İçeriğe geç

Gerçek ailem / gerçek aile

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Gerçek ailem / gerçek aile

Bölüm 10

10.

Hafta sonu gelmişti. Üzerime bir oduncu gömlek altıma da pantolon giydim. Kafama da şapkamı taktım. Bugün hava güneşliydi.

Hep birlikte yola çıktık. Aslında çiftlikte bir bakıcımız varmış ama işi çıkmış.

O yüzden bugün bütün gün ailece yalnız olucaz. Tabi abiler de var.

Sonunda çiftliğe geldik. Kocaman iki katlı ve tatlı bir eve gelmistik. Bahçede çeşitli çiçekler var. Yanda da güzel bir ağıl var. Muhtemelen içeride koyun ve inekler vardır.

Yanda çitle kaplı bir alan var ve içerisinde oğlaklar ve keçiler var.

Etrafta ise renk renk tavuklar var. Civcivler de etraflarında dolanıyor.

Hepsi çok güzel ve tatlı. Annemleri tatillerde buraya gelmek için ikna etmeliyim. Böylece istediğim kadar onlarla vakit geçirebilirim.

Bir tane de traktör üzerinde sarı kedi var. Huzurla uyuyor.

Annemlere dönünce hepsinin beni izlediğini fark ettim.

Annem hayranlıkla bana bakıyordu. Abilerim sürat ifademi izliyordu.

" anne lütfen bazen tatillerde buraya gelelim. "

" Sen yeter ki iste güzel kızım ben her zaman seni buraya getiririm. "

" Çok teşekkür ederim annemmm"

Gülümseyerek önüme döndüm. Koşarak tavuklardan birini yakalayıp sevmeye başladım. Her şey çok güzeldi.

Keçilerin yanına gittim. Beyaz bir tanenin kafasını okşamaya başladım. Herkes tepkilerimi izliyordu.

Barış gülümseyerek yanıma geldi. Eline bir oğlak alıp bana uzattı. Tavuğu yere bırakıp onu elime almaya çalıştım. Elime almaktan ziyade resmen hayvana sarılıyordum.

Meleyince annesine döndüm. Sanki beni tehtit ediyor gibi bakıyordu. Yanıma geldi ve birden bacağıma vurdu.

Ve o anda bir flaş patladı.

Ben yere düşerken Koray beni çekmişti.

Üzerimdeki toprakları silkeleyip ayağa kalktım. Yanına gidip fotoğrafa baktım. Saçlarım havaya savrulmuştu. Tam düşerken yakalamış.

Daha fazla uzatmadan önüme döndüm. Bu sefer ineklerin yanına gittim. Beni görünce biri başını uzattı.

Gülümseyerek başını sevdim. Sonra fark ettim ki buzağılar da vardı. Bazıları daha yemek yememişti.

Elime bir biberon alıp beslemeye başladım. Çok tatlı yiyişi vardı. Onun da boğazını kaşıyıp gezmeye karar verdim.

Tabi herkes peşimden geliyordu.

Çiftliği gezerken farklı bir ağıl daha gördüm. Sonra fark ettim ki burada atlar vardı! Koşarak yanına gittim. Kafasını okşamaya başladım. Oda beni sevmiş gibi bakıyordu ve neşeyle kişnedi. Korkup bir adım geriye kaçtım.

At siyah şişe burunlu bir Arap atıydı. Çok güzel ve asil görünüyordu.

Neşeyle annemlere dönüp.

" Bine bilir miyim nooğlur. ?"

" İyide güzelim Koray abin dışında binen kimse yok ki. "

" Siz bilmiyor musunuz?"

" Biz at binmiyoruz. "

" E ben binsem olmaz mı?"

" İstersen Koray abin sana tatillerde ders verir."

Koray abime dönüp

" Sen bana ders verir misin ?"

" Beni affedersen neden olmasın?"

" Hmm düşünmem lazım. .. düşündüm ve eğer iyi bir binici olabilirsem olur. "

" Anne ben at binmeye karar verdim " dedi Yiğit.

" Teklif tek kişilikti maalesef "dedim.

" O zaman yarın at binmeye başlarsın."

Daha fazla üstelemeye gerek yoktu. Sonuç olarak at binmeye de başlayacağım.

🥀

Biraz gezdikten sonra açık alana gelmiştik. Tarla gibi bir yerdi. Abimler de bana gezdirdikleri için yanımda geziyordu. Annemler de öğle yemeği için evde kaldı.

Birden bir karaltı gözüme çarptı. Çok uzaktan bir köpek sesi geldi. O karaltı demek ki köpekti.

Sorun şu ki koşarak bana geliyordu. Koray abim de fark etti.

Elini beline uzattı. Ters bir hareket olursa silahına dayanacaktı.

Köpek yanıma git gide yaklaşırken onun bir cane corso olduğunu gördüm.

Masmavi gözleri yorgun bakıyordu.

Bu Hera'ydı!

. Benim iki yıl önce kayıp olan köpeğimdi. Babam onu ben okuldayken barınağa vermişti. Sonra gittiğimde de sahiplenildi dendi. Onu aramıştım ama bir türlü bulamadım.

Şimdi ise koşarak bana geliyordu.

Koray abim silahını çekti. Tam ateş ederken eline vurdum.

"ne yapıyorsun kızım ısırcak seni"

" O benim köpeğim."

Sonunda Hera geldi ve birden üzerime atladı. Heyecanla ve hızla etrafımda dönüyordu.

Biraz sakinleşince fark ettim ki dövüştürülmuştü.

Her yeri diş ve tırnak izleri ile doluydu. Bazıları çok yeniydi. Ve zayıflamıştı. Kaburgaları görünüyordu.

Gülümseyerek abimlere döndüm. Hepsi şokla bana bakıyordu.

" Onu da alalım. Lütfen bizimle gelsin."

" Annemlere sormalıyız. "

Onlara sormak için yola çıktık. Hera da benimle geliyordu. Tasma takmaya gerek yoktu.

Zaten ben onu kendim eğittiğim için ne desem uyguluyordu. Sadece tek kelimem yetiyordu.

Beni korumak için babama hırlamışlığı vardı. Sonra ben onu sakinleştirmiştim. Babamdan o da benim gibi nefret ediyordu.

Bölüm sonu

4 yorum