıldızım."

"Günaydın Baler."

"Hadi hemen kalk kahvaltı hazırladım bize. Ne seveceğini çok bilemedim ama umarım seversin."

Bu ince davranışı yüzümde bir tebessüm oluşturdu.

"Çok teşekkürler Baler. Eminim yaptığın her şeyi çok beğenirim."

Bana göz kırptı ve masayı işaret etti.

Masaya geçerken yemek kokuları burnuma geliyor ve iştahımı kabartıyordu.

Baler de cafe au lai hazırlamış ve masaya geçmişti. Bu kahveyi çok seviyordum.

Hızlı bir şekilde yemeğimi yemiş ve karnımı doyurmuştum. Baler de bitirmiş masayı toparlıyordu. Bende ona yardım ettim.

"Kahvaltı için teşekkürler Baler."

"Rica ederim leydim."

Gülümsedim ve masadaki işlere koyuldum.

Baler'in telefonu çalmıştı. O telefonuna bakmak için odasına gitmişti. Ardından duşa gireceğini söylemiş ve kendisini odasına kapatmıştı.

Baler eşyaların yerini bana göstermişti. O yüzden biraz hakimdim evdeki eşyalara.

Tabakları koymak için sandalye çektim ve en üst rafın kapağını açtım.

Tabakları en üst rafa koymak ne büyük saçmalıktı böyle.

Sırayla dizmeye başladım. Oysaki her şey düzgün gidiyordu. Ta ki o ana kadar.

Sandalyenin ucuna ayağımı koyayım derken sandalye yere düşmüş bense kapaklara tutunarak orada asılı kalmıştım.

Sandalye tam altımdaydı. Yere de atlayamıyordum.

Kollarım sızlıyordu.

"Baler yardım et."

İçimden geçen düşünceler beynimi yoruyordu.

Baler sesimi duymuyordu.

Tekrar bağırdım ama sesimi duymadı.

Kollarımda güç kalmazken yere atlamayı düşündüm ama çok tehlikeliydi.

Tam o anda Baler odadan çıkmış ve buraya bakıyordu.

" Camelia noldu sana."

Endişeli sesi kulaklarımda yankılandı.

"Camelia atla ben seni tutacağım."

Kendimi bıraktım ve Baler beni tuttu. Kollarım sızlıyor bedenimin her yeri ağrıyordu. Belimi sıkıca kavramış bana bakıyordu.

Beni yatağa yatırdı.

"Camelia iyi misin?"

"Her yerim çok ağrıyor Baler."

"Kollarına bakmamız gerek."

Kollarımdaki kazağı yukarı çekti ve kollarımın durumuna baktı.

Suratını buruşturduğunu görebiliyordum.

Kollarıma baktığımda çoğu yerindeki morlukları gördüm.

"Hemen krem getiriyorum."

Adından elinde bir kremle geri döndü.

Yavaş bir şekilde koluma sürüyordu.

Ağzımdan bir inilti çıktı.

"Çok mu acıyor?" sesi üzüntülü çıkmıştı.

Kafamı sallarken daha hafif bir şekilde kremi sürdü. Aynı işlemi diğer kolumada yaptıktan sonra iki kolumu sardı.

"Bitti mi?"

"Evet. Ama kolunu şuan çok kıpırdatma acımasın."

Kafamı salladım.

"Lütfen birdaha da yüksek yerlere bir şey koymaya çalışma söyle ben koyarım."

"Tamam. Dikkat ederim."

"iyi misin Camelia?"

"İyiyim Baler hem bu neki benim için birazdan geçer bile ağrısı."

"Özür dilerim yıldızım yetişemedim."

"Bu senin suçun değil Baler kendini suçlama lütfen ayrıca sürekli de bunu hatırlatıp durma acısı aklıma geliyor."

"Peki."

"Akşamki baloya gitmeyelim Camelia sen iyi değilsin."

"Hayır gideceğim ve herkese güçlü olduğu kanıtlayacağım itiraz yok."

