Bölüm 6 — “Kan”
Atlas’ın sözlerinden sonra salon buz kesmişti.
Ece sinirle gözlerini devirdi.
“Tabii. Bir tek sen eksiktin kahramanlık yapmayan.”
Atlas alaycı şekilde güldü.
“Senin kadar iyi rol yapamıyorum.”
“Kapa çeneni!”
“Kızım yeter!” diye bağırdı Kaan Yılmaz.
Ece’nin gözleri doldu ama geri adım atmadı.
Çünkü ilk kez korkuyordu.
Yerini kaybetmekten.
Ailesini kaybetmekten.
Derin ise merdivenlerde durmuş hepsini izliyordu. Sanki başkasının hayatına yanlışlıkla girmiş gibiydi.
Tam geri dönüp odasına çıkacaktı ki Selin Hanım ona baktı.
“Gitme…”
Derin durdu.
Kadın yavaşça yanına geldi.
“Lütfen.”
Bu kelime Derin’in içini acıtıyordu.
Çünkü onu büyüten kadın hiçbir zaman “kal” dememişti.
Selin Hanım titreyen eliyle Derin’in saçını kulağının arkasına itti.
Ve o anda donup kaldı.
Gözleri büyüdü.
“Kaan…”
Adam kaşlarını çattı.
“Ne oldu?”
Selin Hanım’ın sesi fısıltıya dönüştü.
“Doğum lekesi.”
Derin şaşkınlıkla ona baktı.
Kadın yavaşça Derin’in kulağının altındaki küçük izi gösterdi.
“Aynısı bende de var…”
O an odadaki herkes sustu.
Karan bile şaşkın görünüyordu.
Kuzey’in yüzündeki sert ifade ilk kez kırıldı.
Çünkü bu detay…
Taklit edilemezdi.
Selin Hanım gözyaşlarını tutamadı.
“Benim kızım…”
Derin’in kalbi sıkıştı.
İlk kez biri ona gerçekten aitmiş gibi bakıyordu.
Ama tam o anda Ece bağırdı:
“Yeter artık!”
Herkes ona döndü.
Ece ağlıyordu artık.
“Ben ne olacağım peki?!”
Sessizlik.
Çünkü kimsenin cevabı yoktu.
Ece nefret dolu gözlerle Derin’e baktı.
“Sen geldiğinden beri herkes değişti.”
Sonra titreyen sesiyle fısıldadı:
«“Keşke hiç gelmeseydin.”»
Derin’in gözleri doldu.
Ama cevap veremedi.
Çünkü belki de gerçekten her şeyi mahvetmişti.
Tam o sırada Atlas merdivenlerin dibinden konuştu.
Sesi sakin ama sertti.
“Yanlış kişiye kızıyorsun.”
Ece sinirle ona döndü.
“Tabii sen hep onu savun.”
Atlas gözlerini Derin’den ayırmadan cevap verdi:
«“Çünkü bu kız yıllarca ait olmadığı bir yerde yaşamış… ve hâlâ ayakta.”»