İçeriğe geç

GERİDE KALANLAR

Bölüm 6 · 10 dk okuma

GERİDE KALANLAR

Bölüm 6

5.BÖLÜM : KALBİME SAPLANAN HANÇER

Yaşatamadığım bir ruhtu ve o benim babamdı. Hiç yaşamayan o kalbime bir hançer sokup beni öldürmeye yemin etmişti.

Yine yeniden kalbimi parçalamaya gelmişti ve ben ona çoktan inanıp yolumu kaybetmiştim.

Sanki birden içimde bir umut ışığı doğmuştu. Işığı tam yansımayan cılız bir şekilde parlayan o umut parçası.

Ve hayattaki amacım bitmiş gibi...

Sanki mutlu olursam hayattaki tüm amacım yok olup beni patlatacakmış gibi.

Alice'yi ben öldürmüşüm gibi hissediyorum. O zaman ailesi olmayan yalnız bir çocuktuk. Şimdi de değişen bir şeyler varmış gibiydi ve kalbim hiç rahat değildi.

Bu yüzden onun katilini bulmam gerekiyordu. Ne olursa olsun sonunda ölüm olsa bile.

Çünkü o yaşasaydı benim için herşeyi göze alırdı. O benim canımdı kardeşimdi tek arkadaşımdı.

O gittikten sonra onun için hiçbir şey yapamamıştım. Zaten yaşım da çok küçüktü.

Bunu nasıl yapardım bilmiyordum ama bunu yapanın bir amacı olmalıydı. Ya da yakınımızdan biri.

Küçüklüğümden beri yanımda olan biri.

Onun mezarına bile hiç gidememiştim. Onun mezarına gidip ağlayacaktım hiçbir şey olmamış gibi. Yüzüm de almıyordu aslında onun mezarına gitmeye.

Ama tek bir şey biliyordum oda onu kalbimde yaşattığım. O hep benim kalbimde filizlenen tohumum olarak kalacaktı daha yaşamaya başlamadan ölen bir tohum...

O gün o katili gördüğümde aklımda kalan tek bir şey vardı.

O da mavi irisler.

Bu ayrıntı çoğu şeyi eleyebilirdi.

Peki Alice'yi öldürüp neden beni öldürmemişti?

Neden beni de onunla beraber toprağa göndermemişti?

Alice'nin el işareti aklımdan çıkmıyordu. O gün yani onun öldüğü gün o katil geldiğinde Alice bana el işareti yapmıştı.

Anlamını bilmediğim bir işaret.

İki çizgi...

O gün eline iki çizgi işareti yapmıştı.

Anlamını bilmiyordum ama belki de bulabilirdim.

Ailesi bu işin içinde olsa belki daha kolaydı ama onlar katili zaten bulduklarını zannediyorlardı.

Yani benim onu benim öldürdüğüme inanıyorlardı.

Peki ben ne olacaktım?

Ailem, bana yapılanlar ne olacaktı?

Aden'e inanmalı mıydım?

O benim babam mıydı?

Babam olsa bile bana çok geç gelmişti. Ben ona o gün mesajdan sonra gittiğimde bana bir şey olmadığını söylemişti.

O zaten bunu biliyordu ama benden bunu saklamıştı. Üstelik iki yıldır onun öğrencisi olmama rağmen bunu yeni öğreniyordum.

Bana ilgisi başından beri belliydi aslında başarımı kanıtlamadan öncede bana ilgisi vardı ben ise bunu başarıma bağlamıştım.

Ben onu ailemle tanıştırmıştım ve o hiçbir şey yokmuş gibi babamla sohbet etmişti.

İçi hiç acımadı mı öyle konuşurken?

Aslında herşey ortadaydı.

Doğum günümü kutlaması, bana olan ilgisi, üzüldüğümde beni dinlemesi...

Hepsi bunun yüzündenmiş.

Ama Aden bana çok geç kalmıştı ben üzüntülerle boğuşurken o yanımda olmamıştı.

Baba sen bana çok geç kaldın ve şunu bilki benim zaten bir babam var ikincisine gerek yok.

