İçeriğe geç

Gerçek Akhan

Bölüm 4 · 7 dk okuma

Gerçek Akhan

Bölüm 4

•2•

Merhaba canlarım nasılsınız?

Bol bol oy ve yorum yapmayı unutmayalım lütfen♡♡

***

•Yazardan•

Geçmiş

Polat 24 yaşında mektubun geldiği gün.

***

Polat şok içinde elinde ki mektuba bakıyordu.

Ne yapacağını şaşırmıştı.

Öfke ile dolmaya başlamıştı. Bu da ne demekti böyle? kardeşleri bir hiç uğruna yıllardır onlardan uzaktamıydı yani?

Hemen kardeşi Savaşı aradı. Savaş şuan 23 yaşındaydı.

Ona hemen eve gelmesini söyledikten sonra kendini koltuğa bıraktı.

Bir saat sonra kapı çaldı. Hizmetli kapıyı açtı ve içeri telaşla giren bir Savaş görüldü.

"Abi ne oldu beni neden acil çağırdın?"

Polat Savaşa baktı. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

"Korhan ve Miran'da gelsin anlatacağım."

Savaş başını salladı ve abisinin yanına oturdu.

Abisinin sinirli ve telaşlı halini gördüğünde daha çok endişelenmeye başlamıştı.

İçeri aynı telaşla Korhan girdi ve umursamaz olan Miran.

"Abi sorun ne niye çağırdın bizi." Miranın umursamaz konuşmasına zaten sinirli olan Polat iyice sinirlenmeye baslamıştı.

"Oturun size önemli bir şey anlatacağım."

Korhan ve Miran koltuğa oturduktan sonra Polat derin bir nefes aldı ve bu durumu nasıl açıklayacağını düşünmeye başladı.

Dan diye söylemeye karar verdi.

"Kardeşimiz yaşıyor."

Kardeşlerinin hepsi şok içinde ona bakmaya başladı ve ilk konuşan Savaş oldu.

"Ne saçmalıyorsun sen?!"

Savaşın ayağa kalkarak bağırarak konuşmasına karşı Polat kaşlarını çattı ve oda ayağa kalkarak ona bağırdı.

"Otur şuraya adam akıllı bir şey anlatıyoruz saygını bozma."

Savaş sinirle yerine geri oturdu ve ateş saçan gözleriyle abisine bakmaya başladı.

Uzun bir sesizlikten sonra kendine gelen Korhan ve Mirandan ilk konuşan Korhan oldu.

"Abi sen ne dediğinin farkında mısın? Ne demek kardeşimiz yaşıyor?"

Miran abisi Korhanı destekleyerek konuşmaya başladı.

"Abi sen bunu nerden öğrendin?"

Polat elinde buruşmuş olan mektubu Savaşa doğru fırlarttı.

"Al oku sesli bir şekilde oku."

Savaş mektubu sesli bir şekilde okumaya başladı. Duydukları şeyler hakkında şok olan Akhan kardeşler ne yapacaklarını şaşırmışlardı.

"İsmi Asel soyadı Adan"

Korhan konuşmaya başladı.

"Eğer bu doğruysa abi şuan nerde olduğunu kim bilir onu bulmamız lazım."

Savaş lafa atladı.

"Berkana yazacağım onunda en az bizim kadar bağlantıları var yardımcı olabilir."

Polat başın salladı ve Savaş Berkanı aramaya başladı.

Berkanla konuşulan bir sürenin ardından Savaş konuşmaya başladı.

"Yardımcı olacak şimdi tek yapmamız gereken onu bulmaya odaklanmak."

Bunun yıllarca süreceğini bilmeden içleri ümitle doldu.

Şimdiki zaman

Asel'den

Sabah kalktığımda okula geç kalmak üzere olduğumu fark ettim ve hemen hazırlanmaya başladım.

Bugün Aras bana Bulutun taciz ettiğini söylediği kızları gösterecekti.

Hazırlandım ve otobüs durağına doğru yola koyuldum. İstanbul'un trafiği beni bitiriyordu.

Okula vardıktan sonra güvenliğe selam verip içeri girdim.

Ögretmenler odasına girip dolaptan ders kitaplarını aldım ve ders vereceğim sınıfa doğru yürümeye başladım.

Sınıfa girdiğimde gözüme ilk çarpan Bulut ile Aras olmuştu. Evet bugün onlarla dersim vardı.

Selamlaşma faslından sonra dersi anlatmaya koyuldum.

Dersin bitiş zili ne ara çaldı anlamamıştım bile zaman benim icin o kadar hızlı geçmişti ki.

