Hava çoktan kararmıştı ve ceyda teyze ile yusuf amcayı zar zorda olsa eve dinlenmeleri için göndermiştik. Ben sayenin yanında oturuyodum ve saçları ile oynuyordum. Kenan ve murat ise uyuyodu acar ve kutayda telefona dalmışlardı.
“sana bir şey olacak diye çok korktum”dedim ve alnından öptüm. Gülümsedi ve o gülümsemesi bana çok iyi geldi. Bir ilaç gibi ya da morel verir gibi. Her neyse.
Saye
Barış saçlarımla ile oynarken bende onu izliyordum. Her hali ile çok yakışıklıydı.sana bir şey olacak diye çok korktum”dedi ve o an beni kaybetmekten ne kadar çok korktuğunu anladım. Bu yüzden zar zorda olsa ona gülümsemiştim.
Belki çok fazla bir şey değildi ama benim için çok fazla bir şeydi. Çünkü gülümsemek bile zor geliyordu şuanda ve ben gülümsemeyi kahkaha atmayı çok özlemiştim.
Sabahtan beri hiç bir şey yememiştim ve normal olarak acıkmıştım. “ben acıktım”dedim. Ama kendi sesimi kendim bile duymamışken abimler ya da barış nasıl duya bilirdi? Tam tekrar söyleyeceken kenan abimin kalkması ile söylemekten vazgeçip ona döndüm.
“ne yemek istersin güzelim?”duymuşmuydu sesimi. Hemde kendi sesimi kendim bile duyuyamazken o beni nasıl duymuştu?“bilmem”dedim. O bana emin misin dercesine bakmaya başladı ve bende başım ile onu onayaldım.
Evet emindim şuan da istediğim bir yemek yoktu ama önüme gelen yemeyi yiye bilirdim. Tabi içinde peynir yoksa. “tamam o zaman ben ve murat bir şeyler almaya gidecez, bir istediğiniz olursa arayın“dedi ve murat abimin kolundan kaldırıp ayağa kaldırdı.
Murat abim ne olduğunu anlayamamıştı ve şaşkın gözlerle etrafına bakınıyordu. Başka bir zaman olsaydı buna çok gülerdim ama şuan karnım çok ağırıyordu. Kenan abimler odadan çıktı ve geriye 4 kişi kalmıştık.
Acar abimler telefona dalmışlardı ve bizimle ilgilenmiyorlardı. Barış elini yanağıma koyup yanağımı okşamaya başladı ve bende kafamı eline daha çok koydum. Bu hareketime barış sırıtmıştı ve arkasını dönüp abimlere baktı. Bizim ile ilgilenmediklerini görünce bana geri dönüp yüzüme yaklaştı ve dudaklarımı dudaklarının arasına almıştı.
Nazikçe alt dudağımı öperken bende ona karşılık vermiştim. Bir anda dişlerini geçirince geri çekilmek istemiştim izin vermemişti ve daha çok öpmüştü.
Şuanda yakalanma oladılığımız çok fazlaydı ve yakalanırsak neler olurdu tahmin bile edemezdim. Umarım yakalanmazdık. Yakalansak bile acar abime yakalanmak isterdim.
Nefesiz kaldığımı anladığında geriye çekildi ve alnıma öpücük kondurup beni izlemeye başladı. Bense nefes alışverişimi düzene sokmaya çalışıyordum. Ona baktığımda tatlı bir şekilde bana bakıyordu. Ellerini çenesinin altına koymuş ve beni izliyordu.
Bir an karnımda ki yarayı unuttum ve doğrulmaya çalıştığımda karnıma giren ağırı ile çığılık attım. Acar abimler benim çığılımı duyunca telefonu hemen yana attıp yanıma geldiler. Barış ise omuzlarımdan tutuyordu beni. “ne oluyo burada?”diye sordu kutay abim. “bilmiyorum bi anda doğruldu”dedi barış ve beni yatağa geri yatırdı. “neden böyşe bir şey yaptın abicim, bir şeye mi ihtiyacın var?”diye sordu acar abim.
“bir şey istemiyorum ya sadece boşluğuma denk geldi”dedim ve derin nefesler alıp vermeye başladım. Yaklaşık yarım saat sonra abimler geldiler ve ellerimde pizza kutuları ile içicek vardı.
Pizzabın kokusunu alınca acıkmaya başlamıştım bile. Abimler hepimize pizzaları dağıtırken o an odanın kapısının altından içeriye bir zarf atıldığını gördüm. “o ne?”dediğimde. Hepsi baktığım tarafa doğru baktı. “kim attı bunu?”diye sordu kenan abim.
Kağıyı açıp etrafına bakmıştı ama sanırım şüpheli birini görememişti. Kapıyı kapatıp yerden zarfı aldı ve yanımıza geldi. Hepimizin gözlerinin içine baktı ve sonradan zardı açıp zarfın içinden mektubu çıkartıp okumaya başladı.

