İçeriğe geç

GEÇMİŞİN İZLERİ

Bölüm 5 · 3 dk okuma

GEÇMİŞİN İZLERİ

Bölüm 5

AYRILAN YOLLAR

Zaman, durdurulması imkansız acımasız bir nehir gibi aktı gitti. Kampüsün o cıvıl cıvıl koridorlarında yankılanan kahkahalar, eski beton pistte tekerleklerin çıkardığı o hırçın sesler ve loş kafede edilen o derin fısıldaşmalar, senelerin tozlu sayfaları arasında birer anıya dönüştü. O eylül akşamı yapılan o hüzünlü sarılışın ardından hayat, gruptaki herkesi birer yaprak gibi farklı yönlere savurmuştu. Can, Derin, Mert... Herkes kendi ekmek kavgasının peşine düşmüş, büyük şehirlerin kalabalığında kaybolmuş, evlenmiş ve bambaşka dünyaların mimarı olmuştu.

Alina ve Kuzey de o günden sonra bir daha hiç karşılaşmadılar. Ne bir sokakta göz göze geldiler ne de seslerini duydular. Alina, ailesinin onun için çizdiği o katı ve disiplinli kariyer yolunda yürümeyi seçti. Başka bir şehirde, geçmişin o hırçın izlerinden uzak, sakin bir hayat inşa etti. Kendine ait bir aile kurdu, bir anne oldu. Yüzüne taktığı o eski, kibirli maskeyi tamamen indirmişti belki ama kalbinin en derin dehlizlerinde, kampüsün o eski pistinde bıraktığı kırık bir aynanın parçalarını hep taşıdı.

Gecenin en sessiz saatinde, evindeki herkes uyumuşken Alina çalışma odasındaki geniş pencerenin kenarına oturmuş, dışarıda sicim gibi yağan yağmuru izliyordu. Elindeki soğumuş çay bardağını parmaklarıyla sıkarken, bakışları caddenin loş ışığında parlayan ıslak asfalta takıldı. Yıllar ona sakinliği, sabırlı olmayı ve insanları dinlemeyi öğretmişti. Çevresindekiler onu artık "anlayışlı ve zarif bir kadın" olarak tanıyordu. Ama kimse bu sakinliğin hangi fırtınanın ardından geldiğini bilmiyordu.

Alina yavaşça çekmecesini açtı. En arkada, yıllardır dokunmadığı eski bir kutunun içinde duran tekerlekli patenlerinin anahtarını çıkardı. Parmakları metalin soğuk yüzeyinde gezindi. Gözlerini kapatıp zihninin odalarına daldığında, kendini yine o loş pistte, Kuzey’in ceketinin omzunda ağlarken buluyordu.

"Başardım Kuzey," diye fısıldadı karanlığa doğru, sesi kendi odasının duvarlarında kayboldu. "Aksini iddia ettikleri halde, mükemmel olmadan da sevilebileceğimi bana kanıtladığın o günden beri hiç hata yapmaktan korkmadım. Ama içimdeki o hırçın kızı her evcilleştirdiğimde, sana ait bir parça eksiliyor gibi hissediyorum. Biz gerçekten sadece birbirimizi iyileştirip gitmek için mi karşılaşmıştık? Yoksa o pistte bıraktığımız o yarım kalmış şifre, bir gün bizi asıl hikayemize çağıracak mı?"

Aynı saatlerde, yüzlerce kilometre uzaktaki loş bir resim atölyesinde, Kuzey elindeki fırçayla devasa bir tuvalin karşısında dikiliyordu. Saçlarının şakaklarına kırlar düşmüştü, gözlerindeki o eski keskin küçümseme gitmiş, yerini derin, felsefi bir durgunluğa bırakmıştı. Atölyenin her köşesinde sergilenen tablolarında artık yalnız silüetler yoktu; ışığın ve gölgenin birleştiği, bir umudu barındıran renkler hakimdiler tuvaline. O da evlenmiş, hayatın getirdiği durağanlıkla bir yuva kurmuş ve dünyalar güzeli, kıvırcık saçlı bir kız çocuğu babası olmuştu.

Ancak fırçasını tuvale her vuruşunda, zihni ona yirmi yıl öncesinin o lanetli saniyesini fırlatıyordu. Alina’nın düşüşü, onu yakalayamayışı ve o ağacın altında beliren o küçük kız çocuğu...

Kuzey fırçayı boya kutusuna bırakıp derin bir nefes aldı. Atölyenin köşesindeki koltuğa çöküp başını ellerinin arasına aldı. İçsel bir savaşın ortasındaydı. "Yirmi yıl..." diye mırıldandı kendi kendine. "Yirmi yıldır o kızın gözlerindeki şefkat neden beni terk etmiyor? Neden kendi kızımın saçlarını her taradığımda, o pistteki hayaletin kokusunu alıyorum? Alina... Seni o gün yakalasaydım, parmaklarımın arasından kayıp gitmene izin vermeseydim, bugün bu odada bu fırçayı tutuyor olacak mıydım? Yoksa kader, bizi birbirimizin şifası yapıp sonra tamamen yabancı hayatlara fırlatırken bize en büyük bulmacasını mı sordu?"

Kuzey yaşlandıkça, zihnindeki bu şifreli mantık bulmacası bir ur gibi büyüyordu. Kendi kızı büyüdükçe, içindeki o tuhaf tekinsizlik hissi bir çığ gibi katlanarak büyümeye devam ediyordu. Kader onları tamamen farklı şehirlere, bambaşka hayatlara savurmuştu; ikisi de başkalarının kollarında yeni hikayeler yazmıştı ama o pistteki zaman kırılması, zamanın dokusunda açılan o küçük yırtık hâlâ bir cevap bekliyordu. Ve Kuzey, o cevabı bulmadan içindeki o gizemli boşluğun hiçbir zaman dolmayacağını çok iyi biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.