Ben bunları düşünürken Aras yanıma geldi ve konuşmaya başladı.

"Asel Hocam dün ki mesele için yanınıza gelmiştim size Bulut'un taciz ettiği kızları gösterecektim böylece onlarla konuşabilirsiniz."

Kafamı salladım ve o sırada Aras iki kızı çağırmıştı bu kızları hatırlıyordum. Ahsen ile Feyza idi çok tatlı kızlardı.

Yanıma geldiklerinde konuşmaya başlayacaktım ki sırasında oturan Bulut bize doğru bakıyordu ve son derece stresli ve telaşlı görünüyordu.

Kızlara bakıp konuşmaya başladım.

"Kızlar Aras bana bazı şeyler anlattı. Ne olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur."

Başlarını salladılar bende konuşmaya devam ettim.

"Bana işin aslını dürüstçe anlatmanızı istiyorum. Eğer Arasın anlattığı doğruysa Bulut ağır bir ceza alacak. Bu mesele okuldan atılmasına bile neden olabilir."

Ahsen konuşmaya başladı.

"Arasın anlattıği her şey doğru Asel hocam biz söyleyemedik. Bulut bizi uzun süredir tehdit ediyordu."

Kaşlarım çatıldı Bulut böyle bir iğrençliği nasıl yapabilirdi.

Bulut birden bağırma başladı.

"Yalan söylüyorlar hocam!"

Sinirlenmiştim

"Sesinin tonunu alçalt Bulut!" Diyerek Bulut'u uyardım

"Ben varken bir daha sakın sesini yükseltme."

Bulut sırasına iyice sindi. Ona beni takip etmesini soyledim ve beraber Serkan beyin odasına doğru yürümeye başladık.

Serkan beyin odasına varkınca kapıyı tıklattım ve gel diyince içeri girdim.

"Hocam size önemli bir şey anlatmamız lazım." dedim ve çocuklara göz gezdirdim.

"Buyrun Asel hocam ne anlatacaksınız."

Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.

"Hocam biliyorsunuz ki dün öğrencilerimiz arasında tatsız bir olay yaşadık. O olayın aslını bugün ögrendim ve bu yüzden öğrencilerimizle sizin yanınıza geldim.

Olayın aslını anlattıktan sonra Bulut ağır bir disiplin cezasını çarptırıldı ve hakkında uzaklaştırma kararı çıktı.

Şimdi ise evime dönüyordum. Tam okuldan çıkmak üzereyken adımı seslenildiğini duydum.

"Asel Hocam."

Arasın yolun karşına geçmek üzere bana doğru koştuğunu ve aynı zamanda ona doğru gelen bir araba gördüm.

Hemen onu yoldan çektim ve o sırada sert bir şekilde yere düştüğümü hissettim. Gerisi karanlıktı.

Polat'dan

Yeni bir duruşmadan çıkmıştım ve şimdide şirkete geçiyordum.

Arabada şirekete geçerken Arasın aradığını gördüm.

"Efendim Aslanım geçtin mi eve?" Diye sordum.

Telaşla konuşmaya başladı.

"Abi Asel hocama araba çarptı. Akhan hatahanesine gidiyoruz korkuyorum lütfen sende gel."

Aselin adını duyunca iliklerime kadar korku hissetmiştim. Telefonu kapatıp hastahanenin yolunu tuttum.

Hastaheneye varınca hemen içeri girip oda numarasını öğrendim ve asansöre doğru yürüdüm.

Odanın kapısına girince odadan çıkan Korhan ile Arası gördüm

Arasın gözleri ağlamaktan kıpkırmızıydı.

Hemen ona gidip sarıldım.

Artık onlara gerçeği anlatmam gerekiyordu. Ertelemekten vazgeçmeliydim.

Asel benim kardeşimdi o bizim kardeşimizdi ve bunu artık kardeşlerime açıklamam gerekiyordu.

Aras'dan ayrılıp hemen Korhana yöneldim ve ona durumunu sordum. İyi olduğunu dinlenmesi gerektiğini öğrendikten sonra büyük bir rahatlama hissettim.

Korhan bu telaşım için gözleri kısılmış dikkatli bir şekilde beni inceliyordu.

Kafasını karıştırdığımın farkındaydım. Aras ise Asel için endişelenmekten telaşımı fark etmemişti.

Ona ne olduğunu sordum.

"Ben Asel hocam ile konuşmak için yola atladım. O sırada araba geliyormuş. Arabanın önünden beni çekmek isterken araba ona çarptı." Dedi

Daha dikkatli olmasını söyleyerek ona sarıldım.

