Geçenlerde arkadaşım sitemkâr bir tavırla çok doğrucu olduğumu söylemişti. Hayatta insan ilişkilerinin böyle ilerlemediğini, eğer böyle yaparsam hep şu anki yaşadığım gibi yalnız kalacağımı söyledi.
Oysa benim istediğim doğrucu bir insan olmak değil de gördüklerimi söyleyebileceğim insanlar bulmaktı. Bu yüzden; genel de hep bir tavır takınırım, bunlara kişilik de diyebiliriz. Öyle ki bazen bu tavırlarımın suretine bürünüyorum, kendim bile vazgeçemiyorum onlardan.
Yapılan yanlışı konuşabilmek, art niyet olmadan bir şeyler yapmak istemiştim sadece. Güven önemliydi benim için. Bilirim, insanlar sıkılır birbirlerinden, bazen kibirlenirler ama her şeyin özünde insan, insandır.
Bilge bir bakış açısına sahip kişiliğimin birisi, insan ne yaparsa insan diyerek anlayışla karşılar; biraz da yalnız kalmak ister. Bilgenin de çocuk olmaya ihtiyacı vardır.
Çocuktur 2. kişiliğim. Kendini rahat hissettiği yerlerde ortaya çıkar, çok olmaz bu durum. Bazenleri çocuklaşırım, susmam. Şakalar yaparım, kahkahalar atarım; her şeyden bir oyun çıkartırım kendime. Gülmek isterim biraz. Sonra kırılır kalbim, susarım biraz...
Soğuktur 3. kişiliğim. Kimseyle konuşmak istemez, sitemkârdır biraz. Anlaşılmayarak geçen zamanını böyle telafi eder sanki; sanki şu an yapmak zorunda kaldığı şeylerin borcunu ödermiş gibi bir süre soğuk kalır. Sonra yine ısınır...
Deneyimsizdir 4. kişiliğim. Sanki yaptığı şeyleri bile yapamayacak kadar deneyimsizdir. Korkaktır o, yürümek için bir eli tutmaya gerek duyar. Sonra yine kendine kızar, "Niye bu kadar acizim?"diye sorar, cevap bulamaz; yaftalar. İnsan yalnızdır, bunu bilir ama yapamaz.
Kişiliklerim arasında hep bir kapı vardır. Biri açıldığı vakit diğeri kapanır.
5. kişiliğimse hepsiyle çatışır. Asiliğin ve karaktersizliğin amigdalasıdır. Yoğun bir şehir metropolünün çığlığıdır. Zihniyle kendini çiğner, kendini sever, kendine yeter. Kendine her şey olur...
Bazen ben bile ne yaşadığımı anlayamayacak kadar uyuşuğum. Artık kötü hissettiğim günlere sebep bulamıyorum. Bir zaman sonra geçeceğini bilerek sabrediyorum ve hep öyle de oluyor.
Sanki tür tür masallar yaşıyorum ve en sonunda 5. kişiliğimle geçen zamanın defterini hesap ediyorum. Sonra yeniden başa sarıyorum.
Bazenleri kendimi kendime daha iyi ifade edebilmek için aynı anlama gelen farklı kelimeleri araştırıyorum. Yaşadığım bu şeyi anlatacak daha iyi bir kelime var mı diye düşünüyorum.
Böyle geçiyor günlerim, geçip gidiyor...
Sosyal ortamlarda delilerle konuşurum genelde; toplumun dışladığı o delilerle. Bazılarının üstü, bazılarının aklı hırpani; bazılarıysa çok kallavi, aynı ben gibi...
Peki ya işin komik hâli? Ne biliyor musunuz?
Deliler, kendiler.
Kendin olmak cümlesini anlamak isteyenler delilere bakabilirler. İçleri dışları bir; gelebilecek iyiliği veya kötülüğü anlamak zor değil. Bu yüzden bu kadar dışlanıyorlar aslında. İnsanlar yarattığı kötülüğü kötülerken içinde rahat buluyor.
Her yer kaos oluyor, insan heyecanlanıyor. Sıkıldığı vakit ise dışlamaya başlıyor.
Umarım anlattıklarımdan size birkaç anlam ulaştırabilmişimdir. Böyle geçen günlerimin farkına vardığımda bu şiiri yazmıştım. Umarım siz de okurken benimle aynı hisleri taşırsınız dostlarım.
Ve size dizelerimi sunarım...
Birikmiş Umutların İçin Ateş
Akışın bitişi, hayatımın son demleri,
Aklımı yitirdim; benim sitemlerim,
Sessiz biri... Çığlıklarım kesildi,
Hayatımın anlamı, benim kadar gereksiz.
Arzularım yok oldu sebepsiz,
Sorunlar artık önemsiz ve yersiz.
Peşimde koşan tanrıça,
Karanlığımın ışığı sende değil, anla.
Binlerce karanfil yaktım ruhumda,
Ama duruldum senin yanında.
Her an tütüyorsun yüreğimde.
"Ne olur gitme!"
Demek isterdim sana bağırarak.
Gitmelisin, kaybolma arzularım uğrunda...
Buluyorum kendimi şefkatinin kötülüğünde,
Kaçıyorum senden, uzak dur benden.
Arzularımın sonucu olamayacak kadar güzelsin sen.
Bencilliğim bu yüzden; affet, nefret ediyorum kendimden.
Bildiklerimi kaybettim, çok kırdım beni ben.
Hiçbir beklentim yok, utanıyorum kendimden.
Senin için olmalıydı bende bir şeyler,
Senden sonra anlamını yitirdi kalan şeyler.
Onları da attım bir kefenin içine ben.
Toprağını atıyorum her geçen gün içimde ölen binlerce ben.
Seneler olmadı ama bir ömür bitirdim içimde ben.
Sevenim olmadı, arzuladıkları ben değilim.
Olamam o kişi gibi ben.
Verdiklerimin bir sonucu olmalı diye düşünen...
İstemiyorum ben. Bencilliğiniz beni mutlu eder.
Özelin ben değilim; gösterme bana narinliğini.
Yargılamam seni ama sevemem seni gönülden.
Sevemedim seni, seninki gibi derinden.
Söylesene, bu saf duyguların nereden?
İnsanlığımı yitirdim sanırım ben.
Sana gösteremeyeceksem seni seven bir beden,
Bir bilinmeyeni olan denklem.
Ah, kalbim! Çok isterdim seni;
Olsun her şey güzel ve heyecanlı.
Heyecanlanmak nasıl bir his?
İnsanlığımdan eksiliyor her gün, parça parça.
Robotlar da mantık kurar, değil mi?
Her şeyin en doğrusu ve en güzeli,
Bitirdi öznelliğimizi ve manevi güzelliğimizi.