İçeriğe geç

GERİDE KALANLAR

Bölüm 5 · 5 dk okuma

GERİDE KALANLAR

Bölüm 5

4.BÖLÜM :SESSİZLİĞİN SANRISI

İnsanlar içimizden bağırdığımızı görmüyorlardı. Keşke görselerdi hiç bir şey bu kadar kötüye gitmezdi!

Yalnızlığımızı görmüyorlardı insanlar. Keşke görselerdi. Belkide görüp susuyorlardı.

Kendime bir şey hatırlattım hep" gerçekler korkunçtur gerçeklere yaklaşma!"

Bu sözüm kendime tek iyiliğim olabilirdi . Hep uzak durduğum şeyler gün yüzüne çıkıyordu . Acılar tekrardan deniz kenarına vuruyordu hemde büyük bir dalgayla ilerliyorlardı .

Sevgi iyileştirirdi insanı ama o sevgiye bir kötülük tohumu bile eksen solardı hemen . Ölürdü .

İnsanda böyleydi işte üzülen ,solan ,sevilen ama üzüldüğü halde daha da olgunlaşan ...

Dışarıdaydım ve deli gibi koşuyordum. İnsanlar sürekli bana bakıyor ve beni yargılıyorlardı. Umurumda olan tek şey ise düşüncelerimdi.

O sözlerde bir ima vardı anlamıştım. Ona neler olduğunu haykırmıştım ama bir türlü söylemiyordu. O bilirken söylemiyordu ve buda onu suçlu yapıyordu.

Dahada hızlandım haykırırcasına. En sonunda nefesim tükendi ve durdum.

Koşu yolunun yanındaki banka oturdum. Etrafta kimsecikler kalmamıştı. Gökten yağmur yağacağını haber veren sesler geliyordu.

Ben ise bunu bile bile buradaydım. Şu anki tek istediğim yağmurda ıslanıp kül olmaktı.

Yağmur damlaları yüzüme damlamaya başladı. Artık ağlamamı gizleyebilirdim. Haykırırcasına ağlamaya başladım.

Katlanamıyordum artık. Sanki çürüyordum. Üzerim sırılsıklam olmuştu. Kalktım ve koştuğum o yolu yürüyerek bitirmeye çalıştım.

Hava soğumuştu ben ise sırılsıklam bebek adımlarıyla yürüyordum. Titriyordum o kadar çok titriyordum ki vücudumu hissetmiyorudum.

Yanıma aldığım kulaklığı kulağıma geçirdim ve bir şarkı açtım.

Omzumda işlemediğim günahlar

Sözlerimde riya var

Kederimde bir aşk

Görüyor mu?

Belki de yanlıştı doğrularım

Aşkını, sevgini sorguladım

Yolların kapalıydı zorlamadım

Öldürdüm çiçeğimi, yaşatamadım

Duyamadım, gidişin sessizdi

Bilemem ki ben yarın

Sessizce döner misin?

Sanmam ki

Şarkıdaki en sevdiğim söz "Belki de yanlıştı doğrularım" olmuştu. Belkide yanlıştı benimde.

Artık pes ettim ve bir inançla okula doğru ilerledim. Sanki bütün dünya üstüme geliyormuş gibi hissediyordum. Ama her zaman ayakta kalmayı öğrenmiştim şimdi olamasa bile çocukluğumda.

Yaralı kalmış kalbiyle bana bakan, kapıların ardına gizlenmiş o çocukluğumdaydı aklım .

Okula vardığımda kapıyı açtım ve dolaplara doğru ilerledim bir yerlerde bir şey olmalıydı, bir ipucu bırakmalıydı bana.

Dolabımı açtım yavaşla. Yoktu işte yoktu hiç bir şey yoktu.

Alçin' e bunu soramazdım, o bir şey biliyordu ama bunu gidip ona sormayacaktım.

Gözyaşlarımı sildim ve vücudumu dikleştirip eve doğru ilerlemeye başladım.

Ne olursa olsun dimdik dur senin hayatında sana yardım edecek biri yok bunu bil ve öyle hareket et!

Eve vardığımda odama girip yatağa attım kendimi. Gözlerimi kapattım yavaşça ve uykunun beni içine çekmesine izin verdim.

Gözlerimi acıyla açtım. Kaç saattir yatıyordum ben!

Saate baktım ve sabahın yeni aydınlandığını fark ettim.

Yatağımdan kalktım hemen ve yatağı topladım. Artık kendimi yormayacak ve akışa bırakacaktım.

Biraz daha kafamı bunlara yorarsam psikolojimin darmadağın olacağını biliyordum.

Sırt çantama bir kaç parça kitap koyup kapattım. Bugün kütüphaneye gidecektim. Kafamı dağıtmam gerekiyordu.

Hem yakında sınavlarda başlardı. Böyle gidersem düşük alacağımdan eminim.

