keyifli okumalar🌸
***
•Yazardan•
Geçmiş
Hayatta çokça sınavlar vardı.
Şuanda en büyük sınavlarını yaşıyorlardı Akhan ailesi. Kızları bir kaç gün önce doğumda ölü doğmuştu.
Bu sarsılmaz gerçekle karşılaşan Akhan ailesinin evinde tam bir kaos vardı.
Meriç Akhan karısının yanından ayrılamıyordu. Karısı sakinleştiricilerle uyutuluyordu.
Evin en büyük oğlu Polat 12 yaşındaydı ve kardeşleriyle ilgilenmeye çalışıyordu. Bu süreçte en çok yıpranan çocuklar olmuştu.
Zaman geçiyordu ve artık her şeye alışılıyordu. Akhan ailesi içindeki bu acıyla yaşamayı bir şekilde öğrenmişti.
Polat artık 20 yaşındaydı.
Anne babası bugün vefat etmişti. Arabaları kurşunlanmıştı ve oracıkta can vermişlerdi.
Kardeşlerininin velayetini almış ve onlarla beraber yaşıyordu. Onları toparlamaya çalışıyordu.
Bugün Polat 24 yaşına girmişti
Ailesinin intikamını almıştı her şey yoluna giriyordu.
Yıkılmış ailesini toparlamaya başlamıştı kardeşleri iyiydi. Taki o kapı çalana ve o kağıt parçası ellerine ulaşana kadar.
Elinde bir mektup vardı Polatın ve Mektubu okurken ne yapacağını şaşırtmıştı.
Mektupta kardeşlerinin yaşadığı yazıyordu.
O an Akhan ailesi bir kere daha acı bir şekilde yıkıldı. Ve bu toparlanma kardeşleri bulunana kadar yaşanmayacak gibi görünüyordu.
Şimdi ki zaman
Asel'den
Sabah kalktığım gibi Akhan kolejine gitmek için hazırlanmaya başladım.
Matematik öğretmeniyim ve liseli gençlere ders veriyorum.
Maaşım her şeye ucu ucuna yetişiyordu. Yetimhane de büyüdüm ve 18 yaşına girip üniversite sınavını kazandıktan sonra garsonluk ve türlü türlü işler yapıp geçimimi sağlamaya çalıştım.
Şimdide kendi küçük evimde kirada oturuyorum.
Hazırlandıktan sonra otobüs durağına doğru yola koyuldum.
Akhan kolejine vardıktan sonra öğretmenler odasına gittim ve eşyalarımı bıraktım.
Odadaki iş arkadaşlarıma selam verip ders vereceğim sınıfa doğru yürümeye başladım.
Bakmayın arkadaşlarım dediğime bir kişiyle bile yakın olduğum yoktu.
Hayatım heyecansız normal sıkıcı maraton bir şekilde ilerliyordu.
Sınıfa varıp içeri girdiğimde herkes ayağa kalktı ve selamlaşma faslından sonra ders işlemeye koyuldum.
Okulun bitiş zili çaldıktan sonra yanıma telaşlı bir şekilde sevdiğim öğrencilerimden Mert geldi kendisi 12. Sınıftı.
"Noluyo Mert ne bu acele bir sorun mu var" Nefes nefese bir şekilde konuşmaya başladı.
"Asel hocam Aras ile Bulut kavgaya tutuştular ben ayırmaya çalıştım ancak iş büyüdü bir gelip bakmanız gerekiyor."
Şaşırmıştım Aras çok zeki ve saygılı bir öğrenciydi bir anlık duraksamadan sonra hemen konuştum.
"Tamam Mert beni hemen onlara götürürmüsün." Mert kafasını salladı ve önden yürümeye başladı onu takip ettim.
Sınıfın önüne geldiğimizde ikinci bir şok yaşadım. Aras Bulut'un üstüne çıkmış onu yumrukluyordu Bulut'un yüzü kandan görünmüyordu resmen.
Şoktan çıktım ve hemen onları ayırmak için aralarına girmeye çalıştım.
"Aras hemen Bulut'un üzerinden kalkmazsan seni disiplin kuruluna yönlendireceğim!" Bağırarak konuştum.
Aras onları ayırmaya çalıştığım için beni ittirince, sırtım akıllı tahtaya sert bir şekilde çarptı.
İnleyerek sırtımı tuttum ve hemen kendime gelip, koridora çıktım ve okuldan ayrılamak üzere olan Kaan hocayı çağırdım.
"Hocam çocuklar kavga ediyor acil yardım edebilirmisiniz."
Kaan hoca telaşla bana başını sallayınca içeri doğru koşmaya başladık.
Kaan hoca bana bir çok kez kahve içmek için bir yerlere gitme teklifi sunmuştu. Ancak hepsini uygun bir dille reddetmiştim.
İçeri girdikten sonra kavganın birazda olsa içerdeki öğrenciler sayesinde dinmiş olduğunu gördüm.