İlk olmak için çok geciktin. İkincisi de kalbimde yok zaten Aden.

Sana olan sevgim sadece bana olan ilginden dolayıymış.

Ben acımayı sevgi zannetmişim meğersem.

Sevgisizlikle dolan kalbim ilgiyi sevmek anlamış buna ihtiyacı olduğunu sanarak.

Oysaki sevgiye aç bir kalbi ilgiyle doldururken neden beni sevmeyi denemedin?

Onun yerine kalbime hançer sapladın. Beni yavaş yavaş öldürmeye mahkum ettin.

Aden hayatımdaki tüm kırıklıkların efendisiydi.

O çocukluğumun cehennemiydi.

Aden korkuyla yüzüme bakarken hiçbirşey diyemiyordum zaten ağzımı da kapamıştı.

Bir anda ağzımı açtı.

Parlaya döndüm. O anda Aden Parla 'ya açıklama yapıyordu.

"Parla biz sadece konuşuyorduk yanlış anladın."

"Ağzını kapatarak mı konuşuyordunuz Aden Bey."

Aden' in bir anda kaşları çatıldı.

"Parla ben Camelia'ın babasıyım ona bunu açıklamam gerekiyordu."

Parla şok içinde yüzünü bana çevirdi. Ben ise hala bir şeyleri idrak edemeyerek ağlamaya devam ediyordum.

"Camelia bu doğru mu?"

"Bilmiyorum Parla diye hıçkırarak ağlamaya devam ettim."

Parla yanıma gelip bana sıkıca sarıldı bende sıkıca sardım onu.

Parla'yı bir anda ittim ve Aden'e koşmaya başladım.

"Sen bunu bana nasıl söylemessin iki yıl oldu ya koskoca iki yıl ve sen bunu bana söylemedin."

Göğsüne vurmaya başladım. O ise elleriyle beni durdurmaya çalışıyordu.

"Sen hiçbir zaman benim babam olmadın olmayacaksın da duydun mu?"

Parla beni durdurmaya çalışırken ben hala ona saldırıyordum.

"Bir dakika dinle beni Camelia sana herşeyi anlatmak istiyorum."

Seni dinlemek istemiyorum... cümlemi tamamlayacakken birden beni birden kucağına aldı.

"Bırak beni dedim sana."

"Beni dinleyene kadar buradasın."

Nefesim kesildi birden nefes alamıyordum. Çırpınışlarım durdu, sesler kesilmeye başladı sanki sadece ben var gibiydim.

"Bırak onu onun hastalığı var."

Aden şokla bana baktı ve ardından yumuşak bir zemine yatırdı beni.

"Ne diye onu alıkoymaya çalışıyorsun?"

"Bben bilmiyordum Parla."

Parla çantamdan bir şey çıkardı ve hemen bir su alıp yanıma geldi.

"Camelia bunu içmen gerek."

Dudaklarımı araladım. Ellerim titriyordu sanki bedenim uyarı veriyordu.

İlacı içtiğimde biraz kendime geldim. Titreyişlerim azalmaya başladı.

Gözlerimi araladığımda ilk Parla 'yı gördüm. Gözlerimi Aden' e çevirdiğimde şokla beni izlediğini farkettim.

"Camelia ben bilmiyordum çok özür dilerim."

"Nasıl bile bilirsin ki neyimsin sen benim de bileceksin?"

"Ayrıca bir insandan izin almadan nasıl onu kucağına alırsın?"

Ayağa kalktım ve hiddetle kapıya koştum. Parla da arkamdan geliyordu.

Kapıyı açtım ve hızlıca yürümeye başladım.

"Camelia dur yetişemiyorum."

Eve doğru yürümeye devam ettim. Ama bunu şimdi aileme açıklayamazdım o yüzden sahile ilerledim. Kulağıma kulaklığımı takıp şarkı açtım.

