"İlk izlenim, maalesef bir çok kişinin aklında sınıflandırma yapmak için yettiği bir şeydir."
Sabah erkenden kalkmış yolda yediğimiz simitlerle Meltem teyzelerin kapısını çalmıştık. O da Oya ve Ezgiyle sohbet etmiş tanışmıştı. Kızlara evi gezdirdikten sonra da Suat amca gelmişti yanımıza. Sözleşmeyi okumuş anlaştığımız miktarı da ödemiştik. Onlar kendi evlerine dönünce Ezgi ve Oya evi daha detaylı incelemişti ki bu da ihtiyaç listesi oluşturmamıza yardımcı olmuştu. Şimdi ne mi yapıyorduk?
"Selin!" Leyla elindeki bezi elime fırlatırken havada yakaladım. Evet, temizlik yapıyorduk. Binanın karşısındaki marketten aldığımız temizlik malzemeleriyle.
"Mutfağı yapacağını söylemiştin ama dalmışsın!" dediğinde onu onayladım.
"Hızlı bir sabah geçirdik olanları gözden geçiriyordum." dediğimde çift kişilik yatağı silen Ezgi odanın kapısına çıkıp gülümseyerek konuşmaya girdi.
"Güzel bir sabahı gözden geçirip bir daha mı mutlu oluyorsun?" sevincini saklayamayan arkadaşım gülerken mutfaktaki buzdolabını silen Oya da sesini yükselterek konuşmaya daldı.
"Arkadaşımın üstüne gitmeyin belki mutluluk sarhoşu olmuştur!" Oya da alay ettiğinde Leyla şaşırtıcı bir şekilde gülmekle yetinmiş ve ikimizin kalacağı odadaki yatakları silmeye devam etmişti.
"Mutlu olduğunuzda benimle uğraşmak nasıl bir alışkanlıktır, anlamıyorum." ayaklarımı sürüyerek mutfağa geçip Oyanın kullandığı deterjandan ıslak beze döküp eskimiş mutfak dolaplarını silmeye başladım.
"Ya eşyaları nasıl getireceğiz? Yurt odamızda bizi bekleyen valizler ve kutular var unutmayın." Odalarda temizlik yapan arkadaşlarımın duyabilmesi için seslice ortaya sorduğumda kısa bir sessizliğin ardından Leyla odadan seslenerek cevap verdi.
"Şu senin Can vardı ya diş fakültesindeki onun arabasıyla getiririz zaten seni kıracağını düşünmüyorum."
"Olmaz!" dediğimde Oya buzdolabına sokmuş olduğu kafasını çıkarıp bana baktı çatılı kaşlarıyla.
"Teklif mi etti sonunda?"
"Ya Can iyi bir insan. Sevdiğimde bir arkadaşım ama geçen gün ders çıkışı işe giderken bana eşlik etti sonra da bana karşı hisleri olduğunu söyleyince ben de kibar bir yolla onu sadece arkadaş olarak gördüğümü söyledim."
"İyi halt ettin!"
"Sağ ol Leylam, biraz daha bağır karşıdaki market duymamış." dediğimde bu sefer Ezgi seslendi.
"O ne tepki verdi sen öyle dediğinde?"
"Aramızın bozulmasını istemiyormuş bizde eskisi gibi arkadaş olarak devam edeceğiz."
"Bu mu eski haliniz Selin ya!"
"Oya bak buzdolabı kapağını kapatacağım şimdi üstüne!"
"İnsanları iyileştirmek için okuyorsun sen, kendine gel."
"Kapağı geri açınca iyileştiririm ben seni." dediğimde hızla ayağa kalktı.
"Ya ben ölüm tehditleri alıyorum kimse niye bir şey demiyor." isyanla çocuk gibi ayağına yere vurduğunda ona sırtımı dönüp dolapları temizlemeye devam ettim.
