İçeriğe geç

Gemici Düğümü

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Gemici Düğümü

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Bir şans verseler elime keşke

Tek bir şans

Geçmişe gitsem

Kalbimi bin parçaya ayırsam da

Geride sana aşık olacak bir kalp bırakmasam

Hayatımızın bazı anlarında kaderimizi bir ömür değiştirecek kararlar alırız.

İşte ben de şu an, aldığım kader değiştiren bir kararı uygulamak için ilk adımı atıyordum.

Nişanlanıyordum.

Aşağıya, davetlilerin yanına inmeden önce lavaboya gitmek istediğimi söylemiştim. Çünkü biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Bütün günüm büyük bir telaş ve koşuşturmaca içinde geçmişti ve kendimle baş başa kalabileceğim tek bir anım bile olmamıştı.

Aynadaki aksime baktım. Fakat bu kez baktığım şey zarif siyah elbisem, dalga dalga yapılmış saçlarım ya da özenli makyajım değildi.

Bu kez doğrudan hislerime baktım, gözlerimin içine.

Hayatım sonsuza dek değişmek üzereydi. Bugünden tam otuz sekiz gün sonra evleniyordum ve kimsesizliğim artık son buluyordu.

Nihayet kendi ailemi kuracak, sığıntı gibi yaşadığım bir evde değilde kendime ait bir evde yaşayacaktım. Kendimi çok şanslı hissediyordum.

Hayat bir anda yüzüme gülüvermişti. Hiç aklımda yokken, bir anda karşıma Cem'i çıkarmıştı.

Hayatımı geçireceğim insanda olmasını isteyeceğim bütün her şey onun ender rastlanır kişiliğinde mevcuttu.

Dürüsttü, kibardı, anlayışlıydı ve sakindi.

Ve benim bu hayatta en çok aradığım şey sakinlikti.

Bir şeyleri sakince çözmek, sakince üzülmek, sakince yaşamak...

Ruhumun en çok ihtiyacı olduğu şey dinlenmekti.

Gözlerim mutluluktan dolarken genişçe gülümsedim.

"Mutlusun Lal." diye fısıldadım inanamayarak.

Tüm hayatım boyunca bunu beklemiştim çünkü.

Ve artık bu mutluluğa temkinli yaklaşmak zorunda değildim çünkü onu kaybetmeyecektim.

Dalgalı saçlarımı arkaya attım. Parlak taşlardan oluşan elbise askımı düzelttim. Ve tül kumaştan yapılmış hayran kaldığım elbiseme son bir kez daha baktım.

Görünüşümden son derece memnun kalarak derin bir nefes aldım ve banyonun kapısını açtım.

Hazırlanmam için bana özel olarak ayrılmış odadan içeri girdiğimde yengem her zamanki gibi söyleniyordu.

"Nerede kaldın be kızım. Ağaç oldu damat aşağıda."

En yakın arkadaşım Lale yanıma gelip ellerimi tuttu. Gözleri dolu doluydu.

"O kadar güzel oldun ki canım arkadaşım. Hep çok mutlu ol." deyip sarıldı bana.

O benim hiç sahip olmadığım kardeşimdi.

Ayrıldığımızda gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

"Ben nişanda böyleysem düğünde nasıl olacağım kim bilir?"

Ufak bir kahkaha attığımda tahammülsüz bir ses aramızdaki duygusal havayı dağıttı.

"Duygusallığınız bittiyse inelim mi artık aşağıya"

Mercan, yengemin kızı olduğunu bir kere daha kanıtlamıştı.

"Tamam Mercan, Tamam." dedi Lale oflayarak.

"Hadi açıyorum kapıyı." dedi yengem.

Derin bir nefes aldım. Lale elini sırtıma koyarak gülümsedi.

Yengem kapıyı açtı ve merdivenlere doğru yürüdük. Trabzanların başına geldiğimizde Cem; anne-babası, ve kardeşi Eymenle bizi daha doğrusu beni bekliyordu.

Yengem önden koştura koştura merdivenleri indi.

"Çok bekletmedik inşallah" dedi coşkulu bir tonla.

Nihayet evlendiğim ve benden kurtulduğu için bir de üstüne üstlük

şehrin en zengin ve köklü ailelerinden Koraltanlarla dünür olduğu için çok mutluydu. Bir taşla iki kuş vurmuştu.

"Hiç olur mu öyle şey" dedi Cem'in annesi sıcak bir gülümsemeyle.

Son basamağı inerken Cem bana elini uzattı.