Ruhumun ikiziymiş

Bu tuttuğum ellerinin iziymiş

Ecel gibi çağırıyor kabuslar beni

Gittiği gün içinmiş

Ne güzeldi kokun üzerime sinmiş

Alev almış içim yana yana dinmiş

Düşkünlüğüm deli gözlerine

Azabım inci gibi dizilmiş

Ölümle yaşam arasında bir çizgideyim

Onca lafın arasında küfür gibiyim

Sanırım bitti barışamayız

Bundan sonra

Koca yılın anısı bir anda nasıl sileyim

Yine yakama yapışır mı mesafelerin

Canımı kimseler acıtamazdı

Senden fazla

Ah döktüğüm bu yaşlar

Aslında gönlümün selaları

Bir başka gün başlar

Eksilmez başımın belaları

O benim gerçekten babam mıydı? O DNA testi de doğruydu demek.

O evde belkide başıma bir iş gelebilirdi. Parla olmasaydı tabi.

Hiçbir şey hissetmek istemiyorum bu hayatta herşey üzerime geliyor gibi sanki. Sanki hayatım tüm kötülüklerini üstleniyormuşum gibi.

Ve tüm kötülükler benmişim gibi.

Ayakkabılarımı çıkardım ve bankın üzerine koydum. Denize doğru koşarken hiçbir şey görmüyor gibiydim.

Ve kendimi buz gibi suyun içinde buldum.

Suyun içinde neredeyse bir dakika durduktan sonra nefesim kesilmeye başladı ve yukarı çıktım.

Hızlı hızlı nefes alırken bu nefesi bile hakketmediğimi düşündüm.

Evrendeki tek suçlu olduğumu düşünüyordum. Ne kadar kötü insanlar olurlarsa olsun tek suçlu benmişim gibi.

Karaya çıktım ve banka doğru yürüdüm telefonum sürekli çalıp duruyordu. Ayakkabımı giydim ve titreyerek yürümeye devam ettim.

Aklıma birden o gün geldi.

Alçin bana hep birşeyler olduğunu söylemişti. O okulda bir şeylerin döndüğünü ve bunu yakında öğreneceğimi söylemişti.

Bense bunu umursamamıştım.

Peki o nereden biliyordu bunu?

Geçmişimde Alçin varmıydı?

Eskinin cinayetiyle bir ilgisi var mıydı?

Telefonumu açtım ve Alçin'i aramaya başladım.

"Alçin seninle konuşabilir miyiz?"

"Camelia bir şey mi oldu?"

"Sahile gelebilir misin?"

"Tamam geliyorum bekle beni."

Banka gidip oturdum ve beklemeye başladım.

Birden yanıma biri oturdu ve Alçin olduğunu gördüm.

"Evet Camelia seni dinliyorum."

"Ben herşeyi öğrendim Alçin. Aden benim babammış."

"Sana hep birşeyler olduğunu vurgulamıştım ama sen bana inanmamayı seçtin Camelia."

"Sen bunları nasıl öğrendin peki Alçin. Anlat lütfen herşeyi anlayamıyorum, kaldıramıyorum artık bütün yükler üzerime bindi sanki."

"Bunları benden değil Aden'den dinlemelisin."

"Peki bunları sen nereden öğrendin?"

"Sen şimdiki dinleyeceklerini kaldırabilecek misin asıl?"

"Söyle lütfen şimdi öğrenemessem sonra öğreneceğim zaten."

"Aden 'le benim aramda özel bir mevzu var diyelim. Bana hep bir çocuğu olduğunu söylerdi. Son zamanlarda seninle ilgili olan şeyleri daha çok anlatmaya başlamıştı bende okulda birinin Aden' in çocuğu olduğunu anladım. Sen ve Aden birbirinize çok benziyorsunuz ve aranızda gizli bir bağ var gibiydi Aden senle ilgileniyordu. Bende senden bir tutam saç aldım ve DNA testi yaptırdım. Senin de bilmen gerekir diye düşündüm. "

" Yani o mesajı bana sen attın öyle mi? "

" Evet ben attım çünkü aranızdaki bu bağı çözmeni istiyordum. Sen herşeyi onun öğretmenliğine bağlıyordun bende bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek istedim. Sana bunu normal bir şekilde söyleseydim inanmazdın biliyorum. "

" Senle hiç yakından bir arkadaşlık kurmadım beni nasıl bu kadar iyi tanıyorsun peki? "