"Sen zaten çok güçlüsün leydim."

Saate baktım. 17. 00 'ı gösteriyordu.

"Çok az kalmış Baler hemen hazırlanmamız gerek."

Kollarımın da acısı dinmişti. Yavaş bir şekilde sarıları açmaya çalışırken Baler beni engelledi ve kendisi çıkardı.

Ayağa kalktım ve odaya giderken Baler' e seslendim.

"Hadi Baler ben hazırlanıyorum sende hazırlan."

Bavulumdan partiye yakışacak bir kıyafet ve bir ayakkabı seçip üstümü giyinmeye başladım.

Aynadan kendime baktığımda çok güzel görünüyordum.

Üzerimde yeşil askılı bir elbise vardı boyu diz kapağımın biraz altına geliyordu.

Sırt kısmında küçük bir yırtmacı vardı.

Aynaya bakarak biraz yüzüme makyaj yaptım. Kollarımda morlukları ise kapatıcıyla kapattım.

Saçımı da tarayıp düz bir şekilde bıraktım.

Ayakkabılarımı da giydiğimde tamamlanmış gibiydim. Yanıma bir ceket aldım ve onun haricinde hiçbir şey almadım.

Kapıyı açıp dışarı çıktığımda Baler'i koltukta oturur vaziyette buldum.

O da çok şık giyinmişti. Beni gördüğü an biraz şaşırdı ve sonra ayağa kalkıp yanıma geldi.

"Her zamanki gibi çok şıksınız leydim."

"Sizde prensim her zamanki gibi şıklığınızı koruyorsunuz."

Gülümsedi ve eliyle yolu gösterdi. Kapıyı kilitledi ve ardından arabasına geçtik.

O sürücü koltuğa geçerken bende yolcu koltuğuna oturup kemerimi bağladım.

"Hazır mıyız?"

"Evet." diye bağırdım.

Hızlı bir şekilde arabayı sürmeye devam etti. Kısa bir sürede okula gelmiştik.

Kapının önünden bile şarkı sesleri duyuluyordu.

Beraber içeri girdik. Ardından ayrılıp kendi arkadaşlarımızın yanına ilerledik.

O Gökmen 'in yanına giderken bende Parla' nın yanına gidiyordum.

"Hoşgeldin Camelia bende seni arıyordum." dedi Parla.

Eteklerimi iki yandan hafifçe yukarı kaldırdım.

"Çok şıksınız bakıyorum da."

"Şık olmama şaşırdıysan şuan senle arkadaşlığımı bitiriyorum."

"Şaka yaptım prensesim siz hep şıksınız."

Yüzündeki bozulmuşluk ifadesi bir tebessüme dönüştü.

Sanırım prenses kelimesi onun zaafıydı.

" Her şey yolunda mı Camelia? Aden ile sonradan bir şey konuştunuz mu? "

Biranda yüzüm asıldı.

" Bence bugün ondan bahsetmemeliyiz. Ama hayır sonradan onla konuşmadık ama bu partiden sonra sana anlatacak çok şeyim var her şey üst üste geldi. Ama şimdi anın tadını çıkaralım. "

Parla bana hayranlıkla bakıyordu.

" Neden öyle bakıyorsun bir şey mi oldu? "

" Senin böyle güçlü bir kadın olman hayranlık verici Camelia. Seninle gurur duyuyorum. "

Gülümsedim.

" Hayat bunu bana zorladı Parla. "

" Neyse şuan konumuz bu değil. Hadi biraz eğlenelim."

Parla beni pistin ortasına çekiştirirken ona engel olmuyor peşinden koşuşturuyordum.

Pistin ortasına geldiğimizde çalan müziğe uygun bir dans gösterisi sergiledik.

Şarkı bittiğinde içeceklerimizi almaya gittik. Tam o anda gözüme bir şey ilişti.

Aden, Alçin ile beraber içeri girdiler. Alçin, Aden'i hızlı bir şekilde ortaya koşturtup dans etmeye başladılar.