Uzattığı eli memnuniyetle tuttum.

Yüzünde her zamanki ölçülü gülümsemeden vardı.

Cem böyleydi. Asla coşkulu bir insan değildi. Ne öfkesini ne sevincini uçlarda yaşamazdı. Her şeye minimum tepkiler verirdi. Onu bana seçtiren özelliği de buydu işte. Cem, huzuru da beraberinde getiren biriydi.

"Çok güzel olmuşsun." dedi gözlerimin içine bakarak. Yüzümdeki gülümseme genişledi.

"Maşallah güzel gelinime."

Cem'in annesi Hazan teyze yanıma gelip bana sıkı sıkı sarıldı. Onu çok seviyordum. Cem'in ailesindeki herkesi çok seviyordum. Nihayet hiç sahip olamadığım o sıcak aileye sahip olacaktım.

"Çok mutlu olun çocuklar, çok yakıştınız birbirinize. "

" Teşekkürler baba." dedi Cem.

Bende bir gülümsemeyle karşılık verdim Fatih amcaya. O sırada Fatih amcanın yanında duran Eymen'in dalgın bir şekilde yere baktığını fark ettim.

Onu tüm gün boyunca ilk kez şimdi görmüştüm. Yeni tıraşlanmış saçı sakalı ve üzerindeki siyah jilet gibi takıma inat yüzünde derbeder bir ifade vardı. Merdivenlerden inerken yüzünü net görememiştim ama şu an sıkıntılı ifadesini çok net görebiliyordum.

"Eymen?"

Yüzünü yerden kaldırıp bana çevirdi.

"Efendim?" dedi neşeli çıkarmak için zorladığı ses tonuyla.

"İyi misin?"

Yüzü gerildi, böyle bir soru beklemediği açıktı.

"İyiyim," dedi geniş bir gülümsemeyle. Sonra hemen Cem'in yanına gelip elini omzuna attı.

"Canım abimi yuvadan uçuruyoruz, azıcık hüzünlenelim dimi ya?" Herkes Eymen'in lafına kahkahalarla gülerken Cem, Eymen'e sarıldı. Eymen, Cem'in kulağına bir şeyler fısıldadı.

Sonra da bana dönüp "Abim ve senin adına çok mutluyum Lal." dedi.

"Abim pırlanta gibi biridir ve seni tanıdığımda senin için de aynısını düşünmüştüm. Bu hayatta birbirinizi bulduğunuz için, birbirinizin ışıltısını gölgelemek yerine daha da parlatacağınızı bildiğim için çok mutluyum. Abim de sen de emin ellerde olduğunuz için içim çok rahat. "

İçten sözleri burnumun sızlamasına sebep oldu. Bu gözyaşlarının yolda olduğuna işaretti.

Kendimi gülümsemeye zorlayarak

" Teşekkürler Eymen. " dedim.

Cem ise Eymen'in omzuna bir iki kez vurarak teşekkürünü belli etti.

Sonra "Hadi misafirlerimizi bekletmeyelim artık." dedi Hazan teyze.

Cem, bana kolunu uzattı.

Koluna girdim ve beraber dar koridordan geçip misafirlerin bulunduğu lobiye girdik. Biz girer girmez alkışlar kulak sağır edecek şekilde yükseldi.

Orkestra sözsüz keman ağırlıklı bir parça çalmaya başladı ve dans etmeye başladık. Sırayla çiftler dans pistini doldurdu bizden sonra.

Cem'in anne babası, Lale ve erkek arkadaşı, ki onlar adına çok çok mutluydum çünkü arkadaşım uzun zamandır sevdiği insana nihayet kavuşmuştu, tanımadığım daha bir sürü konuk etrafımızda dans ediyordu, dayım ve yengem bile dans ediyordu ki onları ilk kez dans ederken görüyordum.

Müzik sonlandığında davetliler bizi bir kez daha alkışladı. Ve Cem'in dedesi Altan Koraltan elindeki mikrofonla ikimizin yanına geldi.

Bir yanına ben, bir yanına Cem geçtiğinde dans eden bütün davetliler masalarına yerleşmişti.