Montumu giyip çantamı sırtıma taktım. Kapıyı kapattım ve yavaşça yürümeye başladım.

Herkes yada herşey iyi olabilirdi belkide ama kimse bunu seçmedi. Üzmek kime yaradı ki? Neden bir insanı mutlu etmek yerine üzmeyi seçtiniz?

Ya da gözünüzü yumdunuz tüm olaylara. Sevmek varken sevmemek gibi bu olayda.

Anneniz size kötü davransa mı hoşunuza giderdi yoksa iyi davransa mı?

İşte kimse empati kuramadığı içindi tüm bu yaşananlar.

Ölmek ve dirilmek gibi. Öldürülüyorsunuz sonra diriltilip acı çekip tekrar ölüyorsunuz sonra tekrar, tekrar...

Olmaması gereken şeyleri yapanlardık biz. Bile bile göz yumanlar.

Kütüphaneye geldiğimde bir yer buldum ve oturup ders kitaplarımı çıkardım. Dersin kafamdakileri uçurup atmasını umuyordum.

Tam ders kitaplarını açıp çözmeye başlayacaktı ki yanıma biri oturdu. Yanıma baktığımda içimden artık bırak kendini diyen sesi duydum.

Alçin...

Bu kız peşimi bırakmayacak mıydı?

"Nasılsın ufaklık."

Sinirle döndüm yüzüne." Seni ilgilendirir mi bilmem nasıl olduğum."

Gülümsedi ve oturup kahvesini yudumlamaya başladı.

Benimle derdi neydi anlayamıyorum. Üstelik imaları da beni deli ediyordu.

Üstelik hiçbir şeyi de çözemiyordum.

"Aden'le aranız nasıl sizin?"

"Farkındaysan o bizim öğretmenimiz nasıl olabilir sence?"

"Yakında anlarsın".

Umursamadım beynimi yoramazdım. Anladığım üzere derste çalışamayacaktım.

Kalkıp okula gitmeye karar verdim. Konuşmam gereken meseleler vardı.

Okula geldiğimde öğretmenler odasına ilerledim. Öğretmenler sınav okuyor olmalılardı.

Kapıyı tıklattım ve içeri girdim. Aden öğretmeni görünce el salladım.

"Öğretmenim bir bakar mısınız?"

"Tabiki hemen geliyorum Camelia."

Öğretmen yanıma geldi bende hemen konuşmaya başladım.

"Öğretmenim benim bilmediğim bir şey mi var?"

"Hayır bunu nereden çıkardın?"

"Alçin sürekli bana birşeyler anlatmaya çalıyor ve buda sizinle ilgili olan bir mesele. Bende ne olduğunu anlamaya çalışıyorum ama olmuyor. Lütfen bana yardımcı olun."

"Bende ne olduğunu bilmiyorum ama senin için Alçin ile konuşurum birşey olmuşsada sana söylerim merak etme."

"Teşekkür ederim sizi çok seviyorum öğretmenim."

"Bende seni."

Okuldan çıktığım gibi Parla'nın evine doğru yol aldım.

Parla'ya herşeyi anlatacak ve yardım isteyecektim.

Kapıyı çaldığım an açıldı ve Parla belirdi.

"Hoşgeldin Camelia özletmiştin kendini."

Gülümsedim ve içeri girdim. Odasına girip yatağına oturdum.

"Anlat bakalım neler oldu?"

Herşeyi teker teker anlattım Parla'ya. Şaşırdı ama Alçin olduğundan çokta takmadı.

"Uğraşacak birini arıyordu bence seni buldu seninle uğraşıyor. Zaten öğretmenlede konuşmuşsun bir şey bilmiyormuş. Oyüzden takma kafana."

"Öyle olsun ama Alçin hep yaramı deşecek geçmişimin kapısını aralayacak beni üzmeye devam edecek."

Parla beni kucağına çekti ve sarıldı. Kardeş sevgisini Parla da hissediyordum. O benim gerçek olmayan ama en gerçek kardeşimdi.

"Hadi gel yemek yiyelim."

Peşinden ilerledim ve mutfaktaki masaya oturdum.

Parla yemekleri doldururken yanında kaşık ve çatalları yerleştirdim.

Makarnayı birlikte yedik.

"Ellerine sağlık mükemmel olmuş."

"Afiyet olsun pıtırcığım."

"Ben kalkayayım ozaman eve gideyim."

"Ben seni uğurlayayayım ozaman ama yine gel çok kısa oldu."

"Tamam yine gelirim ama sende bize gel."

"Görüşürüz."

Eve ilerlerken telefonumdan bir bildirim geldi. Telefonu açıp okuduğumda bir şok dalgası geçirdim.

DNA bilgileri:

%99 uyumlu.

Aden benim babam mıydı?

Telefonum elimden kayıp düştü. Gözkapaklarım kapanmaya başladı ve o an herşey durdu...

Bölüm sonu

1 yorum