Gece çökmüştü.
Kasabanın dışındaki eski konak, ay ışığının altında karanlık bir gölge gibi yükseliyordu. Kırık pencereleri, rüzgârın etkisiyle gıcırdayan kepenkleri ve sarmaşıklarla kaplanmış taş duvarları, yıllardır kimsenin buraya uğramadığını gösteriyordu.
Beril, demir kapının önünde durdu.
"İçeri gerçekten girecek miyiz?" diye sordu.
Yaşlı adam derin bir nefes aldı.
"Yıllar önce Elif'in düğünü burada yapılacaktı."
Yaşlı kadın, Beril'in mezarlıktan aldığı eski anahtarı gösterdi.
"Bu anahtar sadece bir kapıyı açmaz... Gerçeği de açar."
Bahçeye girdiler.
Her adımlarında kuru yapraklar hışırdıyordu.
Tam konağın kapısına geldiklerinde Beril'in cebindeki telefon kendi kendine çalmaya başladı.
Ekranda yine numara görünmüyordu.
Bu kez tek bir mesaj vardı:
"Geç kalıyorsun..."
Beril mesajı gösterdi.
Yaşlı kadın telaşlandı.
"İçeri giriyoruz. Hemen."
Anahtar, eski kilide tam oturdu.
Beril çevirdi.
Tak...
Kapı yavaşça açıldı.
İçeride yoğun bir toz kokusu vardı. Ay ışığı kırık camlardan süzülüyor, uzun koridorları aydınlatıyordu.
Koridorun sonunda büyük bir balo salonu vardı.
Tavanından dev bir avize sarkıyordu.
Salonun ortasında ise uzun yıllardır kullanılmamış gibi görünen bir düğün masası duruyordu.
Beril masaya yaklaştığında nefesi kesildi.
Masanın üzerinde tek bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta Elif gelinliğiyle gülümsüyordu.
Yanındaki damadın yüzü ise...
Kesilmişti.
Sanki biri onu fotoğraftan özenle çıkarmıştı.
"Kim yaptı bunu?" diye fısıldadı Beril.
Tam o sırada üst kattan ağır ayak sesleri duyuldu.
Tak... Tak... Tak...
Üçü de aynı anda yukarı baktı.
Koridorun sonunda beyaz bir gelinlik etekleri merdivenlerden aşağı doğru süzülüyordu.
Ama bu kez gelin tek değildi.
Onun arkasında, yüzü tamamen karanlıkta kalan uzun boylu bir adam yürüyordu.
Adam durdu.
Yavaşça başını Beril'e çevirdi.
Derin ve boğuk bir sesle konuştu:
"Sonunda geldin..."
Beril'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
Adam sağ elini uzattı.
Elinde eski, altın bir alyans vardı.
"Bu yüzük yıllardır sahibini bekliyor."
Salonun içindeki hava bir anda buz gibi oldu.
Ve avize, kimse dokunmadan yavaşça sallanmaya başladı...