" Aden hep seni bana anlattı. "

" Ben onu hiç görmedimki küçüklüğümden beri. Görseydim hatırlardım. "

" Seni hep takip ettirmiş kimliğini bile kimsenin öğrenmemesi için saklamış. "

" Neden peki neden böyle birşeye gerek duymuş? "

" Alice'nin ailesi seni öldürmek için emir vermiş Camelia Aden buyüzden seni hep sakladı. Onun yanında olsaydın seni kolay bir şekilde öldüreceklerdi. İzini kaybettirmen gerekiyordu. Hatta küçüklüğünden bu yana kimliğini bile değiştirdiler senin gerçek adın Camelia değildi. "

" Ne dedim şokla bağırırken bu nasıl olur Alice'de benim ismimi Camelia olarak biliyordu aileside ismimi biliyordur ozaman. "

" Alice ölene kadar kimse seni bilmiyordu Camelia. Alice'nin ailesi Alice'yi görmek istemiyorlardı zaten buyüzden seni bilemezler. "

" Alice'yi umursamıyorlarsa beni neden öldürmek istiyorlar bu çok saçma? "

" Bilmiyorum Camelia tuhaf bir şeyler oluyor sanki, yakınlarda bir yerlerde bir uçurum var ve bizi gözü kırpmadan oradan aşağıya atacaklarmış gibi. "

" Sen kimsin ve bunları nasıl öğrendin Alçin? "

" Bben Aden'in sahiplendiği çocuğuyum."

"Nasıl, sen şimdi onun üvey çocuğumusun?"

"Evet ama soyadlarımız farklı bunun tehlikeli olabileceğini düşündüğünden dolayı soyadımı değiştirmedi."

"Sen onun üvey çocuğusun ama ben öz çocuğu olmama rağmen beni bunun için mi yarı yolda bıraktı yani?"

"Böyle düşünme Camelia Aden bir şey yapmışsa iyiliğin için yapmıştır ben ona minnettarım o çok iyi biri Camelia. Ona güvenebilirsin."

"Sana kızmayacak mı bunları anlattığın için peki?"

"Sana zaten anlatacaktı Camelia bunu başaramıyordu sadece oda çok üzgün gerçekten. Bunların olmasını oda istemezdi."

Gülmeye başladım.

"Bu kadar şey yapıp çocuğunu babasından ayırdı ve bunları kendisi istemedi öyle mi? Komik hikayeymiş."

"Bunlar gerçek Camelia babanla yani Aden'le de bunu konuşmalısın o sana herşeyi daha düzgün açıklayacaktır."

"Sana bunları bu kadar kötülük yaptığım için de özür dilerim senin Aden'in çocuğu olduğunu bilmiyordum. Aslında öyle biri deyilimdir."

"Herkes bunu söyler zaten önemli olan bunu bilmeyipte iyi davranmaktır zaten.

" Haklısın ben yinede özür dilerim Camelia okadar şeyler yaşadığını ve hayat arkadaşım olduğunu bilmiyordum. Ben senin ailen olmadığını bile bilmiyordum meğersem sende benim gibi yetimhanede büyümüşsün."

"Benim ailem var zaten başta doğru biliyormuşsun onlar kandan olmasada candan ailem benim."

"Haklısın Camelia uzatmayacağım. Gerçekler can yakar bunu sana söylemiştim."

"Kardeşim yeni hayatına hoşgeldin."

Bu kadar acı çekeceğimi bilseydim bunları öğrenmemeyi yeğlerdim. Geçmişteki çocukluğum senden çok özür dilerim yalandan bir hayatta yaşattığım için seni.

Geçmişimin katilini öğrendim bugün.

Aden çocukluğumun katili olan adam şimdi benden geleceğimin mutluluğu olacağını söylüyor yalandan da olsa...

Alice Ölmeden 1 Gün Önce:

Bilinmeyen kişiden:

Adımlarımı okula çevirdim ve Camelia'yı izlemeye başladım. Alice ile oyun oynuyordu. Gülümsemesi bütün vücuduna yayılmıştı. Alice onun en yakın arkadaşıydı.

