Aradan bilmem kaç saat geçmişti ama saye hala içerdeydi. Kenan çok bunalmıştı ve dışarıya çıkmıştı. Ceyda ablayıda çıkarmaya çalışmıştık ama çıkmak istememişti“kızımı bi kez keybettim bir daha kaybedemem”diyip oturduğu yerden kalkmamıştı ve hiç birimizde onu zorlamamıştık.
Acarın gözleri kıp kırmızıydı ve onu asla tanıyamıyordum. Saçları dağılmıştı ve yere bakmaktan hiç bir yere bakmıyordu ağızından tek kelime bile çıkmıyordu. Yusuf amca murat ve kutayla birlikte oturuyorlardı ve onlarında hiç hali yoktu ama acar hepsinden daha da kötü haldeydi.
Sayenin bıçaklanması en çok sanırım acarı, kenanı ve beni etkilemişti. Diğerlerini de etkilemişti. Başıma şiddetli bir ağırı girdi ama umursamadım hiç bir şey sayeden önemli değildi benim için. Sayeyi kendimden daha çok seviyordum ve şuan onu kaybetmekten o kadar çok korkuyordum ki daha önce hiç birisi için korkmamıştım.
Yabımda bir hareketlik his edince kafamı yerden kaldırıp yanıma baktım. Kenan vardı. Elinde su ve bir tane parol vardı. Ona anlamaz gözlerle baktım. Ona başımın ağırıdığını dememiştim ama o bana ilaç getirmişti.
“başının ağırıdığını biliyorum barış al iç”dedi ve ilaçla suyu bana uzattı. Bir eline bir ona baktım. Sayenin iyiliğinden başka hiç bir şey istemiyordum. Kenan bana hadi dercesine bakınca mecburen içtim.
Ceyda abla ve yusuf amca uyuya kalmıştı. Hepimiz haber almak istiyorduk ama kimse bize hiç bir şey söylemiyordu. Tam tekrar hemşirelere soru sormaya gidiceken ameliyathanenin kapısı açıldı ve içerden 2 doktorla hemşireler çıktı. Hepimizin bakışları o tarafa döndü.
Doktorlar bize bakınca bizde yanlarına gittik. Içimde adlandıramadığım bir korku vardı. Bu onu kaybetme korkusu ola bilir miydi?
“hastanın yakınları siz misiniz?”diye sordu ve hepimiz aynı anda evet demiştik. Ceyda teyze ve yusuf amca da doktorların geldiğini anlayınca uyanmışlardı.
“kardeşimin durumu nasıl iyi mi yaşıyor mu?”peş peşe soruları sıralamıştı murat. Doktor hepimizde göz gezdirdikten sonra gülümsedi. Doktorun gülümsemesi içime bir rahatlığın yerleşmesine sebep oldu. “korkmayın durumu iyi ve çok güçlü bir kız her şeye ramen hayatta kalmayı başardı”dedi ve yanımızdan geçip gittiler.
Sayemi odaya almışlardı ve hepimiz odada sayenin uyanmasını bekliyorduk. Ben sayeyei izlemekten başka hiç bir şey yapmıyordum. Murat ve kenan uyuya kalmıştı. Ceyda teyze ve yusuf amca da atıştıracak bir şeyler getirmeye gittmişlerdi. Aslında hiç bir şey yiyesim yoktu. İştahım kalmamıştı.
Kimin böyle bir durumda iştahı ola bilirdi ki. Oturduğum yerden kalkıp sayenin baş ucunda durdum. Elimi saçlarına götürdüm ve saçları ile oynamaya başladım. Onu kaybetmek bu hayatta korktuğum en büyük şeylerden biriydi. Benim ondan başka hiç kimsem yoktu. O benim ailemdi. Ona zarar geliceğine bana gelmesini göze ala bilirdim. O benim için değerliydi...
Bunu yapanı bulduğumda cezasını bi zat kendim kesecektim ve hiç kimse elimden alamazdı. Benim değerlime dokunmak o kadar kolay değildi benim güzelimin canını yakmak o kadar kolay değildi. Elbette bedelini ödeyeceklerdi.
***
Gözlerimi açtığımda herkes uyanıktı tabi saye dışında o hala uyuyordu. Oturduğum yerden doğruldum ve kenana baktım. Gözleri kıp kırmızıydı ve saçları dağılmıştı. “uyanmadı mı daha?”dedim. Belki ben uyurken uyanmıştır diye düşündüm. “hayır doktpr bi saate uyanır dedi”
Oturduğum yerden kalktım ve odada bir kaç tür gezdim. Ceyda teyzenin dediği ile durup ona döndüm. “oğlum gel bir şeyler ye dünden beri ağızına tek bir lokma bile atmadın”dedi. Aslında yemek istemiyordum ama ceyda teyzeyi kırmak istemediğim için başımla onu onayladım ve uzatığı simit ile çayı alıp yedim.
Çayımdan son yudumu alırken gözlerim sayeye takıldı. Gözlerini açmış bana bakıyordu. Gözlerini açtıpını görünce bardağı bıraktım ve hemen yanına koşup saçından öptüm. Uyanmıştı benim prensesim. Hepsi bize bakıyordu. Sayeye sıkıca sarılırken ceyda teyze ve diğerleride yanına gelip ona sıkıca sarıldılar.