Kaan hoca hemen içeri girip ikisini ayırdı ve bağırarak konuşmaya başladı
Müdürün odasına geldikten sonra iki öğrencininde velisi aranmıştı bense hala sırtımı ovmakla meşguldüm. Eve gidip bakmam gerekiyordu.
Kapı sert bir şekilde açıldığında düşündüğüm düşüncelerden kurtulup kapıya doğru döndüm.
İçeri 1.90 boylarında esmer bir adam geldi. 30 lu yaşlarının sonlarında duruyordu.
Abi mi desem acaba yani bu adamada abi desem lazım olur diye korkmuyor değildim.
Telaşla arasın yanına doğru ilerledi ve yumuşakça yüzünü tutup konuşmaya başladı.
"Aslanım iyimisin sen hiç böyle şeyler yapmazdın neler oluyor?"
Aras tam cevap verecekken kapı bir kere daha çalınmadan açıldı ve bu sefer Bulut'un annesi olduğunu düşündüğüm kadın içeri girdi.
Bulut'un yüzünü gördükten sonra Müdür Serkan beye doğru bağırmaya başladı.
"Serkan bey bu ne rezillik böyle oğlumun yüzü ne halde farkındamısınız?! Bu öğrencinin derhal disiplin cezası almasını istiyorum!"
Araya girip konuştum.
"Önce lütfen öğrencileri dinleyelim hanımefendi."
Arasın abisi olduğunu düşündüğüm adam sesimi duyunca hızla başını kaldırdı.
Beni çekinmeden uzunca süzdü. Rahatsızca yerimde kıpırdanmaya başladım. Ve sert bir şekilde adamın suratına baktım.
Gözleri sanki bana özlemle bakıyor gibiydi. Bu düşünce o kadar saçma geldi ki aklımdan hemen attım.
Serkan bey konuşmaya başladı.
"Polat bey bu rezillik için özür dilerim. Bir dahaki sefere daha dikkatli olacağız. Ve bir kere daha böyle bir hususta buraya gelmek zorunda kalmayacağınıza dair söz veriyorum."
Koskoca adam basbaya Polat denilen adamın karşısında titriyordu. Kaşlarım çatıldı ve Şanşınkınlıkla kalakaldım.
Polat denen adam sertçe konuşmaya başladı.
"Serkan bey şu tavrınıza bir son verin. Burda Bulut kadar benim kardeşimde suçlu görünüyor. Şuan sadece meselenin aslını onlardan dinlemek istiyorum."
Bulut hemen lafa atlayarak konuşmaya başladı
"Bana durup dururken saldırdı Allah'ın ruh hastası."
Bunu duyan Aras Buluta karşılık verdi.
"Sınıftaki kızlar taciz ediyor bu piç düzgünce uyardım yetmedi bir kere daha yakaladım bu seferde güzelce dövdüm" dedi.
Bulut'un annesi bunu duyunca Serkan beye döndü ve bağırarak konuşmaya başladı.
"Benim oğlum öyle bir şey yapmaz. Bu ne terbiyesizlik Serkan bey? gereğini yapın lütfen."
Tekrar araya girme ihtiyacı hissederek konuştum
"Aras bana yarın Bulut'un taciz ettiğini söylediğin kızları göstermeni istiyorum. Böylece onlarada sorabiliriz." dedim.
Polat bey konuşmaya başladı.
"Bu olayın gerçekliği ortaya çıktığında Bulut'un ceza almasını istiyorum Serkan bey. Benim kardeşim böyle bir konuda asla yalan söylemez!"
Bulut'un annesi tekrar konuşmaya başlayacağı sırada Serkan bey hemen araya girdi.
"Bu kadar yeter Filiz hanım. Bugünlük bu kadar yeterli yarın Aras'ın bahsettiği kızlara olayı sorarız ve böylece ne yapacağımıza karar veririz." dedi
Filiz hanım Bulutu kendisiyle beraber yönlendirerek odadan kapıyı sertçe çarparak çıktı.
Serkan bey derin bir nefes alarak bu seferde Polat beye döndü.
"Merak etmeyin Polat bey bu konuyla yakından ilgileneceğim" dedi
Polat bey başını salladı ve tekrardan bana bakarak odadan çıktı.
Serkan beye iyi günler dileyip bende hemen arkalarından odadan çıktım.
Çıktığımda Polat beyin ve Arasın hararetli bir şekilde konuştuklarını gördüm.
Beni gördüklerinde bana döndüler ve Aras konuşmaya başladı.
"Asel Hocam sizi ittirdiğimi hatırlıyorum belinizi çarpmış olmalısınız isterseniz bir baktıralım." dedi
Polat bey sinirle Arasa döndü ve bağırarak "Onu ittirdin mi?!" Diye sordu.
Aras mahçup bir şekilde abisine döndü "Kendim de değildim." tarzı bir şeyler geveledi.
"Sorun değil Arası anlayabiliyorum ben iyim merak etmeyin." Dedim.
"Olmaz öyle şey ısrar ediyorum seni hastaneye kadar götürmem için bana izin ver."
