Ön saflarda yer alanlar; Buz elflerinin lordu, canavarların lordu ve zehirlerin lorduydu. Onlara liderlik eden ejderhaların imparatoru etrafındaki mor alevleri kendi kızıl büyüsüne çeviriyordu.
Bir süre sonra ufukta gözleri buluşan lordlar, korkunç bir seviyedeki auralarını saldılar ve birbiriyle çarpışan ilk şey auraları oldu. Gökyüzünün rengi mânaların yoğun enerji patlamalarıyla değişiyordu.
İmparatorla arasındaki uzun mesafeyi göz açıp kapayıncaya kadar kateden Karman, Kasiel'i iki eliyle tutarak yukarıdan bir vuruş ile imparatora geçirdi. Anlık bir refleks ile karşılık vererek, saldırıyı atlatmayı başarsa da, aralıksız yoğun saldırılar yapan Karman'ın baskılayıcı hızına ayak uyduramıyordu. Savaşın titreşimleri yeri sarsıyordu. Etrafındaki onlarca lord aralarındaki savaşa el atmaya cürret edince, komut: "DİRİLT" ile gölge ordusunu çağırdı.
Yüzbinlerden oluşan ordu küllerin altından, şehri saran karanlığın içinden çıkarak lordlarının savaşına karışan haddini bilmezlerin cezasını vermek için gürlüyorlardı. Varlıklarıyla lordlarının hissettiğinin aynısını hissediyor, düşündüğünün aynısını düşünüyordu:"Fethin vakti geldi de çattı."
Karman içinden taşan bunca gücü ve öfkeyi karşısındaki düşmana tamamıyla aktarıyordu. Ejderhaların imparatoru beklentilerini tamamen aşan bu olağanüstü derecedeki çılgın gücü alt etmek için yaptığı şeylerin boşa olmadığını biliyordu. Başlangıcı olduğu sürece sonu da var olan bir yıkım makinesinin onu yenmesine imkanı yoktu. Ne de olsa o, Mutlak Kaos'u durdurmak için en büyük çabaları sarf eden efsanevi kahramanlardan biriydi.
Lordlar bu güçlü canavarları zorlanmaksızın yeniyorlardı ancak ölümsüz olan gölgelerin yeniden doğmalarına sebep olan bu enerjilerin yok olması için tüm karanlığı yarıp geçen o büyük güce sadece yüce imparatorları sahipti. Yine de bu özel büyü yalnızca Gölgelerin Lordu manasını aktardığı sürece devam edebilirdi.
Onca atılan savaş naraları, sayısız kılıç ve pençelerin çarpışarak oluşturduğu kulak çınlatıcı sesler ve aileden aktarılan öznel dövüş sanatları kullanılarak birbiriyle çarpışan kılıçların çıkardığı kıvılcımlardan ortaya çıkan göz kamaştıran sahneler ile yapılan büyük yıkım büyülerini; alevin, suyun, toprağın ve havanın kudretli mânalarda hayat bulup zekice kontrol edilmesini umursamıyordu Karman. Onun gözleri sadece tek bir yere dikilmişti.
Kendisine denk güce sahip ejderha formunu alan imparatorunun, karanlığını yok eden kendiliğinden yenilenen mânanın aleve dönüştürülüp, sıkıştırılmış şekildeyken hal değiştirip, gittikçe artan sıcaklıkla hararetli bir şekilde etrafı yakıp kavurarak şehirdeki sönmüş külleri yeniden tutuşturan alevi, Karman'ın kalbini yerinden oynatıyordu.
Karanlık yerini aydınlığa bırakıyor ve tüm lordlar portallardan geçerek hızlıca uzaklaşıyorlardı. Ne de olsa çoktan karanlık ordu varlığını yitirmişti. Ejderhalar imparatorunun ağzında topladığı ve tüm gücünü koyduğu alev topu, bir kara delik gibi etrafındaki enerjiyi yutuyordu. Bu sayede büyük çaplı patlamanın etrafında bulunan zaman ve mekan bükülüyordu. Fizik kuralları bu muazzam boyuttaki üstün oluşumun emirlerine boyun eğiyordu. Yerçekimi, sürtünme, yoğunluk, basınç, manyetizma ve ışık dünyadaki tüm manayı içine çeken bu gücün etrafında toplanıyordu.
Karman ne kadar güçlü olsa dahi yenmek bir yana durduramayacağı, tarihin yazıldığı günden itibarenki en büyük olaya tanık oluyor ve bu güce boyun eğmemeye çalışırken tüm vücudu titriyordu. Gölge lordunun kalbi fazla ısınmıştı, (overheated) Karman'a gümüş tepside sunulan Kaos varlığını yitiriyor, onun gerçek formunu, acizliğini gözler önüne seriyor ve unuttuğu korkularını diriltiyordu.
Karman'ın içi buruk düşünceleri birer birer gün yüzüne çıkıyordu: Bu savaşa kazanamayacağını bilerek filan girmemişti oysa. Sadece itaat etti, onun sözlerine, onun duygularına, onun ideallerine. Gücü elde etmek için daha ne kadar çabalaması gerekiyordu? Ne yaparsa bu içini kemiren acizliğinden kurtulabilirdi? Neden herkes o elinden geleni yapmaya çalışırken onu görmezden geldi, yardım etmedi, yaralarını sarmadı ve neden kimseler onun omuzlarında taşıdığı büyük yüklerin altında ezilen kalbinin üzüntüsünü duymadı?
Kutsal Alev ejderhanın ağzını terk ettiğinden beri, nükleer bomba etkisi yaparak önüne çıkan her şeyi yok etmişti. Sıra Karman'a geldi. İşte tam o zaman Karman tam olarak şöyle düşündü: Ne yaparsa yapsın kendini kurtaramayacaksa en azından kendisinden kurtulmak adına en ufak bir umut kırıntısı dahi besleyen insanları da kendisiyle birlikte götürecekti. Evet, evet bu en iyisi olmalıydı. Her şeyini elinden alanların bir de ondan kurtuluşunu çalmaları yanlış olurdu sonuçta.
O zaman her şeyiyle gölge lorduna hakim oldu. Her yer siyaha döndü ve kendisinden geriye sadece karanlık kaldı. Artık gerçek egemenlik, karanlığın hükümdarına aitti. En büyük çaresizliği tattıktan sonra bu çaresizliğin yalnızlığından kurtulmaya karar verdi. İşte tam o an, gölge lordu her şeyiyle ona itaat edecekti. Artık o tek bir şeyi istiyordu " Her şeyim sizin olsun insanlar, bende bıraktığınız acım da üzüntüm de acizliğim de..."