"Eşyaları nasıl getireceğimize geri dönersek eğer..... Can en iyi seçenek hem onu arkadaş gibi görmeye devam ettiğini de belli etmiş olursun."
"Ya da ümit vermiş olurum." dediğimde Ezgi belini tutarak derin bir nefes verdi ve temizlediği odadan çıkıp mutfağın bar sandalyesine geçti.
"Ya bu da bir yardımdan ümitlenecek bir tipse eğer nasıl diş okuyor?"
"Leyla! Gelsene!" Oyanın ayağa kalkıp bar tezgahtan seslenmesiyle Leyla da ayaklarını sürüye sürüye gelip Ezginin yanındaki bar sandalyesine oturdu. Oya da aklına gelen fikri Leylayla paylaştı.
"Çinli bir çocuk vardı bir ara flört ettiğin, ismi zor olduğu için Kerem diyorduk ona. Onun da arabası vardı hani taksiyle aynı renk olan."
"Yok olmaz o. Kötü bitmişti bizim ayrılık." diyerek elini boş ver dercesine havada salladığında Ezgi bir kolunu Leylanın omzuna attı. Ben de konuyu merak ederek tezgaha oturup elimdeki bezle oyalanırken karşımdaki Leylaya döndüm dinlemek adına.
"Ya şimdi bu sınıfa geldi bende arkadaşlarımla tanıştırırken Koreli diye tanıttım." cümlesi biterken elimizde olmadan güldüğümüzde Leyla tepki vermeden arkasına yaslanıp devam etti.
"Gülmeyin daha kötüsü de var. Çocuk bana dönüp bozulmuş bakınca ben de 'ha pardon Japon kendisi' dedim." dediğinde kendimi tutamayarak daha büyük bir kahkaha attım.
"Ya yazık kırılmıştır çocuk." dese de gülmekten nefesi kesilen Oya olmuştu.
"Ya bana da yazık. O gün sabahlayarak proje yetiştirmiştim yani çocuk bana o an adını sorsa hatırlamazdım. Neden beni sınıfta bırakıp gittiğini bile ertesi gün anladım kendime geldiğimde. Bir daha da görüşemedik zaten."
"Peki biz bunu neden şimdi öğreniyoruz?" dediğimde omuz silkti.
"O zamanki derdim tamamen proje notumdu ben de az önce Oya sorduğunda hatırladım." dediğinde anladığımı belirtircesine başımı salladım. Mutfaktan görülen yan taraftaki dış kapımız çalındığında Oya hemen saçlarını düzeltip kapıya yöneldi.
"Meltem teyzeye hanım kızı imajımı zedeleyemem." dediğinde biz söylediklerine gülerken o da kapıyı açtı. Ancak gelen kesinlikle Meltem teyze değildi.
"Hoş geldiniz." diyerek yan tarafta yaşayan dörtlüyü içeri alan Oya ile kızlarla olduğumuz yerde kalmış bir nebze şaşırmıştık. Alaz ve arkasından arkadaşları içeri girdiğinde tezgahta oturduğumu fark ederek tezgahtan inip gülümseyerek selam verdim. Alaz hepimiz için iyilik perisiydi bu evi tutmamızdaki yardımı sayesinde.
"Hoş geldiniz." dediğimde Alaz da gülümseyerek elindeki dörtlü kahve kartonunu uzattı.
"Hoş bulduk." dediğinde elindeki kahveleri aldım.
"İhtiyacımız olan bir şeydi, teşekkürler." gülerek söylediğim şeyle o da gülmüş yanındaki arkadaşlarına dönmüştü.
"Dersler bitince yardım için uğrayalım dedik. Arkadaşlarım Talha, Berk ve Giray. Bende Alaz." bize arkadaşlarını ve kendisini tanıttığında hepsine kahve uzattım. Sekiz kahve getirmişlerdi. Berk de elindeki dörtlü kutuyu bize dağıtmıştı.
