Eski varlığının bilincini özümseyerek alışmaya başlayan yeni yaratılan ise: "Sonsuz acizliğin temsilcileri olan bu ırk, gerçekten ilginç. Buna rağmen acı ve üzüntüleri onları güce götüren tek şey. Uyanışımdan itibaren kainatı gerçek anlamda hissetmeye başladığımdan olsa gerek artık her şey beni tek olan varlığa götürüyor. Evet, evet iliklerime kadar yankılanan bu duygu, var olmanın verdiği bu nefis duyguya ne denir ki?" diye düşünüyordu.
Bugüne kadar insanoğlu böyle bir canlı görmemişti. Çünkü 5 duyuyla algılamaktan aciz oldukları bu varlığı idrak edemiyorlardı. Hüküm süreni sadece canlı bir kara delik olarak adlandırabilirlerdi.
Egemenlik sahibi olduğu varlığı, bulunduğu evrenin içindeki tüm maddelerden yoğun olduğundan, maddesel nötrleşme sırasında evren resmen çığlıklar içerisinde baskılanıyordu. Bir kıyametin başlangıcını hissedercesine titreşim yapan maddeler varlıklarını sürdürdükleri canlıların ruhlarının kontrollerini yitirmesine sebep oldu.
Bu yoğunluk sıradan bir madde değildi. Yalnızca bir ruhun karanlık enerji ile tepkimeye girerek, ruhun içindeki tüm negatif enerjinin(hislerin) evrenin içindeki varlığının sınırlarını bu enerji patlamasıyla aşarak "buraya ait olmayan" bir varlık olarak yeniden oluşmasına sebep oldu.
Elbette bu, normalde varlıkların gücünün yetmediği bir şey olduğundan, düzeni bozan bu karanlık madde düzenin içinde uzun süre var olamayacaktı. En sonunda var olmayan ait olduğu yere dönecekti. Haddini aşanların elde ettikleri ne zaman fayda vermiştir ki.
Zaman ve mekanın içinde bulunan bu karanlık oluşuma en yakın madde olan ruhlardaki negatif enerji ile besleniyordu. Oysaki tüm bunlar ilk etkinleştiği birkaç dakika içerisinde olmuştu. Yaşananların sorumlusu olan Karman ise bir yandan bilincini korumaya çalışırken bir yandan da ruhunun ezilip çökerek parçalanmaması için her şeyiyle bu enerjiye karşı direnmeye çalışıyordu.
O güne kadar sahip olduğu tüm güçleri, gölge lordunu ve insanlığını feda etmesine rağmen ona izin verilen tek şey hüküm süreni çağırmaktı. Hiçbir zaman onu kontrol etmesine izin verilmemişti, ne de olsa kendisine ait olmayan bir şey üzerinde hiçbir hakkı yoktu.
Boyunu aşan bir işe kalkıştığının da farkındaydı, yine de bu hale gelmesine rağmen hayatında hiç bu kadar özgür hissetmemişti. Özgürlük güzel göründüğü kadar korkutucuydu. Kendi yok oluşuna giden yolu, kendisi seçmişti. Yaptıklarının bedelini ödeyecek olsa dahi ne bir pişmanlık ne de bir üzüntü hissediyordu. Geriye kalan tek şey soğuk nefes alışlarıyla, boşluğa bakan donuk gözleriydi. Çünkü onu kontrol eden tek şey artık nefsiydi, ondan geriye ne kendi benliği kalmıştı ne de zihni.
Her şey bir anda olmuştu. Ailesiyle alışverişe gittiği için eğlenen küçük bir kız, yorganın altında oyun oynayan bir genç, çalışmaktan bıkmış bir adam ve çayını şekersiz içtiği için kederlenen yaşlı amca. Tüm bu insanların aklında artık tek bir şey vardı "Ölecek miyim?". İnsanlığın çektiği akıl almaz acı dünyayı kaosa sürükledi. Hareket eden her canlı durmuştu ve yeni bir çekim alanına girdiler. Bu ağır çekim maddeye değil negatif enerjiye tepki veriyordu. Negatif enerji insanların ruhlarında bulunduğu ve ayrılamayacağı için ruhlarını vücutlarından ayırıp mühüre doğru sürüklüyordu.
Tıpkı bir mıknatıs gibiydi. Yalnızca yoğun miktarda negatif enerjiye sahip olan ruhlar bedenlerinden ayrılıyordu. Bu sırada ejderhalar imparatoru da dahil olduğu denklemin çözümünü arasa da birkaç saniye ardından ruhu vücudundan zorla ayrıldı ve karanlık enerjiyle birleşti. Bu özümsenen ruhlardan geriye sadece negatif enerjileri kaldı, bunun dışında koparılan ruhlarındaki her şey yok oldu.
23 dakika sonra insanlık nüfusundan geriye 2 milyar kalmıştı. Yeni dünya eskisinden daha soluktu. Ancak geriye kalan ruhlar eskisinden çok daha fazla ışıldıyordu. Yaşayanlar değişti, çünkü bunca zamandır görmezden gelmeye çalıştıkları gerçekleri fark ettiler. Yeni insanlığın yeni hikayesi burada başladı.
Dünyada absorbe edebileceği türden enerji kalmayınca karanlık enerji yavaşça söndü ve ait olduğu yere döndü.
Karman zihninin parçalara ayrılmasını önleyememesine rağmen hüküm süren karanlık dengesizleşince onu çağıranın varlığını sürdürmesi için ruhun etrafını karanlıkla sardı. Bu sayede Karman hiçliğe yok olmadan geçiş yapabildi.