Onları arkamda bırakarak Aselin yanına girdim.

Onu gördüğüm gibi içim şefkatle doldu

Onu çok seveceğime ve onu her şeyden koruyacağıma dair kendime söz verdim.

O benim yıllarca hasretini çektiğim kız kardeşimdi.

Bir saat sonra hala onu izlediğimi fark ettim. Aras aşağı kafeteryaya inmiş bana ve kendine su almaya gitmişti.

Aselin gözlerinin yavaşça açıldığını gördüğümde hızla kalkıp yanına gittim.

Uyandı ve etrafına bakmaya başladı.

Beni gördüğünde şaşkınlıkla bana baktı ve konuşmaya başladı.

"Polat bey ne işiniz var burda."

Tam cevap verecekken içeri Aras girdi.

"Aras Korhana haber verirmisin uyandığını."

Aras hızla başını salladı ve girdiği gibi odadan çıktı.

Asele döndüm ve göz kırpıp sordum.

"Hâla bey mi diyoruz?"

Şaşkınlıkla bana baktı ve konuşmaya başladı.

"Gereksiz samimiyete gerek olmadığını düşündüm."

Ona hafifçe gülümsedim

"Gereksiz bir samimiyet olmadığını yakında sende anlayacaksın." Dedim.

Kaşları çatıldı.

"Hep böyle gizemli mi konuşacaksınız? Can sıkıcı olmaya başladı." Dedi

Tam cevap verekken kapı bir kere daha açıldı ve bu sefer içeriye Korhan girdi

Aynı benim gibi Asele içten bir şekilde gülümseyip göz kırptı ve konuşmaya başladı.

"Başını sert çarpmıssın ama şuanlık bir sorun yok. Taburcu olabilirsin işlemlerini başlattım." Dedi

Asel ona gülümseyip teşekkür etti. Sanırım sadece bana karşı inmeyen bir gardı vardı. Bu sinirimi bozmuştu.

İşlemler hallolduktan ve taburcu olunduktan sonra Aseli bırakmak için arabaya doğru yürümeye başladık.

Bu sefer itiraz etmemişti sanırım kendini son derece yorgun hissediyordu.

Yolda ona bize yemeğe gelmesini teklif etmek istedim ve uygun bir anda konuyu açtım.

"Bize yarın aksam yemeğe gelmeye ne dersin."

Bana döndü ve şaşkınlıkla kaşları kalktı.

"Yani bilemedim ki ben şimdi."

Aras lafa atladı.

"Hocam gelmenizi çok isterim size bir teşekkür borcumuz var." Dedi.

Asel bir süre düşündü ve başını salladı.

"Peki madem geliyim o zaman." Dedi

Ona gülümsedim yarın ona şöför göndereceğimi ve onu aldıracağımı söyledim.

Başta kendim gelirim gibi bir şeyler desede uygun bir dille reddedip onu ikna etmeyi başardım.

Aseli eve bıraktıktan sonra bizde eve doğru yola koyulduk.

Eve geldikten sonra içeri girmeden önce korumalara baş selamı verdim. Evin etrafını çevreleren korumalarımız vardı Savaş sağolsun.

Savaş babamızın işini ben ne kadar istemesemde sürdürmek isteyip kendini kirli işlere bulaştırmayi başardı. Ve oda babamız gibi adından yer altında çokça söz ettirdi.

Tam eve girecekken serada oturan Açelyayı gördüm ve göz devirmeden duramadım.

Açelya Savaşın eşiydi ve şuan araları hiçte iyi değildi.

Başından beğri bu evliliği desteklemesemde Savaş aşık olduğunu söyleyip hiçbirimizi dinlememisti.

Şimdide araları iyi değildi dediğim noktaya yavaşça varıyorlardı.

İçeri girdim akşam yemeğini hazırlanmasını söylemek için Ayşe ablaya haber verdim.

Ayşe abla annemle babam ölmeden önce burada yaşayan ve yemeklerimiz yapıp evin düzeninden sorumlu olan kişiydi ve hâlada öyle.

Onun yeri bende her zaman çok ayrı onla büyüdüm sayılır. Hepimiz onla büyüdük özellikle Aras.

Bir kaç saat sonra akşam yemeği hazır olmuştu çalışma odasında son dava ile ilgileniyordum ve şirket işlerine göz atıyordum.

Artık zamanı gelmişti kardeşlerime her şeyi anlatacaktım.

***

Evett bir bölümün daha sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Sizce şimdi neler olacak??

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere canlarım♡♡

Bölüm sonu

2 yorum