Bölüm 3 — “Yılmazlar”
“Kızım…”
Kadının sesi titriyordu.
Derin olduğu yerde kalmıştı. Nefes almayı unutmuş gibiydi. O kadın ona bakarken gözlerinde gerçek bir sevgi vardı.
Hayatında ilk kez biri ona öyle bakıyordu.
Ama Derin geri çekildi.
“Hayır…” dedi kısık sesle. “Bir yanlışlık olmalı.”
Tam o sırada odadaki siyah gömlekli çocuk alaycı şekilde güldü.
“Bence de.”
Derin gözlerini ona çevirdi.
Çocuk koltuğa yaslanmıştı. Soğuk bakışlarıyla onu baştan aşağı süzdü.
“Kuzey Yılmaz.” dedi kendini tanıtır gibi değil, uyarır gibi.
Derin hiçbir şey diyemedi.
Kuzey gözlerini kısmıştı.
“19 yıl sonra bir anda ortaya çıkan birine hemen inanacak değiliz.”
“Kuzey!” diye çıkıştı annesi.
Ama çocuk geri çekilmedi.
“Ne? Hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz.”
Derin’in boğazı düğümlendi.
İşte bu duygu tanıdıktı.
Yabancı olmak.
Adam —Kaan Yılmaz— ayağa kalktı.
“Sakin olun.”
Ama odadaki hava zaten gerilmişti.
Tam o sırada kapı yeniden açıldı.
İçeri uzun boylu başka biri girdi.
Siyah takım elbisesiyle ciddi görünüyordu. Elindeki telefonu masaya bıraktıktan sonra gözleri Derin’e kaydı.
Ve birkaç saniye boyunca sustu.
“Bu mu?”
Sesi diğerine göre daha sakindi.
“Karan Yılmaz.” dedi avukat sessizce. “Büyük oğulları.”
Derin yutkundu.
Karan birkaç adım yaklaşıp Derin’e dikkatlice baktı.
Sonra annesine döndü.
“Gerçekten benziyor.”
O an odadaki herkes sustu.
Çünkü haklıydı.
Derin, Selin Yılmaz’ın gençliğine inanılmaz benziyordu.
Aynı gözler.
Aynı dudaklar.
Selin Hanım’ın gözleri yeniden doldu.
Kuzey ise sinirle başka tarafa baktı.
“Benzemesi hiçbir şeyi kanıtlamaz.”
Derin daha fazla dayanamadı.
“Ben gitmek istiyorum.”
Arkaya doğru bir adım attı ama Selin Hanım panikle ona yaklaştı.
“Gitme lütfen…”
Derin dondu.
Kadının sesi parçalanmış gibiydi.
“Yıllardır seni aradım.”
Bu cümle Derin’in kalbine oturdu.
Çünkü onu büyüten aile bir gün bile onu kaybetmekten korkmamıştı.
Ama bu kadın…
Sanki onu kaybetmekten hâlâ korkuyordu.
Karan sessizce kardeşine baktı.
“Yeter artık Kuzey.”
“Abi—”
“Kız zaten korkmuş.”
Kuzey sinirle ayağa kalktı.
“Ben sadece dikkatli davranıyorum.”
Sonra Derin’e döndü.
“Çünkü bu evde herkes göründüğü gibi değildir.”
Derin’in içi ürperdi.
Kaan Yılmaz derin bir nefes aldı.
“Bugünden sonra burada kalacaksın.”
Derin şokla başını kaldırdı.
“Ne?”
“Burası senin evin.”
Hayır.
Değildi.
Bu insanlar yabancıydı.
Bu hayat yabancıydı.
Ama tam konuşacakken Kuzey soğuk bir sesle şunu söyledi:
«“Bu ev seni ya kabul edecek… ya da parçalayacak.”»