"Selin, Ezgi ve Oya. Ben de Leyla." diyerek oturduğu yerden gülümseyerek bizi tanıtan arkadaşım sayesinde kendimi ilkokula dönmüş gibi hissediyordum.
"E tanışmamız bittiyse oturabilir miyim artık? Sabah vardiyam vardı yoruldum." Berkin isyanıyla tezgaha oturup gülerek yan tarafımı işaret ettiğimde o da gülmüş yanıma oturmuştu. Talha ve Giray da Leylayla Ezginin oturduğu bar sandalyelerinin karşısındaki sandalyelere geçmişti. Alaz da Oya ile beraber U şeklinde olan tezgahımızın diğer kısmına oturmuştu.
"Çok komik bir ortam olsa da yeni taşındığımız için olduğunu söylemeliyim." Oya gülerek konuştuğunda Berk arkasındaki mutfak dolabına kafasını yasladı.
"Kahvemiz var daha ne olsun?" diyerek ortamı yumuşattığında Alaz da Oya gibi bağdaş kurmuş olduğu tezgahta otururken bana döndü.
"Meltem teyze bizden sonra dört kızla komşu olduğu için aşağıda heyecanlıydı." dediğinde mutlu olmuştum. Gülümsedim.
"Gelmeden önce anlaşamayız diye korkmuştum ama bunu duymak rahatlattı diyebilirim."
"Yalnız kahve güzelmiş." Ezgi kahveye bakarak fark etmeden yorum yaptığında Alaz gülümsedi.
"Buraya yakın bir yer gösteririm bir ara." dediğinde yanımda oturan Berk diğerleri karşıdaki market hakkında saçma bir ilgiyle konuşurken omzuyla omzumu dürttü.
"Canın bahsettiği Selin olma ihtimalin kaç?" fısıldayarak sorduğunda itiraf etmeliyim ki biraz stres yapmıştım. Can yeni komşuma beni kötülemiş olamazdı değil mi?
"Aynı Can'dan bahsediyor olma ihtimalimiz kaç?" bende onun gibi fısıldarken gülümsedi ve kahvesini yanına bırakıp tamamen bana döndü.
"Benim kelimelerimi kullanman konuyu değiştirmez arkadaşım." dediğinde mahcup ve gergin garip bir gülümsemeyle bende ona döndüm.
"Can Seçkin, arkadaşım kendisi. Yani ondan bahsediyorsan."
"Kırmışsın çocuğu vicdansız." sahte bir kızgınlıkla konuştuğunda elimi Berkin omzuna attım aniden ve ciddiyetle gözlerimi gözlerine diktim.
"Sana karşı hislerim var, benimle çıkar mısın?" dediğimde aniden sessizleşen ortam ve herkesin üzerimize dönen şaşkın bakışları ile terlediğimi hissetim. Berk ise şok olmuştu.
"Arkadaşız kızım biz." dediğinde gülerek elini tutup el sıkıştım.
"İşte bende bunu Can'a söyledim. Arkadaştan sevgili olur mu oğlum?" onun konuştuğu gibi konuştuğumda rahat bir nefes vererek güldü.
"Artık senin tarafındayım Selin kardeş sonuçta bir konu daha net açıklanamazdı." dediğinde bende gülüşüne eşlik ettim ama diğerleri bir şey anlamadığından onlara açıklama yapmak zorunda hissederek onlara döndüm.
"Berk kardeşime uygulamalı bir şekilde anlatıyordum da bir konuyu." dediğimde Leyla ne olduğunu Can isminin geçmesinden anlamış olmalı ki gülerek ortamdaki ciddiyeti dağıttı.
"Berkle Can tanışıyor mu?"
"Konuyu Berk açtığına göre?" diyerek tek kaşımı kaldırıp Berk'e döndüm.
"Aynı fakültede ortak dersler alıyoruz, arkadaşız yani." diyerek kolunu omzuma attığında düzeltme yaptım.