Uzaktan gözetlemeye devam ettim.

Yarın beklenen gündü. Yıllar önce planladığım gün sonunda yarın oluyordu.

Bu işi titizlikle bitirmeli ve ortadan kaybolmalıydım.

Her şey planlanmıştı. Yarın Alice'in öldüğü gün olacaktı. Camelia'nın gözünün önünde öldüğü gün.

İçimi birden bir mutluluk sardı. Yarın bitiyordu. Sonunda beklediğim gün geliyordu.

Onlar ise hiçbirşey bilmemişçesine oyunlarını oynamaya devam ediyordu.

Yarın imkansızı gerçekleştirecektim.

Bu oyun yıllarımı almıştı.

Gece çöktüğünde eve doğru ilerledim. Sabaha karşı bu iş bitmiş olacaktı.

Eve geldiğimde gözlerime mavi lenslerimi taktım saçıma ise sprey boya sıkıp maskeyi geçirdim.

Ne olursa olsun dikkatli olmalıydım planım kusursuz olmalıydı.

Üstümü de giyindikten sonra evden dışarı çıktım .

Saat geçti ama Camelia ve Alice geç saatte gizlice dışarı çıkmayı çok severdi bu onların sonunu getirecekti.

Onları izlediğim hergün sabaha karşı dışarı çıkarlardı.

Okula geldiğimde beklemeye başladım kameralar etkisiz hale gelmişti bile.

Gözüme kapıya dikmiştim ki Alice koşarak dışarı çıkmaya başladı Camelia ise peşinden koşuyordu.

Ağaç evin yanına gittiler.

Ben ise ağacın arkasından ağaç eve doğru tırmanmaya başladım ve bir odun parçasının arkasına saklandım.

Alice topraktan bir kağıt parçası çıkardı ve Camelia'ya gösterdi.

Camelia büyük bir sevinçle Alice'ye bakıyordu.

Ağaç eve çıktılar. Alice fotoğraf parçasını Camelia'ya verdi.

O anda Alice'nin arkasına doğru ilerledim beni daha fark etmemişlerdi.

Camelia hala fotoğrafa bakıyordu.

Bıçağımı çıkardım ve Alice'nin sırtına sapladım. Alice büyük bir acıyla inlemeye başlarken ben bir kez daha bıçağı sırtına sapladım kız yere çökerken Camelia büyük bir korkuyla gözlerimin içine bakıyordu.

Sanki donmuş gibi ve hiçbir şeyi anlamamış gibiydi.

Eline bıçağı tutuşturdum ve ağaç evden aşağı indim. Camelia ağlama sesleri geliyordu.

Bu günü yıllardır beklememe rağmen hiç eğlenmemiştim. Beklediğim gibi olmamıştı.

Ama zamanla bugünün acısını hep çekecekti Camelia .

Ben ozaman çok mutlu olacak ve beklediğime ulaşaktım.

Hızlıca ormana girdim ve toprağı eşeleyip gizli bölmeyi açarak içeri girdim.

İçerisi labirentti buradan sadece yapan kişi çıkabilirdi. İçeride birsürü şifreleme ve tuzaklar vardı.

Dışarıdan siren sesleri geliyordu. Bunu nasıl bu kadar hızlı fark ettiklerini anlayamamıştım.

Bütün tuzakları geçtikten sonra dış kapının şifresini girdim ve kapıyı açtım.

Dışarıya çıktığımda kenardaki yıkık eve girdim ve üstümdekileri çıkarmaya başladım. Lenslerimi çıkardıktan sonra yeşil lensleri taktım ve sprey boya ile saçımın rengini değiştirdim.

Çantamdan yedek kıyafetlerimi de çıkardıktan sonra kıyafetlerimi giyindim.

Evden çıktıktan sonra şirkete doğru ilerlemeye başladım.

Bu güzel haberi öğrenmeliydi.

O da gelecekteki oyunun bir parçasıydı.

Şirkete girdim ve kapının şifresini açarak içeriye girdim ve olan herşeyi ona anlattım.

Bölüm sonu

3 yorum