Ozan'dan (oda' daki kısma kadar) Annemin arkadaşı geldiği o kıza haber vericektim, onun odasının önünden bile geçmek istemiyordum, yine ailemin üzülmesine izin veremem, yine güvenemem... Odanın önüne gelince derin bir nefes verip, kapıyı çaldım. Açılmadı, yoksa kaçtı mı? İkinci kere çaldım, yine açılmadı... Kesin kaçtı. Üçüncü kez çalıcakken, vazgeçtim ve kapıyı çalmadan girdim. Ne yatağın üzerindeydi nede koltukta oturuyordu. Tam anneme seslenicekken, balkondan güzel bir ses duydum. Ama öyle bir ses değil, sanki bir melek şarkı söylüyor... Annemin sesine çok benziyordu. Ses çıkarmamaya çalışarak yavaş adımlarla balkona yürüdüm. Güneşti..... Sesinde huzur vardı.. Öyle güzel söylüyordu ki, sanki bütün dünyadan kopmuş bir şekilde onu dinliyordum, sonra telefonumu video çekmeye başladım. Şarkıyı dinlerken, hiç birşey aklıma gelmemişti, sadece dinliyordum.... Sadece. Onu çekerken, gülümsediğimi bile fark etmemiştim. En sevdiğim şarkıyı söylüyordu ve onun sesi, şarkıyı çok daha güzel olmasını sağlamıştı. Ve bunu kayıt altına almasam pişman olurdum. Şarkının sonunda, son kez gitarına bir dokunuş yaptı ve kenara koydu, derin bir nefes vererek gözlerini tekrar kapattı. Benim onu dinlediğimi fark etmesin diye tam telefonumu indirecekken, beni fark etti. Bende hemen telefonumu indirerek, gülümsediğim yüzümü soldurdum ve "Iı annem arkadaşını çağırmış seninde gelmeni istiyormuş" Dediğimde gülümsedi ve "tamam geliyorum" O bana gülümsedi. Bu kız iyimi yoksa rol mü yapıyo? Gülümsemek istemesemde, dayanamayıp aptal bir sırıtış meydana geldi. Sonra kapıya yürüyüp, açtım ve oradan çıktım... ~~~~ Şu almak için mutfğa indiğimde, bugün gelen misafirin çocuğu, resmen güneşin ağzına giricekti. Güneşin de memnun bir ifadesi yoktu, çocuğa resmen birazdan ağzına sıçıcakmış gibi bakıyordu. Sinirlendiğimi iliklerime kadar hissettim. Ve dayanamayarak hızlı adımlarla güneşin arkasından ilerliyordum. Sonra Berkin söylediği şeyle sinirlerim hopladı. "Sadece merak ettim. Tabi sende haklısın, böyle bir güzelliğin yanlız olması beni şaşırtır" Dediğinde "sen biraz fazla mı yakınsın ha" Dedim ve güneşin kolundan tutup arkama aldım. "Sen hayırdır güneşe bu kadar yakınsın" Dedim ve berki hafifçe ittim. "Sakın ol, sadece arkadaşıma birşey söylüyordum, dimi güneş" Dediğinde bakışlarını güneşe çevirdi. "Dibine girerek mi söylüyorsun? Bana bak bidaha seni güneşin yakınında görmeyeceğim!" Son kısmı bir yılan gibi fısıldayarak söylemiştim. Korktuğunu anlamıştım, hemen başını sallayıp mutfaktan çıktı. Bende derin bir nefes verip arkamı döndüm. "bişey yapmadı dimi" Dedim tereddütle, sesim olduğundan daha yumuşaktı "Hayır yapmadı, teşekkür ederim" "Bidaha karışırsa söyle, çekinme" "Söylerim" Dediğinde arkamı dönüp, hızlı adımlarla mutfaktan çıktım. Güneş'ten Yüzümdeki aptal gülümsemeyi silip, odama çıktım çünkü salona gidersem o salak elimden kurtulamaz.
Asansöre binip odama çıktım, kapıyı kapaıtp koltuğa oturdum ve instagramı açtım.
Çünkü canım sıkılıyor, yani başka napabilirim ki?
Normalce instada gezinirken yeni bir istek geldi. Çocuğun profiline baktım, yalan söylemiycem... Taş gibii
Acunun bir sözü var bilirmisin, hoy maşallah🔥
Ama bir sorun var.
Çocuğun soy adı Soylu.... (Güneşin üvey ailesinin soy adı)
İçimdeki tedirginlikle gönderilerine bakmaya başladım.
Genelde sadece manzara fotoğrafları vardı, gönderilerine bakarsak İspanya'da olduğu anlaşılıyor.
Sonra en son attığı gönderisine baktım, altında bir cümle yazıyordu.
"Ateş mi daha çok yakar, gerçekler mi? "
Bu cümlenin sadece güzel duran bir cümle olmasını diliyorum....
Umarım bir anlamı yoktur.
Diyar Ateş SOYLU

1.074 Beğeni.... 74. Yorum
¿Qué quema más: el fuego o la verdad?
*yorumlar kapatılmıştır*
Kim bu adam, gönderisinin altında niye o cümle yazıyor? Evdeki üvey annemin tek fotoğrafında neden ona benziyor? Neden soyadı Soylu?.... Sadece aptal bir tesadüf mü, yoksa kaderin bir oyunu mu?
Son kez karar verip, isteğini kabul edip bende istek gönderdim ve telefonu yatağa atıp kendimi de yatağa bıraktım.
Aklım yine aptal düşüncelerle doldu. Her zaman ki gibi, artık sürekli düşünmek sürekli aklımı bir düşünceyle boğmaktan çok yoruldum.
Kollarımı iki yana açmış tavana boş gözlerle bakıyordum.
Fazlasıyla düşündüğüm için ve daha fazla kafamı yormamak için örtünün altına girip uyumaya karar verdim, zaten saat 09.04 olduğu için artık uyuyabilirdim.
~~~~
Atlas'tan (en küçük kardeş)
Odamda oturmuş PlayStation oynuyordum. Şu mesele yüzünden kafam baya karışmıştı ama inanıyorum, o kız yani.....ablam, ona sanki çok yakın hissediyordum. Daha yeni tanıdığım birini ablam olarak görmek garip olabilir ama ben inanıyorum. Ve Birazcık fazla bağırmış olabilirim.
Bu yüzden odaya deniz abim gelip
"Olm sen niye bu kadar bağırıyosun annemle babam yattı bak, ona gör- lan bensiz PlayStation mı oynuyodun Köpek" Dedi U dönüşü yaparak, hemen gelip yanıma oturdu.