"Yalnız artık benim tarafımda olan bir arkadaş kendisi." diyerek Berki işaret ettiğimde Oya ve Ezgi de ne döndüğünü anlamış gülmüştü. Alaz ve arkadaşları anlamamışken Talha konuştu bu sefer.
"E Berk sayesinde biz de tanıyoruz Can'ı ama ne olduğunu anladıysam doktor olmak nasip olmasın." dediğinde Alaz gülümseyerek arkadaşına hak verdi. Ben Talha'nın tıp okuyor olmasına şaşırırken Berk açıkladı durumu.
"Ya bir ara Can bahsetmişti Selinden sonra da ikisi konuşmuş işte Can da üzülmüştü sorunca da anlattı işte Selin onu umursamazca üzmüş gibisinden." dediğinde Talha ee dercesine elini havada salladı.
"Ya olay onun anlattığı gibi değilmiş işte Selinde uygulamalı olarak bana arkadaştan sevgili olmaz diyerek anlattı." Talha göz devirdi.
"Girayla dedik oğlum sana bu çocukta var bir şey. Bak olanları yanlış anlatma huyu da varmış."
"Yalnız, Can kötü biri değil." dediğimde Giray güldü.
"E kabul etseydin o zaman." dediğinde derin bir nefes verdim bu garip çıkışına. Alaz da gerilen havayı dağıtmak adına bana döndü ben konuşacak iken.
"Giray ve Talha pek sevmez de Canı. Üstüne alınma."
"Ne kötülüğünü gördünüz adamın?" Berk benim yerime arkadaşlarına bunu sorduğunda Giray ayaklandı.
"Biz yardım etmeye gelmiştik. Nerden başlayalım?" Berkin sorusunu görmezden gelerek karşısında oturan Leylaya dönüp konuşmuştu.
"Giray, az önce Oya mutfağı temizliyordu da yardım etsen iyi olur." diyerek ayaklandı Leyla.
"Selin sende odadaki küçük balkonu siliyordun." yaptığı kaş göz işaretlerine bir tepki vermeden elimdeki bezi bırakıp odaya gitmek adına ayaklandım. Kapının yanındaki kova ve paspası aldım elime. Ben odaya geçerken Leyla iş bölümü yapıp herkesin eline bir şeyler veriyordu.
Neydi bu Can'a olan nefretleri ve bana patlaması? İlk günden ortamı germek zorunda mıydı gerçekten? İçime anlık dolan siniri yüzüne dökmemek için kendimi zor tutuyordum şu an.
"Selinim?" Leyla kapıyı hafif örterek odaya yanıma geldiğinde ona döndüm.
"Yardım etmeye mi gelmiş germeye mi belli değil Leyla ya." odanın içinde yürüyerek konuştuğumda kolumdan tuttu.
"Ya bence kötü niyetli biri değil. Canla geçmişleri olduğu da belli ama anlık olarak zehrini sana akıttı."
"Ben o zehri kendisine iade etmeyi bilirim." diyerek kapıya yöneldiğimde kolumdan çekip durdurdu.
"Ya bir dur, şimdi herkes içeride içtenlikle yardım ediyor evi temizlemeye. Sen sinirin dinene kadar bizim odayı temizlesene hem sinirlenince temizlik iyi gelir sana."
"Beni buraya mı kapatacaksın Leyla?"
"Hayır sadece sinirliyken konuşmayı sevmediğini bilecek kadar iyi tanıyorum seni. Üstelik diğerlerini de germeye gerek yok. Zaten bende yatağı silmeyi bitirmemiştim. Beraber hallederiz kendi odamızı." diyerek gülümsemiş boynuma sarılmıştı.
"Huyuma gitmeyi bilmeniz korkutucu Leyla Dursun." diyerek bende sarıldığımda kıkırdamıştı.
"Sizden öğrendim Selin Kozalı." dediğinde ikimizde ayrıldık ve işe koyulduk.
