İçeriğe geç

Gerçek Deliler Ve Deliller

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Gerçek Deliler Ve Deliller

Bölüm 2

Hayalinde Bile Kırgın

Uzun zamandır hayâl kurmayı bırakmıştım.

Sanki ölmek isteyip ölemiyordum. Her gün zihin defterimde biraz daha fazla vakit geçiriyordum. Bu noktaya nasıl geldiğimi düşünürken çıldırıyordum sanki. Sanki her şeyi kaçırmıştım. Önümdeki fırsatı da tutamayacak kadar acizdim.

Tanrı benimle hep oyun oynamıştır. Bana verdiği sefaleti düzeltmem için fırsatlar gönderiyordu sanki. Atalet için de sefalet çekiyordum. Artık harekete geçmem gerekiyordu...

Aaa, tabii ya. Ben her şeyi biliyordum (!)

İnsanın her saniyesinde bile fikirleri değişebilirken, bu insanlardaki bilmişlik duygusu neyi temsil ediyordu böyle?

Bence cahiliyeti.

İşte bir zamanlar çok cahildim. Çocuktum ve yol gösterenim yoktu. Yürüyordum ama gideceğim yeri bilmiyordum. Büyümem gerekiyordu.

Sanki bir uçurumun arasındaki mağarada kısılıp kalmıştım ve tek başımaydım.

Sonra bir el geldi, tuttu beni farkında olmadan. Dilek tutmadan, hayâl kurmadan.

Ona bile sarılamadım.

Durdum, kendime kızdım. Bakamadım onun parıltısına.

İşte herkesin aradığı, uğruna çırpınacağı o aşk ayağına gelmişti. "Koşsana!" dedim kendime.

Kendimi ona layık göremedim önce.

Sonra kendime baktım. Ben ne yapıyordum böyle?

O beni her hâlimle seviyordu güya.

Peki ya ben kendimi seviyor muydum?

İntiharın eşiğindeki bir çocuğun serüveninde bu da neyin nesiydi?

Beyaz zambağım, kalbimde sorumluluk parçası taşıdığım tek yanım...

O gün bunları düşünmüştüm işte.

İnsan sevdiği adına kendini layık göremezse, onun daha iyi hayatlar hak ettiğini düşünürse bunun adı kendini sevmezlik oluyor.

O zaman önce kendimi sevmeliydim.

Çok zor başardım bunu.

İyilik yapıyorum diye bir korkak gibi kaçtığım seferler geldi aklıma.

İşte o gün bu şiiri yazmıştım.

Bir karar kılmıştım; artık bir şeyler için çabalayacaktım.

Korksam da...

Ve şu an hayalini bile kuramadığım noktalardayım.

Artık çocuk ruhumu büyüttüm sanırım...

Hayalin de Bile Kırgın

Yıllar önce, yolun sonunun görünmediği zamanlar,

Bir resim çizmiştim; gözyaşların, mübalağası güzelliğinin ve sen oturuyorsun yanımda.

Gözlerin, bir kar tanesi gibi dondururken bedenimi,

Sarılmış halde titreyen yüreğim;

Daha önce böyle hissettim mi? Diye soruyor kendine...

Yaşanmamış duyguların çaresizliği.

Ne yapacağımı bilemediğim, bana aykırı sonsuz zaman.

Aynı duyguların zıtlığı;

Ben kendime, sen ise bana kırgınsın, kar tanem.

Aynı kutudaki siyah ve beyaz biziz,

Sen beyazlığında kirleniyorsun; sadece ben kendime daha koyu bir siyah çizebiliyorum ama senin çizdiğin beyazlar...

Karın altında bırakıyor beni.

Dört mevsim benden bir parça.

İlkbaharın çiçekleri açarken, senin gözyaşların tükendi,

Ben de senden hatıra soğuk bakışlarım.

Elveda sevgilim...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.