Hemde Alçin bunu bana bakarak yaptı. Bu kız masum ayaklarına yattıktan sonra şimdi gelmiş beni üzmeye, sinirlendirmeye çalışıyordu.

Surat ifademi bozmadan Parla'yla beraber içeceklerimizi içmeye devam ettik. O sırada da yanımıza Baler ile Gökmen geldi.

"Naber kızlar." dedi Gökmen.

"İyidir senden naber?" diyerek omzuna hafif bir şekilde vurdum.

"Öyle iş güç işte. Buradaki güzel hanımları görünce bi geleyim sizi göreyim dedim."

"İyi yapmışsın."

Sonra Gökmen ile Parla beraber başka masalara gidip sohbet ettiler.

Bizde Baler'le beraber kalmıştık.

" Bunlar ne yapmaya çalışıyor böyle?" diyip sahneyi gösterdi Baler.

" Ne olacak beni sinirlendirmeye çalışıyorlar. "

" Bence buna izin vermemelisin."

"Nasıl yapacağım peki bunu?"

"Benimle dans ederek. Bu dansı bana lütfeder misiniz leydim?"

Şaşkınlığımın yerini tebessüm aldı.

"Tabiki prensim."

Elimi tuttu ve beraber dans pistine ilerledik.

"Hazır mısın leydim."

"Tabiki."

Baler büyük bir ustalıkla ayaklarını oynatıyor beni çeviriyor ve geriye atıp tekrar tutuyordu.

Bedenlerimiz birbirine çarpıyordu.

Bu çok heyecanlıydı. Neden daha önce hiç dansetmedim diye düşünmedim değil yani.

Belki de Baler'in etkisiydi.

Alçin ise büyük bir sinirle bize bakıyor resmen gözlerinden alev çıkıyordu. Gülümsedim. İstediğimi elde etmenin mutluluğuydu bu.

Ama bu kadar sinirlenmesin beklemezdim. Sinirli gözleriyle bir Baler'e bir bana bakıp duruyordu. Tam bize ilerleyecekken Aden onu durdurdu ve izin vermedi.

Bu neydi şimdi?

Baler ise gözlerime bakıyor dansa devam ediyordu. Nefesi nefesime karışıyor onun sıcak nefesini hissediyordum.

Şarkı bittiğinde Baler dansı sonlandırdı ve bedenlerimiz birbirimizden ayrıldı.

"Nasıl bu kadar iyi dans ediyorsun Baler?"

"Önceden dans kursuna gitmiştim."

Gözleri Alçin'i işaret etti ve gülümsedi.

"Nasıl sinir ettik ama."

"Bu kadar sinirlenmesini anlayamadım bende."

" Ne olacak senin mutluluğunu kıskanıyor işte."

"Sanırım."

Birden karnıma bir kramp girdi midem bulanıyordu.

"Baler ben bi lavaboya gidiyorum birazdan geliyorum."

"Tamam bekliyorum burada."

Hızlıca lavaboya koştum. Klozetin kapağını açıp kusmaya başladım. İçtiğim bir şey dokunmuş olmalıydı.

Şansıma kimse de yoktu lavaboda.

Aynanın karşısına geçip elimi yüzümü yıkayıp kendime gelmeye çalıştım.

Bir kaç dakika bekledikten sonra lavabonun kapısını açmaya çalıştım.

Ama açılmadı. Tekrar denedim yine açılmadı.

"Kapıyı açarmısınız burada kilitli kaldım." diye bağırdım.

Ama sesim duyulmuyordu. Müzik son ses çalıyor ve sesimi engelliyordu.

Biraz beklemeye başladım illaki biri gelirdi.

Gelirdi değil mi?

Tam o anda ışıklar kesildi. Çığlık attım.

Ben neden telefonumu getirmemiştim?

Bedenim korkudan titriyor ve buradan çıkmayı bekliyordu.

Aklımda eski anılarım canlandı.

"Alın bunu depoya götürün 2 gün de çıkarmayan yemek de vermeyin." diyen müdire hanımın sesi kulaklarımda yankılandı.