Bizim odadaki bir yatağı silmeyi bitirdiğinden diğerine geçmişti Leyla. Bende odadaki kare şeklinde olan küçük balkonu silmeden önce siyah ama eski olan demirliklerden başladım silmeye. Bu odadakinden biraz daha büyük ve yangın merdivenine bağlanan bir balkonumuz daha vardı salona bağlanan. Ezgi evi gezerken göstermişti.
Demirliklerin tozunu aldıktan sonra balkonun cam kapısını silmeye başlamıştım ki içeriye kapıyı tıklatmış olan Berk girdi.
"Leyla senin pestilin çıkmış yatağı silmekten." dediğinde Leyla yorgunca gülümsedi.
"Aslında kendime meydan okumak için yatağı silme işini ben istemiştim ama gerçekten de pestilim çıkmış olabilir." dediğinde Berk elinden bezi aldı.
"İçerdeki koltuğu sildim az önce artık deneyimli olduğuma göre bu yatağı da silebilirim sen içeri dön Talha perdeleri çıkarmayı bilmiyor ona öğretsen iyi olur." dediğinde Leyla başıyla onaylayıp çıktı odadan.
"Berk, sessizce iş yapacağımızı umuyorum." diyerek diğer kapının iç kısmını silmeye geçtim.
"Yalnız ayıp oluyor, içeride kardeş dedik birbirimize. O kadar hukukumuz oldu." dediğinde istemeden de olsa gülümsemiştim. Berk kıvırcık saçlarını savurarak konuştuğunda gülmemek elde değildi.
"Ha şöyle gül biraz ya. Selin, Giray kötü biri değil." dediğinde bir şey demedim ve camı silmeye devam ettim.
"Sadece bazen fazla şey olabiliyor." dediğinde dönüp cümlesine ekleme yaptım.
"Sinir bozucu?" dediğimde gülerek yatağı silmeye başladı.
"Sanırım doğru bir tabir oldu."
"Bence tam uydu."
"Girayın içi temiz buna kefil olurum ama işte tanıdıkça belli eder kendini." dediğine kaşlarımı çattım.
"Madem kardeş dedik birbirimize senden saklamayacağım Berk. Girayı tanıma çabasına girmek istemiyorum."
"Bu biraz ağır olmadı mı?"
"Tanımadığı birine bu şekilde davranıyorsa tanışıp da işleri zorlaştırmaya gerek yok. Bir aradayken konuşmayız ortam da gerginleşmez merak etme."
"Ne dersen de saygı duyacağım. Yine de bu kadar erken tespit koymamanı isterdim."
"Talha tıp okuyormuş ya şaşırdım." konuyu değiştirmek istercesine yerleri silmeye başladım bu sefer.
"Neden şaşırdın ki? Gerçi aklıma geldikçe bazen bende şaşırıyorum." diyerek güldüğünde bende güldüm.
"Aynı üniversitede aynı fakültede onu görmediğim için şaşırdım." dediğimde bana döndü.
"Tıp okuyorsun yani? Vay be!"
"Ne tahmin etmiştin? Merak ettim!" dediğimde gülümsedi.
"Giyim tarzın ortaokuldaki hocalarıma benziyor. Ben de matematik öğretmenliği falan okuyorsundur diye düşünmüştüm." dediğinde gülerek cevapladım.
"Ne varmış giyim tarzımda?"
"Ciddiyet?"
"Kot pantolon ve ciddiyet mi?" gülerek söylediğimle bana döndü.
"Bak ama seni dün ilk görüşümdü palton, gömleğin, sıkı toplanmış saçların, siyah resmi pantolonun.. Karşımda bir an öğretmenimi gördüğümü sandım."
"Sen baya bakmışsın ne giydiğime."
"Çöpü attıktan sonra vedalaşırken fark ettim ne giydiğini sonra da aklımda yer edinen matematik hocamla karşılaştırdım."
"Ya Berk ne demeliyim şimdi ben sana?" dediğimde gülerek kıvırcık saçlarını eliyle düzeltti.