Benimle sen şeklinde konuşmasına şaşırmışdım. Bu samimiyet nerden geliyor diye de düşünmeden edemedim.
Çatık kaşlarımı hemen düzeltip gülümsedim.
"Pekala bir baktırsam gerçekten iyi olacak." dedim
Gülümsediler ve yürümeye başladık
Arabanın önüne geldiğimizde şöför kapıyı açtı ve bindik.
Hastahanenin önüne geldikten sonra ismine baktım ve özel Akhan hastahanesi olduğunu gördüm.
Neden her şey Akhan diye düşünmeden edemedim. Bunu çokta düşünmeme fırsat kalmadan hastanenin içine girdik.
Sıra bile almadan yürümeye devam ettiklerinde şaşırarak sordum.
"Sıra almamız gerekmiyor mu?" dedim
Polat bey bana döndü ve hafifçe gülümseyerek konuşmaya başladı.
"Gerek yok başhekimin odasına çıkacağız sana orda bakacaklar."
Başımı sallayıp onları takip etmeye başladım. Bu sıradada aklımda ki düşünceleri def etmeye çalışıyordum.
Asansöre binince darlanmaya başladım. Kapalı alanlar pek bana göre değildi.
Aras ben ve Polat bey beklerken Polat bey konuşmaya başladı.
"Adın ne?"
Ona şaşkınlıkla baktım ve konuştum.
"Asel."
Başını salladı
"Benim de Polat zaten duymuşsundur." Dedi.
Başımı salladım.
"Evet duydum memnun oldum Polat bey."
"Bana Polat de zaten bundan sonra sıkça karşılaşacağız."
Tam ne demek istediğini soracakken asansör durdu ve indik.
Dedikleri beni iyice huzursuz etmeye başlamıştı. Bu adamdan hoşlanmamıştım.
Baş hekimin odasına girince kapıdaki yazıya baktım.
Korhan Akhan yazıyor du hastahane ile aynı ismi görünce şaşırdım. Sanırım hastahanenin sahibiydi bu Korhan denilen adam.
İçeri girdiğimizde yine taş gibi bir adamla karşılaştım. Bu ne böyle etrafım metaor kaynıyordu resmen.
Adam gülümseyerek kalktı.
"Abi Aras hoşgeldiniz ne işiniz var burda." diye sordu.
Abi diyince şaşkınlıkla kalakaldım ve o an jeton düştü bu hastane ve okul Polat denilen adamın dı.
"Öz kardeşmisiniz?"
Korhan denilen adam bana döndü ve beni görünce şaşkınlıkla kalakaldı. Uzunca süzdü.
Bunlar niye beni sürekli süzüyordu gene rahatsız olmuştum.
İçine kaçmış sesiyle konuştu.
"Evet öz kardeşiz."
Anladım diyerek kafamı salladım
Korhan bey Arasa döndü ve kaşlarını çattı.
"Bu yüzünün hali ne lan senin" dedi
Gülmek istedim ama son anda kendimi tuttum.
"Anlatırım abi sonra sana. Benim yüzüme Asel hocamında sırtına bakılacak." Dedi
Korhan bey bana yöneldi ve Polat bey ile Arası dışarı çıkarttı. Evet ona hala bey diyordum. Çünkü hareketlerinden beni dikkatle incelemesinden bir kere rahatsız olmuştum artık.
Korhan bey Sırtıma baktıktan sonra konuşmaya başladı.
"Sert çarpmışsın nasıl oldu bu?" Dedi
Arası şikayet etmiş olmamak adına konuştum.
"Önemli bir şey değil sadece çarptım işte."
Mırıldanarak başını salladı ve bir kaç krem yazdı. Bende teşekkür ettim.
Arasada bakıldıktan sonra hastahaneden dışarı çıktık. Gözlerim taksi aramaya başlamıştı.
Polat bey konuşmaya başladı.
"Hiç öyle gezinemesin gözlerin seni biz bırakıyoruz." dedi.
"Teşekkür ederim ama hiç gerek yok"
Aras lafa atladı.
"Asel hocam zaten benim yüzümden sırtınızı çarptınız. Sizi biz bırakalım lütfen."
Onun bu tatlılığı karşılığında içten bir şekilde gülümsedim
"Peki madem teşekkür ederim."
Arabaya bindik adresi söyledim ve yola koyulduk.
Yine düşüncelere dalmıştım.
Bugün ne kadar hareketli geçmişti öyle. İyi ki hayatımda heyecan yok demiştim.
Yarım saat gibi geçen bir sürenin ardından araba durdu.
İndim ve tekrar teşekkür ettim.
"Beni bıraktığınız için teşekkür ederim sizede zahmet verdim."
"Ne demek rica ederiz." dedi Polat bey.
Onlar gittikten sonra daireme çıktım ve kendimi direkt yatağıma attım.
Uzun geçen günün ardından çoktan uykunun kolları arasına girmiştim bile.
Vee kestik
***
1500 kelime
bir sonraki bölümde görüşmek üzeree
