abimler dağıtıkları yerleri temizlemeye başladılar ve bende sarmaları sarmayı bırakıp ocağa koydum. Her şey hazır olana kadar odama çıkmaya karar verdim.
Odamda otururken kapı açıldı ve içeriye barış girdi. Şaşkınlıkla yatağıman kalkıp ona baktım o ise sırıtarak yanıma gelip tam karşımda durdu. Ona bakmak için biraz kafamı kaldırmak zorundaydım. Önüme gelen saç tutamını kulağımın arkasına attı. Şuan ne yaşıyorduk ne yapıyorduk hiç bir fikrim yoktu his ettiğim tek şey mutluluktu.
Elini cebine götürdü ve cebinden bir kolye çıkartıp bana verdi. Bir eline bir ona baktım ve elinde ki kolyeyi alıp incelemeye başladım. Kolyenin ucunda kırmızı taşlı bir kalp vardı ve çok güzeldi.“teşekkür ederim” dedim. Gülümsedi.“rica ederim güzelim” ikimizde mutluyduk. Ona baktım ve o da bana baktı ikimizde birbirimizi sevmemize ramen söylemiyorduk. Neden hiç bir fikrim yoktu.
Bir anda odamın kapısı açıldı ve içeriye acar abim girdi. “vay vay vay çifte kumrular napıyonuz siz burda“ dedi yanımıza geldi ve bir kolunu benim omzuma attı diğer kolunuda barışın omzuna attı. “bir şey yok acar, sen neden geldin”dedi. Abim güldü. Ne diyeceğini az çok tahmin ede biliyordum. “kardeşimin odası değil mi istediğimde gelirim, peki sen” dedi abim. Aslında neden geldiği ortadaydı abim görmesine rahmen sormuştu.
“kolyeyi vermek için geldim”dedi ve bana baktı. O an ikisi de bana baktı. “o sevdiğin kıza aldığın kolye değil mi?” o an şaşkınlıkla kafamı kaldırıp barışa baktım. Yüzünden abime küfrettiği anlaşılıyordu. “acar canına mı susadın dostum” dedi. Acar abim ise sırıtmaya başladı. “yok ben yaşamayı seviyorum sonuçta yaşamak için bir sebebim var” ne sebebiydi ki bu?
“nasıl bir sebeb o abicim”dedim ona bakarak. Bana baktı ve gülmeye başladı. “merak etme kardeşim kız arkadaşım yok ve yaşama sebebim sensin” dediğinde biraz şaşırmıştım. Ben mi ben ne alakaydı ki?
“ben mi” başını olumlu anlamda sağladı. Çok sorgulamak istemedim bu yüzden kabul ettim.
Aşadan kenan abimin bağırması ile birlikte acar abim geliyoruz dedi. Aşa indik ve salona geçip oturduk. Kolye hala elimdeydi ve o an fark ettim neden takmamıştım ki. Kolyeyi murat abime verdim ve arkamı dönüp takmasını bekledim. Kolyeyi taktıktan sonra teşekkür edip önüme döndüm.
“hadi dışarıya çıkalım” dedi kutay abim. “bu saatte mi” dedi acar abim. Kutay abim başı ile onu onayladı. “tamam o zaman hazırlanın hadi” sanırım hiç birimiz hazırlanmayacaktık çünkü hazırdık. “anlaşılan kimse hazırlanmayacak hadi çıkalım”
Evden çıktık. Ben ve barış en arkada yürüyorduk. İkimizden de çıt çıkmıyordu ama arada birbirimize bakıyorduk. Tekrar ona baktığımda bana baktığını fark ettim ve hemen gözlerimi kaçırdım. Çok güzel gözleri vardı...
Yusuf abilerin yanına gelince herkes bir yere oturdu ve sohbet etmeye başladık. Ben pek sohbete karışmıyordum aklım başka yerdeydi. Abimler bir anda kim hızlı koşar hakkında sohbet etmeyr başladılar. Hata yarış yapmaya bile karar vermişlerdi. Biraz düşündüm acaba bende mi katılmalıydım sonuçta onları geçeceğim ortadaydı. “bende katıla bilir miyim”dediğimde mert abi kaşlarını çatı ve alay ederek bakmaya başladı. “ büyünce belki abisinin gülü tamam mı”
Böyle davranması benim hırslanmama neden oldu. “oynayacam dedim” dedim. Kenan abim bana döndü ve kolunu omzuma attıp beni kendisine çekti. “emin misin abicim sana bir şey olsun istemem düşüp bi yerini yararsın”
“ya abi bir şey olmaz oynayacam dedim”dedim mızmızlanarak. “peki o zaman hadi kalkın bakalım”dedi. Ben, mert, yusuf ve acar abim yarışacaktık. Onları kolaylıkla geçerdim buna emindim. “abicim kolyeni çıkar kaybolmasın” dedi acar abim. Mantıklı geldi. Barışın yanına gittim ve kolyeyi çıkartmasını bekledim. Kolyeyi çıkarmaya çalışırken eli boynuma deydi ve kalbimi hızlandırdı.
“yorulursan dur”dedi ve o an saçımdan öptüğünü his ettim. Sanırım beni kalpten götürecekti. “bu da sana bol şans öpücüğüm olsun güzelim” dedi. Şuan tek düşündüğüm oydu.
Hepimiz yerlerimizi ayarladık ve 3 tür koşup gelecektik. Yerlerimizi aldık ve barışın yarışo başlatması ile koşmaya başladık. İlk koşmamda acar abimi ve yusuf abiyi geçmiştim. Mert ile yan yana koşuyorduk. İlk türü bittirmiştik ikinci türa gelmiştik. Bu sefer ben merti geçmiştim. O kadar hızlı koşuyordum ki düşmekten korktum. Son türda gene ben öndeydim ve tam döneceken yanıma hiç tanımadığım biri geldi ve beni itip kaçtı. Dengemi koruyamayıp yere sağ kolumun üstüne düştüm.