"Yakışıklı?"
"Bir dakika bunu demek için benimde seni öğretmenlerimle kıyaslamam gerek." diyerek sahte bir ciddiyetle üstündekilere baktım. Lacivert benimkiyle aynı renk kotu, Beyaz kazağı ve acı kahve bol deri ceketiyle normaldi işte. Ancak işin içine kıvırcık saçları ve alaylı bakan gözleri girince komik oluyordu.
"Yok kıyaslayamam. Hiçbir öğretmenimin gözlerinde her an gülebilecek gibi bir alaylı ifade veya yerinde duramayan kıvırcık saçlar yoktu." dediğimde beraber gülmüştük.
"Berk farkı bu güzelim." diyerek yatağı silmeye devam etmişti bende yerleri bitirip odadaki parkeleri silmeye başladım.
"Bak, yatağın her yerini sildim. Bu kasların bir gün işe yarayacağını biliyordum, ah pardon etkilenmiyorsun değil Selin?" alayla konuşarak olmayan kaslarını gösterdiğinde gülerek koluna dokundum.
"Hani nerde?" koluna dokunurken söylediğimle kaşlarını çatarak kolunu indirdi.
"Ha ha çok komik. Bizimde bir erkeklik gururumuz var." dediğinde gülerek kovayı eline verdim.
"Sen başlatmıştın Berk, ağlayacaksan oynamayalım." ona çocuk gibi davrandığımda devam ettirmesi hoşuma gidiyordu gerçek bir arkadaş gibiydi.
"Şimdi sen bu kovayı nasıl taşıdığımı gör de bak bakalım ağlıyor muyum?" diyerek odadan çıktığında bende gülerek arkasından ilerledim elimdekileri bırakmak adına. Berk kendinden emin ve komik bir şekilde kovayı kafasıyla aynı hizada taşırken mutfağa gitmesiyle durdurdum.
"Lavaboya dökeceğiz o suyu. Mutfağa değil."
"Baştan söylesene kızım." atarlı atarlı ilerlediğinde omuz silktim arkasından.
"Anlarsın sandım oğlum." dediğimde lavabonun kapısı önünde durup kovayı bıraktı ve bana döndü.
"Bak iki oldu, gerek kaslarıma gerek aklıma imalar yapıldı. İlerde dişlerini yapmam kalırsın öyle."
"Tamam tamam üzülme kıyamam. Kovayı taşı da suyu dökelim." diyerek eşyaları lavaboya bıraktığımda Leyla salondan görünebildiğimiz gibi duyulabildiğimizi de kanıtlayarak seslenerek yanımıza geldi.
"Bak Berk burada ki uğraşan arkadaş rolü benim. İkinci olmayı düşünürsen seni kabul edebilirim." diyerek kapı pervazından suyu döken Berke yönelik konuşmuştu.
"Şimdilik ikinciyim ancak tez vakitte yerini alırım Leyla hanım bilginiz olsun." dediğinde Leyla da güldü.
"İçeride Talha bir mobilyacıyla ikinci el mağazasından bahsetti." şimdi konu benimde ilgimi çekmişti.
"Doğrudur iki sokak ötede yan yanalar zaten. Buraya taşınırken oradan almıştık çoğu eşyayı." diyerek kovayı yere bıraktı.
"Siz odayı bitirdiyseniz çıkalım bir bakalım bize uygun neler var diye."
"Sizin işler bitti mi?" dediğimde gülümseyerek onayladı.
"Zaten eşya yok bir koltuk dışında. Hepimiz bölüştük temizledik her yeri."
"Akşam olacak birazdan. Yurda dönmemiz gerekecek." dediğimde Leyla dudağını ısırdı.
"Bunu birazdan konuşuruz önce gidelim görelim şu mobilyacıyı zaten o sokak ev eşyaları satışıyla doluymuş." dediğinde onayladım.