İki gün boyunca karanlık depoda kalmış aç ve susuz kapının açılmasını beklemiştim.

Sanki aynı anları yaşıyor gibi hissediyor korkudan resmen çıldırıyordum.

Korkunca kendime zarar veriyor bunu engelleyemiyorum.

"Düşünme artık Camelia, düşünme!"

Beynimdeki düşüncelere dayanamayıp kafamı duvara vurdum. Defalarca vurdum. Kafam kanayana kadar vurdum. Başımdan aşağı sıcak bir sıvı akıyordu. Başım yanıyordu.

Ama ben hala düşünüyordum. Kafamı tekrar duvara vurmaya başladım.

O anda hava makanizması güçlü bir gürültüyle yankılandı. İçerisi dumanla doluyor soluk borumu tıkıyordu. Nefes alamıyordum sanki.

Bu hava de neydi böyle? Biri beni kasten öldürmeye mi çalışıyordu?

Öksürmeye başladım. Acıyla yere düştüm ve sırtımı duvara yasladım. Son bir çare elimle tekrardan kapıya vurdum. Ama kimse gelmiyordu.

"Yine yalnız bıraktın beni baba."

"Yine sensiz ölüme gidiyorum neden beni hiç duymadın baba?"

Acı çekiyordum. Ağzımda metalik bir tad hissettim. Elimi başıma dokundurduğumda çığlık attım. Başımdan hızlı bir şekilde kan akıyor resmen beynimdeki bütün kan dışarı fışkırıyordu.

Havalandırmadan çıkan gaz boğazımı deşiyor resmen nefesimi tıkıyordu. Burnumu kapattım. Ve az nefes almaya çalıştım.

Bu çıkan gazda bir şey vardı. Bilerek yapılmış gibiydi. Peki bunu kim yapmıştı?

Alçin bu kadar ileri gitmiş olabilir miydi?

Başım yere düşerken hala olayları kafamda tartmak beni deli ediyordu.

Şimdi yerde hareketsizce yatıyordum. Başımdan aşağı kanlar akıyor etrafımı çevreliyordu. Adeta bir ceset gibiydim. Belkide sonum ona gidiyordu.

Kapının ardından bir ses gelmeye başladı.

"Camelia orda mısın?" diyen Baler'in sesini duydum.

"Beni kurtar Baler." halsizce çıkan sesimle Baler'e söylemeye çalışmıştım. Umarım beni duymuştur.

"Camelia iyi misin?"

Kapı kolunu aşağı indirdi ama kapı açılmadı. En sonunda kapıya hızlı tekmeler indirmeye başladı.

Gözlerim kapanıyor ve artık buna dayanamıyordum.

Gözlerim kapandı ve sanki derin bir uykuya daldım.

Orada yatan bir ceset gibi kurtarılmayı beklemiştim.

Uyku beni içine çekti ve bilincim tamamen kapandı.

ALÇİN'İN AĞZINDAN

Her şey planlandığı gibiydi ama bazı şeyler ters gitti.

Camelia Baler'le dans ediyordu. Bunu gözümün önünde bana baka baka yapıyordu. Sevdiğim adamı elimden almasına nasıl izin verirdim.

Tam yanlarına gidip onları ayıracaktım ki babam beni durdurdu.

"Yapma Alçin her şeyi anlarlar bunu kendin için değilse benim için yap."

Kendimi durdurdum. Ama sinirlerime hakim olmakta kendimi çok zor tutuyordum. Sinirli gözlerle onlara bakıyor ve sevdiğim adamın başkasıyla dans etmesini istiyordum.

Camelia bana baktı ve gülümsedi.

Çıldıracaktım sanırım. Elim yumruk oldu. Bunun bedelini en ağır bir şekilde ödemeliydi.

Hem bir taşla iki kuş vurabilirdim. Babamı benden almasına da engel olurdum. Aslında Aden'in babası olduğunu hiç söylememeliydim. Ama o beni zorlamıştı. Yapmak zorunda kalmıştım.