"Sevgili dostlarımız, ailemizi bu mutlu günümüzde yalnız bırakmayıp sevincimize ortak olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Cem, benim ilk göz ağrım, ilk torunum. Bir dedenin en çok isteyeceği şey, torununun mutlu bir geleceği olduğunu görmektir. Ben bütün bir ömrü boyunca onun yanında olamasamda, onun kendine doğru kişiyi seçtiğini bilmek kalbimi çok ferahlatıyor. Çünkü biliyorum ki biz yanında olmadığımız zaman eşi destek olacak ona, üzüldüğünde o teselli edecek, sevindiğinde onunla beraber sevinecek. Aynı şekilde torunum da yol arkadaşının destekçisi olacak hep. İşte şimdi bu iki güzel gencin nişan yüzüklerini takacak olmaktan dolayı çok gururluyum. "

Salonda yine bir alkış tufanı koptu.

Bir görevli elindeki gümüş tepsiyle yüzüklerimizi getirdi.

Altan dede yüzüklerimizi takıp, parmaklarımızı birbirine bağlayan kırmızı kurdeleyi kestiğinde

tekrar alkışlar yükseldi. Önce Altan dedenin sonra da diğer aile büyüklerimizin elini öptük. Ardından toplu aile fotoğrafları ve Cem'le bizim fotoğraflarımız çekildi. Teker teker bütün tebrikleri kabul ettikten sonra ailemiz için ayrılan masaya geçtik ve yemek servisi başladı.

Orkestra da yeniden çalmaya başlamıştı.

Yemek servisi bittikten sonra ışıklar söndü ve volkan havai fişeklerle beraber kocaman nişan pastamız görevliler tarafından getirildi. Alkışlar eşliğinde Cem'le beraber pastamızı kestik ve o klişeye uyarak birbirimize birer çatal yedirdik. Pasta merasimi de bittikten sonra solist az sonraki parçayı bizim için çalacaklarını söyledi ve bizi dansa davet etti.

Shape of my heart çalmaya başladığında gülümsedim. En sevdiğim filmlerden birinin şarkısıydı.

Dans etmeye başladığımızda artık yorgunluktan ölmek üzere olsam da halimden çok memnundum. Hayatımın her döneminde hatırlayacağım harika bir nişan törenim olmuştu. Bugünü hep çok güzel anımsayacaktım.

"Çok yoruldun değil mi?"

Başımı ağır ağır salladım yorgun bir gülümsemeyle.

"Ben de."

"Ama bütün yorgunluklara değen bir gündü." dedim.

"Kesinlikle öyle."

Müzik devam ederken ve solistin huzur veren sesi yorgun zihnimi dinlendirirken, dansımızı bitirmek üzereydik.

Tam o esnada, müziğin sesini bastıracak yürek acıtan bir feryat kulaklarımdan kalbime dalga dalga aktı.

O an ne olduğunu, kimin bağırdığını bilmeden o çığlığın kalbimi parçaladığını hissettim.

Müzik durmuş, insanlar telaş içinde etrafına bakıyordu. Bense olduğum yerde kalmış, adeta donuk bir vaziyette duruyordum.

Cem'in "Anne" deyip yanımdan hızla koşturduğunu gördüm. Korkuyla peşinden koşarken Fatih amca ve Altan dede girdi görüş alanıma. Salonun çıkışına doğru yüreğim ağzımda geldiğimizde Hazan teyze'nin yere çöktüğünü gördüm. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

Olduğum yerde kalakaldım.

Cem, babası ve dedesi hızla Hazan teyze'nin yanına gittiler.

İnsanlar önümden geçip gidiyor, Hazan teyze'nin başına toplanıyorlardı.

Adım atamıyordum. Aklıma tek bir ihtimal geliyordu çünkü. Doğru olmaması için şu an her şeyimi verebilirdim.

Pasta kesildikten sonra masaya döndüğümüzde Eymen yoktu.

Cem bize pasta kesilirken konuştuklarını, Eymen'in sıkılıp eve gittiğini söylemişti.

"Abisinin nişanından bile kaçtı hayırsız" demişti gülerek.

Eymen yoktu.

Hazan teyze acı çığlıklar atıyordu.

Kalbimde fiziksel bir acı hissettim.

Etraftaki uğultu, gürültü ve kalabalık o kadar çoktu ki neler olup bittiğini bile anlayamıyordum.

Birden çivilendiğim yerden koparabildim bacaklarımı.

Hızlı adımlarla kalabalığı yarıp Hazan teyze'nin yanına ulaştım.

Cem, babası, dedesi hep bir ağızdan korkuyla bağırıyorlardı.

Ne oldu kızım, ne oldu Hazan, ne oldu anne...

Hazan teyze hiçbirini duymadan yalnızca ağlıyordu.

"Eymen" diye bağırdım titreyen sesimle.

"Eymen'e bir şey mi oldu?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.