"Ben paltomu alayım o zaman." diyerek buradan görünen mutfağa doğru ilerledim. Mutfak ve salon birleşikti ama bar tezgahıyla bağlıydı birbirine. Salondan uzak dış kapıya yakın olan banyomuzun kapısının önünden içerisi görünüyordu. Banyo kapsının olduğu duvarın yanındaki duvarda iki kapı vardı yani bizim odalarımız. Sanırım evin ferahlığı koridor olmadığı içindi. Mutfak duvarları açık bir maviyken evin geri kalanı beyazdı bundan dolayı da olabilirdi.
Giray temizlenen dolap kapaklarını kapatırken konuşmadan bar sandalyesine asılı olan siyah paltomu alıp üzerime geçirdim ve kuşağını bağladıktan sonra büyük deri görünümlü koyu bordo rengindeki kol çantamı taktım.
"Selin." seslendiğinde duymamış gibi davranarak gözler üzerimize dönmeden önce salona geçtim. Giray da arkamdan geldiğinde hepimiz salonda toplanmıştık.
"Odalara dolap lazım kıyafetler için." dediğimde Berk elinde küçük bir kağıt salladı.
"Alazla Ezgi ölçüleri almış kaptan."
"Mimarlık fakültesinin gözdeleri ya." Oya gülerek konuştuğunda bende güldüm. Demek ki Ezgi bahsetmişti Alazla mimarlık okuduğundan.
"O zaman dolaplar sizde." dediğimde onayladılar Berkten kağıdı alıp. Oya da bana döndü.
"Mutfak eşyaları da Girayla benim. Mutfağı temizlerken içindeki şefi keşfettik." dediğinde geleceğin şefini gülümseyerek onayladım.
"O zaman salon için Selinle bakarız bir şeyler." diyen Berki onayladım.
"Talha, bize de örtü falan kaldı ya." diyen Leyla Talhanın koluna girip diğer elini ortamıza getirdi.
"Ya hadi şu festivaldeki sporcu takımların yaptığı gibi yapalım bizde."
"Öylesine olmaz bu işler. Bir şey demek lazım." dedi Berk ciddiyetle.
"Onu da siz bulun bay iki numara." Leyla tirip atarcasına başını çevirdiğinde Berk gülümsedi.
"Bulursam bir numara olurum."
"Yeni arkadaşlar diyelim gitsin işte ya." Oya sıkılmış gibi konuşunca Ezgiyle beraber onu onayladık. Şu an orijinal bir fikirdense hazır bir fikre daha çok ihtiyacımız vardı.
"Saat geçiyor. Yurda gideceğiz daha hadi." dediğimde Berk omuz silkti.
"Geçici bir süreliğine kabul edilmiştir, uygun mudur iki numara?" dedi Leyla
"Kaptana uymuşsa bana da uymuştur." Berkin söylediğine gülerken herkes elini üst üste birleştirdi. Girayın eli elimin üstüne denk gelince kabul ediyorum çocukça ama işte elimi çekip en alta koydum Leylanın elinin altına.
"1-2-3!" diyen Berkten sonra Leyla heyecanla söyledi.
"Yeni Arkadaşlar!" hepimizi tanımlayan bu iki kelimeye gülerek elimi onlar gibi havaya kaldırdım. Hepimiz çocukmuşuz da yetişkin taklidi yapıyor gibiydik.
Herkes çıkmak için kapıya yönelirken aklıma gelen şeyle arkalarından bakıp gülümsedim.
Yeni tanışmış olan sekiz gençtik. Yaşımızın verdiği güvenle bir sürü şeyi deneyimlemeye, hayatımızı isteğimiz gibi yönlendirmeye zamanımız vardı.
Yaşımızın tadını çıkarmak 'Gençliğin Güvencesi' diye özetlenebilirdi. Bir dahaki toplanışımızda bunu söylemeliydik. Hayatımızda ki olanakların ve yapabileceklerimizin özeti gibiydi..
'Gençliğin Güvencesi'