Önceden bir plan yapmıştım zaten ama içine yeni bir şey eklesem kötü olmazdı bence. Yüzümde sinsice bir gülümseme oluştu.

Sabah garsonla anlaşıp Camelia 'nın yüzünü gösterip içeceğine istediğim ilacı koymasını istemiştim. Biraz pahalı olmuştu ama olsun buna değerdi.

O sırada istediğim olmuş ve Camelia' nın midesi bulanmış ve lavaboya gitmişti.

Bende o sırada kamera odasına gittim ve her şeyi oradan izlemeye başladım. O girdikten sonra istediğim gibi görevli yavaşça kapıyı kilitledi. Ve kapının önüne temizlik yapılıyor levhasını koydu. Sırıttım.

Her şey istediğim gibi gidiyordu.

Bu gizli kamera çok işime yarayacaktı.

Buradan o odayı kontrol edebiliyordum.

Lavabonun ışıklarını kapattım. Camelia birden bir çığlık attı. Gülümsedim. Son kozum olan havalandırmayı çalıştırdım.

Ama beklemediğim bir şey oldu. Camelia birden kafasını duvara vurmaya başladı ve bunu defalarca tekrarladı. Bu kız ne yapmaya çalışıyordu böyle. Bu zevk benim olmalıydı.

Kızın kafasından kanlar boşalmaya başladı ve buna rağmen devam etti.

"Yine yalnız bıraktın beni baba."

"Yine sensiz ölüme gidiyorum neden beni hiç duymadın baba?"

Duyduğum cümleler kanımı dondurdu. Ben ne yapıyordum böyle.

Hayır böyle olmamalıydı. Alçin sen nasıl bu kadar canavar olabildin?

O kız sana ne yaptı ki?

Ama Baler onu benden almamalıydı.

Kamera görüntülerini sildim ve odadan ayrıldım. İşimi sağlama almalıydım değil mi?

Hızlıca lavaboya ilerledim. İşim bu kadardı evet şimdi de onu kurtaracaktım. Bu kahramanlık benim olmalıydı.

Zaten benim yaptığımı düşünüyor olmalıydı. Bu yaptığım o fikri engelleyebilirdi.

Kapıya geldiğimde Baler'i gördüm. Hayır bu kahramanlık bana ait olacaktı. Sevdiğim adam başkasını kurtarmamalıydı.

Gözlerindeki endişe ona olan sevgisini haykırıyordu resmen. Hayır bu olmamalıydı. O beni sevmeliydi. Baler artık beni sev lütfen ben seni çok bekledim.

"Baler bir şey mi oldu?"

"Yıldızım içeride kilitli kalmış." dedi büyük bir üzüntüyle.

Kalbim tekledi. Büyük bir üzüntüyle çarptı. Camelia'ya yıldızım demişti.

Neden beni sevmiyorsun Baler. Kötü olduğum için mi?

Ama sen beni kötü ettin Baler. Ben seninle tanıştığımda çok iyi bir insandım.

Kapıyı açamayınca hızlı bir şekilde kolunu kapıya vuruyor ve kapıyı kırmaya çalışıyordu.

Dördüncü vuruşunda kapı sert bir sesle açıldı ve hızlıca içeri girdi.

DERS 5 :

Hayatta çok fazla kötü insanlar vardır. Seni hayattan bezdirmek için denemedikleri şey kalmaz. Ama sen yenilirsen onlar amaçlarına ulaşaşacaklar. Sessiz kalırsanda buna devam edecekler.

O yüzden ne susmaman ne de vazgeçmemen gerekir bu dünyada.

Hayat yavaş yavaş öğretir bunları. Ne acılar çekerek tecrübe edersin değil mi?

Acılarınla yaşadığın sürece bu dünyada hep zalimler olacak. Mutluluğunu söndürmeye çalışacaklar.

Önemli olan sen buna boyun eyme. Kendi gücünü onlara göster. Çünkü sen çok güçlü birisin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.